adscode
adscode
adscode

Okuma Yazma Kampanyaları ve Gerçekler

Türkiye’nin yıllardır gündeminden düşmeyen okuma yazma seferberlikleri/ kampanyaları yeniden gündem oldu.

alaaddindincer@egitimajansi.com

Okuma yazma seferberlikleri 12 Eylül darbe döneminde başlatılan ve o tarihten bu yana hemen her Cumhurbaşkanının ve eşlerinin öncülük ettiği sosyal faaliyet alanı olarak görüldü. Bu minvalde okuma yazma sorunu ülkenin kadim bir sorunu olma, devletin en yetkili makamının sorumluluk alanları arasında ilk sıralarda yer alma özelliğini korumaya devam etmektedir. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan katıldıkları bir televizyon programında okuma yazma kampanyası başlatıldığının açıklamasını yaparak unutulmaya yüz tutan okuma yazma sorununa ilişkin yeni bir süreci başlatmış oldular.

Okuma yazma kampanyaları genelde Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğüne bağlı taşra kurumları üzerinden yürütülmektedir. Bugünde aynı genel müdürlük bünyesinde “Harf Harf/Hece Hece, Yeni Bir Geleceğe” sloganı ile yeni bir kampanyanın başlatılmış olduğu bilgisi ilgili genel müdürlüğün internet sitesinden duyurulmaktadır. Okuryazar olmayanlara yönelik yürütülen bu tür kampanyaların çoğunlukla etkili olduğu ve bu yolla binlerce yurttaşın okuryazar olma olanağına kavuştuğu bir gerçek. Ancak bütün bu çabalara rağmen ülke genelinde sayıları 2,5 milyonu bulan ve ağırlığını kadınların oluşturduğu okumaz yazmaz bulunduğu da başka bir gerçek olarak ilgili kurumun faaliyet raporlarında ulaştığımız bilgilerden anlaşılmaktadır.

Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğünün 2017 Faaliyet Raporunda okuma yazma bilmeyen yetişkin kadın sayısı 2 milyon 77 bin 950,erkek sayısının 384 bin 654, genel nüfus içindeki oranının ise yüzde 4,09 olduğu açıklanmaktadır. Ayrıca aynı tabloda 255 bin 209’u kadın,237 bin 829’u erkek olmak üzere 493 bin 38 kişinin okuryazarlık durumunun ne olduğunun bilinmediği bilgisine de yer verilmektedir. TÜİK 2016 istatistiklerinde 25 ve üzeri yaştakiler arasında okuryazar olmayanların oranının yüzde 5,4 olduğu bilgisi yer almaktadır. TÜİK’in kadın istatistikleri ile ilgili basın metninde, 2011’de 15 yaş ve üzerinde okuryazar olmayanların yüzde 5,88 oranında olduğuna dair veri bulunmaktadır.

Yukarıda yer alan kurumların açıklanan rakamları arasında çelişkiler olsa da okuma yazma bilmeyenlerin oranında her geçen yıl azalma olduğunu söylemek olanaklıdır. Sayının azalmasında kursların etkisinin yanında yaşlı ölümlerinin etkisinin de olduğunu yaşlı ölüm oranlarına bakarak söyleyebiliriz. Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğünün Faaliyet Raporlarında en fazla kurs açılan 10 alan arasında 71 bin 439 kişinin katılımı ile okuma yazma kursları son sırada gelmektedir. 10 program arasında katılım sayısında da 1.Kademe okuma yazma kursları 30 bin 913 kişi ile son sırada yer almaktadır. 2016 yılında açılan 1. ve 2.kademe kurs sayısının 5 bin 441,katılan kursiyer sayısının ise 23 bin 171 kişi olduğu, bu kurslarda 243 bin 547 kitap dağıtıldığı bilgisi aynı raporda yer alan verilerden anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak, okuma ve yazma sorunu geçmişi çok eski yıllara dayanan bir sorundur. Sorunun çözümüne dair zaman zaman yapılan kampanyalar kısmen başarılı olurken, bu sorunun tamamen bittiğini söylemek olanaklı değildir. İçinde okuma yazma öğrenme güçlüğü yaşayan yaşlı kişilerin bulunduğu ve pek çoğunun okuma yazmayı öğrenemeden ömürlerini tamamladıkları görsel medya destekli bu kampanyalar süreci boyunca yaşanmış ilginç hikayelere, aynı zamanda askerde okuma yazma işi ile hemhal olmuş erkeklerin askerlik hatıraları içinde de sayısız hikayeye rastlamak mümkündür. Devletin birinci derecede yetkili kurumu tarafından desteklenen ve bu denli yoğun ilgi görmüş bir konuda hala 2,5 milyon insanın okuma yazma bilmemesi ve daha vahim olanı 500 bin kişinin ne durumda olduğunun bilinmemesi üzerinde düşünülmesi gereken bir tablo olsa gerek.

12 Eylül yönetiminin zorunlu tuttuğu okuma yazma seferberliklerine katılan pek çok yurttaşa okuma yazma bilmemesine rağmen okuryazarlık belgesi verildiği devletin resmi raporlarına geçen kayıtlarda mevcut olup yetkililer tarafından da bilinen bir gerçektir. Bugün tablonun ne kadar değiştiği, gerçek okuryazar olma ile “okuryazarmış” gibi olmanın arasındaki farkın ne kadar olduğu bilinmemekle beraber yine de kampanyalar yapılmasını, bu işe zaman ve emek tüketenlere olan saygımın gereği boşa kürek çekme olarak görmediğimi belirtmek isterim.

Okuma yazma bilmeyenlerin arasında ilkokulun 5 yıl olduğu dönemler de okuma yazma öğrenmeden okuldan ayrılanlar ile okuma çağında olmasına rağmen okula gönderilmeyenlerin bulunduğu bilinmektedir. Günümüzde okullarda okuma yazma öğrenme ve okula devam etme konusunda geçmişe oranla daha iyi durumda olunduğuna dair iddialı cümleler kurulsa da başarının yüzde yüze ulaşmadığını söylemek için pek çok veri bulunmaktadır. O nedenle işi okul sıralarında sıkı tutmak, çocukların örgün eğitim ortamlarında kalmalarını başararak, tam ve gerçek anlamda okuryazar olmaların sağlamak için olanakları seferber etmek makul, mantıklı ve bilimsel olan yoldur. Doğru olan ve olması gereken bu yoldan yürümektir. 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)