06.06.2018 13:23 | Son Güncelleme: 06.06.2018 13:23

Bakan Yılmaz, Keşke Hiç konuşmasaydı!

Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, LGS'de her şeyin öngörüldüğü gibi gerçekleştiğini yani sonuçtan memnun olduklarını dil getirmiş!
E-Posta: aguclu@milliyet.com.tr / editor@egitimajansi.com
Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, LGS'de her şeyin öngörüldüğü gibi gerçekleştiğini yani sonuçtan memnun olduklarını dil getirmiş!

Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, LGS'de her şeyin öngörüldüğü gibi gerçekleştiğini yani sonuçtan memnun olduklarını dil getirmiş! LGS'de okuduğunu anlayanın, başarılı olduğu ve hayata uyumlu olduğunu söylemiş. Ezberci, dayatmacı, şok edici yönlerinden ise hiç söz etmemiş. Genel algının olumlu olduğunu da özellikle vurgulamış!

Değerlendirmeye geçmeden önce, Bakan Yılmaz, neler söylemiş gelin önce onlara bir göz atalım:

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Başbakan Binali Yıldırım'ın 81 ilden gelen öğretmenlere Çankaya Köşkü'nde verdiği iftarda, eğitimde 15 yılda yapılan yatırımları anlattı, liselere girişte 2 Haziran'da yapılan merkezi sınava ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

 

Sınava 1 milyon öğrencinin girdiğini belirten Yılmaz, "Sınav süreci ve sorularla ilgili olarak kamuoyundaki-bilenlerin söylediği-genel algı olumludur." diye konuştu.

 

Sorulara yönelik eleştirilere değinen Yılmaz, eleştirilerin soruların daha önceki sınavlardan farklı olarak analitik düşünmeyi ölçen, yorum yapma yeteneğini görmek isteyen ve ezbere dayanmayan nitelikte olmasından kaynaklandığını ifade etti.

 

Eğitim sisteminde yer alan öğretim programlarının hedeflerinin sadece öğrencilere bilgi kazandırmak olmadığının altını çizen Yılmaz, kazanılan bilgilerin hayatta kullanılmasının ve işlevsel hale getirilmiş olmasının önemine işaret etti.

 

Yılmaz, her alanda okuyan, okuduklarını anlayan, okuduklarından çıkarım yapabilen, yorumlayabilen, bildiklerine dayalı olarak bilmediklerini tahmin edebilen, analitik düşünebilen, bilimsel bilgi, beceri ve yöntemleri kullanan bireyler yetiştirmenin eğitim sisteminin hedefleri arasında yer aldığını kaydetti.


"TEOG'dan mutlaka farklı olması gerekirdi"

 

Sınava hazırlanan değil, hayata hazırlanan bireyler yetiştirmek istediklerini vurgulayan Yılmaz, şunları söylemiş:

Şimdi cümle cümle alıp, ayrıntılara girelim, bakalım kim haklı, kim haksız?

 

". Liseye geçiş sınavı, 8. sınıf öğrencilerinin okulda öğrendikleri akademik bilgileri günlük hayatta kullanabilme becerilerinin de ölçüldüğü bir sınav olarak kurgulanmıştır.

(Bu sorular mı günlük hayatla ilişkili? Sınavdaki hangi sorular, günlük hayatla iç içe keşke açıklasa da öğrensek)

 

. Bu sınavda okuyan, okudukları hakkında analiz yapan, irdeleyen başarılı olacaktır.

(Verilen süre o kadar kısa ve sorular o kadar uzun ki bunu bir seferde okuyup, anlayıp, analiz eden varsa, onu bırakın lise, direk üniversiteye almak gerekir. Diğer derslerden ful çeken öğrencilerin demek ki okuduklarını anlama ve analiz etmede, hiç bir sorunları yokken, Matematikte neden böylesi bir durum yaşandı, asıl bunun sorgulanması gerekmez mi?)

 

. Sınavın soruları dersin öğretim programında yer alan kazanımları ve bu kazanımların yöneldiği becerilerin değerlendirilmesi yönünde oluşturulmuştur.

( Bu soruları kim hazırladı çok merak ediyorum. Öğretmen olmadıkları kesin. Anadolu da bir yerde Matematik öğretmenliği yapan birinin, verdiği eğitimin karşılığında, böylesi sorular hazırlaması mümkün değil. Madem öyle, eğer matematik ortalaması, dibe vurduysa, bunun sorumlusu öğrenciler değil, bizzat MEB'tir, demek ki bu kazanımların hiç birisi, öğrenciye kazandırılamamıştır. Ayrıca beceriden de söz ediliyor ki, bu beceriler neymiş, doğrusu çok merak ettik)

 

. Üst üste düşünme becerilerine odaklanmıştır.

(Üst üste düşünme becerisi çok ilginç bir kavram. Eğitim literatürüne belli ki yeni kavramlar kazandırılıyor. Neymiş bu üst üste düşünme becerisi, açıklansa da biz de öğrensek. Hızlı düşünmeyi, hızla karar vermeyi ve hızlı analizi anladık da üst üste düşünmeyi çözemedik. Demek ki bizde de bir sorun var!)

 

. Eğitim uzmanlarının değerlendirmesinden hiç bir tanesinde soruların müfredat dışı olduğu, Milli Eğitim Bakanlığı'nın aralık ayında yayınlamış olduğu örnek sorulardan farklı olduğu söylenmemiştir. Ama şimdiye kadar TEOG ile kıyaslamalar yapılıyor.

 

(Müfredat dışı soru ne zaman çıktı ki, şimdi çıksın? Bu konuda eleştiren de zaten yok! Yayınlanan sorular bu kadar zor değildi. Önemli olan, bu soruları çözecek bir donanım öğrencilere kazandırılıyor mu, kazandırılmıyor mu? Maçın son 10 dakikasında kuralları değiştirip, performansınızı iki katına çıkartın demek ne kadar doğru. verilen eğitim ile yapılan sınavların dengeli olması gerekir! Yapan çıkıyor, demek ki sistem doğru deniliyor. Duran saatte günde iki defa doğru saati gösteriyor. o zaman, bu saatin çalıştığını mı gösterir! TEOG da başkaları yapmadı yine MEB yaptı ve Cumhuriyet tarihinin en büyük projesi diye sunulmuştu. Çöpe atan kim?)

 

. 1 milyon öğrencinin içerisinde sadece yüzde 10'unun yerleşebileceği okullara yönelik bir seçme ve sıralama sınavı olarak düzenlenen sınavın TEOG'dan mutlaka farklı olması gerekirdi. Eğer orta düzeyde bir soru sorsaydık hiç şüpheniz olmasın bu 1 milyon öğrencinin yüzde 10'nun üzerindeki bütün öğrencilerimiz bütün soruları cevaplayabileceklerdi."

 

MEB, bu sınava da 200 bin kişinin katılacağını öngörüyordu, beş katı katılım oldu. Önemli olan zor soruların dağılımıydı. Eğer orta derecede bir eğitim yapıyorsanız, orta derecede soru sormak zorundasınız. Orta derece eğitim yapıp, zor sorular sormak, sadece dopingli öğrencilerin işine yarar ve dersaneye bağımlılığı daha da artırır. Hani çocuklarımızı dersane bağımlılığından kurtaracaktık. Ha, tabi dersaneler kalktı diyorsanız, artık söyleyecek hiç bir sözümüz olamaz!..)

Bu Haberi Hemen Paylaş!
Facebook Twitter Linkedin
Paylaş Tweetle LinkedIn

Yorum Yazın

Diğer Haber Başlıkları

Anketler

Sizce partilerin seçim vaatlerinde eğitim yeterince yer alıyor mu?


Editör Mail