Damla Aktan

Damla Aktan Biyografi

İzmir Ekonomi Üniversitesi - Öğretim Görevlisi

“EĞİTİMDEN DAHA FAZLASI”

19.09.2017 13:47 | Son Güncelleme: 19.09.2017 13:47

Küçüktüm, hatırlıyorum Orta son sınıftaydım. Lise sınavları vardı, bir telaş, merkezi sistemle yapılan bir yerleştirme sonucunda birden fazla Anadolu Lisesi’ni tercih etme seçeneğim olmuştu.

Yine aynı dönemde Özel okullar arasından da puanımın yettikleri vardı da, ailemle birlikte çok arada kalmıştık. Fransızca mı olsun ikinci yabancı dilim, Almanca’nı? Anadolu Lisesi mi daha çok ÖSS puanı getirir, kolejler mi? Malum stabilitesi hiç olmayan bir eğitim sisteminde, aileler ince ince her şeyi düşünüyor çocuklarına en “sağlam” geleceği, en iyi “eğitimi” verebilmek için.

Peki ya daha fazlası? Çocuklar yarış atı gibi koşarken kaçırdıkları hayat, sosyal zeka kaynakları, hobiler, sanat? Onlara ne oluyor? Söyleyeyim, o pırlanta değerindeki kaynaklar, bu kadar çoktan seçmeli soru arasında kaybolup gidiyor. Çünkü kazanacakları hayat şıkların arasında saklı.

Bugün sabah Milliyet gazetesi yazarı Sn. Abbas Güçlü Kanal D’de katıldığı sabah programında TEOG’un kaldırılmasından bahsederken üniversitelerde boş kalan 322.000 kontenjandan bahsetti. “Çocukları eğitime küstürmeyin” derken, aslında hepimizin sonunu getirecek bir gerçeğe dikkat çekti. Eğitimin olmadığı, eğitim alt yapısının yetersiz olduğu ve sürekli değiştiği, güvenin değil belirsizlik ve kaygının yönettiği bir eğitim psikolojisi ile okuyan bir çocuktan başarı beklemek, mucize beklemek değil de nedir?

Ailem bu dünyadaki en bilinçli ailelerden biriydi, şanslı kesimindendim toplumun. Bana başarı bursu veren okulumda devam ettim eğitimime. Hatırlarım, lise sonda müdürümün odasını basmış –buna basmak demek az kalmaz çünkü kapıyı çalıp randevu filan alamadan içeri dalmıştım- kendisinin önüne ÖSS kitapçıklarını açmış ve “Bakın ben sizin burslu öğrencinizim, siz benim İletişim okuma hakkımı elimden alamazsınız, Sözel bölüm açmanız gerek!” demiştim. Peki buna neden ihtiyaç duymuştum?

Çünkü eğitim sistemi benim TM öğrencisi olarak tüm soruları doğru da yanıtlasam puanımı kırıyor, sözel tercihi yapmama imkan tanımıyordu. Ama sözel öğrencisi olarak TM tercihi yapabiliyordum. Ve benim okulumda sözel bölümün ek okul puanı –yine sistemsel kararlarla- düşük olduğundan böyle bir bölüm açılmamıştı. Sonra sistemi değiştirdiler, iyileştirdiler kendilerince... Bugün bakıyorum, hala alt yapısı oturmuş, değişmeyen, statik ve dengeli bir sistem bulunamadı. “Değişmeyen tek şey değişimdir” derler ama bu söz bir ülkenin eğitim sistemi için geçerli değildir. Çünkü eğitim sürekli değişen değil, sürekli gelişen, toplumu ve o toplumun çocuklarını yarına en sağlam temellerle hazırlaması gereken bir sistemdir.

Öğretim görevlisi olarak çalıştığım İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin sloganı “Eğitimden Daha Fazlası”dır. Düşünüyorum da, belki de bugün yapılması gereken ilk ve tek şey “TEOG kalksın”, “Öğrenciler istedikleri okula girebilsin”, “Sınavsız geçiş kalksın onun yerine şu gelsin”, “Canımız sıkıldı bu değişsin” demek yerine, ülkemin çocuklarının en çok ihtiyacı olan şeyi, yani “eğitimden daha fazlasını” onlara veren bir sistemin alt yapısını kurabilmek. Eğitimden daha fazlasını içeren bir sistem... Onların kendilerine giden yolda, kendilerini bulmalarına imkan tanıyan bir sistem.

Çünkü insan psikolojisi bu... Özellikle büyüyen çocuklar, hayatı, içine doğdukları sistemi hazmetmek, ona adapte olarak büyümek zorunda kalıyorlar. Ve bu zaman alır. Küçük bir çocuğun sisteme ayak uydururken kendisinden bir birey yaratması zaman alır. Yarış atı gibi birbirleriyle bile yarışmak zorunda kalarak büyümeyi hazmettikleri bir sistemdeyse bunu yapmaları zaten güçken, onlar için yapılması gereken sürekli yenilik adı altında bir politika savaşı değil, bir ülkenin geleceği olacak bu çocukların içinde eğitimden daha fazlasını bulabilecekleri bir eğitim sistemidir. Kader dediğimiz şey, kurduğumuz sistemlerle yarattığımız her şeydir.

Umarım TEOG kalkmadan, bunu da etraflıca masaya yatırabilirler...

 

Etiketler: damla aktan, sınav, teog

Yorum Yazın

Damla Aktan Diğer Yazıları

“EĞİTİMDEN DAHA FAZLASI” 19 Eylül 2017 - 13:47
Bİ PARÇA PLASTİK: BEKLENMEDİK BİR AİLE ÖYKÜSÜ 23 Mart 2017 - 15:16
ARKADAŞIMA VEDA: ÇOCUKLAR İÇİN ATATÜRK 12 Mart 2017 - 15:54
Hafızasını Kaybeden Müzeden Bir Traktöre Mektuplar 28 Şubat 2017 - 16:27
İNSANIZ AYIBI YOK! 20 Şubat 2017 - 14:40
TİYATRO SİZİ ÇAĞIRIYOR! 10 Şubat 2017 - 18:53
GÜZEL ÇOCUKLAR İÇİN... 06 Şubat 2017 - 14:39
ÖĞRETMEN “OLABİLMEK”... 24 Kasım 2016 - 10:21
O HALDE TİYATRO: “PARÇACIKLAR” SİZİ BEKLİYOR! 03 Ekim 2016 - 14:50
“ADIM ADIM” HİNDİSTAN VE AMERİKA’DA ENGELLERİ AŞIYOR! 27 Eylül 2016 - 12:32
BU MAÇ KAÇMAZ! 21 Eylül 2016 - 14:25
TAŞ MEKTEP’TE BİR EĞİTMEN 19 Eylül 2016 - 12:06
MASALCI PEMPİ ÇOCUKLARA MASAL ANLATIYOR 08 Eylül 2016 - 14:20
Biraz Umut Lazım Bize... 04 Ağustos 2016 - 10:53
Yaşayabilme İhtimali... 19 Temmuz 2016 - 11:21
​ÇOK ŞEY DİYOR NAZIM... 03 Haziran 2016 - 11:15
BU YAZIM AİLELERE... 01 Haziran 2016 - 15:38
ADIM ADIM: ENGEL DEĞİL, IŞIK OL! 16 Mayıs 2016 - 10:36
“TUTUKLANDIK!”: Özgür Kelimelerin Hikayesi 12 Mayıs 2016 - 12:39
HIDRELLEZ: YAŞAM YEŞERSİN BU BAHAR! 05 Mayıs 2016 - 10:19
Evrendeki Pürtelaş “Parçacıklar”ız! 12 Nisan 2016 - 11:37
Leyla’dan Sonra... “Bir dilek, Bir Çocuk” 30 Mart 2016 - 10:31
Pastamı Üfler misin? 25 Mart 2016 - 15:20
ÇOCUK KALPLİ, AMAZON RUHLU TÜM KADINLARA! 08 Mart 2016 - 11:23
​ANKARA, GÜZEL ANKARA... 18 Şubat 2016 - 11:37
Hayat Karnesinden Yıldızlı Pekiyi Almak 23 Ocak 2016 - 13:18
DAHA BEYAZ BİR 2016! 31 Aralık 2015 - 14:13
NE OLURSAN OL… 17 Aralık 2015 - 18:51
KELİMELERİNİZ “CAN”LANSIN DİYE… 30 Kasım 2015 - 10:34
PARİS, JE T’AIME! 16 Kasım 2015 - 16:21