Alaaddin Dinçer

Alaaddin Dinçer Biyografi

Eğitimci

Unvan Olmayan “Doçentlik Yeterlik Belgesi” Ne İşe Yarar?

30.01.2018 10:10 | Son Güncelleme: 30.01.2018 10:10

Yardımcı doçentliğin kaldırılması, yeni statü ve doçentliğe geçiş için getirilmesi düşünülen kriterler akademinin gündemi olma özelliğini korumaktadır.

YÖK’ün kamuoyuna açıkladığı yasa taslağı bütün tarafların eleştirisini almaya devam etmektedir. YÖK’te Meclis Komisyonuna verilen ve kamuoyuna yansıyan bilgilerden anlaşıldığı kadarı ile durum karmaşık bir hal almış gibi görünmektedir. Bu hafta ya da gelecek hafta komisyonda görüşülerek Meclis gündemine gelecek olan yasa taslağının son halinin nasıl şekilleneceği merak konusu olmaktadır.36 bin yardımcı doçent ile on binlerce doktora öğrencisini ilgilendiren düzenlemenin ne getireceğinden/kazandıracağından çok neyi götüreceği/kaybettireceği üzerine yoğunlaşan bir kaygı giderek egemen olmaya başlamış durumda.

Oysa modern dünyada toplumları ve o toplumun bir parçası olan emekçileri ilgilendiren her yeni düzenleme daha iyiye, ileriye ve gelişmeye katkı sağlayıcı muhteva ile ele alınır. Ancak söz konusu bizim ülkemiz ve bizim ülkemiz gibi ülkeler olunca bırakalım iyi olmayı sürekli bir geriye gidiş yaşanır. Bu durum uygulanmakta olan iktisadi ve siyasi politikalarla uyumlu olmakla birlikte insanı önceleyen politikalarla çelişen bir durumdur. Buradan bakıldığında yapılması düşünülen değişikliklerin kazanılmış hakları koruması, yeni hak kayıplarına yol açmaması ve var olanı ileriye taşıması gerekir.

Yasa taslağına bakıldığında, geçmişte belli aşamalardan geçen ve kadro öncesi doçentlik unvanı alanlar bu unvanın gerektirdiği bazı kazanımlar elde etmekteydiler. Örneğin, doçentlik unvanın bir akademik unvan olması ve bütün üniversiteler, hatta uluslararası alanda geçerli olması, doçentlik kadrosu alınmasa da ek ders ücretinin unvanı üzerinden ödenmesi gibi. Oysa doçentlik yeterlik belgesi denilen sertifika ile örneklenen hakların hiç birinden yararlanma söz konusu olmayacak. Üstelik doçentlikte sadece kadronun alındığı üniversite ile sınırlı olacak. Kişi başka bir üniversiteye gitmek ya da geçmek isterse her şeye yeni baştan başlamak zorunda kalacak, bugün yardımcı doçentlikte uygulandığı gibi. Bir bakıma doçentlik yardımcı doçentliğe indirgenmiş olacak.

Yasada öne çıkan önemli bir belirsizlikte geçen yıl yönetmelikte yapılan değişiklikle halen uygulanmakta olan doçentliğe geçiş kriterlerini tamamlayarak başvuru yapmış olan doçent adaylarının durumu ile ilgilidir.2017 yılı Nisan dönemi il Ekim ayından Aralık ayına ertelenen başvurusu yapılmış olan adayların başvuruları ne olacaktır. Bu adaylar eskiye göre mi yeniye göre mi değerlendirmeye tabi tutulacaklar. Yoksa bunlara bir tercih mi sunulacaktır. Normalinde Nisan ayında başvuru yapmış olanların jürilerinin belli olmuş olması ve şu anda jüri mülakat aşamasında olmaları gerekmekteydi. Belirsizlik ve sürecin nereye evirileceğinin bilinmemesi o adayları da mağdur etmeye devam etmektedir.

Yasanın handikap içeren en önemli maddesi kadro aşamasında jüri dahil bütün süreçlerde yetkinin üniversitelere, üniversitelerde rektöre bırakılmış olmasıdır. Kamuoyuna özerklik diye lanse edilen bu durum aslında bir özerklikten öte anlam ifade etmektedir. Üniversitelerde akademik kadro istihdamında yaşanan ve yaşanmakta olan kadrolaşma örneklerine tanık olunmaktadır. Nitekim sayısı yüzleri bulan bu türden adrese teslim kadro ilanları YÖK tarafından iptal edilmektedir. Benzerlerinin yasadan sonra yoğunlaşarak yaşanacağına dair kaygılar pek çok eleştiride dile getirilmektedir. Bunların art niyetli ve sözde eleştiriler olduğunu söyleyerek geçiştirmek olanaklı değildir.

Yardımcı doçent statüsü yerine doktor öğretim görevlisi statüsü getirilmesine gerek yoktur. Zaten yasa ile birlikte yardımcı doçent statüsü kaldırılacaktır. Bu statüye adı değişse de artık atama yapılmayacaktır. Mevcut yardımcı doçentlikten doçentliğe geçme başarısını gösterenlerin yardım doçentlik statüleri değişecektir. Geçemeyenler ise emekli olana kadar yardımcı doçent statüsünde kalmaya devam ederler.

Bu bağlamda önerilmesinde öncelik olduğu düşünülen görüşler,

-Doçentlik yeterlilik belgesinin doçentlik unvanını da içerecek biçimde düzenlenmesi,

-Halen başvuru yapmış olanların başvurularının geçerli kabul edilerek isteyenlere eski uygulama/geçiş istemeyenlere yeni uygulama/geçiş üzerinden ikili bir tercihte bulunma olanağı sağlanması,

-Doktor Öğretim Görevlisi yerine mevcut yardımcı doçent statüsünün korunması,

-Bütün bilim emekçilerinin ücret, sosyal hak ve aylıklarında günün koşullarına uygun artışlar ve iyileştirmeler yapılması,

-Doçentlik kadrolarına atanmada üniversitelerin belirleyeceği kriterlerin liyakat, yeterlilik nesnellik, nitelik, bilimsellik esaslarına dayandırılması, üniversitelerde oluşturulacak inceleme ye da mülakat jürilerinin ilgili alanlara göre merkezi olarak kura ile ÜAK veya YÖK tarafından belirlenmesi.

Sonuç olarak, yeni olanın ayakları yere basmalı temeli sağlam olmalıdır. Çürük temel üzerine kurulacak yapının uzun ömürlü olması olanaklı değildir. Genellikle yapılan bu tür her düzenleme beraberinde yeni mağduriyetler ya da hak kayıpları getirmektedir. Bu durum yapıyı daha baştan sakat bırakan bir sonuç doğurmaktadır. Üniversitenin öncelikli ihtiyacı gündeme getirilen bu düzenleme olmamalıydı. Üniversitelerin yüzlerce sorunu bulunurken, söz konusu konunun öne çıkarılması diğer sorunların gölgede kalmasına yol açmamalıdır. Dolayısıyla bir yandan bu konu tartışılır ve çözüm yolu aranmaya çalışılırken, diğer konulara da mutlaka çözüm arayışlarına devam edilmelidir. Sonuçta üniversite hayatı bir bütündür ve bilimsel gerçekler sorunların çözümüne bütüncül yaklaşılmayı gerekli kılmaktadır.

Yazının başlığında yer alan soru tümcesine dönerek bitirecek ve bu soruyu yanıtlayacak olursak, unvan olmayan “doçentlik yeterlilik belgesi” amaca hizmet eden tam bir işlev görmeyecek, yıllarca süren emeğin ve çabanın karşılığı bir “sertifika” belgesi özelliği taşıyacaktır. Dileğimiz taslağın Mecliste bu önerilerin dikkate alınması ve yasanın buna uygun olacak şekilde yeniden düzenlenerek çıkarılmasıdır.

 

Yorum Yazın

Alaaddin Dinçer Diğer Yazıları

Sınavla Öğrenci Alacak Lise Sayısı 1367 oldu 16 Nisan 2018 - 12:29
Diplomalı İşsiz Yetiştiren Üniversiteler ALES’te de Başarısız 03 Nisan 2018 - 13:45
Okuma Yazma Kampanyaları ve Gerçekler 19 Mart 2018 - 15:41
Atanamayan Bir Öğretmen Daha İntihar Etti! 16 Mart 2018 - 14:41
Yabancı Dil Ağırlıklı Hazırlık Sınıfı Projesi Başlamadan Bitti! 08 Mart 2018 - 15:19
Performans Yerine, Yeterlilikleri ve Niteliği Yükseltme! 05 Mart 2018 - 11:09
MEB’in 2017 Faaliyet Raporu Yayımlandı 01 Mart 2018 - 15:25
Okullarda Devamsızlığın Önüne Geçilemiyor! 05 Şubat 2018 - 11:02
Unvan Olmayan “Doçentlik Yeterlik Belgesi” Ne İşe Yarar? 30 Ocak 2018 - 10:10
Adres Pansiyon, Adrese En Yakın Okul Pansiyonlu Okul! 26 Ocak 2018 - 14:03
Üniversitelerin Nicelik Gelişimi Adaletsiz Yürüyor 13 Ocak 2018 - 17:44
“Yeni” Türkiye’nin Eğitim ve Yükseköğretim Döngüsü! 28 Aralık 2017 - 11:31
2022’de İşsiz Öğretmen Sayısı 1 Milyon Olacak! 20 Aralık 2017 - 13:41
"Eğitimde ve Yönetiminde Demokratikleşme İstiyoruz!" 08 Aralık 2017 - 10:54
Yükseköğretim alanında yaşanan program karmaşasına ve meslek yüksekokullarında bu yıl oluşan kontenjan açıklarına yönelik iki kurul 06 Aralık 2017 - 11:01
'ABİDE’si Dikilecek Sınav Sonuçları! 01 Aralık 2017 - 17:09
Milli Eğitim Bakanının Sınav Açıklamaları! 27 Kasım 2017 - 13:43
Öğretmenleri Anlama ve Tanıma Kılavuzu! 22 Kasım 2017 - 12:26
20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü 18 Kasım 2017 - 14:15
“Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliğine” Yönelik İtirazlar Değerlendirilmelidir 17 Kasım 2017 - 11:37
İkili Eğitim Gelecek Yıl da Sona Ermiyor! 13 Kasım 2017 - 10:32
Açıklanan Ortaöğretime Geçiş Modelinin Güçlü ve Zayıf Yönleri 06 Kasım 2017 - 16:40
Öğretmenlere Kurulan Tuzağın Yeni Adı Performanstır 04 Kasım 2017 - 16:42
YÖK, Üniversiteler, Doçentlik ve Ademi Merkeziyetçilik! 30 Ekim 2017 - 11:46
YKS Sosyal Adaleti Sağlar Mı? 18 Ekim 2017 - 12:21
Umuda Yolculuğun Üniversite Durağı ALES ve Yabancı Dil Sınavları 16 Ekim 2017 - 15:41
Lise Türleri Arasında Derslik ve Öğrenci Sayılarını Karşılaştırma 10 Ekim 2017 - 13:00
Öğretmenime Dokunma! 02 Ekim 2017 - 13:32
TEOG Sonrasında Liselerin Öğrenci Sayılarında Görülen Değişimler 23 Eylül 2017 - 16:36
Merkezi Sınav Olmadan da Olur! 19 Eylül 2017 - 13:25