05.06.2018 09:44 | Son Güncelleme: 05.06.2018 09:44

12 soruda LGS kâbusu!

“TEOG-2 sınavında 17 bin şampiyonun çıkması sonrası MEB tekrar soruları zorlaştırma gereği duydu.
“TEOG-2 sınavında 17 bin şampiyonun çıkması sonrası MEB tekrar soruları zorlaştırma gereği duydu.

“TEOG-2 sınavında 17 bin şampiyonun çıkması sonrası MEB tekrar soruları zorlaştırma gereği duydu. Ama sanki bu kez kantarın topunu hepten kaçırdı. LGS’deki Matematik soruları hiç bu kadar zor olmamıştı. Aynı soruları, bırakın üniversite adaylarını, bu kadar kısa sürede Matematik öğretmenleri bile zor çözer!”

Yüz binlerce aile adeta matemde. Liselere Giriş Sınavı (LGS) milyonlarca kişinin kâbusu oldu.

Güya, sınavsız, stressiz, adil bir sınav olacaktı, tam tersi gerçekleşti.

Öğrenciler gibi aileler de perişan!

Öğretmenler ise şaşkın.

Matematik soruları hiç bu kadar zor olmamıştı.

Aynı soruları, bırakın üniversite adaylarını, bu kadar kısa sürede Matematik öğretmenleri bile zor çözer!

Peki, ama neden?

Gelin, bunun nedenlerini ve bundan sonraki yol haritasını hep birlikte irdeleyelim:

1. Neden böyle zor bir sınav yapıldı?

Geçen yıl TEOG-1 soruları, bu kadar olmasa da yine zor olunca, TEOG-2’de sorular olabildiğince kolaylaştırıldı ve testlerin tamamını yapan tam 17 bin şampiyon çıktı. Ancak soruların tümünü yapanlar bile, istediği okula giremedi, burs alamadı. Bu da alay konusu olunca, MEB tekrar soruları zorlaştırma gereği duydu. Ama sanki bu kez kantarın topunu hepten kaçırdı.

2. Adil bir sınav mı?

LGS’nin adil olduğunu söylemek mümkün değil. On binlerce ortaokul içerisinde, takviye eğitimi almadan, bu soruları çözebilecek öğrenci yetiştiren kaç okul var? Adil ve eşit bir eğitim sistemi oturmadan, sanki tüm ortaokullar en yüksek düzeyde matematik ve fen eğitimi alıyor gibi, böylesi soruları dayatmak ne kadar doğru, ne kadar adil ve ne kadar pedagojik?

3. Amaç ne?

Sınavların amacı, öğrencilerin kazanımlarını ölçmek mi yoksa hormonlu yarış atları yetiştirmek mi? Sorular zor, süre azdı. Böylesi bir tempoya ulaşılmaz mı, elbette ulaşılır ama bu da çok büyük fedakârlık gerektirir. Örneğin büyük maddi kaynaklar, örneğin çocukluğun yaşanmaması, örneğin velilerin varını yoğunu, zamanını yıllar boyu sınavlara harcaması. Peki, karşılığını alıyorlar mı? Evet demek çok zor! Amaç, çocukları hayal kırıklığına uğratmak değil, onları kazanmak olmalıydı...

4. LGS kalıcı olur mu?

LGS’nin kalıcı olması mümkün değil. Daha önceki sistemler gibi, muhtemelen gelecek yıl o da çöpe atılacaktır. Olan da bu yıl sınava giren öğrencilere olacak! Fen ve “Nitelikli” Anadolu liseleri ile meslek liseleri ve imam hatip liselerine, aynı sınavla öğrenci almanın mantığını anlamak mümkün değil. Özel statülü okullara, belli bir not ortalamasının üzerindeki öğrenciler girer ve onlar kendi aralarında yarışır, diğerlerinin moralleri de altüst edilmez. Bu eskiden böyleydi. Fen lisesine girmek isteyen öğrencilerden Türkçe, Matematik ve Fen dersleri ortalamasının 5 üzerinden 4 olması istenir, buna da kimse niye böyle demezdi! Onlara istediğiniz gibi zor soru da sorsanız, itiraz eden olmazdı. Ama mahalledeki liseye gidecek öğrenciyi böylesine şoka uğratmaya ve “senden hiçbir şey olmaz” duygusu yaşatmaya, ne vicdanen, ne de pedagojik olarak hiç kimsenin hakkı olmamalı!

5. Üzülmeye değer mi?

Ne kadar “Üzülmeyin, herkesin durumu sizden farklı değil” desek de üzülen üzülene. Özellikle de bu yaştaki çocuklara, bunu anlatmak mümkün değil. Ama yine de başarısız olanın, kendileri değil, sistemin olduğunu, onlara çok iyi izah etmeliyiz. Yoksa her şeye olan güvenleri zedelenir ki bu da ileride derin yaralar açar.

6. Sınav iptal olur mu?

Pek çok veliden bu yönde istek geliyor ama zor diye bir sınavın iptal edilme olasılığı mümkün değil. Olsa bile yaratacağı sıkıntılar, bugünkünden daha az olmaz. Bu yüzden, öfkelenmek yerine, bu sınavdan elde edilen sonuçlara ne yapılabilir ona odaklanmakta yarar var! MEB de umarız, yaşananlardan bir ders çıkarır ve gelecek yıllarda daha adil bir sınav yapar!

7. Puanlar düşer mi? Yabancı kolejler ayrı bir sınav yapar mı?

Kolejler için yarışan öğrencilerde derin bir hayal kırıklığı var. Öncelikle, puan ve net sayılarının önceki yıllara göre, çok aşağılara düşeceğini peşinen söyleyebiliriz. Peki, ilk 5-10 bindeki öğrenci profilinde değişiklik olabilir mi? Olacağı kesin! Galatasaray, İstanbul (Erkek), Kabataş, Atatürk ve Ankara Fen gibi iddialı devlet okullarında, yüzdelik dilimler tavan yaparken, Robert, Üsküdar Amerikan, Alman Lisesi gibi iddialı Türk ve yabancı okullarda ciddi puan düşüşleri söz konusu olabilir. Puan dağılımı netleştiğinde hep birlikte göreceğiz ki bu yılki yığılma, en tepede değil, tepe altında olacaktır! Gelecek yıllarda, bazı okullar, kendi öğrenci profillerine göre öğrenci seçmek için merkezi sistemden çıkıp, kendi sınavlarını yapmaya başlarsa, bu hiç şaşırtıcı olmaz!

8. Bundan sonrası için ne yapmak gerekir?

Sakin ve sabırlı olmak en iyisi. Keskin sirke küpüne zarar misali, üzüldüğünüzle kalırsınız. Çünkü sizin çektiğiniz sıkıntılar MEB’in umurunda değil! Olsa, böyle mi davranırlardı? Zor ötesi soruların, sınava giren öğrenci ve yakınları ile onları sınavlara hazırlayan öğretmenleri üzerinde büyük bir travma yarattığı kesin! Ona rağmen, dik durmak zorundasınız çünkü daha önümüzde çok ciddi bir tercih ve kayıt süreci var!

9. İkamete dayalı sistem daha adil olur mu?

MEB hemen her konuda olduğu gibi eve en yakın okul konusunda da hayallerinizi yerle bir ederse, hiç şaşırmayın ve her türlü olasılığa hazır olun! Çünkü tıpkı sınavlar gibi bu konuda da kafası karmakarışık. İddia edildiği gibi, tüm bunlar öğrencileri özel okullara yönlendirmek için mi yapılıyor, hiç sanmıyoruz. Şehir efsanesi diyebiliriz ama şu anda bu sistemden tek avantajlı çıkan da onlar gibi! Ancak yine de öküzün altında buzağı aramamak gerekir. Ve onlar da, LGS’den fazlasıyla şikâyetçi. Sınavda mağduriyet yaşayanların çoğu da onların öğrencileri. Onca öğrenim ücreti, onca takviye ve sonrasında hayal kırıklığı! Oysa hep en yüksek puan ve en iyi okullara girme garantisi vermişlerdi!

10. Hayatın sonu değil!

Böylesi giriş sınavları, ne hayatın sonu ne de her şeyin anahtarı. MEB’in tutarsızlığı, hepsi o kadar. Bir sınav yapıyorsunuz, 17 bin birinci çıkıyor, bir yıl sonra bir başka sınav yapıyorsunuz herkes yasta. Böylesi tutarsızlık olmaz. MEB ya da ÖSYM sınavlarında birinci olmak gelecek için garanti olmadığı gibi bu sınavlarda aradığını bulamamak da her şeyin bittiği anlamına gelmez. Önümüzde daha pek çok sınav var ve onlarla yaşamaya alışmamız gerekiyor.

11. Sorular çalınmış olabilir mi?

Bu yönde çok fazla iddia var. Hatta bazı okullarda, bazı öğretmenler için soruşturma başlatıldığı iddia ediliyor. MEB ise diğer konularda olduğu gibi bu konuda da sessizliğini sürdürüyor. Sızdırma söz konusu ise kopya amaçlı mı yoksa işgüzarlık mı? Araştırılıp, hemen açıklanmalıdır.

12. Kılavuz niye açıklanmıyor?

Sınavda aradığını bulamayan velilerin gözü kulağı, “niteliksiz” yani mahalledeki okullarda. Ama nedense MEB tercih ve kayıt kılavuzunu bir türlü yayımlamadı. Oysa mayıs sonu, haziran başında yayımlanacağı duyurulmuştu. Ve sanki asıl kıyamet, kılavuz yayımlandığında kopacak. Çünkü en yakın derken, birçok yerde, en uzak okullar adres olarak gösterilecek!..

Yazının devamı için tıklayınız !
Bu Haberi Hemen Paylaş!
Facebook Twitter Linkedin
Paylaş Tweetle LinkedIn
En Çok Arananlar: Abbas Güçlü, Milliyet diyalog, eğitim, LGS

Yorum Yazın

Diğer Haber Başlıkları

Anketler

Sizce partilerin seçim vaatlerinde eğitim yeterince yer alıyor mu?


Editör Mail