adscode

Özel Eğitim(Engelliler) Alanından Yansımalar!

Çocuk Haklarına dair Sözleşme ”zihinsel ya da bedensel engelli çocukların ”saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran eksiksiz…

Özel Eğitim(Engelliler) Alanından Yansımalar!
Genç Blog








Engelli çocuklar, diğer çocuklarla aynı haklara sahip olmalarının yanı sıra, Sözleşme’nin 23’üncü maddesine göre özel bakımdan yararlanırlar. Bakım, her durumda ücretsiz olarak sağlanır” denmektedir.

Bu alanda yer alan uluslar arası sözleşmelere imza koyan Türkiye açısından gereklerini yapma noktasında tablonun pek parlak olmadığını söyleyebiliriz. Son yıllarda bu alanda önemli ilerlemeler sağlanmış olmasına rağmen, genel sayılara bakıldığında okul çağında bulunup özel eğitim alamayan çocuk sayısı oldukça yüksektir. Yüzde yüz gerekleşme için daha kat edilmesi gereken çok uzun yolun olduğu bir gerçektir. Yetersizlik tablosu diğer hizmet ve çalışma alanları içinde geçerlidir.

Özel eğitim ve özel özel eğitim kurumlarından bireysel, grup ve fizyoterapi destek eğitim hizmeti alabilmek için Rehberlik Araştırma Merkezlerinden rapor almak gerekir. Bireysel destek eğitimi haftada 2 saat, ayda toplam 8 saat verilmektedir. Ayrıca ayda 4 saat grup destek eğitim hizmeti verilir. Özel eğitim hizmetinin verildiği kurumlara (rehabilitasyon merkezlerine) devlet tarafından öğrenci başına aylık400-500 TL arası ücret ödenmektedir. Özel eğitime gereksinim duyanların büyük bir bölümünün engel nedenleri doğuştan olup; diğer bir bölümünün engel nedenleri ise doğum sırasında ve sonrasında çeşitli faktörlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

Doğuştan engelli olanlarda bu durumun; genetik geçiş, akraba evlilikleri, beslenme yetersizlikleri, çevresel ve diğer sağlık nedenlerine bağlı olduğu alan uzmanlarınca belirtilmektedir. Doğum sırasında daha çok bebeğin nefessiz kalması, vakum sistemi ve başın darp alması beyin ve vücut fonksiyonlarını örselemektedir. Doğum sonrası ise; çevresel faktörler, yetersiz beslenme, kazalar vb nedenler bulunmaktadır.

Engelli bireylerin sayısı konusunda bu alanda faaliyet yürüten çeşitli demokratik kitle örgütlerinin, bilim insanlarının ve SGK’nın sayıları arasında ciddi farklar bulunmaktadır. Demokratik kitle örgütlerine göre engelli birey sayısı 8,5 milyon, bilim insanlarına göre 4,5 milyon, SGK’nın 2012 verilerine göre 1.559.000 bindir. Aynı bilgilerde bölgesel bazda Ege ve Akdeniz Bölgelerinde diğer bölgelere göre engelli yurttaşların daha çoğunlukta olduğu ifade edilmektedir.

MEB’in 2012-13 istatistiklerinde okul sayısı 1.692,öğrenci sayısı 262.618,derslik sayısı 19.460,öğretmen sayısı ise 15.076 olarak yer almaktadır. Bu rakamlar arasında yer alanların yaklaşık 200 bin tanesi kaynaştırma eğitimi alan öğrencilerden oluşmaktadır. Aynı verilerde özel özel eğitim okullarının sayısı 152,öğrenci sayısı ise 20.000’dir. Özel eğitim sınıflarında ve kurumlarında görev yapan 25 öğretmen ve idareciden alınan bilgiler ışığında yaşanan sorunlar, çözüm önerileri ve talepler önemli noktalara vurgu yapmaktadır.

444’lük eğitim modelinin yalnızca ilkokulları, ortaokulları, liseleri değil; engelli bireylerin eğitim aldıkları özel eğitim okullarını ve özel eğitime gereksinim duyan bireyleri de olumsuz etkilediği ve halende etkilemeye devam ettiği görülmektedir.

Özel Eğitim Alanında Yaşanan Sorunlar;

444’lük eğitim sistemi ile okula başlama yaşı 60-66 ay belirlenmiştir. Bu uygulamaya engelli öğrencilerde dâhil edilmiştir. Engelli bireyler tanıları konulduktan sonra yaşam boyu eğitim sürecine dâhil edilmeli, eğitimlerinin devamı sağlanmalıdır. Ancak, özel eğitim okullarında bireysel eğitimden ziyade grup eğitimi uygulanmaktadır. Okulların genel durumu değerlendirildiğinde erken yaş eğitim programlarının uygulanmasında sakıncalar oluşabilmektedir. Bu yüzden bu okullarda erken eğitim birimlerinin kurulması ve işlevsel hale getirilmesi gerekmektedir.

-Kamu okullarında bulunan özel eğitim sınıfları ve özel özel eğitim kurumları (rehabilitasyon merkezleri) pek çok sorunla karşı karşıya bulunmaktadır. Öncelikli sorunlar; kurumların fiziki alt yapılarının yetersizliği, nitelikli personel, oyun alanı yoksunluğu, ulaşım ve taşınmada yaşanan sorunlar olarak görülmektedir. Ayrıca gelişmiş iller ile gelişmekte olan illerde bulunan kurumlar arasında ayrımcılığa dayalı uygulamalardan kaynaklı farklar bulunmaktadır. Bu alanda açılan kurumlar, merkezler gelişmiş illerde yoğunlaşmıştır. Yatırımlar eşitsiz ve dengesizdir. Bu durum hizmetten yararlanamayan milyonlarca ailenin umutsuzluk ve çaresizlik içine düşmesine neden olmaktadır.

Eski İsmi ile İş Okulları olan Özel Eğitim Mesleki Eğitim Merkezlerinde (lise düzeyindeki okullar) eğitim alan engelli çocuklar artık bu okullardan diploma alamayacak!

Engelli çocuklar 16 yaşından 22 yaşına kadar Özel Eğitim Mesleki Eğitim Merkezlerinde (lise düzeyinde) eğitim görebiliyorlar ve bu okullardan diploma alabiliyorlardı. Engelli çocuklar ÖMS' ye (Özürlü Memur Sınavı) girebiliyorlardı. 4+4+4 eğitim modeli ile bu sınavlara girip memur olarak görev yapma hakları da ellerinden alınıyor. Devlet engelli bireyler için yeterli düzeyde ve iş alanı, istihdam yaratmazken, var olan haklarını da bu şekilde ellerinden alıyor. En temel insan hakkı olan çalışma hakkı da engelli bireylerin elinden alınarak, topluma entegre edilmeleri de engellenmiş olacak.

Yetişkin engelli bireyler İş Eğitim Merkezlerinde eğitim alabiliyorken, 4+4+4 ile Halk Eğitim Merkezlerine (kurslarına) yönlendirilecek.

Engelli çocuklar gibi yetişkin engelli bireylerin de eğitim hakkı gasp ediliyor. Yetişkin engelli bireyler 23 yaşından sonra, İş Eğitim Merkezlerinde eğitim alabiliyorlar, bu okullarda galoş yapımı, kutu yapımı gibi ürünler üreterek kendilerini var edebiliyorlardı. 444’lük yasa ile “İş Eğitim Merkezi’nin” adı “İş Uygulama Merkezi “ adını alarak artık kapatılıyor. Buralarda eğitim gören yetişkin engelli bireyler bu okullardan kayıtları silinerek,

Halk Eğitim Merkezi kurslarına yönlendiriliyor. Bu kurslarda kaç gün ve kimden (hangi öğretmen?) eğitim alacakları belirsiz bir zaman dilimine bırakılıyor. 23 yaşından sonra eğitim hakları ellerinden alınan engelli bireyler, 22 yaşını doldurduktan sonra, devletin külfet olarak gördüğü ücretsiz yemek ve ulaşım hizmetlerinden de artık yararlanamayacak. 4+4+4 düzenlemesi ile “ilköğretimde eğitim parasızdır” ifadesinin kaldırmasını engelli bireyler eğitiminin ticarileşmesi süreci bu boyutu ile bir kez daha yaşamış oluyorlar.

444’lük eğitim sistemi ile okulların isimleri değişti ama aksaklıklar devam ediyor!

444’lük eğitim modeli ile okul isimleri de yeniden düzenlendi. Hafif düzeyde zihinsel engeli olan öğrencilerin gittiği okulun ismi daha önce İş Okulu iken; yeni uygulama ile Özel Eğitim Mesleki Eğitim Merkezi (Okulu) oldu. Ağır ve orta düzeyde zihinsel engelli tanısı konan öğrencilerin eğitim aldıkları okulların isimleri Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi iken, Özel Eğitim Uygulama Merkezi ve İş Uygulama Merkezi olarak değiştirildi. Otistik tanısı almış öğrencilerin eğitim aldıkları okulların isimleri de Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi (OÇEM) iken, Özel Eğitim Uygulama Merkezi ve İş Uygulama Merkezi olarak değiştirildi. Bu değişiklikten dolayı, farklı tanılar almış, öğrenciler aynı okullarda eğitim alabilecek. Örneğin, ağır ve orta düzeyde zihinsel engelli tanısı almış çocuklar, Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi (OÇEM) programlarını uygulayan okullara, otistik tanısı almış öğrenciler de ağır ve orta düzeyde zihinsel engelliler programını uygulayan okullara yönlendirilecek, bu uygulama yeni sorunların yaşanmasına neden olacaktır.

Seçmeli Din Derslerine Engelli Öğrencilerin Uyum Sorunu Devam Ediyor!

Siyasal ve ideolojik anlamda; 4+4+4 eğitim sistemi ile getirilen seçmeli ders mantığı ile, öğrencilere dayatılan din eğitiminin (Kuran’ı Kerim, Temel Dini Bilgiler, Hz. Muhammed’in Hayatı) engelli öğrencilerin programına nasıl yansıyacağı da belirsizlik taşıyor.Öyle ki, 2010 yılında, otizmli ve diğer zihinsel engelli öğrencilerin ders programlarından eğitimde daha çok ihtiyaç duydukları görsel sanatlar, müzik, beden eğitimi gibi branş ders saatleri düşürülerek, yerine zorunlu din dersi uygulaması getirilmişti.

Otizmli ve diğer zihinsel engelli öğrencilerin ‘soyut’ kavramları öğrenme güçlüğü yaşadıklar, ‘somut’ kavramlar üzerinden gelişimlerinin sağlandığı bilimsel ve pedagojik bir gerçeklik ve gerekliliktir. Okullarda farklı seçmeli derslerin olmasına rağmen, “başka seçecek ders yok, öğretmen yok” safsataları ile bu derslerin zorunlulaştırılması da 4+4+4 kesintisiz eğitim modelini siyasi ve ideolojik yönünü gözler önüne seriyor. Kaynaştırma eğitimi alan engelli öğrenciler de Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı kapsamında kendileri açısından daha öncelikli dersleri almaları gerekirken, din ağırlıklı dersleri almaya zorlanacaktır. Bu uygulamalar, engelli bireylerin gelişim seyirlerinin ve eğitimlerinin tamamen görmezden gelindiğinin, ideolojik çıkarlar adına anti-demokratik ve anti-bilimsel eğitim-öğretim adımlarının atıldığının da bir göstergesidir.



*****







Rehberlik Araştırma Merkezleri (RAM) işlevsiz hale getiriliyor!

Özel eğitim sistemindeki aksaklıkların bir ayağını da Rehberlik Araştırma Merkezleri (RAM) oluşturmaktadır. Hastanelerde engelli raporunu alan öğrencinin Eğitsel Performansının alınması, zeka düzeylerinin belirlenmesi, resmi ve özel ilk-orta ve lise okullarına kaynaştırma yönlendirmesinin yapılması, hangi özel eğitim okullarına gideceğini, hangi örgün özel eğitim kurumuna devam edeceği, evde eğitim hizmeti alıp alamayacağı, kaç saat özel eğitim ve rehabilitasyonlardan eğitim alacağı ve şeklini (grup veya bireysel) belirleyen bu kurumlardır. Diğer özel eğitim kurumlarının yaşadığı tüm sıkıntıların yanında (yetersiz personel, kısa dönemli görevlendirmelerle alana ve sorunlara hakim olmayan personellerle işlerin devam ettirilmesi, personel sayı ve iş yükümlülüğünün adaletsiz olması vb.) yetersiz okul ve derslik sayılarının özel eğitim kurumlarında yığılmalara neden olması dolaylı yollardan bir rant doğurmuştur.

Bu durum Rehberlik Araştırma Merkezlerinin (RAM) insanlara baskı ve yönlendirme unsuru olarak kullanabileceği bir iktidar alanı yaratmıştır. Öğrenci değerlendirmelerinde ve yönlendirmelerinde engelli öğrenci ve bireylerin fiziki, ruhsal, zihinsel ihtiyaçlarından ziyade, nerede boş yer var oraya yönlendirelim yaklaşımı ile yönlendirilmektedirler. Bu öğrencilerle her gün bire bir etkiletişimde bulunan öğretmenlerin, psikologların ve diğer alan çalışanlarının değerlendirme ve önerileri dikkate alınmadan hatta Rehberlik Araştırma Merkezlerinde (RAM) çalışan Psikolog, özel eğitim uzmanı, psikolojik danışman gibi uzmanların dahi inceleme ve gözlem sonuçlarında inisiyatif kullanmalarına pek izin verilmeden; sadece hastane raporları ve RAM’da yapılan test sonuçlarının MEBBİS’e işlenmesi sonucu, sistemin yönlendirmesi ile öğrencilere raporlar çıkmaktadır.

Hastanelerin yoğunluğu nedeni ile bir çok öğrenciye yeterli zaman ayrılmamakta ve gerekli test ve incelemeler yapılamadan, öğrencinin tüm hayatuını etkileyecek nitelikte tanılar verilmektedir. Hastanelerden alınan tanılarla RAM’lara gelen öğrenciler; bazen iş yoğunluğu ile, bazen personel yetersizliği ile bazen de öğrencinin yaşının büyük olması nedeni ile burada da detaylı inceleme yapma sıkıntısı belirmektedir. Bu durumda öğrenciler kısa gözlem ve performans alımları ile hastane raporlarına biat edilerek kararlar alınmaktadır.

Özel eğitim kurumlarında, RAM’larda, ilçe milli eğitim müdürlüklerinde kanun ve yönetmeliklerle kurulması zorunlu olan kurul ve komisyonlar hali hazırda ya göstermelik oluşturulmakta, işlevsellik kazanmamakta ya da usulüne uygun çalışmamaktadır.Özellikle ilçelerde oluşturulan ilçe özel eğitim hizmetleri kurullarında ve komisyonlarında sadece imza atacak karar ve uygulamaları sorgulamayacak bireyler yerleştirilerek, bu kurul ve komisyonlar sadece RAM’ların ya da belli kişilerin karar ve uygulamalarını onaylayan komisyon ya da kurullara dönüştürülmektedir. Bu keyfi karar ve uygulamaların sıkıntılarını özel eğitim alanda çalışanlar, öğretmenler, öğrenciler ve veliler çekmektedir.

Özel Eğitim İş Uygulama Merkezlerindeki sınıflarda 2010 yılına kadar iki zihinsel engelliler sınıf öğretmeni derse girmekte iken, bu sayı bire düşürülmüştür. Özel Eğitim İş Uygulama Merkezlerindeki sınıflara devam eden öğrencilerin 16 yaş ve üzerinde olmasından dolayı, gerek ergenlik döneminde, gerekse fiziksel gelişimlerinin hızlı olmasından dolayı, eğitimleri için daha fazla çaba gerekmektedir. Eğitim-öğretimin daha verimli hale gelebilmesi için, her sınıfa iki zihinsel engelliler sınıf öğretmeni görevlendirilmelidir.

2.Kademede haftalık ders saatleri artıyor, ek ders yönetmeliğinde ise yerinde duruyor. b

444’lük eğitim sistemi ile özel eğitim kurumlarında, Özel Eğitim Uygulama Merkezi (1. Kademe), Özel Eğitim Uygulama Merkezi (2. Kademe) ve Özel Eğitim İş Uygulama Merkezi (3. Kademe) olarak düzenlendi. Buna göre özel eğitim okullarının haftalık ders çizelgeleri de değiştirilmiş oldu. Bunun sonucu olarak 2. kademe için 5. sınıflardan başlayarak haftalık 30 saat olan ders saatleri, kademeli olarak 35 saate çıkarıldı. Buna göre yalnızca özel eğitim okul ve sınıflarında ikinci kademelerde görevli zihinsel engelliler sınıf öğretmenleri fiilen haftada 35 saat derse girmiş olacak.

Sınıf öğretmenlerinin haftada 18 saat aylık karşılığı ders görevi bulunmakta olup, haftada 12 saate kadar da ek ders görevi alabildikleri için fiilen girdikleri fazladan 5 saat ders ücretini ise alamayacak. Çünkü 30 saatten fazla ders alınamıyor. Gerekçe olarak,zihinsel engelliler sınıf öğretmenin branş öğretmenin ders saatlerinde de derse girmek zorunda olması gösterilmektedir. Ayrıca ek ders yönetmeliğinde bu yeni durum ile ilgili bir değişikliğe gidilmemiş, okul saatleri ve ders saatlerinde yapılacak uygulamalar belirsiz bırakılmıştır.

Okul ders saatleri değiştirilemeyeceği için, önceden 30 saat olan haftalık ders programına 35 saate sıkıştırılmış, okulların insafına bırakılarak çözüm yine öğretmelerin mağduriyeti ile sonuçlanmıştır. Örneğin; öğretmenlerin 10 dakikalık molası, 4+4+4 sisteminin belirsiz uygulamalarıyla ellerinden alınarak 5 dakika ile sınırlandırılarak, özveri yine öğretmenlerden beklenmiştir. Oysaki özel eğitim alanında çalışan öğretmen ve personelin diğer alanlarda çalışanlara göre yıpranma paylarının daha fazla olduğu da bilinmektedir.



*****






444’lük Sistemin Her Alanda Mağduru Öğretmeler

Hem özür grubu ile hem atama durumlarında yaşadıkları sorunlar ile, kendi mesleklerinde (sınıf öğretmenliği) norm fazlası duruma düşülerek mağdur edilmiştir. Yaşadıkları mağduriyet, bir başka branşı mağdur edecek olan zihinsel engelliler sınıf öğretmenliği alanının kadroları doldurularak çözülmek istenmiştir. “Sınıf Öğretmenliği” ataması bekleyenleri alan değişikliğine yönlendirilerek “Zihinsel Engelliler Sınıf Öğretmeni” olarak atanması özel eğitim alanı değersizleştirmektedir.

Özel Eğitim alanına atanması yapılmış olan öğretmenlere herhangi bir eğitim verilmeden direk sınıflara konmuş, öğrenci ile deneme yanılma yolu ile işini yapması beklenmiştir. Ara tatilde göstermelik kısa bir hizmet içi eğitim ile bu öğretmenleri yetiştirklerini sanmaktadırlar. Sistem kendi yarattığı yarıkları tamir etmek(!) isterken, başka büyük yarıklar açmaktadır. Bu ikili mağduriyet yaratan alan değişikliği/yer değiştirme atamaları, özel eğitim alanını değersizleştirmekte, eğitimin kalitesini düşürmekte, öğretmenlik mesleğini tamamen niteliksizleştirmektedir. Zihinsel engelliler öğretmenlerinin ve zihinsel engelli öğrencilerin eğitim- öğretimdeki yeri milli eğitim/bakanlık tarafından önemsenmemektedir. Yapılan bu alan değikliğinin yarattığı uygulama birçok olumsuz sonucu da beraberinde getirmiştir;

Zihinsel engelliler sınıf öğretmenliğinin mevcut sınıf öğretmeni branşlarından farklı bir eğitim formasyonu gerektirmektedir. Bu sebeple bu branşta çalışacak kişiler sınıf öğretmenliğinden büyük oranda farklı bir eğitimden geçerler. Zira uğraş konusu olan “zihinsel engelliler” normal fiziksel ve psikolojik yapıdaki bireylerden ciddi anlamda farklılıklar göstermektedirler. Onlarla kurulacak iletişim ve etkileşim sağlıklı bireylerle kurulandan çok farklı olup; bu ancak konu hakkında gerekli ve yeterli teknik ve mesleki birikime sahip kişilerce icra edilebilecek bir iştir. Aksi takdirde bu bilgi ve eğitimden yoksun eğitmenler, istemese de zihinsel engelli bireye maddi ve manevi zarar verebilirler.

Engelli bireylerin eğitiminin özel olduğu unutulmamalıdır. Zira bu bireyleri “Özel Eğitime Muhtaç Bireyler” ve eğitimleri de “Özel Eğitim” olarak tanımlanmaktadır. Zaten hali hazırda alan dışında olan ücretli öğretmenlerin bu alanda çalıştırılması ile bu sorunlar hat safhada da yaşanmaktadır. Bu şekilde uygulamalarla özel eğitim alanı tamamen değersizleştirilmektedir. Hiçbir mesleki uygulama süreci ya da özel eğitim yeterliliği gözetilmeden alan değişikliği yapan sınıf öğretmenleri, eğitim fakültelerinde özel eğitim/zihinsel engelliler öğretmeni olarak yetiştirilen öğretmenlerin kendi branşlarına atanma oranlarını da düşürecektir.

Özel eğitim kadrolarını dolduran sınıf öğretmenlerinin hizmet puanlarının daha yüksek olması nedeniyle, branşı özel eğitim olan öğretmenlerin kendi okullarına il içi- il dışı ve yer değişikliği atama haklarının önü büyük oranda kapatılmış olacak. Halen özel eğitim bölümü okumakta olan üniversite öğrencileri ve atama bekleyen özel eğitim mezunları da bu durumdan nasibini alacaklardır.

Yapılan alan değişikliği uygulamasının doğuracağı olumsuzluklar sadece ‘maddi ‘ temelli kalmayıp ‘manevi ‘ sonuçlara da sebebiyet verecektir. 4+4+4 sistemi ile mağdur edilmiş olan zihin engelliler öğretmenleri ve sınıf öğretmenleri ‘alan değişikliği’ ve ‘alandan kaynaklı sorunları’ nedeniyle kişisel çatışmaların ortasında kalacaktır. Okul ortamlarında yaşanacak kişisel çatışmalar öğretmenlerin günlük yaşam ve mesleki motivasyonlarını kıracak, öğretmenleri meslektaşlarıyla karşı karşıya gelmek zorunda bırakacaktır.

Alan değişikliğinin yanı sıra, eğitim-öğretimde yıllardır büyük bir sorun teşkil eden ücretli öğretmenlik de, bir an önce çözülmesi gereken önemli bir mesleki sorundur. Okullardaki kontenjanlar daha az ücretle çalıştırılan ücretli öğretmenlerle doldurularak devletin “ucuz işçi” stoku haline gelen ücretli öğretmenler, branşlarına lisanslarına bakılmaksızın, hizmet içi eğitime bile tabi tutulmadan okullardaki kontenjanları kapatmaktadır. Bu durum eğitimin niteliğini düşürmekte, mesleği vasıfsızlaştırmaktadır.



*****






Özel Eğitim Çocukları Yaşlarına Uygun Okullarda Eğitim Almalıdır!

444’lük yasa tartışılırken 8 yıllık zorunlu ilköğretime getirilen eleştirilerin başında farklı yaş grubunda çocukları aynı oyun ve tuvalet ortamlarını paylaşmalarına yönelikti. Büyük ağabeylerle, küçük çocukların bir arada olmasının sakıncaları dile getirilmişti. Şimdi aynı uygulama kesintisiz ilkokullarda, ortaokullarda ve liselerde devam etmektedir. Sakıncalı olduğu ifade edilen uygulamanın sürdürülmesinin hiçbir mantıklı izahı yoktur. Arkasına gizlenecek gerekçede bulunamamaktadır. Gerekçe üretmeye kalkmak işimize geldiği gibi davranmak anlamına gelecektir.

Yukarda ileri sürdüğümüz eleştirilerden hareketle diyoruz ki, bu yıldan başlayarak en geç 2 yıl içerisinde okulöncesi eğitimi alan çocuklar ya bağımsız anaokullarına ya da ilkokulların bünyesine taşınmalıdır.36 aylık çocukları 13-15 yaşında çocuklarla aynı okul binalarını ve bahçelerini kullanmalarının önüne geçilmelidir. Aksi takdirde doğacak ve yaşanacak her türlü olumsuzluğun sorumluluğu ve vebali yürütme ve yasama organının omuzlarında olacaktır.

Aynı durum özel eğitim sınıflarında eğitim gören çocuklar içinde geçerlidir. Bu çocuklarda yaş grupları ve seviyelerine göre kademelendirilmeli ve ilgili okullarla ilişkilendirilmelidir. Şu an kamu ve özelde 252 bin çocuğumuz özel eğitim ve psikolojik rehberlik eğitimi almaktadır. Özel eğitim verilen sınıflarda öğrenci mevcutları 8-10 öğrenci olmak zorundadır. Ayrıca okulların eklentileri bu çocukların kullanımına uygun yapılandırılmalıdır

Özel Eğitim Alanında Yaşanan Sorunlara Yönelik Çözüm Önerileri ve Taleplerimiz.

-Toplumsal yaşam alanları, okullar ve iş mekânları, ulaşım araçları ve kaldırımlar engellilerin gereksinimlerine göre düzenlenmelidir. Yasalarda engellileri önceleyen, koruyan onların taleplerini gözeten değişiklikler yapılmalıdır.

-Eğitim bütçesi içerisinde özel eğitim alanına ayrılan bütçe yeterli düzeye getirilmeli, her türlü yardım eğitim ve diğer etkinlikler devlet eliyle yürütülmeli, bağımsız kamusal özel eğitim kurumlarının ve okulların bünyesinde bulunan sınıfların sayısı planlı bir biçimde arttırılmalıdır. Özel eğitime gereksinim duyan bütün yurttaşların kullandıkları destek araçları, cihazları devlet tarafından ücretsiz karşılanmalıdır.

-Bu alandaki personel açıklarını kapatabilmek için, eğitim fakültelerinde yeterli sayıda bölüm açılmalı; alan bilgisi, pedagojik formasyon ve genel kültür bilgisi ile donanımlı öğretmenler yetiştirilmelidir. Hizmet içi eğitimle yetiştirilmiş yardımcı destek personeli istihdamı gerçekleştirilmelidir. Bilimsellik esasına göre program ve planlar oluşturulmalı, bu esasa uygun olacak şekilde MEB’de özel eğitim hizmetleri genel müdürlüğü kurulmalıdır. ( not: aslında MEB’de Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü bulunmaktadır. Belki ikisi ayrılabilir)

- Bu yolla verilecek eğitim hizmetinin ülkenin dört bir yanına eşit olarak ulaşması sağlanmalıdır. Ailelerden hiçbir ad altında para talep edilmemelidir. Engellilerin kamusal hizmet alanları başta olmak üzere, özel sektörün çalışma alanlarında öncelikli istihdamını zorunlu kılan yasanın kapsamı genişletilmelidir. İstihdamın yapılıp yapılmadığı sürekli denetlenmelidir.

-Engelli çocukların,engelli olmayan çocuklarla birlikte eğitim almaları sağlanarak, kaynaştırma eğitiminin gereklilikleri yerine getirilmelidir. Kaynaştırma Eğitimi adı gibi öğrencileri arada kaynatıp yok etmemeli. Kaynaştırma eğitimi için okullarda; kaynak oda, eğitimli personel, araç-gereç ve donanım ile sınıf mevcutlarının iyeleştirilmesi gerekmektedir.

-Özel Eğitim Uygulama Merkezlerinde (lise düzeyinde) eğitim alan, engelli çocukların diploma hakkı tanınmalı, yetişkin engelli bireylerin de İş Eğitim Merkezlerinde eğitim alabilmelerine devam edilmelidir.

-Her engelli öğrenci tanısına göre okullara yerleştirilmeli, sadece biçimsel anlamda okulların isim değişikliği değil, eğitimin içeriğine yönelik değişiklikler yapılmalıdır. Seçmeli din dersleri engelli öğrencilere dayatılmamalıdır. Özellikle mesleki eğitim merkezleri ile eğitim uygulama merkezlerinin atölyeleri gelişştirilmeli ve atölye öğretmenleri istihdam edilmeli. Bu tarz okullarda temel yaklaşım öğrencilere el becerisi, mesleki beceri kazandırarak iş hayatında yer edinmeleri sağlanmalı.

-Rehberlik Araştırma Merkezleri (RAM) denetlenmeli, engelli çocukların tanı, yerleştirme vb. gibi kararlar da keyfi uygulamalardan vazgeçilmelidir. Özel Eğitim İş Uygulama Merkezlerinde, eğitim-öğretimin daha verimli hale gelebilmesi için, sınıflarda iki zihinsel engelli sınıf öğretmeni görevlendirilmelidir. Haftalık ders saatleri artırılması ile ilgili yaşanan mağduriyetin giderilerek, ek ders yönetmeliğinde değişikliğe gidilmelidir. Öğretmenlerin girdiği her fazla ek dersin karşılığı ödenmelidir. Bu okullardaki yıpranma payı göz önüne alınarak öğretmenlerin mağdur edilmek yerine gelişim ve rehabilitelerini sağlayacak uygulamalar getirilmeli.

-Alan değişikliği gibi geçici çözümlerden biran evvel vazgeçilerek, öğretmenlerin kendi branşlarında atamaları yapılmalıdır. Özel eğitim alanında çalışmak isteyen sınıf öğretmenlerin göreve alan değişikliği ile değil, yüksek lisans, doktora yaparak alanda kendini geliştirmesi ve hizmet içi seminerlerle istihdamı sağlanmalıdır. Engelli bireylerin eğitiminin özel olduğu unutulmamalı, özel eğitim alanı değersizleştirilmemelidir. Öğretmen atamaları da bu hassasiyet çerçevesinde yapılmalıdır.

Sonuç yerine, toplumun en dezavantajlılarını oluşturan özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin sorularının çözümüne hayırseverlik ve acıma duyguları üzerinden değil, sosyal adalet, eşit yurttaşlık ve sosyal hak politikaları üzerinden yaklaşmak gerekir. Bu yaklaşım, bedensel ve zihinsel örselenmenin, çaresizlik duygusunun ve ruhsal çöküntünü önüne geçecektir.


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :


Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)