22.09.2012 13:42 | Son Güncelleme: 22.09.2012 13:42

'Asıl öğrenme oyun derslerinde gerçekleşiyor'

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emin Karip, “İlkokulda ilk 3 sınıfta oyun ve fiziki etkinlikler için harcanan zamanın boşa geçtiği düşünülmesin. Esas öğrenme burada gerçekleşiyor” dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emin Karip, “İlkokulda ilk 3 sınıfta oyun ve fiziki etkinlikler için harcanan zamanın boşa geçtiği düşünülmesin. Esas öğrenme burada gerçekleşiyor” dedi.



Prof. Dr. Karip, Kütahya’da bir otelde düzenlenen “Eğitimde Yeni Arayışlar” konulu çalıştayın açılış töreninde konuşma yaptı. Türkiye’de çocukların, dünyadaki çağdaşlarıyla rekabet edebilmesi, ilgi ve yeteneklerini keşfedebilmesi, 21’inci yüzyılın becerileriyle donanmış bir kuşak olarak yetişmesini sağlamak amacıyla ortalama eğitim düzeyini yükseltmek istediklerini bildirdi. Ülkede yetişkin nüfustaki ortalama eğitim süresinin 6,1 yıl olduğunu belirten Prof. Dr. Karip, bunun dünyayla rekabet edilebilecek bir insan gücü potansiyeli oluşturmada yetersiz kaldığını söyledi. Türkiye’de 24-35 yaş grubunun liseyi bitirme oranı yüzde 40 Prof. Dr. Karip, Türkiye’de liseyi bitirmiş nüfusun toplam nüfus içindeki oranının 25-34 yaş grubunda yüzde 40, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkelerinde ortalama yüzde 80 olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: “Yetişkin nüfus diyebileceğimiz 25-64 yaş grubunda liseyi bitirmiş nüfusun toplam nüfustaki oranının bizde yüzde 30, OECD ülkelerinde ortalama yüzde 71 olduğunu görüyoruz. Bu, gelecek açısından sürdürülebilir bir durum değil. Zorunlu eğitim süresini 12 yıla çıkarma çalışmalarına başlarken oldukça geniş kapsamlı analizler, OECD, Avrupa Birliği (AB) ülkeleriyle karşılaştırmalar yaptık. Matematik ve fen bilimlerinde 15 yaşındaki çocuklarımız uluslararası ortalamaların bir yıl gerisinde kalıyor. Sayısal olarak bir yıl daha az eğitim veriyoruz. Öğretmenlerimiz, eğitimcilerimiz çalışıyor. 2003’ten 2009’a matematikte 20, okumada 17, fen bilimlerinde 30 puan bir artış kaydettik. 2009’da bu veriler açıklandığında bunu hiç kimse konuşmadı. Yani iyi olan şeyleri pek görmüyoruz. Bu durum, konumumuzu fazla değiştirmedi ancak Türkiye, 2003’ten 2009’a bu konuda gelişme kaydeden birkaç ülkeden biriydi.” Zekanın göstergesi bilgi değil, hayal gücüdür Bir İngilizce öğretmeninin, hazırladığı raporu kendisine ulaştırdığını anlatan Prof. Dr. Karip, ona bu çalışmasından dolayı teşekkür etti. Raporda, Türkiye ve Norveç’teki İngilizce öğretim kitaplarının karşılaştırmasına yer verildiğini ifade eden Prof. Dr. Karip, “Diyor ki, ortalama bir derste biz 15, Norveçliler 4 kelime öğretmeye çalışıyor. İki yıl İngilizce dersi alan bir çocuk Norveç’te bu dili daha iyi konuşuyor. Daha az eğitimle nasıl öğretebiliriz? Yöntem, yaklaşım ve içerikle ilgili bir problemimiz var” diye konuştu. Prof. Dr. Karip, birçok ülkede süreleri farklılık gösterse de zorunlu ilkokul, ortaokul ve lise yapılandırmasının uygulandığını bildirdi. Matematik, fen bilimleri, sosyal bilimler ve okuma yazma öğretiminin dünyanın her ülkesinde yapıldığına işaret eden Prof. Dr. Karip, şunları söyledi: “Uluslararası eğitim sistemlerinde ilkokul, ortaokul ve lise yapılandırmasında farklılaşan nokta, ortaokuldan itibaren öğrencilerin ilgi, ihtiyaç ve yeteneklerine göre seçebilecekleri, müfredatların yüzde 15-25’i arasında değişebilen bir oranda seçmeli dersler olmasıdır. Şimdiye kadar seçmeli ders koyuyorduk ve 29 saat zorunlu, bir saat seçmeli ders vardı. Burada bir seçme olduğuna ve öğrencinin ilgisine, yeteneğine cevap verebileceğine inanabiliyor muyuz? O zaman burada bir şeyleri farklılaştırmak zorundayız. Einstein, ‘Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar yapıp beklemek deliliktir’ diyor. Zekanın göstergesi bilgi değil, hayal gücüdür. Ön plana çıkardığımız şey hep bilgi ve bu bilginin daha fazlasını vererek daha iyi bir iş yapmaya çalışıyoruz. Bilginin daha azını vererek daha çok beceri kazandırabilir, daha çok öğrenilmesini sağlayabiliriz. Bu çerçevede zorunlu ve seçmeli derslerde birtakım değişiklikler yaptık.” Çocuk hazır olduğunda okumaya başlayacaktır Prof. Dr. Karip, çocukların ilgi ve yeteneklerini belirleyerek onları yönlendirmenin anket ve ölçeklerle kolayca belirlenemeyeceğini, ilgilerinin zamanla değişebileceğini anlattı. Çocuklara, ilgi, ihtiyaç ve yeteneklerine cevap verecek seçenekler sunulması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Karip, şunları ifade etti: “Özellikle ilkokulda ilk 3 yılda çok önemli bir değişiklik var. Oyun ve fiziki etkinlikler. Bu, haftada 5 günde bir saat, ilk ve son saatlerde değil aradaki bir ders saatinde yapılmalı ve çocukluğumuzdaki oyunlar oynanmalı. O oyunların her birinde sadece fiziksel olarak aktif olmayı değil, sosyal ve düşünce gibi becerileri artırmayı hedefliyoruz. İlkokulda ilk 3 sınıfta oyun ve fiziki etkinlikler için harcanan zamanın boşa geçtiği düşünülmesin, esas öğrenme burada gerçekleşiyor. Bu, 21’inci yüzyılın öğrenmesidir. Bu hafta birçok okulu ziyaret ettim. Yetişkinlerin zihninde, ‘E canım bu çocuklar da hep oyun oynuyor’ düşüncesi var. Acelesi ne, nereye yetiştiriyoruz? Eğitimciler olarak lütfen bunu dilimizin döndüğünce anlatalım, aceleye getirmeyelim. 3 günde okuma yazma mı öğreteceğiz? Hangi yöntemi kullanırsanız kullanın, çocuk hazır olduğunda okumaya başlayacaktır.” Seçmeli derslerin öğretmen yetersizliği yok Prof. Dr. Karip, seçmeli derslerin uygulanması için öğretmen yetersizliği olduğuna ilişkin görüşe katılmadığını anlatarak, öğretmen kadrolarında çok yüksek bir norm karşılama oranına yaklaşıldığını sözlerine ekledi. Hürriyet Eğitim


Bu Haberi Hemen Paylaş!
Facebook Twitter Linkedin
Paylaş Tweetle LinkedIn
En Çok Arananlar:

Yorum Yazın



Anketler

Sizce burslu özel okul mu, parasız devlet okulu mu?
Editör Mail