Alaaddin Dinçer

Alaaddin Dinçer Biyografi

Eğitimci

Öğretmenlere Kurulan Tuzağın Yeni Adı Performanstır

04.11.2017 16:42 | Son Güncelleme: 04.11.2017 16:42

Geçtiğimiz aylarda Öğretmen Strateji Belgesi Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konuldu.

Öğretmen yetiştirme düzeninden istihdama, istihdamdan çalıştırma koşullarına kadar bir dizi düzenleme strateji belgesinde yer aldı. Önümüzdeki dönemin yol haritasını oluşturacak bu belgede gerçekleştirilmesi öngörülen eylemlerin birçoğunun 2017 yılı sonuna kadar bitirilmesi hedefleniyor. Türkiye’de öğretmenlerin yetiştirilmesi ve istihdamı her dönem tartışma konusu oldu. Bu tartışmaların temellendiği zemin öğretmenlerin eğitimde üstlendikleri roller ile izah edilmektedir. Öğretmenler genelde okullara devam eden çocukların başarı ya da başarısızlığının, toplumsal dönüşümlerin anahtarı olarak görüldü. Öğretmene yüklenen misyon ve sorumluluklar ile beklentiler bu mesleğin çıtasının sürekli yüksekte tutulmasını gerektiren bir işlev gördü.

 

Öğretmenlerin yetiştirilmesinden istihdamına, yaşadıkları sorunlara ve bu sorunların çözümü ile 12 ilde yaklaşık 450 bin öğretmene uygulanmasına karara verilen performans uygulamasına dair bir perspektif oluşturmak amacıyla aşağıda yer alan metni kaleme almaya ihtiyaç doğdu. Metinde öğretmen yetiştirmenin tarihsel olarak özeti, öğretmenliğin yaşadığı dönüşüm, istihdam çeşitliliği, seçme ve atanma ile ekonomik sosyal sorunların neler olduğu üzerinde duruldu. Metinde yer alan görüş, eleştiri ve önerileri belgenin alternatifi veya bu belgedeki fikirleri çürütmeye yönelik tezler olarak görmemek gerekiyor. Değerlendirmelerimizi belgede bulunmasına karşı çıkılan ve eleştirilerin hedefinde olan kimi maddelerin uygulanması halinde ileride doğabilecek olası mağduriyetlerin önlenmesine dönük fikirler olarak görmek gerekmektedir. Son yıllarda çalışanlara yönelik, ekonomik ve sosyal alanda uygulanan yanlış politikalar eğitim ve bilim insanlarının toplum tarafından sevgi ve itibar kaybı yaşamasına, var olan sorunlara yeni sorunlar eklenmesine neden oldu. Bu yanlış politikaların ve sorunların başında; yetiştirme, seçim, istihdam, sosyal hakların kaybettirilmesi, özlük sorunları, idari baskılar, bazı siyasi aktörlerin ötekileştirici dili ve insanca yaşam sürdürebilmeleri için gerekli olan aylık alamamaları gelmektedir.

 

Performans TDK sözlüğünde başarım gücü verim olarak geçmektedir. İngilizceden devşirme olan bu sözcük iktisadi alana ve çalışma hayatımıza neo liberal kavramlar lügati ile birlikte girdi. Piyasacı kapitalizm üretilen her ürünü ve hizmeti bir meta olarak görmektedir. Üretilenlerin tamamına bir değer(fiyat) etiketlemektedir. Ürünü veya hizmeti üretenlerin iş başarımlarına göre değerlendirme ve ücretlendirme kriterlerinin liste başında performans yer almaktadır. Nitelikli eğitim, öğretme, öğrenme ve öğretmen elbette bütün çocukların hakkı. Böyle bir eğitim sistemini kurmak devletin öncelikli görevleri arasında sayılmaktadır. Nitelik yoksunluğu doğrudan süreçlerin yetersizliği ile bağlantılı olmakla birlikte, uygulayıcılardan(öğretmen ve idareciler) kaynaklanan yanlışlara da bağlanmaktadır.

 

Uygulayıcıların yanlışlarını en aza indirmek okulların yeterli alt yapıya ve donanıma sahip olması ile olanaklıdır. Eğitimde tutturulamayan hedeflerin ve başarısız sonuçların sorumluluğunu uygulayıcılarda arayan yaklaşımlar her dönem yönetenlerin sıkça başvurdukları bir yöntem olmuştur. Aba altından sopa gösterme ile havuç sopa söylemini ve en sonunda temel demokratik haklardan yoksun bırakma yöntemlerini vesayetçi otoriter devletin yasaları ve yasakları içinde bulmak mümkündür. Ölçme ve değerlendirmede göstermelik katılım ilkeleri uygulamaya koymak nesnellikten uzaklaşmaya, ölçme ve değerlendirme yapanların elinde oyuncağa ve alay konusu olmaya dönüşmektedir.

 

Eğitim, Öğretme-Öğrenme Süreçleri ve Öğretmen Performansı

Ülkemiz, öğretmen yetiştirme ve istihdam sisteminde bir istikrar oluşturamamaktan kaynaklı sayıları 400 bini aşan iş bekleyen öğretmen olamamışlarla, öğretmen olmak için okuyanların sayısının 650 bine ulaştığı öğretmen adayı gerçeği ile karşı karşıya. Bu durum, atanma şansı yakalayanların ücretlerinin düşük tutulmasını ve itibarsızlaştırmanın özünü oluşturmaktadır. Performans denilen ucube uygulamayı öğretmenlere dayatanlarda gücünü buraya dayandırmaktadır. Bugün ülkemizde öğretmenler, almayı hak ettikleri aylıkların çok altında aylıkla çalışmakta, emekli olduklarında ise çalışırken aldıkları aylık ve ek ders ücretlerinin %40’ını kaybederek yaşama tutunmaya çalışmaktadırlar. Maalesef “bir tatlı huzur” alamadan emeklilikten sonra ikinci işler yapmak zorunda kalmaktadırlar.

 

Öğretmenler, sürekli değişen müfredatlara uyum sağlamakta ve her geçen gün ağırlaşan çalışma koşullarının altında zorlanmaktadırlar. Aylıklarda yaşanan erime, yoksullaşma ve bunun getirdiği sosyal yoksunlaşma ile birlikte eğitim siteminin bütün kamburlarının sorumlusu olarak gösterilip hedef tahtasına konmuş olmaları heyecanlarını yok etmektedir. Yukarıda yazılanlar ve ayrıca listelediğimizde sayfalara sığmayacak başkaca nedenlerden dolayı eğitim ve bilim alanında küresel ölçekte bilim ve teknikte yaşanan değişimlerin gerektirdiği yöntem ve teknikleri benimseyip içselleştirmeleri/uygulamaları zaman almaktadır. Söz konusu gelişmelere uygun teoride ve pratikte ortaya çıkan yetmezlikler, eğitimsel ve bilimsel süreçlerle ilgili çeşitlilikle bezenmiş yeni ve güncel fikirlerin ortaya çıkmasına engel olmaktadır.

 

Rejimin kuruluş felsefesine bağlılık esasına dayandırılan öğretmenlik mesleği yıllarca bu sıkıştırılmışlıktan kurtularak özgürleşmenin çabası içinde oldu. Hemen her hükümet döneminde büyük mağduriyetler ve acılar yaşayan öğretmenler, bütün bu baskılara ve anti demokratik uygulamalara inat toplumun aydınlanmasında ve bilinçlenmesinde çok önemli roller üstlendiler. Rejimin istediği biçimlere ve kalıplara girmeyenler her daim ihbar mekanizmalarının, soruşturma ve sürgünlerin hedefinde yer aldılar. Ekonomik ve sosyal yönden yaşatılan bu yıkım politikaları moral ve isteklendirme yönünden de çöküntünün yaşanmasını kaçınılmaz kılmıştır. Yasaklarla dolu yasalar ve yönetmelikler yönetenlerin elinde çoğu zaman kontrol edilemeyen sopaya dönüşmüş durumdadır. Demokrasinin sürekli rötar yaptığı ve her on yılda bir darbelerle kırıntılarının bile yok edildiği ülkemizde, ilerici ve aydın olmanın zorluğu hepimizin malumudur. Aslında bu zorluklar düzene muhalif olan ve bu düzenin yarattığı adaletsizlik ve eşitsizliklere suskun kalmayan, sesini yükseltmeye çalışan herkesin karşılaştığı zorluklardır. Son 15 yıllık AKP İktidarı döneminde de içinde bulunulan ekonomik sosyal imkansızlıkları düzeltecek yeterli ve iyileştirici adımların atılmadığını görmekteyiz. İyileştirici adım atmak bir yana pek çok kazanılmış hakkımızın elimizden alınmaya çalışıldığına tanık olmaktayız.

 

Öğretmenin başarısının anahtarı okuttuğu öğrencilerini yaşama hazırlamada, onlara toplumsal sorumluluk kazandırmadaki başarısında yatmaktadır. Performans değerlendirme ölçütleri yetersiz olduğu düşünülen öğretmenler yeterlilik gösterdikleri varsayılanların yanında kendilerini ezik ve dışlanmış hissedeceklerdir. İdarelerin ve velilerin gözünde yetersiz, öğrencilere yararı dokunmayan ve hatta aldıkları aylıkları hak etmeyen kişilikler olarak görülecektir. Bir tür kötü, işe yaramaz öğretmen damgası yemiş olacaklardır. Öğretmenlerin sürekli değişen programları takip edebilmeleri, bu değişimlere uyum sağlayabilmeleri ve değişime uğratılan programları derslerinde eksiksiz uygulayabilmeleri elbette önemlidir. Ancak bunu yaparken kendini sürekli baskı altında görmesi olumsuz tepkiler geliştirmesine yol açabilir. Öğretmenleri yaptıkları işe odaklayabilmek için cesaretlendirici ve teşvik edici tedbirler almak, yarıştırıcı ve rekabetçi tutumlar içine sokmaktan daha akılcı bir çözüm olarak görülmelidir. Öğretmenlerin taşıdığı toplumsal sorumlulukların gereklerini yerine getirebilmek için güvenceli iş ortamlarının oluşturulması zorunludur. Bunun yanında dayatmacı, yasakçı, baskıcı ve kuşkucu yaklaşımlardan uzak durulmalıdır.

 

Performans Uygulaması Yerine Yapılması Gerekenler,

-Öğretmenlikteki başarının değerlendirilmesi için kullanılmakta olan araç, yöntem ve ölçütler, başarılı olanlarla olmayanları sağlıklı biçimde ayırmaya elverişli değildir.

-Öğretmenliği derecelendiren düzenleme, “kazanılmış hakların” ortadan kaldırılması sonucunu doğuran uygulamalara yol açacaktır. Öğretmenliğin özel bir uzmanlık mesleği olduğu, yasayla belirlenmiştir. 1739 sayılı yasanın 43. maddesinde öğretmenlik, “...Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir uzmanlık mesleği...” olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma göre devlet, öğretmenliğin özel bir uzmanlık mesleği olduğunu önceden kurallaştırmıştır. Yine devlet, öğretmenliğin gerektirdiği nitelikleri taşıdıklarını (eğitim ve öğretim alanında uzmanlık düzeyinde yetiştirildiklerini) saptadıklarını öğretmen olarak atamıştır. Bu duruma göre, şu anda görevde bulunan tüm öğretmenlerin “uzman” olduklarının kabul edilmesinde yasal zorunluluk vardır. Bunun anlamı, “uzman” lığın tüm öğretmenler için kazanılmış hak olmasıdır. Dolayısıyla yeniden yeniden performans ölçmeye ve değerlendirmeye gerek yoktur.

-Performans değerlendirmesi öğretmenler, öğrenciler ve veliler arasında çatışmalara, sürtüşmelere, huzursuzluklara yol açabilir. Performans değerlendirmesi, siyasal kadrolaşmayı ve ayrışmayı körükleyen bir işlev görme potansiyeli taşımaktadır. -Seçkin nitelikler taşıdıkları varsayılan öğretmenlerin çalıştıkları okullarla ötekiler arasında ayrım yapıldığı izlenimi, yeni toplumsal huzursuzlukların kaynağı olabilir.

-Nitelikli öğretmen yetiştirilmesinin ilk ve belki de en etkili adımı, yetenekli gençleri “Öğretmen Adaylığı”na razı etmektir. Bunun yolu ve yöntemi bellidir: Meslek, çekici duruma getirilmelidir. Çalışma koşulları iyileştirilmelidir. Emeklilik dönemini de kapsayacak biçimde parasal olanakları artırılmalıdır.

-Öğretmenleri başka alanlarda yetişmişler arasından seçmek yerine özel olarak yetiştirmek, eğitimin niteliğini yükseltme çabalarını başarıya ulaştırma koşullarından bir başkasıdır. Türkiye’de öğretmen yetiştirmenin birçok türleri denenmiştir. Sonuç olarak görülmüştür ki, öğretmen yetiştirmek üzere özel olarak açılmış bulunan kurumları bitirenlerin meslekte gösterdikleri başarı, öteki kaynaklardan gelenlerden daha yüksektir.

-Öğretmenlik uygulaması, yetişme döneminin önemli bir bölümünü oluşturmalıdır. Öğretmenlik, ancak uygulama ile öğrenilebilir. Eğitim ve öğretime ilişkin kuramsal bilgilerden öğretmenlik uygulamasında en üst düzeyde yararlanma becerisi, ancak uygulama içinde kazanılabilir.

-Öğretmen yetiştiren kurumlardan uygulamaya çok zaman ayırmış olanların daha başarılı öğretmen yetiştirmeleri beklenir. Yaşananlar, bu beklentinin boş olmadığını göstermektedir. Uygulama çalışmalarından istenen başarıyı elde etmenin güvencesi, öğretmen kökenli, öğretmenlik deneyimi görece uzun olan öğretim üyelerinin denetim ve gözetiminde yapılmasıdır.

--Öğretmen Yetiştirme konusu, özel gündemle ve düzenli aralıklarla yapılacak eğitim kurultaylarında (şûralarda) ele alınmalı; meslek öncesi hazırlık döneminde izlenen yöntem, gerekirse, bu kurultaylarda varılan sonuçların ışığında yeniden belirlenmeli ya da değiştirilmelidir.

-Siyasal partilerin iktidara geldiklerinde söylediklerinin (neredeyse) tam tersini uygulamalarının bir sonucu olarak, demokrasinin katılım boyutunun çoğu kez yok sayılması eğitimde verimliliği önleyen başlıca nedenlerden biridir. Eğitimde köklü değişikliklere yol açabilecek düzenlemeler yapılmaktadır. Bunların hemen hiçbirinin içinde, eğitim emekçileri ile onların kurdukları örgütler bulunmamaktadır. Oysa bugün iktidarı elinde bulunduran siyasal partinin muhalefette iken en çok önem veriyor göründüğü kavramlardan biri “demokratik katılım”dı. İktidara geldikten sonra en çok görmezlikten geldiği kavram da “demokratik katılım” olmuştur

 

Sonuç olarak, Türkiye’de öğretmenler performans ölçümleri yerine ekonomik, sosyal ve mesleki sorunlarının çözülmesini, özlük durumlarının iyileştirilmesini beklemektedir. Bu noktada, “eğitimde toplam kalite yönetimi”, “verimlilik”, “sözleşmeli personel”, “esnek çalışma”, ”mülakat” gibi kavramların performans değerlendirmesi ile eş zamanlı olarak gündeme getirilmesinin basit bir rastlantı olmadığını görmek gerekir. Yapılmak istenen, çalışan-yöneten ilişkisinde bağımlılığın hâkim kılınması, yönetene itiraz etmeme ve ona yaranmanın öne çıkmasıdır. Bizler, öğretmenlik mesleğinin niteliğinin geliştirilmesi yönünde gerçekleştirilecek nitelikli hizmet içi eğitim çalışmalarının önemli olduğunu yıllardır vurgulamaktayız. Bu bağlamda, ilk adım itibariyle, öğretmen yetiştirme sisteminin yeniden ele alınması gerekmektedir. Bu konuda öğretmenlerin görüşü alınarak yapılacak çalışmaların, eğitim sendikalarıyla birlikte planlanarak yürütülmesinin gerekliliğine her zaman vurgu yapıyoruz.

 

Bakanlığın sorumluluğu gereği gündeme getirdiği performans uygulamasını ve bu konuda yapılan açıklamaları biz çocuklarımıza, toplumumuza ve ülkemize olan sorumluluğun gereği olduğunu düşünmek istiyoruz. Ancak eğitim emekçileri de yaptıkları görevin ve aldıkları sorumluluğun büyüklüğünün bilinci ile görev yapmaktadır. Eğitim emekçileri yaşadıkları sorunları çocuklara yansıtmamak için oldukça etik davranıyor. Böyle davranmaya da devam edeceğinin özellikle bilinmelidir. Tüm bunlarla birlikte haklarımızı ve özgürlüklerimizi korumak ve geliştirmek için demokratik zeminlerde sesimizi yükseltmeye devam edeceğimizi de bu vesile ile bir defa daha ilan ediyoruz. Eğitim sisteminin niteliksel gelişiminde ve okulun demokratikleşmesinde öğretmenlerin tutum ve rollerinin önemi büyüktür. Demokratik öğretmen tutumlarını geliştirecek değişik yöntem ve enstrümanlar bulunabilir. Öğretmenlere ve diğer eğitim emekçilerine kapitalizmin neo liberal dönemine içkin emek, üretim ve ücret koşullarını dayatmak evrimsel ve bilimsel düşünen nesiller yetiştirmeye yapılabilecek en büyük kötülük olacaktır. Performans değerlendirme uygulaması yeni Alo 147 ihbar hatlarının okul, ilçe ve il bazlı oluşumuna fiilen kapı aralayacaktır. Yukarıda sıralanan gerekçeler çerçevesinde öğretmenlere yeni tuzaklar kurulmasının yolunu açacak olan performans düzenlemesinin yanlış olduğunu düşünüyor bu yanlıştan dönülmesinin gereğinin altını çiziyoruz.

Yorum Yazın

Alaaddin Dinçer Diğer Yazıları

Eğitimde ve Yükseköğretimde Yapılan Yeni Düzenlemeler 10 Temmuz 2018 - 16:20
MEB 79’uncu Bakanını, 79’uncu Bakanı Birikmiş Sorunlar Bekliyor! 18 Haziran 2018 - 16:34
Eğitimin Bitmeyen “Senfonileri” 23 Mayıs 2018 - 14:48
Gelin Bizi Şaşırtın Bölünen Üniversitelere Kadın Rektör Atayın 11 Mayıs 2018 - 13:39
Demokratik Eğitim, Okul ve Üniversite İçin, Seçim Talepleri Bildirgesi! 26 Nisan 2018 - 14:34
Sınavla Öğrenci Alacak Lise Sayısı 1367 oldu 16 Nisan 2018 - 12:29
Diplomalı İşsiz Yetiştiren Üniversiteler ALES’te de Başarısız 03 Nisan 2018 - 13:45
Okuma Yazma Kampanyaları ve Gerçekler 19 Mart 2018 - 15:41
Atanamayan Bir Öğretmen Daha İntihar Etti! 16 Mart 2018 - 14:41
Yabancı Dil Ağırlıklı Hazırlık Sınıfı Projesi Başlamadan Bitti! 08 Mart 2018 - 15:19
Performans Yerine, Yeterlilikleri ve Niteliği Yükseltme! 05 Mart 2018 - 11:09
MEB’in 2017 Faaliyet Raporu Yayımlandı 01 Mart 2018 - 15:25
Okullarda Devamsızlığın Önüne Geçilemiyor! 05 Şubat 2018 - 11:02
Unvan Olmayan “Doçentlik Yeterlik Belgesi” Ne İşe Yarar? 30 Ocak 2018 - 10:10
Adres Pansiyon, Adrese En Yakın Okul Pansiyonlu Okul! 26 Ocak 2018 - 14:03
Üniversitelerin Nicelik Gelişimi Adaletsiz Yürüyor 13 Ocak 2018 - 17:44
“Yeni” Türkiye’nin Eğitim ve Yükseköğretim Döngüsü! 28 Aralık 2017 - 11:31
2022’de İşsiz Öğretmen Sayısı 1 Milyon Olacak! 20 Aralık 2017 - 13:41
"Eğitimde ve Yönetiminde Demokratikleşme İstiyoruz!" 08 Aralık 2017 - 10:54
Yükseköğretim alanında yaşanan program karmaşasına ve meslek yüksekokullarında bu yıl oluşan kontenjan açıklarına yönelik iki kurul 06 Aralık 2017 - 11:01
'ABİDE’si Dikilecek Sınav Sonuçları! 01 Aralık 2017 - 17:09
Milli Eğitim Bakanının Sınav Açıklamaları! 27 Kasım 2017 - 13:43
Öğretmenleri Anlama ve Tanıma Kılavuzu! 22 Kasım 2017 - 12:26
20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü 18 Kasım 2017 - 14:15
“Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliğine” Yönelik İtirazlar Değerlendirilmelidir 17 Kasım 2017 - 11:37
İkili Eğitim Gelecek Yıl da Sona Ermiyor! 13 Kasım 2017 - 10:32
Açıklanan Ortaöğretime Geçiş Modelinin Güçlü ve Zayıf Yönleri 06 Kasım 2017 - 16:40
Öğretmenlere Kurulan Tuzağın Yeni Adı Performanstır 04 Kasım 2017 - 16:42
YÖK, Üniversiteler, Doçentlik ve Ademi Merkeziyetçilik! 30 Ekim 2017 - 11:46
YKS Sosyal Adaleti Sağlar Mı? 18 Ekim 2017 - 12:21