adscode

Bakan Bey, Bakalım Söylediklerinin Ne Kadarını Hayata Geçirecek?

Çiçeği burnunda Milli Eğitim Bakanımız, bugüne kadar masanın karşı tarafında olduğu için görüşlerini çok rahat ifade ediyordu.

Bakan Bey, Bakalım Söylediklerinin Ne Kadarını Hayata Geçirecek?
Günün Yazısı

Şimdi icra makamında ve bakılım, şikayet ettiği sorunları ortadan kaldıracak, istediği konuları hayata geçirebilecek mi?

 

Şimdi gelin, bu öğretim yılının başında kurucusu olduğu okulun internet sitesinde veli ve öğrencilere nasıl seslendiğine önce ona bir göz atalım, arrada da, parantez içerisinde minik çıkarımlarda bulunalım:

 

Değerli dostlar merhaba;

. Lise yıllarımdan beri, en sevdiğim işi yapsam ve bu iş için bana maaş verseler diye bir hayal kurardım.

(İşte şu anda tam da öyle bir makamda. Hem eğitimi seviyor hem istediğini yapabilecek bir konumdu!)

 

. Bu bir hayaldi çünkü etrafımda çok fazla şahit olduğum bir durum değildi.

(Demek ki her türlü hayal gerçeğe dönüşebiliyormuş!)

 

. Derken, hayatımda öyle olaylar gelişti ki, her şey tam da istediğim gibi oldu.

(Ne güzel. Sanki tam da bugün için söylenmiş!)

 

. Bunu en yoğun bir şekilde ilk işe başladığım yıllarda hissettim.

Engelli çocuklarla çalışıyordum ve bana maaş veriyorlardı. İki ay uğraşıp bir çocuğa kaşık tutmayı öğretebilmenin hazzı gerçekten yaşamaya değerdi.

(Gerçekten de takdire şayan bir durum)

 

. Üniversiteye asistan olarak intisap ettiğimde, bu duygu doruk noktasına ulaştı. Akademik çalışmalar yapıyor ve sürekli kitap okuyordum. Üstelik bunun için maaş alıyordum. Diyeceğim o ki, sevdiği işi yapabilen şanslı, nadir kişilerden biriydim.

(Allah herkese böylesi seveceği iş nasip etsin)

 

. Maya Kolejini kurduktan sonra, her gün gözleri parlayan çocuklarla ve her biri gerçek bir uzman olan takım arkadaşlarımla uygulamanın içinde olmak benim için bu şansın doruk noktası oldu elbet.

(Şimdi bu şanların en büyüğünü yakaladı)


. Eğitime gönül verenler, eğitimin müfredatı öğretmeden çok daha fazla bir iş olduğunu bilirler. Büyük fotoğrafa baktığımızda insan olmanın, mutlu bir insan olmanın eğitimin asıl hedefi olduğu açıkça görülür.

(Aynen öyle. Eğitim gibi kutsal bir alan zor bulunur)

 

. Ne yazık ki eğitim, sınav sisteminin baskısıyla, büyük ölçüde belirli sınavları kazanma becerisini edinme sürecine dönüştü.

(İşte bunda hepimizin payı var)

 

. Sınavı kazanma adına oyun, çocukluk, ergenlik, gençlik heba edildi.

( Konuş Hocam, konuş diyecektim ama artık Bakansınız ve düzelt Sayın Bakınım düzelt bu yanlışı diyoruz)

 

. Bu suçu hep beraber işlediğimiz için “ne yapalım sistem böyle” diyerek yaptığımız cürmün sorumluluğunu da paylaşarak azalttık.

(Kendimizi kandırdık ama artık sizinle birlikte bunun sonu gelmeli)

 

. Normalleştirdiğimiz bu süreç, maalesef “geleceğin büyükleri” klişesine sıkıştırılan çocukların kişilik kazanması noktasında zafiyet yaşamalarına neden oldu. Oynamayan tay at olmaz der atalarımız.

(Atalarımız ne dediyse doğru demiş ama takan kim!)

 

. Oyun sadece çocukların değil, büyüklerin de ihtiyacıdır. Bir düşünür, “Yaşlandığımız için oyun oynamayı bırakmayız, oyun oynamayı bıraktığımız için yaşlanırız” diyor.

(Oyun oynamadan büyüyen anne babalar, çocuklarına nasıl oyun öğretsinler ki?)


. Bu bağlamda düşündüğümüzde, bir insan dört açıdan tamamlanırsa insan olma, şahsiyet geliştirme noktasında mesafe alabilir. Bunlar duygusal, fiziksel, toplumsal ve zihinsel yönlerdir. Dört yapraklı bir yonca gibi. Buna karşın, sınav sistemi bir çocuğun sadece zihinsel becerilerinin kısmen gelişmesini görünürde desteklemektedir. Görünürde çünkü, ezbere dayalı bir sınav hazırlık süreci, zihni geliştirmekten çok köreltir.

(Konuş Hocam konuş, keşke bunları zamanında, danışmanlığını, talim Terbiye Kurulu Başkanlığını yaptığınız Bakanlara da anlatsaydınız. Muhtemelen anlattınız ama dinlemediler. Ama artık, siz, size anlatmalısınız)


. Maya’da en çok dikkat ettiğimiz hususların başında bütünsel bir bakışla eğitim yapmak geliyor. Dört yapraklı yonca niteliğinde çocuklar, dört yapraklı yonca gibi bir toplum oluşturur. Aksi halde kolu kanadı kırık bir toplum büyük sancılar yaşar.

( Maya bir laboratuvardı, deneyimleriniz artık tüm ülke ile paylaşırsınız)

 

. Aslında bu fikri toplumun çok büyük bir kısmı paylaşıyor düşüncesindeyim. Çaresizlik, seçeneksizlik, mecburiyet gibi nedenlerle insanımız maddi manevi destek vererek, çocuklarını tek yönlü yetiştirmeye çalışıyor. Burada ne ebeveynleri, ne dershaneleri ne de öğretmenleri suçlamak adil olmaz. Hepimiz bu çaresizliğin içindeyiz.

(Ne güzel de ifade ettiniz. Umarız artık bu çaresizliğin köleleri olmaktan kurtuluruz)


. Maya olarak çocuklarımızın bütünsel yetişmeleri, ileride sevdikleri işi yapabilmeleri ve mutlu olabilmeleri için yoğun bir gayret içindeyiz. Akademik dünyadan aldığımız destek, dünyayla olan bağlantılarımız ve sadece bize ait “know-how” larımızla fark yaratıyoruz.

( Birikimleriniz ve söyledikleriniz, eğitimimizin, ülkemizin ve çocuklarımızın kazancı olduğunda, emin olun herkes sizi ayakta alkışlayacaktır)

 

. Güncele esir olmadan, ancak ülke gerçeklerini gözden kaçırmadan gereğini yapmayı önemsiyoruz. Başta akademik olmak üzere, farklı alanlardaki başarılarımız bunun bir kanıtıdır.

(Çok eleştirdiğiniz Finlandiya örneği gibi Maya örneği de ülkemiz için referans olamaz! Bu yüzden atacağınız her adım gelecekte yeni referanslarınız olacaktır)


. Giderek küçülen bir dünyada çocuklarımızın farklı becerilere ihtiyacı olduğunu biliyoruz.

( Bu çok doğru ama önemli olan bunun nasıl, nerede ve kimler tarafından verileceği)

 

. Başta temel insani değerler olmak üzere, 21. Yüzyıl becerilerini kazandırmayı öncelikli buluyoruz.

(İşte buna şapka çıkartırız)

 

. Bu yıl okula başlayan çocuklarımız 2030 başlarında iş hayatına atılacak, 2070 başında emekli olacaklar.

( Çok doğru, onları geleceğe yönelik hazırlamanın yolu ezberci, dayatmacı eğitimden vazgeçmektir. Peki bunu başarabilecek miyiz?

 

. Bugünün sınava hazırlık odaklı dar kalıplarına zorlanan çocuklar, bahsi geçen tarihler geldiğinde boşluğa düşebilirler.

(Şimdiden düşüyorlar. Sınavsız, testsiz bir hayat yok gibi onları yetiştirdik)

 

. Ebeveynlerin bugün önemsediği konular, gelecekte çok büyük bir olasılıkla işe yaramayacak.

(Ah bunu bir de onlara anlatabilseniz ne güzel olur)

 

. Bu nedenle öğrencilerimizi bugünkü eğitim sisteminin cenderesine soktuğumuzda, neleri kaybedeceğimizi ve hangi diyetleri ödeyeceğimizi tekrar tekrar düşünmek durumundayız.

( Bu konuda da size önemli görevler düşüyor. Sadece veli ve öğrencilere değil her kademede ülkeyi yönetenlere de bunu anlatmak gerekir)


. Maya ekibinin görevi, en az anne babalar kadar çocuklarımız için doğru olanı vurgulamaktır.

( Artık Maya ile birlikte tüm Türkiye var. Onlara da yılmadan doğruları anlatın)

 

. Çok güçlü ve uyumlu bir ekibe sahibiz. Lütfen bize güvenin ve hep birlikte çocuklarımızın geleceğine omuz verelim. Takım arkadaşlarım siz velilerimizi “çocuklarımız için” doğru olanlar adına bazı konularda uyarırlarsa bize kızmayın lütfen. Biz gerçekten iyi eğitimcileriz.

(Umarız MEB’de de aynı derecede övünüp ve gurur duyacağınız bir ekip oluşturursunuz)


. Maya’nın bu ülkeye katkıları umutla sürecek

(Maya gibi MEB’in ülkeye katkıları da umarız aynı heyecanla devam eder!..)


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)