adscode

Bakan Yılmaz'ın Sözleşmeli'ye Bakış Açısı!

Doğu ve Güney Doğu'da öğretmen sıkıntısı var. Giden fazla kalmıyor. Tıpkı İstanbul gibi. Peki bunun çaresi, dayatma mı olmalı yoksa özendirme mi?..

Bakan Yılmaz'ın Sözleşmeli'ye  Bakış Açısı!
Günün Yazısı
Bakan Yılmaz, ailenin kutsallığı kadar, öğrencilerin öğretmen ihtiyacının da kutsal olduğunu söylüyor ki, bu da çok doğru. Ama yanlış, yanlış yanlışla düzeltilmez!
Konuyla ilgili değerlendirmemize geçmeden önce isterseniz gelin bakan Yılmaz'ın bu konudaki sözlerine bir göz atalım:

. Devletin sana ihtiyacı var mı? Var. Biz öğretmen çalıştıracağız mı? Çalıştıracağız. Bu kadar. Başka türlü de buralarda öğretmen tutamıyoruz.

. Şırnak'a 3 bin 500 öğretmen atamışız. 2 bin 500 kişi bir yıl sonra tayin istemiş.

. Öylesine masumane bir şey diyor ki; 'ailenin birliği kutsaldır.' 'Benim ailem Eskişehir'de bizi nasıl ayırırsın?' diyor. Doğru ama benim Eskişehir'de öğretmene ihtiyacım yok ki, ihtiyacım burada var. Bunu nasıl sağlayacağız, başka türlü olmazdı.

. Sözle her şeyi söyleyebilirsiniz, 'Herkes doğduğu yerde okusun', 'eşinin olduğu yerde öğretmenlik yapsın.' İşin doğası gereği nerede ihtiyaç varsa devlet memuru olarak orada görev yapması lazım. 2016'da 2 bin kişi atanmış, 3 bin kişi ayrılmış buradan. Dolayısıyla da bu sistemi yapmazsak burada öğretmen tutamayız. 

. Sonra da, 'Doğu ve Güneydoğu'da eğitimin kalitesi niye böyle düşük?' deniliyor. Bu sistem iki yıldır var, şimdi üçüncü atamasını yapıyoruz. Gittikçe kalite de artacak. Neden? Çünkü öğretmen öğrencisini tanıyor. Bir yılda öğrencinizi tanıyabiliyor musunuz? Biraz zor olur ama iki, üç yılda, dört yılda tanırsınız.

. İnsan evlatlarına sıkıntı yaratacak bir şey yapar mı? Dolayısıyla tebrik ediyorum. Eğitim iyiyse tahtadan, binalardan dolayı değil öğretmenlerimizden dolayı iyidir...


Sorun Sadece Öğretmen mi?


Bakan Yılmaz, sanıyor ki, öğretmen varsa her şey yolundadır ve kalite artacaktır!
Sonuçları hep birlikte göreceğiz!

Öğretmen elbette çok önemli ama keyfi yerinde, aklı öğrencisinde olan öğretmen ile yol alınır.

Kafasının bir yanında ailesi ve çocukları olan öğretmenin yani kendi sorunlarıyla boğuşan bir öğretmenin, sınıfta mucizeler yaratmasını beklemek hayalcilik olur.

O gitmesin, bu gitmesin, peki o zaman oralara kim gidecek sorusunun cevabı, zorlamada değil teşviktedir.

Öğrenciye zorla ders çalıştıramazsınız ama ona sevgiyle her şeyi yaptırabilirsiniz.
İstanbul'da geçim sıkıntısı çeken öğretmene, büyük şehir tazminatı, Doğu ve Güney Doğu'daki öğretmenlere de isteğe bağlı, lojmanlı, tazminatlı ve sonrasında da istediği yere tayin garantisi verirseniz her şey çok daha farklı olabilir.

MEB, yılların tecrübesi ile bu birikime fazlasıyla sahip. Örneğin, genç öğretmenler yerine, ününü eleyip, eleğini asmış tecrübeli öğretmenlere cazip gelebilecek fırsatlar da yaratılabilinir.

Dayatma ile bir yere kadar gidilir ve sonra sistem iflas eder. Sözleşmeli dayatması da, eninde, sonunda iflas edecektir.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında olduğu gibi vatanın her yerine koşa koşa giden idealist öğretmenlerimiz yok mu?
Fazlasıyla var.
İşte, atama sistemini, belki de biraz ona göre, yeniden düzenlemekte yarar var.
İlle de adil olsun derken başka şeyleri gözden kaçırıyoruz, sistemi zaafa uğratıyoruz.
Bir kaç soru fazla çözmek her şey şey demek olmamalı.
Terazi yanlış ise hiç bir tartı doğru değildir!..

Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)