22.11.2017 20:42 | Son Güncelleme: 22.11.2017 20:42

ÖYP’lilerle Neden İlgilenmek Gerekir?

Üniversite sayımız, son 10 yılda neredeyse üçe katlandı. Öğrenci sayısı, çok daha fazla artı.
E-Posta: aguclu@milliyet.com.tr / editor@egitimajansi.com
Üniversite sayımız, son 10 yılda neredeyse üçe katlandı. Öğrenci sayısı, çok daha fazla artı.

Hoca sayısı ise ne kadar artsa da yetersiz kalıyor. Bu yüzden, 68 olan yaş haddi 75’ e çıktı!İşte bu noktada genç hocalar, çok önem kazanıyor!...

Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı ÖYP, yıllar önce, büyük umutlarla başladı ama arkası gelmedi.

FETÖ temizliği yapılacak denildi ancak onun da şimdiye kadar çoktan bitmesi gerekirdi.

Belli ki başka sorunlar da var.

YÖK’ün kaliteyi artırmaya yönelik adımlarını elbette ki desteklemek gerekir.

Çıtayı aşağıya düşürmesine de asla izin verilmemeli.

Ama dersler boş, tek hayali Hocalık olanlar da işsiz kalmamı.

YÖK, bu konuda daha şeffaf olmalı ve tüm soruları cevaplandırmalıdır.

Arada çürük yumurtalar varsa onları ayıklamalı ve diğerlerini mağdur etmemelidir.

Ya da  kafasında kaliteyi artırıcı başka düşünceler varsa, onları da, ÖYP’lilerle paylaşmalıdır.

Çünkü sıkıntı, hem de çok sıkıntılılar.

İşten onların ve ailelerinin  yaşadıkları. Aslında, yaşananlar sadece onların değil, hemen hepsinin ortak sıkıntısı:
 

Lütfen yardım edin

Ben ÖYP kapsamında atanan bir araştırma görevlisiyim.

Doktora çalışmamı yeni bitirdim.

Ben doktora çalışmamı bitirdim ama bu güzel günleri keyfince yaşayamıyorum.

Benim hikayemde aşağıda yer almaktadır.

Sizin de ÖYP  ile ilgili yazdığınız yazıyı gördüm. Size bu yazı için çok teşekkür ederim.

Genç akademisyenlere kıyım yapılıyor. Lütfen yardım edin.

"Bir ÖYP’linin Hikayesi (Gerçek Hikaye)

Doktorasını bitirmek üzere olan ÖYP’li Araştırma Görevlisi, savunmadan önce üniversitesi ile görüşmeye gider.

 İlk olarak bölüme uğrayan genç akademisyen, bölüm tarafından mutlu bir şekilde karşılanır.

Bölümde işler çok ve öğretim elemanı az olduğu için üniversitenin ve bölümün genç akademisyenlere gerçekten ihtiyacı vardır.

Kadro durumunu görüşmek için bölüm başkanı ile Rektörlüğe doğru yol alırlar.

Rektör, Bölüm Başkanı ve ÖYP’li arasında aşağıdaki konuşma geçer:

Bölüm Başkanı: Rektör Hocam, ÖYP’li araştırma görevlimiz doktorasını bitirmek üzere arkadaşımızı bölüme almak istiyoruz. Sizin için de uygun mudur?

Rektör: Şuan için elimizde fazla kadro yok.

Bölüm Başkanı: Bölüm dışında bir yerde kadro veremez miyiz?

Rektör: Kadrom çok az. Aynı zamanda onları biz istemedik YÖK gönderdi bize sormadan.

Bölüm Başkanı: Arkadaşımız bölümde Araştırma görevlisi olarak da kalabilir.

Rektör: Hocam siz beni anlamıyorsunuz sanırım. Araştırma Görevlisi kadrosu da sıkıntılı.

ÖYP’li Araştırma Görevlisi: Hocam ben bu işe yıllarımı verdim. Şimdi bu yaştan sonra işsiz güçsüz ne yaparım. Başka yerden kadro bulmak da zor. Aynı zamanda bir üniversiteden ilişiği kesilen birisi başka bir yerde kadro ararken bu ilişik kesme olayını nasıl açıklar?

Rektör sessizliğe bürünür. Bölüm Başkanı ile ÖYP’li Araştırma Görevlisinin başından kaynar sular dökülmüştür. Sessizce Rektörlük makamından ayrılırlar. Bir süre sessiz ilerledikten sonra Bölüm Başkanı ÖYP’li Araştırma Görevlisine moral vermeye, derdine derman olmaya çalışır. Genç akademisyen beklemediği bu cevap karşısında şoktadır. Lavaboya gider elini yüzünü yıkar ve kendine gelmeye çalışır.

ÖYP’li Araştırma Görevlisi Dekan Hoca ile görüşür. Dekan da Bölüm Başkanı ile aynı fikirdedir. Bölümün ihtiyacı vardır ve Fakülteye alınması için girişimlerde bulunacağını söyler. Aradan uzun zaman geçmesine rağmen hiçbir ses seda yoktur.

 YPP’li araştırma görevlisi buruk bir sevinç içinde doktora savunmasını hazırlamaya devam etmektedir..."


Ne Olacak Çocuklarımızın Hali?


Sevgili Güçlü,

Emekli bir askerim …

T üm yatırımımı oğlumun bu ülkeye akademisyen olarak hizmet etmesi hayaliyle ,  oğluma yaptığım için de dikili ağacım  bile  yok.  H ala kirada oturmaktayım.

Sağolsun o da benim bu hayalimi gerçekleştirme yolunda ilerliyor …

Ö nce üniversiteyi birincilikle mühendis olarak bitirdi.   P eşinden yüksek rakamlı maaşları reddederek kendi okuluna  ÖYP ’ li araştırma görevlisi olarak girmeyi başardı.

Büyük bir ideal ve heyecan ile başladığı kariyer hayatına,  YÖK 'ün uygulamaları sayesinde karamsarlık çöktü...

Önce kadro sistemlerini değiştirdiler, arkasından ödenekleri kıstılar ,  en sonunda hiç vermemeye başladılar …

İki yüksek lisans yaptı, birincisinin tezini bitirdikten sonra ,  ikinci yüksek lisans tezini yazmaya başladığında ,  yapamazsın kanunu çıkardılar ,   emeklerini heba ettiler …

Prozac kullanmaya başladı …

Yurtdışındaki konferanslara yazdığı bildiri ve makaleler için benden para alarak gitti...

Üniversite yönetimi yılda bir kez olmak üzere 1.750 (Yazı ile binyediyüz elli lira) ödenek veriyor …

Uluslarası dergiler de yayımlanmış onlarca makale ve bildirisi var     ama daha fazlasını artık yazmak istemiyor! Çünkü gidemiyor …

Amerika ’ dan önemli bir   üniversitenin rektörü ,  kendisini ,  orada çalışmak üzere davet etti   ama o " B en bu ülke çocuklarını yetiştirmek istiyorum" diyerek reddetti.

4 bin TL ’ lik   maaşı ,  aldığı yayınlara anca k  yetiyor …

Şimdi vicdan azabı çekmeye başladım ,  acaba yanlış mı yaptım diye …

 

Küstürmeyelim Onları

Bilim insanlığı, Hocalık idealizm ister.

Onu körelttiğinizde geriye bir şey kalmaz.

Ülkeye sadakat elbette  her şeyin  önünde gelir.

O yoksa, gerisi teferruattır.

Ama var olan o yüksek sadakatı ve idealizmi , ne olur daha fazla köreltmeyelim.

YÖK, kapatılan üniversitelerin öğrencilerine sahip çıktığı gibi onlara da sahip çıkmalıdır…

 
Bu Haberi Hemen Paylaş!
Facebook Twitter Linkedin
Paylaş Tweetle LinkedIn

Yorum Yazın

Anketler

YKS örnek soruları yayınlandı! Sizce sorular nasıl?


Editör Mail