07.11.2017 15:50 | Son Güncelleme: 07.11.2017 15:50

ide okulları, TEOG Yerine Gelen Sisteme İlişkin Açıklamalarda Bulundu

Son dönemde gündemde oldukça sık tartışılan ve geçtiğimiz gün açıklanan TEOG yerine gelen sisteme dair görüşlerini paylaşan ide okulları Kurucu Genel Müdürü Bünyamin Çelikten, hangi sistem olursa olsun önemli olanın sistem üstü bir eğitim anlayışı benimse
Son dönemde gündemde oldukça sık tartışılan ve geçtiğimiz gün açıklanan TEOG yerine gelen sisteme dair görüşlerini paylaşan ide okulları Kurucu Genel Müdürü Bünyamin Çelikten, hangi sistem olursa olsun önemli olanın sistem üstü bir eğitim anlayışı benimse

Eğitim sisteminde, özellikle orta öğretimden üst eğitim grubu olan liseye geçiş ve liseden üniversiteye geçişte son yıllarda köklü değişiklikler yapıldı. Liseye geçişte LGS, OKS, Üçlü SBS, Tekli SBS ve TEOG olmak üzere son 15 yıl içerisinde 5 farklı sınav sistemi getirildi.


 

TEOG’un kaldırılış sebebi, öğrencilerin üzerine binen sınav baskısıydı. Son dönemde uygulanan TEOG sınavlarının diğerlerinden ayrılan yanı ise, daha insani değerlere sahip olmasıydı. Diğer sınavlar, 120 dakika boyunca öğrenci salondan çıkmadan tamamlanmıştır. Oysa TEOG sınavında her ders tek başına sınav yapılmış ve her sınavın arasında 30 dakika mola verilmiştir. Bu farklılıklar sınav sürelerinde de görülebilir, LGS, SBS, OKS ya da Özel Okullar Sınavı gibi sınavlarda 100 soru 120 dakika üzerinden soru başına süre 72 saniye iken, TEOG sınavında 20 soru 40 dakika olarak uygulanmış ve soru başına düşen süre 120 saniyeye çıkmıştır. Ancak diğer yandan, 2017 TEOG-2 sınavında 17.000 öğrenci 120 sorunun tamamına doğru yanıt vermesi, TEOG sisteminin öğrenci yerleştirmede çok belirleyici kriterlere sahip olmadığını gösteriyordu.


 

Yeni Sistemle Sınav Zorunluluğu Ortadan Kalkıyor.

Öğrencilerin sınavlara giriş zorunluluğunun kalkmasının olumlu bir gelişme olduğunu belirten ide okulları Kurucu Genel Müdürü Bünyamin Çelikten, yeni sistemle ilgili şunları söyledi:

Bu durum, öğrencilerin üzerindeki stresi bir miktar azaltacaktır. Ancak, öğrencilerin sadece %10’unun sınavla öğrenci alan okullara gireceği kısmı tam anlaşılana kadar öğrencilerin çoğu sınava girecektir. Bu konunun daha net vurgulanması gerekiyor. Ya da 5, 6 ve 7. sınıflardaki not ortalamasına göre bir sınava giriş baremi konulabilir. Bu da okul notuna verilen önemi arttırır.”

Öğrenciler, Adresine En Yakın Okuluna Yerleştirilecek.

Öğrencilerin evine yakın okullara gitmesinin olumlu olacağını söyleyen Bünyamin Çelikten, “Öğrencilerin en az %90’ının evine yakın okullara gitmesi, öğrenciye sosyalleşme anlamında ciddi faydalar getirecektir. Bu ilkokulda da olan bir uygulama olduğu için MEB bu konuda deneyimlidir. Bazı okullarda yığılma olabilir. Bu da birkaç yıl içinde yerine oturur. Aslında TEOG sisteminde de öğrenciler belli başlı okullara gitmeye çalışıyor, gidemezse evine en yakın okulu tercih ediyordu.

Farklı düzeylerdeki öğrencilerin aynı okullarda olması, bu okullardaki motivasyonu arttıracaktır. Dediğim gibi ilkokulda ve ortaokulda uygulanan sistem aynen budur. Bu okullarda yan yana okuyan öğrencilerin, lisede de yan yana okumasında olumsuzluktan çok olumlu bir sonuç oluşturacaktır.” dedi.


 

Okulların nitelikli veya niteliksiz diye ayrılmasının da yanlış olduğunu belirten Çelikten, sözlerin şu şekilde devam etti;

Bir okulu nitelik olarak değerlendirdiğimizde o okulun kadrosunun, işlediği müfredatın, kullandığı yayın ve materyalin ve belki binasının diğerlerinden daha kaliteli olmasını bir nitelik göstergesi sayabiliriz. Halbuki Türkiye’deki okulların hepsinde derslere bakıldığında aynı müfredat programı işleniyor. Mesela, matematikte herkes aynı konulardan sorumlu. Yine Türkiye’deki tüm okullara, MEB öğretmen ve yönetici ataması yapıyor. Binaları da MEB yaptırıyor, materyali ve yayını da MEB veriyor. O zaman, bu okullar diğerlerinden niye daha nitelikli sayılıyor? Ya MEB bu okullara bu konuda farklı bir özellik tanımlıyor, ya da tamamen algısal bir durum var. Benim gözlemim bu okulları göreceli olarak akademik olarak daha başarılı öğrenciler tercih ettiği için bu okulların daha nitelikli olduğunu düşünüyoruz. Bu algının değişmesi için bu liselerin tanımlamalarının netleştirilmesinde fayda olduğunu düşünüyorum. Liseler ne amaçla öğrenci yetiştiriyorsa buna uygun sonuçlar alacak şekilde tüm programının değiştirilmesi gerekir. Mesela Fen Liseleri bilim adamı yetiştirmek için varsa, bu okulların bu amaca göre öğrenci yetiştirmesini sağlayacak şekilde düzenleme yapılması ve hatta üniversiteye alım sürecinin ona göre yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Belirli okullara sınavla öğrenci alınması, bu sistem için normal bir durumdur. Sınavın soru sayısının çok da önemli olmadığını düşünüyorum. Fakat puan hesabına kesinlikle okul notlarının hem de en az %50 oranında katılmasının, okul notlarına verilen önemi arttıracağını düşünüyorum.”

6 ve 7. Sınıf Müfredatının Dahil Edilmesi, Öğrenci Üzerindeki Sınav Baskısını Arttıracak.”

Bünyamin Çelikten, sistemle ilgili tek ciddi eleştirisinin sınavda 6 ve 7. sınıftan da soru çıkması olduğunu belirtti.

Bu durum velilerin etüt merkezlerine veya özel derslere 6. sınıftan itibaren başlamalarına sebep olacaktır. Bu durum, okul dışı desteklere ihtiyacın azalması konusunda tam tersi bir etkide bulunacaktır. Ben önceden olduğu gibi sadece 8. sınıf müfredatından soru çıkması gerektiğini düşünüyorum. Bu sistemle birlikte bu yıl 6 ve 7. sınıfta okuyan öğrenciler şimdiden sınava çalışmaya başlayacaklar, 8.sınıfta okuyan öğrencilerse 8. sınıfın yanında 6 ve 7 müfredatını da tekrar etmek için geçen yıllardan bile daha ciddi bir stres altına girecekler. Ben de bu yöntemin kesinlikle amaçlananın tam tersi sonuçlar doğuracağını düşünüyorum.” dedi.

Her Sistemde Başarılı Olabilecek Bir Altyapı ve Öğretim Modeli Kurduk.”

Bünyamin Çelikten, ide okullarını sistem üstü bir anlayışla kurduklarını vurgulayarak,

Biz ide okulları olarak öğrencilerimizi tek bir sınav mantığına göre değil, çok daha yüksek bir donanıma göre yetiştirmek için güçlü bir program uyguluyoruz. Her biri en az 10 yıl üst düzey okullarda görev almış, tecrübeli eğitim kadromuzla öğrencilerimizi konuların detaylarına hakim olmakla birlikte analiz ve sentez yapabilecek düzeyde daha ötede bir mantıkla hem hayata, hem de her türlü sınava en iyi şekilde hazırlıyoruz. Öğrencilerin hayatları boyunca sadece test sınavlardan değil, sağlıklı yaşamak, mutlu yaşamak, girişimci olmak, kariyerini geliştirmek vb gibi hepimizin değişik zamanlarda karşı karşıya kaldığımız değişik sınavlardan da başarıyla çıkmasını hedefliyoruz. Bu yüzden de bilgiden ziyade becerilere odaklanıyoruz. Becerilerle donattığımız öğrencilerin test veya klasik, yazılı veya sözlü, maddi veya duygusal her türlü sınava hazır olacağını biliyoruz.” dedi.

Bu Haberi Hemen Paylaş!
Facebook Twitter Linkedin
Paylaş Tweetle LinkedIn
En Çok Arananlar: ide okulları, TEOG, yeni sistem

Yorum Yazın

Anketler

Türkiye'de çocuklar mutlu mu?


Editör Mail