18.11.2015 12:12 | Son Güncelleme: 18.11.2015 11:17

Keşfedilmeyi Bekleyen Edebiyat Adası

Türkiye’de çocuk edebiyatı son zamanlarda güzel örnekler vererek gelişen bir alan. Bunu TÜYAP’ta yayınevlerinin çocuk kitaplarındaki göreceli artışında da görmek mümkün.
Türkiye’de çocuk edebiyatı son zamanlarda güzel örnekler vererek gelişen bir alan. Bunu TÜYAP’ta yayınevlerinin çocuk kitaplarındaki göreceli artışında da görmek mümkün.

Bu konuyu son derece ciddiye alıp, çok güzel işlere imza atan yayınevlerinin başında da Günışığı Kitaplığı geliyor. 

Okuma kültürünün gelişmesi için nitelikli, çağdaş çocuk ve gençlik kitaplarının seçimini ve eğitimde etkin kullanımını teşvik etmek amacıyla pek çok önemli çalışmaya imza atan Günışığı Kitaplığı, kuruluşunun 20.yılında hem ürün yelpazesini hem de kitaplarının niteliğini arttırarak öncü bir yayınevi haline geldi.

Onlar okurların beklentileriyle örtüşen kitaplar sunarak ürün yelpazesini genişlettikçe, erişilebilirliği kolay hale getirdikçe, kaliteleri de fısıltıyla değil, avaz avaz  duyuluyor.
 
Günışığı Kitaplığı da böylesine avaz avaz işittiğimiz, yine aynı şidddetle duyurma gayreti için giriştiğimiz yayınevlerinden biri.
 
Kurucusu, yayın yönetmeni, edebiyat aşığı ve bizleri de edebiyata aşık eden güçlü bir kalem olan Mine Soysal ile bu hafta kitap fuarında çocuk ve gençlik edebiyatı yayıncılığı üzerine hiç bitmesini istemediğim sımsıcak bir söyleşi gerçekleştirdik. Edebiyat üzerine çok soralım, hep soralım isterdim ama biz bu uçsuz bucaksız okyanusta tecrübesiz birer yüzücü olduğumuz için önceliği lebi deryasına yani yayıncılığa verdik.


RÖPORTAJ: BİLLUR OCAK

 
Günışığı Kitaplığı ne zaman kuruldu? Kurulduğu yıllarda hangi düşüncelere kafa yordu? O dönemle bu dönem arasında ne gibi farklar var?
 
Günışığı Kitaplığı,1996 yılında sadece Çağdaş Çocuk ve Gençlik edebiyatı yayınlamak üzere kuruluyor. Özellikle çocuk edebiyatında pek çok alt türle önemli bir tartışmaya kafa yoruyor.  
90’lı yıllar, Türkiye’nin önemli meselelerinin iyice ayyuka çıktığı bir dönem. Aynı zamanda edebiyat yayıncılığında da çocuk ve gençlik edebiyatı alanının yeniden inşa edildiği, tanımlandığı, meselelerinin belirlenmeye çalışıldığı, eğitim yayıncılığıyla edebiyat yayıncılığı arasındaki ayrımın konuşulmaya başlandığı bir dönem. Ondan öncesinde çocuk edebiyatı  adına çok önemli bir yayıncılık alanı var fakat bunların neredeyse tamamı, kavram eğitimine ve ahlaki eğitime dayalı tamamen didaktik kitaplar. 
 
Bu kadar ön plana çıkmasını neye bağlıyorsunuz?
 
Günışığı Kitaplığı’nın dikkati çekmesini sağlayan temel nokta; biz işin has edebiyat tarafında durmayı seçtik. Has edebiyatın yaşı ne olursa olsun, okura gerçekten başka bir duygu ve düşünce evreninin kapılarını aralayabileceğini, bunun çocuk içinde, genç için de tıpkı yetişkin kadar önemli olduğunu, oradan hareketle edebiyat okumanın bir zorunlu okuma alanı olamayacağını, edebiyat okumanın tamamen bir bireysel yolculukla gerçekleşebileceğini bütün bunları da tartışmaya ve açarak bu söylemi Türkiye’ye bir nevi armağan etmeye soyunduk.  
 
‘Biz hiçbir zaman yetişkinlerin tarafında durmadık’
 
Burada bizim en büyük destekçilerimiz okurlarımız.Biz hiçbir zaman yetişkinlerin tarafında durmadık.İlla çocuğun ve gencin tarafında durduk.Orada da seçimimiz çok açık ve netti. Okul etkinliklerinden kitaplarımızın satışına kadar, her noktada kendini gösteren çok berrak bir çizgiydi.

Biz yaş grubuna uygun olmayan kitapların çocuklarla buluşmasına engel olduk. Yaş gruplarının aralıkları dar da görünse aslında o daracık yaş aralıklarının duygu ve düşünce evreninde ne kadar kocaman farklılıklara neden olduğunu biliyoruz.  Bütün bunlar aslında Türkiye’de edebiyat yayıncılığı için yeni meselelerdi. Biz bunu 20 yıl içinde hem sektörümüzde diğer yayınevlerine, hem basına, hem Milli Eğitim Bakanlığı’nın çalışanlarına, özellikle Türkçe, Edebiyat öğretmenlerine ve diğer Sosyal Bilimler öğretmenlerine hatta farklı branş öğretmenlerine de edebiyat okurluğunu nasıl kullanabilecekleri ve çocuk ve genç okuru nasıl edebiyata heveslendirebileceklerine dair çok yoğun çalışmalar yaptık.

Ama yayınladığınız kitaplar yetişkinler tarafından da çok beğeniliyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?
 
Çocuk ve Gençlik edebiyatını sadece çocukların ve gençlerin okuyacağı bir tür olarak tanımlamıyoruz. Eğer iyi yazılmış iyi yayınlanmış bir kitapsa bunun yaşı yoktur.
Yaşar Kemal, ruhu şad olsun şöyle söylerdi; ‘Çocuk edebiyatı da neymiş edebiyatın yaşı mı olurmuş’
Onun da söylemek istediği şey tam da buydu. Onları sürekli nitelikli kitaplar sunabilmek, iyi yayına hazırlanmış yaratıcı yazarların yazdığı kitapları sunmak zorundayız. Burada bir yayıncının görevi var bir de okumayı sunan, önerenlerin sorumluluğu var. Onlar kısıtlamayacak sansür yaratmayacaklar, yayıncı da bu işi iyi yapacak.

 
-Zeynep Cemali Edebiyat Günleri -
 
15. yılını kutladığımız 2011 yılında çok da sevdiğimiz sevgili yazarımız Zeynep Cemali’yi yeni kaybetmiştik. Onunla ilgili ne yapabiliriz diye düşünürken bütünüyle şöyle bir karar verdik. Günışığı Kitaplığı’nın okurlarını  tabii ki her zaman çok ayırıyoruz ama onların hayatını belirleyen yetişkin gruplara, öğretmenler, kütüphaneciler, aileler, bütün bu yetişkin dünyayı, esas bizim anlatabilmemiz lazım diye düşündük. Eğer biz onları edebiyat duygumuza davet edip bunu onlara anlatamazsak, zaten çocukların pek bir şansı olmayacak. Çünkü şansı olanlar nitelikli kitaplarla buluşuyor. Ama şansı olmayan milyonlarca çocuk böyle bir hayat yaşamıyor.

Tamamen sektöre emek verenlerin gelişimi ve önemli konuları tartışabilmelerini sağlamak amacıyla Zeynep Cemali Edebiyat Günü'nü düzenlemeye başladık. 5.sini 3 Ekim’de yaptık. Yüzde 70 yayıncı, yazar, çevirmen, illustrator, grafiker, dağıtımcı gibi yayıncılığa emek veren bütün kesimlerin katıldığı bir konferans haline geldi. Katılımcıların yüzde 30’u ise edebiyat kitaplarını kullananlar, kütüphaneci, öğretmen, basın gibi farklı taraflarda bu yayınları kullananlar katılıyor. Bunu artık profesyoneller için yapıyoruz.
 
-Eğitimde Edebiyat Seminerleri-
 
Eğitimde Edebiyat Seminerleri’ne sadece öğretmenler ve kütüphaneciler katılabiliyor. 9. sunu 8 Mart’ta düzenliyoruz. Yine Nişantaşı Fevziye Mektepleri Ortaokulu’nda yapılacak.

Orada da öğretmenlerimize ve kütüphanecilerimize hem kendileri, hem öğrencileri için iyi bir edebiyat okuru olabilmek adına nasıl bir büyü yaratabiliceğimizi açıkçası deneye deneye ortaya çok güzel bir sonuç çıkmaya başladı.  
 
Eğitimde Edebiyat Seminerleri Niçin Önemli? Bu seminerlerde konular neye göre belirleniyor?
 
Eğitimde Edebiyat Seminerlerimizde hedef kitlemiz öğretmen ve kütüphaneci olduğu için iki bant konuşma içeriği düzenliyoruz. Birinde çocuk ve yetişkin edebiyatının ustalarının edebiyat duygularını aktardıkları bir takım içerikler sağlıyoruz. Orada bütün amacımız öğretmenin edebiyat duygusuyla dolması ve aslında neler yapabileceği konusunda kendini keşfetmesi.

İkinci grup oturumlarda öğretmenlerin ve kütüphanecilerin çalıştıkları kurumlarda, doğrudan çocuklarla yapabildikleri uygulamaların sunumlarını sağlıyoruz. Yani meslektaşlarına kendi yaptıkları çalışmaları doğrudan anlatıyorlar. Böylece aslında hem devlet, hem de özel okullarda yaratıcı okuma uygulamalarının nasıl yapılabileceğini ve öğrencinin edebiyat kitapları üzerine neler yapabileceğini örnekliyoruz. Meslektaşlarının sunumlarıyla kendi kurumlarında neler yapabilecekleri konusunda pek çok fikir ve uygulama sunmaya çalışıyoruz. 
 
Bize şu anda Türkiye’nin hemen hemen her noktasında yaratıcı okuma uygulaması yapan öğretmenler ve kütüphaneciler başvuruyorlar. Biz onlara bir içerik çalışması yaptırıyoruz. Verdikleri bilgiye göre onlara bir sonraki seminerde sunum yapıp yapamayacakları söylüyoruz ve yapabilirsin dediklerimiz de bütün bir yıl müthiş çalışmalar yaparak hazırlanıyorlar. Önemli olan o seminerden hemen çıktıkları anda uygulayabilecekleri pratik yeni yöntemlerle donanmış oluyorlar. Bizim için bu çok değerli. 
 
Türkiye’de herkes genellikle kendi işini yapıyor. Lafa gelince çok lafımız var ama ne yapabiliriz diye düşündüğümüz zaman tabiî ki bunlar maddi manevi çok ağır işler.

Okuma kültürü kısırlaştırılmış bir ülkede edebiyat yayıncısı olmak demek okurunun önündeki engelleri de aşabilmek anlamına geliyor.
 
Onları edebiyatın kocaman dünyasında mutlu yaşayabilmelerini sağlayabilmek için biz de bir tür sivil toplum kuruluşu gibi kendimizi bütün bunları yaparken bulduk. Yapabildiğimiz için çok mutluyuz. 
 
Sizce bu alanda edebiyat pedagojik kaygılar taşımalı mı?
 
Seneler evvel yine TÜYAP’ta küçük bir form yapmıştım ve orada çok hoş bir 7. sınıf öğrencisi kız şöyle demişti; ''Ben çok saçma bir hayat içinde yaşıyorum. Düşünsenize benim öğretmenim de, ailem de cinayet romanları okumayı sevdiğim için benim katil olacağımı sanıyorlar. Ben böyle saçma sapan bir hayat içinde yaşıyorum.'’
Aslında hepimize meselenin ne demek olduğunu ve ne kadar basit ve saçma bir noktada durduğumuzu gösterdi. Üzerine söylenebilecek hiçbir söz yoktu.  
 
‘Özgürlüklerin baştan çıkarıcı olması yönünde korkularımız var’
 
Aslında bu tamamen özgürlükler meselesinde toplumsal defektimizle ilgili bir şey. Bizim bu konuda ciddi endişelerimiz var. Özgürlüğün baştan çıkarıcı olmasının çok tehlikeli olabileceğini sanıyoruz. Her bireyin her yaşta kendi donanımı, ailesinin, eğitiminin sosyal çevresinin ona sağladığı donanım kadar kendi biyolojik zekasıyla bir analiz ve sentez yapma gücü var. Çocukları birey olarak algılamamız gerekiyor. Acımayacağız,üzülmeyeceğiz tabii ki koruyacağız ama koruyacağımız şey kitaplar değil.

Selim İleri’nin çok güzel bir sözü var; ''Hitlerin ‘Kavgam’ kitabı hiç kimseye Hitler kadar zarar vermedi. Bir kitabın insanlara zarar vermesi mümkün değil.'' 
 
Kişi seçerek okuma evrenini kendi oluşturur. Özgürlük dediğimiz şey tam da budur. İnsanın kendi denemelerini, kendi keşiflerini yapabilme hakkı. Bundan kendimizi mahrum ettiğimiz gibi en çok da çocuklarımızı mahrum ediyoruz. Küçücük dünyamızda okuma köşemize çekilerek kocaman yolculuklara çıkıyoruz.
 
Aslında Günışığı Kitaplığı’nın kuruluş öyküsünün altında bütün bu söylem, tüm bunları görüp biriktirdiğimiz endişe ile çocuklarımıza hiç olmazsa edebiyat sayesinde sığınabilecekleri yeni bir edebiyat adası yaratmak. Hangi koşullarda, nerede yaşarlarsa yaşasınlar, severek okuyacakları bir kitap sayesinde kaçabilecekleri bir sığınakları olması lazım. Yetişkin için de, çocuk için de böyle.Yetişkinin hayatındada aynı eziyet aynı yorgunluklar var. Hepimizin bulunduğumuz andan bir an çıkıp uzaklaşmak gibi düşünsel yolculuk yapma ihtiyacı var. Sessizliğe ihtiyacımız var. Bunları en kolay sağlayan kaynaklardan biri edebiyat. Günışığı Kitaplığı ve yeni genç markamız ON8  sadece bunun için çalışıyor.  

Türkiye’de yayıncılık alanında Çocuk ve Gençlik Edebiyat Yayıncılığı’nın pazar payı nedir?   
 
2014 verilerine göre %7 civarında. Bu sayının içinde doğal olarak anlattığı öyküyle ya da  kurguyla bir şeyi öğretmek için mesajlı yazılmış kitaplar olduğunu da öngörürsek gerçek anlamda %5’in çok altındayız. Dışarıdan büyük bir gelişim gibi görünen o yanılsama %90 oranında hala eğitim yayıncılığı alanında geçiyor. En büyük pay %52 oranında eğitim yayıncılığının. Bunların içinde ders kitapları, test kitapları, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ücretsiz dağıtılan ders kitapları var. Ondan sonrakilerde küçük yüzdelerle dağılıyor. Akademik yayıncılık, Kültür Yayıncılığı, Çocuk ve Gençlik Yayıncılığı ve dini yayıncılık gibi… 
 
Fuarların sizin için anlamı nedir?
Uluslararası fuarlarda çocuk ve gençlik edebiyatı yayıncılığı hangi noktada?

 
Fuarlarda  kitapla yazarın doğrudan teması, okurun yazarı sadece eserleriyle değil fuar kapsamındaki etkinliklerde ifadesiyle tanışması, insan olarak duruşuyla buluşmasını sağlayan ortamlar olduğu için çok kıymetli.  Biz bütün Türk yazarlarımızın, yurtdışı telif haklarını temsil eden bir yayıneviyiz. Her yıl Frankfurt ve Polonya fuarlarında mutlaka ulusal stantlarımızı kuruyoruz.İlk yıllar sadece satın alma görüşmeleri yaparken, son 5-6 yıldır telif satışı için çok sayıda görüşme yapabilmeye başladık. Kitaplarımız pek çok farklı dile çevrilmeye başladı ki bu da uzun soluklu bir çabanın sonucu.  Orada çok farklı meseleler var. Batının pazarlama anlayışı, çocuk ve gençlik edebiyatına bakışı bazı noktalarda bizden çok farklı. Çünkü batı son günlerde bunu da söylemek biraz güç ama batı kendini daha korunaklı, daha steril, sorunlarını aşmış olarak görüyor. Bizim gibi farklı sosyal çevrelerin bir arada yaşamaya çalıştığı, dertlerin, kutuplaşmanın bambaşka bir hale geldiği çok sorunlu bir toplumda yaşamadığı için onlar edebiyatın da bir pazarlama meselesi olarak görüyorlar.
 
Son yıllarda pek çok büyük batılı yayınevlerinin fuar stantlarını kızların ve erkeklerin kitapları diye ayırdıklarını gördük. Özellikle 8-15 yaş grupları için kızlara ayrı, oğlanlara ayrı diziler, kitaplar gibi başlı başına bir cinsiyet ayrımcılığı meselesi var. Türkiye de kadının zaten çok ciddi hayati sorunlarla baş etmeye çalıştığı bir ortam varken, böyle bir yayıncılığı yapamayız. Pek çok iş ortağımıza bu anlayışımızı ilettiğimizde çok şaşırdılar. Anlamaya çalıştılar ve şimdi onlar da aynı kaygıları yaşar hale geldi. Hepimiz bu gezegenin küçücük birer üyesiyiz. Hangi ülke olursa olsun burnumuz bir belaya bulaştığında hepimizin bir meselesi gibi algılamamız gerekiyor. Batı da bakış açısıyla hızla bir evrim geçiriyor. Biz kendi ülkemizde yaptığımız edebiyat yayıncılığıyla zaten hem batılı ortaklarımızla hem Asyalı ortaklarımızla hem de ülkede gerçekten bu işe emek veren bütün yayıncılarla bu meseleleri tartışmak ve bunlardan başka boyuta birlikte el ele verip geçmek durumundayız. Başarı hiçbir zaman tekil bir durum değildir. Bir yayınevi olarak tek başımıza bir şey yapamayız, Türkiye yayıncılık sektörü bir yere çıkabilir anlayışıyla yaklaşıyoruz. O zaman çocuklarımız için geleceğe dair kalıcı, işe yarayan bir takım şeyler yapabiliriz. 

...
2. BÖLÜM İÇİN YARINI BEKLEYİN.

***
Günışığı Kitaplığı okurlara ne tür kitaplar sunuyor, türler neye göre belirleniyor, genç markaları ON8 ve ç
ocuğu ya da öğrencisi için endişeleri olan, daha ne yapabilirim diye düşünenlerin başvuru kaynağı KEÇİ EDEBİYAT, dijital yayıncılık ve elektronik ortamların yayıncılığa etkisi tüm detaylarıyla yarın www.egitimajansi.com'da.


 
 
 
Bu Haberi Hemen Paylaş!
Facebook Twitter Linkedin
Paylaş Tweetle LinkedIn

Yorum Yazın

Anketler

YKS değişti! Değişiklikler sizce yeterli oldu mu?
Editör Mail