adscode

Eğitim ve bilim politikamız var mı?

Bir eğitim politikamız var mı?

Eğitim ve bilim politikamız var mı?
Milliyet Diyalog
Bir eğitim politikamız var mı?

Evet demek mümkün değil.

Bilim politikamız var mı?

Bu konuda da evet demek çok zor.

Peki, insan gücü politikamız var mı?

Kesinlikle hayır.

Bırakın farklı iktidarları, aynı iktidarın farklı bakanları bile zıt kararlar alıp, birinin yaptığını diğeri çöpe atabiliyor.

Bu yüzden, tıpkı devlet ve iktidarlar gibi siyasi partilerin eğitim, bilim ve insan gücü politikalarından söz etmek, beyhude bir uğraş olur...

Son yıllarda içimiz dışımız seçim oldu ve işte bir seçime daha gidiyoruz.

Hem de duble seçim. Hem Cumhurbaşkanı seçilecek hem de parlamento!

Yani çok önemli bir süreç söz konusu.

20 milyon öğrenci, 30 milyon veli, 2 milyon da öğretmen ve öğretim elemanının olduğu düşünülürse, seçim propagandalarının bir numaralı gündem maddesinin eğitim olması beklenir. Ama şu ana kadar ciddi bir eğitim politikasından söz etmek mümkün değil.

Giderayak TBMM’ye getirilen, üniversiteleri parçalama yasa tasarısı bile tam bir komedi ki daha yasallaşmadan 24 farklı değişikliğe gidildi. Yani üzerinde ne yeterince düşünülmüş ne de yeterince hazırlık yapılmış!..

16 yıldır iktidarda bulunan Ak Parti’nin sayısal artışlar dışında eğitimde başarılı olamadığını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan dile getirdi.

Evet, eğitime ciddi kaynaklar aktarıldı, çok ciddi yatırımlar yapıldı ama altı doldurulamadı. Daha da vahimi, üniversite önünde milyonlarca genç varken, kontenjanlar boş kaldı!..

Mutlu eğitim!

Bugün için eğitimle uzaktan yakından ilgisi olup da mutlu olana rastlamak gerçekten mümkün değil...

Peki, iktidar tarafında durum böyle de muhalefet tarafında ya da eğitime yön veren YÖK, ÖSYM, Talim Terbiye gibi kurumlarda gidişat farklı mı? Alın birini, vurun diğerine.

YÖK güya üç ayaklı bir sistem üzerine oturtulmuş, anayasal bağımsızlığa sahip bir kurum olacaktı.

Üyelerinin üçte birini Cumhurbaşkanı, üçte birini hükümet, üçte birini de Üniversitelerarası Kurul atıyor. Ve güçler ayrılığı ortadan kalktığı için, şu an tek kutuplu bir YÖK var ve kendi başına karar veremiyor.

ÖSYM’nin ne yaptığını bilen varsa bize de söylesin. Ne doğru düzgün sınav yapabiliyorlar ne de sınav güvenliği sağlayabiliyorlar. Uzun yıllar soruları çalmayan kalmamış ama onlar hâlâ bunun bile farkında değiller.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın amiral gemisi olması gereken Talim Terbiye Kurulu ise bırakın iktidara göre konum belirlemeyi, bakan değiştikçe, o da esen rüzgâra göre yön değiştirmeye başladı. Aynı iktidar döneminde birbirine zıt pek çok karara imza attı...

Bilim politikaları oluşturmak ve onları hayata geçirmek için kurulan TÜBİTAK ve TÜBA gibi kurumların bu görevlerini bugüne kadar layıkıyla yerine getirdiklerini söylemek de abartı olur...

Kabahatli mi arıyoruz?

Kesinlikle hayır.

Dünü tartışarak bir yere varmamız da mümkün değil.

Asıl önemli olan, bundan sonrası!

24 Haziran’a kadar tüm siyasi partileri çok yakından izleyip, eğitim, bilim, gençlik, öğretmen, öğrenci, veli, gelecek konusunda neler söyleyeceklerini bir bir sizlerle paylaşıp, tartışmaya açacağız.

Ayağı yere basan projeleri alkışlayıp, cek cak’lı vaatleri sorgulayıp, ete kemiğe büründürmelerini isteyeceğiz.

Çünkü kesin olan şu ki bu seçimin belirleyeni eğitim yani öğretmen, öğrenci ve veliler olacaktır!..

Yazının devamı için tıklayınız !

Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)