29.04.2015 10:47 | Son Güncelleme: 29.04.2015 12:51

Doğa'da İddialı Yeni Dönem

Doğa Koleji'nin yeni Genel Müdürü Bünyamin Çelikten, www.egitimajansi.com okurları için sorularımızı yanıtladı.
Doğa Koleji'nin yeni Genel Müdürü Bünyamin Çelikten, www.egitimajansi.com okurları için sorularımızı yanıtladı.

Doğa Koleji'nin kurulduğu günden itibaren yönetim kadrosunda görev yapan ve 20 Şubat’ta Genel Müdür olarak göreve başlayan  Bünyamin Çelikten, Doğa Koleji’nin markalaşma sürecinde nasıl yol aldığını, eğitime bakış açılarını, teknoloji tabanlı eğitime yaklaşımlarını ve Doğa'ya özel özgün eğitim programlarının uygulamada nasıl sonuçlar verdiğini, göreve gelir gelmez hangi icraatları gerçekleştirdiğini ve Doğa'nın büyüme hedeflerini açıkladı.

RÖPORTAJ:  Billur Ocak
                       Arzu Kalaylı


 

- 'EĞİTİM SEKTÖRÜNE DİNAMİZM GETİRDİK'

- ‘EĞİTİME FARKLI BAKIŞ AÇIMIZLA YOLA ÇIKTIK’

- 'KENDİMİZE ÖZGÜ EĞİTİM PROGRAMLARI GELİŞTİRDİK’

- ‘GELİŞEN TEKNOLOJİYİ EĞİTİME NASIL UYARLARIZ NOKTASINDA KAFA YORUYORUZ’

-  ‘BU YILI İNSAN KAYNAKLARI BİRİMİ İLAN ETTİK’

-  ‘GERİ BİLDİRİM SİSTEMLERİ KURDUK’

-  ‘AİLE ŞİRKETİ OLMADIK’

-  ‘MUTLU ÇOCUKLAR ÖĞRENİR, MUTLU ÖĞRETMENLER ÖĞRETİR' 

-  ‘SEVİLEN BİR GENEL MÜDÜR OLMAK İSTİYORUM’



 

-Doğa Koleji’nin kurulduğu günden itibaren yönetim sürecinde var oldunuz.

Doğa bugünlere nasıl geldi? Eğitim felsefesini nasıl şekillendirdi? Rakipleriniz arasında fark yaratmayı nasıl başardınız?


‘2002 YILINDA 100 ÖĞRENCİ İLE BAŞLAYAN BİR BAŞARI HİKAYESİ’

Ben endüstri mühendisiyim fakat daha sonra eğitim sektöründe çalışmaya başladıktan sonra Eğitim Yönetimi'nde yüksek lisans yaptım. Eğitim temel alt yapımı o şekilde sağladım. Kurulduğu günden beri ( 2002 Haziran) Doğa’dayım.  Doğa, 2002 yılında 100 öğrenci ile başlayan bir başarı hikayesi. Ondan sonra eğitime, eğitim yönetimine, özel okul sektörüne farklı bakış açısıyla bir dinamizm yakaladı.
 
‘EĞİTİME FARKLI BAKIŞ AÇIMIZLA YOLA ÇIKTIK’
 
-Eğitime farklı bir bakış açısından kastınız nedir? Eğitime yaklaşımınız hangi öğeleri barındırıyor?
 
*Sıradan, rutin bir okul olmak istemedik. 
 
*Biz özgürlükçü, yenilikçi, teknolojiyi iyi kullanan, değerlerine bağlı ama evrensel değerlere de açık öğrenciler yetiştirmek istedik.

Bu noktada da birkaç önemli felsefeyi belirledik. 
 
*Biz mutlu çocukların daha iyi öğrenebileceğini belirledik bunun için özel çalışmalar yaptık.

*Özgüveni yüksek bireylerin istediği şeyleri başarmada bir adım önde olduğunu düşündük. Özgüveni yüksek öğrenciler yetiştirmek istedik.

*Doğayı seven doğayı koruyan, doğa bilinci yüksek bir nesil yetiştirmek istedik.

*Çocuklarımız büyüdükçe iş dünyasına daha hazır olmaları gerektiğini ve geleceğin liderlerinin bu insanlar olacağının bilinciyle t-MBA adını verdiğimiz özel bir çalışma yaptık. Bu çerçevede öğrencilerimizin daha iyi eğitim almasını sağlamaya çalıştık.

Biz eğitimin rutin kalıpları içerisine girmedik. 
 
Eğitim adına özgün projeler ürettik, çalışmalar yaptık ve hep projeci bir okul olduk.
 

-Doğa öğrencisinin kazanımları nelerdir?

Özgüveni yüksek, özgürlükçü, çözüm odaklı, değerlerine bağlı, evrensel değerlere açık, dünya insanı olan, Türkiye’yi önemseyen, Türkiye için gayret sarf eden, Dünyayı da iyi tanıyan ona adapte olabilen bir insan yetiştirmek istiyoruz.


- Eğitim programlarınız nasıl şekillendi? Yurt dışından örnek aldığınız bir eğitim modeli oldu mu?  

Bir modeli alıp Türkiye’ye ye yüzde yüz adapte edebilmeniz mümkün değil. Her yaş grubunda da bazı şeyleri yapmanız mümkün değil. Tabii bir de sizin ülkenizin bir eğitim sistemi var.

‘KENDİMİZE ÖZGÜ EĞİTİM PROGRAMLARI GELİŞTİRDİK’

Milli eğitim stratejilerinden bağımsız hareket edebilmeniz mümkün değil. Biz milli eğitim stratejilerine uyarak, fakat bütün bu söylediklerimizi de nasıl gerçekleştirebiliriz diye düşünerek bir yol belirledik. Bu yüzden bizim programlarımızın hepsi özgündür. Yani dünyadan örnek bir model almadık. Biz ihtiyaca baktık, ülkemizdeki eğitim sistemine baktık stratejilerine baktık ve bunları sentezleyerek özgün programlar geliştirdik. Bu projelerin hepsi zaman içerisinde başarılı oldu, olmayanları da iyileştirerek bu noktaya getirdik. Bugün nitekim iyileştirilecek şeyler hala var, ama daha az yoruluyoruz. Çünkü iyileştirdikçe daha iyiye, daha kusursuz bir yolculuk yapıyorsunuz. Bu da tabii verimliliği arttırıyor.

*Öğrencinin ilgisine ve ihtiyacına göre eğitim veren, müzikle, sanatla, sporla ilgili gelişim sağlayan bir öğrencinin önünü açan, akademik olarak gelişim gösteren çocuğun bu yönde yolunu açan bir eğitim uyguluyoruz.*

-Eğitim işletmeciliği adına sektöre katkılarınızdan söz edebilir miyiz?
 
 ‘EĞİTİM SEKTÖRÜNE DİNAMİZM GETİRDİK’

Eğitim işletmeciliği adına da farklı bir bakış açısı getirdik. Eskiden eğitim daha snop bir sektördü. Velilere yaklaşımı daha mesafeliydi. Biz her sektörde olduğu gibi başarılı olmak istiyorsak önce kendimizi doğru anlatmalıyız, doğru ifade etmeliyiz dedik.Güzel bir şey yapıyorsak da bunu anlatmakta duyurmakta bir sakınca olmadığını düşündük. Bunun içinde çaba harcadık. Hal bu ki eğitim sektörü içine kapanık bir yapıydı. Şu an eğitim sektörünün bu canlılığında sektörün büyümesinde bizim ciddi bir payımız olduğunu düşünüyoruz. Yani sektörü dünyaya açtık. İnsanların da bu sektörle iletişimini arttırdık.

-Reklam kampanyalarınızla da eğitim işletmeciliği adına sektöre yön veren kurumlardan biri oldunuz. Eğitimde reklama ve tanıtıma karşı yaklaşımınız nedir?

Reklama farklı bakıyoruz. Bizim hitap ettiğimiz veli kitlesi netice itibariyle alım gücü olan insanlar. Bu insanlar en değerli varlıklarını size emanet ediyorlar. Devlet okullarında çocuklarını ücretsiz okutma imkanları da var.Çocukları,insanların en zor kandırılacağı alandır. Çok irdelerler, çok hassas davranırlar. Böyle bir ortamda altı dolu olmayan bir şeyi anlatamazsınız. Biz burada sistemimize güvendik. Sisteminize güvenmeden, sadece reklam yaparak bir yere varamazsınız.
 
‘REKLAM VE TANITIMLAR VELİLERE ÖZEL OKUL SEKTÖRÜNÜ YAKLAŞTIRDI’ 

 
Sizi asıl bir yere getiren velilerinizdir, tanıtımlar değildir. Tanıtımlar sadece sizin özgüveninizi yansıtır. Açıkçası bu tanıtımlar velilere özel okul sektörünü yaklaştırdı. Evet ben çocuğumu gönderebilirim algısını, güvenilirliğini oluşturdu. Netice itibariyle insanlar geldiler ve sorularını sordular. Cevaplarını alamadıklarında da size çocuklarını vermezler.

-Geçtiğimiz yıllarda bazı veliler kayıt süreci öncesinde telefonla aranarak sürekli davet edildiklerini ve bu noktada baskı altında tutulduklarından söz ediyordu. Son dönemde benzer şikayetler alıyor musunuz?Neden böyle bir imaj yaratıldı? Bunu neye bağlıyorsunuz?

Biz 12-13 yıl boyunca her şeyi kusursuz yaptık diye iddia edemeyiz. Belli sistemler iyileştirilerek gitti. Geçmişte bazı hatalarımız olmuş olabilir. Ama reel olarak söyleyeyim, biz böyle bir süreçle ilgili artık bir şikayet almıyoruz. Çünkü artık bunu iyi yönetiyoruz. Gerçekten bizimle iletişim kurmak isteyen, bizden doğrudan bilgi almak isteyen insanlarla iletişim kuruyoruz. Daha bilinçli, daha nokta atışı, velilerin ihtiyaçlarını ve düşüncelerini kavrayan bir yaklaşımla velilere kendimizi doğru anlatmayı amaçlıyoruz. Ama geçmişten gelen algılar hemen değişmiyor. Bunların her biri zaman içerisinde çözülecek. Bizim elçilerimiz veliler, bizi en doğru tanıtacak olanlar onlar ve çocuklarımız…
 
-Hedeflerinize ulaşma noktasında yöneticilerinizi, idari kadronuzu ve en önemlisi de öğretmenlerinizi seçerken ne gibi kriterler arıyorsunuz?


‘BU YILI İNSAN KAYNAKLARI BİRİMİ İLAN ETTİK’

Biz bu konuda şanslı bir kurumuz. Çünkü alanında uzman, üniversite mezunlarıyla çalışıyoruz. Öğretmen seçiminde hassas davranıyoruz. İnsan kaynakları birimimiz var. Özellikle bu yılı insan kaynakları birimi ilan ettik. İnsan kaynaklarını güçlendirdikçe aslında eğitimimizi de daha iyi noktaya getireceğimi de biliyoruz. Şu an 25 kişilik bir insan kaynakları ekibimiz var. Ve bunu 6 farklı müdürlükle yönetiyoruz. Öğretmenlerimiz ciddi bir CV elemesinden geçiyor. Özellikle de tecrübe konusunda mümkünse 5 yıl ve üstünde tecrübe sahibi öğretmenlerle çalışıyoruz. Fakat özellikle bazı branşlarda  devlet çok ciddi alım yaptığı için ve sektörün yüzde 96’sı devlet olduğu için bazı sıkıntılar yaşayabiliyoruz. O yüzden de bazı branşlarda eleme kriterlerimizi özel testlerle yapıyoruz. 

Burada şunu unutmamak lazım bir öğretmenin akademik bilgisi tartışılmaz. Öğretmenin işi bilmek değil, öğretebilmektir. Bu öğretmen zaten öğrencinin geçtiği sınıfların hepsinden geçti. Türkiye’de çoğu kişinin yapamadığını yaptı ve üniversite sınavında bu bölümü kazandı, sonra bunun eğitimini aldı. Hatta gitti bazı yerlerde bunu anlattı. Bu öğretmenin bilgini tartışmak anlamsızdır. Bu öğretmenin sunum yeteneğinin, eğitebilme yeteneğinin irdelenmesi lazım. Rol model olarak bu öğretmen bizim öğrencilerimize uygun mu değil mi bunu değerlendirmek gerekiyor. Bu elemelerin bir kısmı CV bazında, bir kısmı envanterler kanalıyla, bir kısmı tecrübe ve referans kontrol kanalıyla yapılıyor.

Biz yıldan yıla daha şanslıyız. Çünkü Doğa giderek büyüyen bir kurum olduğu için bize başvuran, bünyeye katılan öğretmen arkadaşlarımızın niteliği de doğal olarak yıldan yıla daha iyi noktalara ulaşıyor. Bizde tabii buna ciddi yatırım yapmaya başladık.

‘GERİ BİLDİRİM SİSTEMLERİ KURDUK’

Öğretmenin motivasyonunu iyi tutmak, onların gelişimini sürekli devam ettirmek çok kolay bir şey değil. Hele bizim gibi binlerce öğretmeniniz varsa… O yüzden biz dünyada ki eğitim modellerini çok iyi inceliyoruz. Bu konuda Londra menşeli bir firmadan danışmanlık hizmeti aldık. Onların bize yaptığı sunumlar neticesinde, en önemli gelişim kriterlerinden bir tanesi, ''geri bildirim'' sistemi oldu. O yüzden de hem öğrencilerimize, hem öğretmenlerimize hem de velilerimize yönelik geri bildirim sistemleri kurduk.

Bir okulda yöneticiler çok önemlidir. İyi öğretmenin önünü açma açısından veya biraz daha iyileştirilmesi gereken öğretmene koçluk yapma açısından okul yöneticileri önemli bir faktör. Orada yaklaşımımız biraz daha profesyonelce. Müdürlerimizi ve müdür yardımcılarımızı özel envanter ve mülakat sistemleriyle son bir yıl içerisinde belli bir liderlik gelişim projesinden geçirdik. Bu proje çerçevesinde ihtiyaç duyan yöneticilerin ihtiyacına göre onların gelişimini sürekli kılacak eğitim programları yürütüyoruz.

Müdür yardımcılarının arasından müdür olacakları tespit ederken, bizim başarılı müdürlerimizin profillerini çıkarttık. Ve müdür yardımlarımızı buna modelledik. Buna uygun seçimleri yapıyoruz. Bu işi çok profesyonelce yürütüyoruz.

-BAŞARILI ÖĞRETMENLERE PARA ÖDÜLÜ-

Bir de işin motivasyon ayağı var. Başarılı öğretmenlerin takdir edilmesi gerekiyor. Bununla ilgili bu yıl çok güzel bir çalışma yaptık. ‘Benim öğretmenim bir doğa harikası’ diye bir reklamımız vardı. O reklamın bir de kurum içi yarışma versiyonunu yaptık. Öğrencilerimizden ve velilerimizden, memnun oldukları, çok sevdikleri öğretmenlerini isterlerse aday göstermelerini istedik. İnanın tüm öğretmenlerimiz aday gösterildi.

Bu adaylar üzerinden en sevilen en beğenilen öğretmen diye bir yarışma organize ettik. Bu yarışmada ilk 20’ye kalan öğretmenlerimizi tüm müdürlerimizin katıldığı bir organizasyonda  sahneye çıkartarak önce mini bir plaket verdik. Bunun üzerine ikinci aşamada artık birinci, ikinci, üçüncü seçilecek. Orda da çok güzel hediyeler vereceğiz. Birinciye 20 Bin TL, ikinciye 15 Bin TL, Üçüncüye 10 Bin TL. Hatta bunun dışında bazı hediyeler, eğitim programları, yurtdışı programları gibi ödüller planladık. Başarılı olan öğretmenlerimizi motive etmek adına, özel projeler yürütüyoruz. Bunu yıldan yıla da geliştireceğiz.
 
‘EĞİTİMDE İNSAN KAYNAĞI İHMAL EDİLMEMELİ’
 
Eğitimde insan kaynağı kesinlikle ihmal edilmemesi gereken, ön planda tutulması gereken bir şey. Her sektörde iş yapma, iş yapabilme becerisi ve iş ahlakıyla alakalı mutlaka işini iyi yapmaya çalışan çok gayretli insanlar olduğu gibi daha geri planda kalan işler de oluyor. Bizim amacımız mümkün olduğu kadar işini iyi yapmaya çalışan gayretli insanları, hem bünyeye alıp, hem bünyede tutup, hem de biraz geride kalanları da mümkün olduğu kadar geliştirmek ve daha iyi noktalara taşımak. Bu konuda çoğu kuruma göre daha avantajlıyız.
 
Bazı kritik ve zor bulunan branşlarda ki öğretmen arkadaşlara da enflasyonun neredeyse iki katı kadar zam yapıyoruz. Bu da hem başarılı öğretmenleri bünyede tutmak hem de dışarıdan yine kritik insan kaynaklarını bünyeye çekebilmek için. Yani biz bu işe kafa yoruyoruz.

Doğa’da bir şeyin hayata geçmesi için düşünülmesi yeterlidir.



 
-İyi bir eğitim yöneticisi nasıl olmalı? Siz nasıl bir yöneticisiniz? 
Doğa’da kararlar nasıl alınır? Bu konuda başarılı olmak için olmazsa olmazlarınız nelerdir?

Bizim ekibimiz uzun yıllardır birlikte çalışan bir ekip. Aramızda yeni arkadaşlar da var. Kadro olarak çok deneyimli bir ekibe sahibiz. Yönetim modeli olarak mümkün olduğu kadar kararlarımızı ekip olarak alırız. Her hafta senkronizasyon toplantılarımız vardır. Üst yönetim icra kurulu toplanır, herkes projelerinden bahseder ve kararları birlikte alırız. Stratejik kararlar konusunda yönetim kurulumuz aktif görev yapar.

Bu yönetim kurulu, sektörü, dinamikleri ve tüm Türkiye’yi iyi takip ederek, ona göre bir strateji çizer. Biz bu yönüyle baktığınız zaman çok sağlam bir altyapıya sahibiz. Bunun haricinde de yönetimsel manada bazı şeyleri iyi bilmek lazım. Bizim kadar büyükseniz, lokale yani sahaya doğru dokunabilmeniz gerekiyor. O yüzden de bizim için en kritik nokta müdürlerimizdir. Ama müdürlerimizin bir şekilde sürekli merkezle irtibatını sağlayan ve üretilen stratejilerin onlar tarafından da sahada uygulanabilmesi için görev yapan ara kademe yöneticiler vardır. Ve bütün bunların her birisi bir Genel Müdür Yardımcısı ile temsil edilir. Ve herkes de işini dört dörtlük yapar. Biz yüzde yüz profesyonel bir kurumuz.

‘SEVİLEN BİR GENEL MÜDÜR OLMAK İSTİYORUM’
 
Bir yandan amatör ruhunu kaybetmemek gerekiyor. O da insana dokunmakla olur. Benim üstüme düşen görev doğru iletişim kurmak, biz bir ekibiz. Sahada ki öğretmen arkadaş veya müdürümüz mutlu olmadıkça ve kendini güvende hissetmedikçe, kendisi başarılı olmak adına desteklenmedikçe bizim onu yönetiyoruz dememizin hiçbir anlamı yok. O yüzden bizim paylaşımcı olmamız gerekiyor. Ben sevilen iyi bir genel müdür olmak istiyorum. Eğer ben sevilmezsem, bir şeyler yanlış demektir. Eğer çalışanlarınızla arada mesafe yoksa, birbirinize dokunabiliyorsanız, o zaman samimisinizdir. O zaman zaten sevilirsiniz. İnsanlar hep menfaatine bir şey yapmanızı istemezler. İnsanlar samimiyet isterler, dürüstlük isterler. Ben işimi iyi yapmak zorundayım, ama benim işim sahadaki arkadaşların önünü açmak. Çünkü işi yapanlar onlar. Onların önü açılıyorsa, onlar mutlu ve huzurluysa, işlerini özgüvenli yapabiliyorlarsa evet zaten biz başarılıyız demektir.

‘AİLE ŞİRKETİ OLMADIK’

Biz aile şirketi değiliz. Türkiye’de ki özel okulların birçoğu aile şirketi bazlıdır. Yani kurucu da, genel müdür de, yardımcısı da genelde ailedendir. Bizde ise işler profesyonel bazda gider. Bırakın aileden birisini, hemşeri bile bulamazsınız. Netice itibariyle bizim kurucumuz Fethi beydir. 13 yıldır ailesinden bir üye yönetimde yer almamıştır. Tamamen profesyonel bir kadro tarafından yönetilir.

-Eğitim teknolojilerini kullanma noktasında Doğa’da ne tür yenilikler var?

27 Mart’ta Türkiye’de ilk kez bir Eğitim Teknolojileri Zirvesi yaptık. O zirvede de, başta BTK Başkanı Tayfun Acarer olmak üzere, Türkiye’nin üst düzey şirketlerinin, dünya çapında şirketlerin, Türkiye Genel Müdürleri ayağı, Avrupa’nın Eğitim Yöneticileri katıldı.

‘DÜNYADA HİÇ KİMSE EĞİTİM TEKNOLOJİLERİ ÜRETMİYOR’

Eğitim Teknolojileri Zirvesi’nde ben şunu ifade ettim. Dünyada hiç kimse eğitim için teknoloji üretmiyor. Var olan teknolojiyi, eğitime adapte etmeye çalışıyoruz. Savaş için üretiliyor, oyun için, sağlık için üretiliyor ama kimse eğitim için teknoloji üretmiyor. Hatta Tayfun bey bunu bir özeleştiri olarak aldığını, bu konuda daha hassas davranacaklarını belirtti. Bu bizim için önemli bir cümleydi.
 
‘GELİŞEN TEKNOLOJİYİ EĞİTİME NASIL UYARLARIZ 
NOKTASINDA KAFA YORUYORUZ’

Biz işte bu konuda öncüyüz, öncü olmaya devam edeceğiz. Dünyada ki tüm teknoloji fuarlarını ciddi takip ediyoruz. Bunun için çok iyi bir ekibimiz var. Bunların eğitimde nasıl kullanılabileceği üzerine kafa yoruyoruz. Ve ihtiyacımız olanı hemen Türkiye’ye getirip adapte ediyoruz. Türkiye’de hiç kimse de google glass yokken bizde vardı. Biz fuarlara gidip eğer satılıyorsa alıp, bunu eğitimde nasıl kullanırız diye kafa yoruyoruz. Akıllı tahta uygulamasına ilk geçen ve bunu tüm sınıflarında ilk kullanan kurumuz. Bu anlamda her sınıfında bu yoğunlukta akıllı tahta kullanan belki de tek kurumuz. Eğitimde teknoloji olmazsa olmazımız diye düşünüyoruz.

‘EN İYİ TEKNOLOJİYİ  KULLANAN OKUL OLMAK İÇİN DEĞİL,
EN İYİ EĞİTİMİ VERMEK İÇİN TEKNOLOJİYİ KULLANIYORUZ’

Bugün internetsiz bir medya nasıl olamazsa, bir muhasebeci defterde muhasebe tutamazsa, bir mimar elle çizim yapamazsa eğitimin de akıllı tahtasız olamayacağını düşünüyoruz. Bunu bir kere herkesin bilmesi lazım. Bunun dışında bir şey söyleyen varsa onun günü okuyamadığını düşünürüz. Bugünü okuyamazsa geleceğe nasıl insan yetiştireceğini de tartışmak lazım.


Bu konuda öncülük yapmak hoşumuza gidiyor. Fakat biz bunu eğitimin bir parçası olarak görüyoruz. Çünkü teknoloji bir amaç değildir, araçtır. Biz en iyi teknoloji kullanan okul olmak için değil, en iyi eğitimi vermek için teknolojiyi kullanıyoruz.

Fatih projesinde en iyi protatip biz olduğumuz için o yüzden bizden paylaşımda bulundular, bu konuda ARGE çalışmalarına destek olmaya çalıştık. Bizim okullarımızdaki öğretmenlerle, öğrencilerle anketler yapıldı, akıllı tahtanın nasıl daha verimli kullanılabileceği üzerine çalışmalar yapıldı.


Teknoloji kullanımını hayatın her alanında hissettiğimiz için, onu doğru kullanmak önemli.

-Teknoloji temelli eğitim altyapınızı nasıl, neye göre şekillendirdiniz?

Bu çocuklar teknolojiye doğmuş çocuklar. Onlar teknolojiyi bizim gibi sonradan öğrenmediler. Teknolojiyle birlikte büyüyorlar. Bizler teknolojiye adapte olmaya çalışırken onlar doğrudan adaptasyonun içinde büyüyorlar.O yüzden teknolojiyi kullanmadan bu çocuklara hitap edebilmek mümkün değil.
Teknolojinin kendi iç araştırma geliştirmesini ayrı unsurlarla desteklemek lazım. Bunu sadece cihaz bazında düşünmemek gerekiyor. Yazılımsal olarak da dünyada eğitime yönelik yazılım üreten çok az firma var. Bunlar  daha ziyade ülkeler açısından yürütüldüğü için genel sistemler oluyor. Daha spesifik eğitim odaklı yazılımlara kafa yorulmuyor.

Bununla ilgili bünyemizde yaklaşık 10 kişi bu iş için çalışıyor. Ciddi manada yazılım firmaları ile çalışıyoruz. E-doğa kendi yazılımımız kendi üretim sistemimiz var. Biz burada eğitim yönetimi yapmaya çalışıyoruz. Öğrenciye, veliye dokunmak üzerine bir sistem ürettik. Orada sadece ben okulu nasıl yönetirim veya nasıl mesajlaşırım, notlarımı nasıl görürüm mantığıyla değil, biz eğitimin bir parçası olarak bunu kullanmak istiyoruz. Bu yönde de yatırımlara devam ediyoruz. Öğrencilerimizi, velilerimizi, öğretmenlerimizi hatta yöneticilerimizi bu sistem kanalıyla yönlendiriyoruz. Buna da yatırım yapmaya devam ediyoruz. Teknolojiyi bütüncül olarak değerlendirmek lazım. Bu yaklaşımı doğru geliştirebilirsek eğitimimize hız kazandıracağını düşünüyoruz. Teknoloji bir amaç değildir, bir hızlandırıcı, bir nitelik arttırıcı, kalite artışı sağlayan bir unsurdur.

-Oyun ve beceri temelli eğitimde çok çeşitli projeleriniz ve eğitim modelleriniz var. Mantık setleri, Lego gibi oyun bazlı kurgulanmış materyalleri eğitime adapte ederek eğitimde ne tür kazanımlar elde ettiniz?

Eğitimin çok yönü var. Sadece bir ya da iki yönüne odaklanarak temel eğitim veremezsiniz. Mesela lego. Lego bir oyun ve her evde de var. Legoeducation diye bir yapı var. Ve biz legoeducation da 2014 yılının en yenilikçi uygulama ödülünü kazandık. Burada mantık şu;

Bir çocuk teknoloji dersi alabilir, robotik dersi alabilir ama lego robotik yaptığınız zaman çocuk robotu kendisi üretiyor. Bir yerden hazır robot bulup onu devreye sokmuyor. Bu robotu parça parça kendisi tasarlıyor. Legoyla robotik i ben nasıl birleştirebilirimin çalışmasını yapıyor.

Bizim Tuzla kampüsümüzde Lego innovation studıo var. Bunu diğer kampüslermize de yayacağız. Ama ortaokulda tüm öğrencilerimiz aslında matematik dersinin bir parçasında lego education materyalleri ile eğitim alıyorlar. Bu eğitime farklı bir bakış açısı. Lego aslında oyuncak üreten bir yapı. Yavaş yavaş eğitim üzerine materyaller üretmeye başlamış bir yapı. Biz bunu keşfettik ve Danimarka’ya gittik. Orada bir protokol imzaladık. Bu protokol çerçevesinde şu an tüm Türkiye’de ki tüm kampüslerimizde bu çerçevede eğitim veriyoruz. Bu stüdyoların sayısını yıldan yıla arttıracağız.
İşin teknoloji ayağı var ama işin dokunma ayağının da olması lazım. Sadece bilgisayar oyunlarıyla hayal dünyasında yaşayan çocuklar da yetiştirmememiz gerekiyor.
Bu çocuğun tarım dersinde çapa yapmasının sağlanması gerekiyor. Legoyla kendi tasarımını kendi üretmesi gerekiyor.
Düşünme becerileri dersi materyalleri ile 3 boyutlu düşünme, sıralama, analitik düşünme becerisini geliştirmesi gerekiyor. Bütün bunların hepsi eğitimin bir parçası.


-Doğa’nın sosyal alanda öğrenciye sunduğu imkanlar nelerdir?  Hangi alanlarda iddialısınız?
 

-BASKETBOL-

Türkiye de basketbolda herkes bilir, birisi final oynayacaksa Doğa ile oynar. Bu kadar açık ve nettir. Basketbol söz konusuysa kızlarda da erkeklerde de Doğa ile oynayacak takım kim.
Her alanda başarılıyız ama Basketbol popüler alanlarımızdan biri. Basketbol camiasında ne kadar biliniyor ve tanınıyorsak, binicilik Doğa ya özgü spesifik bir alan, binicilik camiasında ne kadar biliniyorsak, satrançta da satranç camiasında da başarılarımızla aynı derecede biliniyor tanınıyoruz. 

-SATRANÇ-

Çok başarılı bir satranç birimimiz var. Satranç dersimiz anaokulu ve 1,2,3. sınıflarda zorunlu. Geçtiğimiz günlerde yapılan turnuvada 17 madalya, 6 kupa aldılar. Satranç bölüm başkanımız çok başarılı bir kişi, aynı zamanda velimiz. Bu kadar kampüste ki satranç öğretmenlerinin hepsi gerçekten istekli, enerjik, çaba harcayan kişiler. Türkiye de nerede bir turnuva yapılsa ki nitekim hedefi de koyduk. Bu yıl Avrupa şampiyonası Türkiye’de yapılıyor. Ve Doğa olarak oraya bir çıkartma yapacağız. Orada tüm Avrupa’yı sallayacağız. Çünkü biz satranca gerçekten yatırım yapıyoruz.

Satranç bir düşünme işidir. Zihin hücrelerine egzersiz yaptırma işidir. Satrancın içerisinde sanat vardır, geometri vardır, düşünme becerileri vardır, karar verme yeteneği, birkaç hamle sonrayı düşünme vardır, sabretmek vardır ve etik çerçevede yarışmayı bilmek vardır. Bütün bunların hepsi satrançta öğrenilir. Benim çocuğum satrancı öğrendi öğrenmedi diye düşünmemek gerekiyor. Benim çocuğum karar vermeyi, sabretmeyi, düşünmeyi öğreniyor diye düşünmek gerekiyor.

-MÜZİK-

Senfoni orkestrasında müzik yapabilmeyi sağlayan bir müzik birimimiz var. 

-RESİM-

Öğrencimize Beylerbeyi sarayında, Haydarpaşa garında dergi açtıracak vizyona sahip bir resim birimimiz var. 

-DRAMA-

Türkiye’de üniversitelerde öğrencilere nasıl drama eğitimi verilir diye bir kitap yayını yapan bir drama bölüm başkanlığımız var.


Hayat sadece Türkçe, Matematik, Sosyal’den ibaret değil. Ama biz bu kadar geniş perspektifte düşünmemize rağmen geçen yıl öğrencilerimizin 2014 ün sonunda yapılan  ilk TEOG’da öğrencilerimizden yüzde 60’ı herhangi bir alanda tam doğru yaptılar. Ben öğrencime iyi satranç öğrettiğimde öğrencimin matematiği daha hızlı öğrenmesini sağlıyorum. Biz bu yaklaşımı anlatmaya çalışıyoruz. Fakat Türkiye’de genel tabular var. Sınavlar,testler…

Biz liseye gelen velimize t-MBA sistemimizi anlatıyoruz. Öğrencilerimizi geleceğin liderleri olarak yetiştirmeye çalışıyoruz diyoruz. Seçmeli ders olarak işletme, insan kaynakları,veri madenciliği gibi dersler anlatıyoruz diyoruz. Bizim öğrencimiz 9. sınıfta nasıl CV yazılır, nasıl mülakata girilir onu öğreniyor.

-STAJ-
Biz öğrencilerimize staj yaptırtıyoruz. Mesela Türkiye’de mavi yakalar staj yapar. Siz marangoz olacaksanız gidersiniz bir yerde staj yaparsınız. Ama Avukat olacaksanız yapmazsınız. O yüzden Türkiye’de hukuk seçenlerin çoğu Amerikan filmlerindeki jüri sisteminden etkilenerek hukuk seçerler. Ama Türkiye’de jüri yoktur.

-t-MBA Zirvesi-
Onları rol modellerle bir araya getiriyoruz. 15 Nisandaki 8. t-MBA zirvesinde Faruk Eczacıbaşı, Leyla Alaton, Demet Sabancı gibi Türkiye’nin duayenleri geldiler, öğrencilerimize eğitim verdiler.

-Sosyal Sorumluluk Projeleri-

‘Beni Anla’ diye bir sosyal sorumluluk projemiz var. Ondan örnek vermek gerekirse, bu projede engelli çocuklar için motorlu sandalye alımı yapıyorlar. Öğrencimiz önemli bir iş adamını arıyor ve kendisinden randevu alıyor. Bu iş adamı okulumuzu arayıp bu kampanyanın doğruluğunu sorguluyor. Ve sonrasında okul çıkışı öğrencimizi özel araçla aldırıp, evine özel araçla bıraktırıyor.  Bu randevuyla o iş adamından 5 tane tekerlekli sandalye sözü alıyor ve öğrencimizin o yaklaşımından çok etkilenip organizasyonun ismi geçmeden sponsorluğunu üstleniyor.  Kendisinin dediği şu, ben karşımda nice üniversite mezunları görüyorum bu özgüvenle konuşamıyor benimle Doğa’nın bu yönüne hayranım.

Fakat velinin ilk sorduğu bu değil. Veli, üniversite başarınızı sorguluyor. Ama Doğa’nın farkı orada…

-Sınavlarda başarı ortalamanız nedir? 

Doğa öğrencisi merkezi sınavlara nasıl ahzırlanıyor? Ne tür destekler sunuluyor?

YGS-LYS BAŞARISI
Doğa 2014 sonuçlarına göre okul puan ortalamasında ilk 10’da 3 tane kampüsümüz var.

Doğa akademik bir okul gibi gözükmeyebilir. Biz sosyal yönü çok vurguluyoruz. Eğitimde kolay olan öğrencilerin önüne test koymak.

TEOG BAŞARISI

2008’den beri Türkiye’nin en yüksek başarı ortalamasına sahip okullarından birisiyiz.
Biz her öğrencimizi Türkiye de derece yapması için değil, her öğrencimizin yapabileceğinin en iyisini yapabilmesini sağlamak için uğraşırız. Bunu da öğrencimizi destekleyerek yaparız.

DOĞA’DA SINAV HAZIRLIĞI

‘Eğitim Koçluğu’
Sınava hazırlık programlarını Milli eğitimin onay verdiği çerçevede, ek programlarla destekleyerek yapıyoruz. Bu öğrencilere yönelik özel dökümanlar, özel sistemler üretiyoruz. Bizde öğrencilerin öğretmenlerle diyaloğu koçluk formatındadır.

Teknoloji konusunda ve ölçe değerlendirme konusunda çok başarılı olduğumuz için öğrenciler Türkiye’de aynı gün, aynı saatte aynı sorudan sınav olurlar. Otomatikman siz çocuğunuzun durumunu Türkiye’de ki binlerce çocuk arasında görürsünüz. Öğrenci sabah sınav olur, akşam internette sonucunu görürsünüz. Tüm altyapı buna göre güçlüdür. Bütün bunların her birisi öğrencilerin gelişimlerinin takibiyle, özel dokümanlarla, özel sorularla, özel envanterlerle fakat gerektiği kadar, öğrenciyi boğmadan hem psikolojik hem de akademik olarak destekleyerek sonuca ulaşırız.

-Gelecek yıl TEOG’da proje bazında e-sınav modeline geçileceği belirtildi. Sizin bununla ilgili nasıl bir alt yapınız var?

-E- SINAV-

Bu konuda da bizim şöyle bir özelliğimiz var. Bizdeki tüm dokümanlar doğal olarak akıllı tahtalarla eğitim verdiğimiz için dijital formatta yapılıyor. 6. sınıftaki bir çocuğunuz evde kitaptan test çözüyorsa bile kitabın arkasında çözümü yoktur. E- Doğa’ya girer, orada sonuçları işaretler, doğru yanlış test sayısını anında görür, yanlış soruların video ile çözümlerini izler. Tüm bu sonuçlar feedback olarak geri planda bize gelir ve biz öğrenciye orada elde ettiği sonuçlara göre konu anlatım videoları ve pekiştirme materyalleri göndeririz.

-Farklı konseptlerde kampüsler dizayn ettiniz. Bu kampüsler hangi yönleriyle daha ayrıcalıklı? Bunu kurgulamanızdaki amaç neydi?

Biz öğrencimizin mutlu olmasını istiyoruz. Çocukluğunu gençliğini iyi yaşamasını istiyoruz. Huzurlu yaşamasını istiyoruz ama bunu da eğitimi en iyi, en güzel şekilde vererek yapmaya çalışıyoruz.

-FARKLI KONSEPTLERDE KAMPÜSLER-

Öğrencilerin yetenekleri ve beklentileri başka başka. Bir veli grubu çocuklarının akademik yoğunlukta bir eğitim almasını istiyor. Bir veli grubu yabancı dilin daha yoğun olmasını istiyor. Bir grup da teknolojiye, diğer bir kısmı da bilim konusunda daha ilgili.Farklı alanlarda ilgiler var. Biz bu ilgileri ana eğitim ve milli eğitim stratejilerini değiştirmeden onlara sadık kalarak okuldaki aktiviteler bazında ve ufak tefek ders programlarındaki oynamalarla konseptlere dönüştürdük. Ve o kampüsün konseptini başından ona göre dizayn ettik. 

Tuzla da intel işbirliğiyle yaptığımız kampüsün velilerin beklentileri doğrultusunda teknoloji odaklı bir kampüs olduğu bilinerek velilerimiz geldiler. Orada ‘oculus’ denilen sanal gerçeklik cihazı, x-box dediğimiz ki bu da oyun için üretilmiş bir cihaz ama biz bunu alıp eğitime dönüştürdük, üç boyutlu yazıcılar, tüm bunları o kampüsümüzde uyguladık. Öğrenciler tabiî ki milli eğitimin verdiği temel dersleri öğreniyorlar ama laboratuar uygulamalarında ve sosyal aktivitelerinde buradaki etkinlikleri daha çok yapıyorlar.

Yabancı dil ağırlıklı kampüslerimizde yine öğrencilerimize yabancı dil alanında aktivite alanları koyduk. Mesela oralara gittiğinizde bir manav görürsünüz. Bir öğrencimiz her gün o manavda meyve sebze satar. Başka bir alanda örneğin orada revir yoktur hospital vardır. Her şey ona göre dizayn edilmiştir. İsimlerden tutun da öğrencilerin velilerin öğretmenlerle diyaloğuna kadar, mümkün olduğu kadar uygulamalı derslerin en azından bir kısmını İngilizce vermeye çalışırız.

Bilim Kampüsleri’nde öğrencileri temel bilimlere ısındırmak için ona göre uygulamalar yaparız.  Teknolojik değil de mekanik bilimlere yönelik uygulamalar vardır. Öğrencilerin görsel, mümkün olduğu kadar dokunarak, elektriğin nasıl üretildiği, bilimsel deneylerin nasıl yapılacağı, tabii bunun çok farklı unsurları var, doğal unsurlardan tutun tarihi unsurlara kadar. Bilim demek sadece fen bilimleri değil sosyal bilimlerde var. Geniş çerçevede öğrencinin bilime sevgisinin arttırılmasına yönelik çalışmalar olur.
Biz tüm kampüslerimize bunlardan bir parça koymak için elimizden geleni yapıyoruz.

-Özel dizayn edilmiş bu kampüslerinizde kayıt süreci daha mı farklı işliyor?

Rehberlik birimimiz olarak akademik yeterlilikten ziyade pedagojik yaklaşımına bakarız. O yüzden rehberlik birimimiz öğrencilerle görüşür, metropolitan testi yapar ve o çerçevede değerlendirilir.

- Bu sistemde öğrencilerin geleceğini bir nevi velileri belirlemiş olmuyor mu? Çocukların o yaşlarda ilgi alanları değişebiliyor….

Biz temel eğitimde öğrencilerin hepsini almasını sağlıyoruz ama öğrencinin ilgisine ve isteğine göre öğrenci ona yöneliyor. Orada velilerin çocuklarını iyi tanıması ve bizim rehberlik birimimize güvenmesi lazım.


DOĞA ÜNİVERSİTESİ YOLDA!
 

-Doğa Üniversitesi projesi ne aşamada? Doğa,nasıl bir üniversite modeliyle gelecek?

Üniversite çalışmamız devam ediyor, dosyamız YÖK’te, onaylanması bekleniyor. Onunla ayrı bir ekip ilgileniyor, kolejden bağımsız bir yapı. Tabî ki aynı mantık ve vizyonda olacaktır. Ama yönetimi bizde olmayacak. Doğa Üniversitesi kurulduktan sonra da tüm üniversitelere yakın olacağız.

- Okullarınızda yurt içi, yurt dışı geziler düzenleniyor. Bu gezilerle neyi amaçlıyorsunuz? Doğa’da Geziler de eğitimin bir parçası mı?

DOĞA’DA GEZİLER EĞİTİMİN BİR PARÇASI

Doğa’nın eğitime bakış açısının farklığından vurgu yapmak gerekirse, çoğu okul gezi yapar, ama bu genellikle sosyal aktivite amaçlı gezilerdir. Biz düşündük dedik ki gezilere eğitim amacı katmak lazım. Biz bir gezi yapıyorsak bunun eğitim unsurları içermesi gerekiyor. Cern e,NASA’ya götürüyoruz bilim, İtalya’ya götürüyoruz futbol, Barcelona’ya götürüyoruz yine spor, Londra’ya gidiyor lordlar kamarasında demokrasi forumuna katılıyorlar. Bunun dışında Londra’ya gittiklerinde Oxford, Cambridge gibi dünyanın önemli üniversitelerini dolaşıyorlar. Bütün bunların hepsini eğitimin bir parçası gibi düşünüyoruz.

-Hangi öğrenciler bu imkanlardan yararlanıyor, bu öğrencileri siz mi seçiyorsunuz, neye göre belirleniyor?

İstekli öğrenciler katılabiliyor. Biz öğrencilerimiz arasında ayırım yapmayız. Öğrencilerimizin hepsi bizim yükümlülüğümüzdedir. Biz onlara en iyi eğitimi vermeye çalışıp, en iyi şekilde sunarız. Burada veliler bazı şeyleri ister veya istemez. O noktada biz duruş olarak bazı öğrenciler ayrıcalıklı bazı öğrenciler değil mantığıyla yaklaşmayız. Biz istekli ve ilgili olan her öğrencimize aynı imkanı sunarız.

Kampüslerin yöneticisinden ve öğretmeninden kaynaklanan olumsuzluklar olabilir ama bizim kurum olarak en azından belli bir standartta iyi bir eğitimi tüm velilere  garanti ediyor olmamız lazım. Marka olmanın bilinci budur. 

-Genel Müdür olarak ilk icraatınız ne oldu?

Veli iletişim merkezini güçlendirdik. Veli iletişim merkezinin amacı, sizin bir şikayetiniz,bir isteğiniz, bir öneriniz veya memnuniyetiniz olduğunda bunu okul yöneticisine de öğretmene de merkeze de iletseniz, bunun takip edildiğini veya bunun arkasında sizin bir probleminiz varsa ya bu çözülmeli, yada siz bunun çözülemeyecek bir şey olduğundan emin olmalısınız. Çünkü her veli de çözülebilecek bir şey istemiyor. Çözülemeyecek bir şeyin de çözülemeyeceğine veli ikna olmalı. Veliyle okul diyaloğunun güçlü olması lazım. Bunun için de veli iletişim merkezi adını veli memnuniyet merkezi yapmayı düşünüyoruz şu anda. İsterseniz e- doğa üzerinden veli iletişim merkezi butonu var oradan mail atabiliyorsunuz.  İsterseniz web sitesinde sağ üst köşede veli iletişim merkezi yazan alandan ya da 444 36 42 den arayarak veli iletişim merkezi ile görüşebiliyorsunuz. Buradaki tüm gelen şikayetler ve problemler üst düzeyde bir arkadaş tarafından bizzat takip ediliyor. Siz bir isme değil bir markaya kayıt yaptırıyorsunuz. Siz öğretmeninizden memnun olabilirsiniz ama öğretmeninizden memnun olmanız bizim başarımız olmalı. Siz kayıt yaptırırken öğretmene kayıt yaptırmadınız, siz Doğa’ya güvendiniz. Bizim bu güveni boşa çıkartmamamız gerekiyor. Hem öğretmen hem de uygulamalar konusunda.

Velilerin her türlü sıkıntısıyla uğraşıyor, çözüm üretmeye çalışıyoruz. Kurduğumuz bütün sistemleri gelişim adına kurarız. 

-Büyüme hedeflerinizden ve sizi marka yapan değerlerinizden söz edebilir misiniz?

Biz her yıl yaklaşık 15 civarında okul açmaya devam edeceğiz. İhtiyaca göre nokta atışı büyümeyi hedefliyoruz. Daha istikrarlı ve daha dengeli büyümeye devam edeceğiz. Doğa bu yıl 12 kampüs açıyor. Doğa’nın artık büyüklükten kaynaklanan bir algıya ihtiyacı olduğunu düşünmüyoruz. Bilinme tanınma problemimiz yok artık daha iyi sini nasıl sağlarız diye kafa yoruyoruz.  Velilerimizin memnuniyeti yüksek ama biz daha çok memnun edebilmek için neler yapabiliriz diye düşünüyoruz.

Öğretmenlerimiz mutlu ama biz insan kaynağı kalitemizi nasıl arttırabiliriz diye düşünüyoruz.

Doğa’nın bugünden itibaren ana kriterleri kalite ve memnuniyet olacak. Kalite ve memnuniyeti dengeli ve istikrarlı büyüyerek her yere yaymaya devam edeceğiz. Bunun için de en önemli argümanımız İnsan Kaynakları olacak.

Teknolojiye yatırım yapmaya devam edeceğiz, teknolojiyi eğitim adına kullanmaya bu yönde öncü olmaya devam edeceğiz ve artık daha nitelikli operasyonlar adına, öğrencilerimizin daha iyi noktalara gelebilmesi adına özel çalışmalar yapmaya devam edeceğiz.

İnsanlar bizim büyüklüğümüzden korkuyorlar ama bu büyüklük bir güvence. Markalar boşuna marka olmuyor. Doğa’yı marka yapan her yıl bulduğu yeni öğrenciler değil, bünyesindeki öğrencilerdir. 

Eylül de 104 kampüs 70 bin öğrenci, yaklaşık 1300 yeni öğretmen istihdam edeceğiz.

 -Yurtdışında geçerliliği olan ikinci bir diploma imkanı ya da sertifika programlarınız var mı?Her kampüsünüzde bu imkanı sağlayabiliyor musunuz?

Çok sayıda kampüsümüz olduğu için her kampüste her şeyi yapmamız teknik olarak çok zor ve gerekli de değil zaten. IB Diploması veren kampüsümüz var. Tüm kampüslerimizde t-MBA programı çerçevesinde uluslar arası geçerliliği olan ek bir sertifika veriyoruz. Bunun haricinde spesifik bazı okullarımızda farklı farklı programlar sunuyoruz.

-Yabancı Dil Eğitiminde farkınız nedir? Proje bazında tür çalışmalar yürütülüyor?

İngilizce eğitiminde çok başarılıyız. Cambridge sınavlarında yıllardır Türkiye’nin en yüksek sonuçlarını hep biz elde ederiz. Çoğu okul belirli öğrencilerini bu sınavlara sokarken biz her öğrencimizin girmesine teşvik ederiz. En yüksek katılım bizdedir ve en yüksek sonuçları da biz alırız.

-Milli Eğitim Bakanlığı’nın sürekli güncelleme ve yenilik arayışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Belirsiz bir gelecek için çocuk yetiştiriyoruz. Bugünün çocuğunu yetiştirmememiz lazım. Veliler de kendi aldıkları eğitimi istememeliler. Bu çocuklar 20 yıl sonrası için yetişiyorlar.Fethi beyin de dediği gibi eğitimin sürekli güncellenmesi lazım.


‘DEĞİŞTİRİLEN ŞEY TARTIŞILABİLİR AMA  DEĞİŞİMİ TARTIŞMAMAK LAZIM’

Milli Eğitim  bu konuda çok eleştiriliyor. Aslına bakarsanız değiştirilen şey tartışılabilir, ama değişimi çok tartışmamak lazım. Değişimi tartışmak demek bugünün dünyasına aykırı bir durum. Eğitim ne yazık ki biraz statik bir sektör. Biz hala öğrencilere 1500 yıl önce Öklit’in bulduğu matematiği anlatıyoruz. Baktığınız zaman anlatılan şeyler daha statik. Eğitimin vizyonunun farklı olması lazım. Biz çünkü gelecek için insan yetiştiriyoruz. Biz de buna uygun bir yapıyız.

-Bakanlık kritik kararlar almadan önce özel okullarla oturup bir istişare yapıyor mu?

Özel okul sektörü bakanlığın hitap ettiği kitle içerisinde %4’lük çok küçük bir pay.Türkiye’de ki öğrenci sayısı Avrupa da ki çoğu ülkeden fazla. Bu kadar büyük bir yapı içerisinde biz çok önemli işler yapmaya çalışıyoruz ama bakanlığın çok geniş bir gündemi var. Bakanlık sektör dernekleriyle iletişim halinde. Özel okulları ilgilendiren konularda onlara danışılıyor. Sektörü genel olarak ilgilendiren konularda da ihtiyaç duyduklarında bazen proje ortakları olarak özel okullarla çalışmalar yürütülüyor. Fatih projesinde biz paylaşımda bulunduk, bizimle irtibat kuruldu. Daha ziyade akademik camiadan destek alıyorlar.

Bu Haberi Hemen Paylaş!
Facebook Twitter Linkedin
Paylaş Tweetle LinkedIn

Yorum Yazın

Anketler

YKS değişti! Değişiklikler sizce yeterli oldu mu?
Editör Mail