27.09.2016 17:42 | Son Güncelleme: 27.09.2016 17:42

Rusya Büyükelçisi Karlov’dan ‘Dost Türkiye halkına içten mesajlar’

Atılım Üniversitesi 2016-2017 Akademik Yılı Açılışı gerçekleşti.
Atılım Üniversitesi 2016-2017 Akademik Yılı Açılışı gerçekleşti.



Atılım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ, akademik yılı açış töreninde üniversiteyle ilgili müjdeli bir haberi paylaştı. Üçtuğ, Atılım Üniversitesi’nin üniversitelere ilişkin Times Higher Education List sıralamasında dünyada ilk 500’te ve Türkiye’de ilk 4’te yer aldığını açıkladı.

Rektör Üçtuğ’un, açış konuşmasındaki dikkat çekici başlıklar özetle şöyle idi:

“150 kişilik öğrenci kontenjanlarında artış olmasına rağmen yerleştirmelerde yüzde 100 ve kayıt sonrasında yüzde 90 oranında bir doluluk oluşturuldu. Geçtiğimiz döneme göre yatay geçiş ile kayıt sayısı da iki katına çıktı. Bu niceliksel artışın sevindirici yanı olmakla birlikte üniversitemizin eğitim-öğretim yükünde artışa neden olacağı kesindir.

Üniversitemiz niteliksel anlamda ciddi başarılara imza attı. TİMES Dünya Üniversiteler Sıralaması’nda dünyada ilk 500 ve ülkemizde ilk 4 üniversite arasında yer alarak sıralamaya girdi.

Artık bizler iyi olmayı hedefleyen mütevazi bir üniversitenin mensubu değiliz aksine üstün başarı çıtasını aşmış ulaştığı bu çizgiyi sürekli muhafaza etmek durumunda olan bir kurumun parçayız. Bundan böyle atacağımız her adım bize gösterilen bu teveccüh ve bu sıralamayla uyumlu olmak durumundadır.Artık yapacağımız her araştırma birinci sınıf olmak durumundadır. Bundan sonra bu üniversitedeki hiç kimse sıradan olamayacak ve işleri böyle götüremeyecektir. Atılım Üniversitesi’ndeki her birey dünyadaki ilk 500’te olduğumuza uygun hareket edecektir.

Bu arada bölümlerimiz müfredatları gözden geçirdi ve Yabancı Diller Okulumuz da hazırlık programını yeniledi.

Öğrenci Kayıt Sistemi’nde öngördüğümüz değişiklikleri bu güz dönemine yetiştiremedik. Geçmişten kalan kirli verilerin temizlenmesi ardından yeni sistemi bahar dönemine yetiştirmeyi hedefliyoruz.

Akademik ve idari birimlerimiz için oluşturmaya başladığımız performans yönetim sistemi yılbaşından sonra uygulamaya girecektir.

Üniversitemiz stratejik planının hedefler ve eylem planlarıyla bütünleştirerek uygulamaya koyulması kısa vadeli hedeflerimizden bir parçası.

Öğrenci ve çalışan memnuniyetini artırmak ve bu doğrultuda alınabilen önlemleri alabilmek amaçlarımız arasında. Bu kapsamda dünyada ilk 500 üniversite arasında olmanın sorumluluklarıyla çalışmamız gerekiyor.”

“Gelecek nesillere kayıtsız-şartsız millet egemenliği”

Prof. Dr. Üçtuğ, Atılım Üniversitesi ailesi adına Türkiye’nin 15 Temmuz gecesi yaşadığı darbe girişimi ve FETÖ terör örgütü tarafından yapılan saldırıyı da değerlendirdi. Rektör Üçtuğ, Türkiye’nin yaşadığı o kötü günlerden önemli bir çıkış adresi olarak eğitime ve dolayısıyla gençlerin rolüne işaret ederek, özetle şunları ifade etti:

“Dışarıdan kumandalı içimizdeki hainlerin devletimizi yıkmayı amaçlayan saldırısıyla karşı karşıya kaldı. Ülkemiz 16 Temmuz sabahı ikinci bir kurtuluş savaşına uyandı. Dahili düşmanların ülkenin her kurumunu ele geçirdiği bir anda kurumlarımızı koruma refleksi aynı kurtuluş savaşında olduğu gibi gösterildi. Pek çok insanımızın cumhuriyet değerlerinde buluşulması bizi geleceğe dönük olarak umutlandırdı.Bu işgal ve darbe girişimi gençlerimiz için uyarıcı olmalıdır. Bu kalkışmalara karşı önlemlerin başında eğitim gelmektedir.

Düşünen, sorgulayan, farklı inanç ve yaşam tarzlarına saygı gösteren bir sistem bir önce inşa edilmelidir. Bizler dahil her birey farklılıklara nasıl bakabildiğimizi sorgulamalı ve demokrasinin bu en temel unsurunu içselleştirmeye çaba göstermeliyiz.

Laiklik, din olgusunu dışlamak ne de dini devletin temel yapısı içerisine yerleştirmek için kullanmamalıyız. Bizlere 15 Temmuz’u yaşanan örgütün de temel çıkış noktası dini duyguları sömürmek olmuştur. İnsanlarımızı dini özgürce yaşayabilecekleri ve dine dayalı çetelerin oluşmasını engelleyecek bir demokrasi kültürü sunmalıyız.

Düşünce farklılıklarına saygı, demokrasinin vazgeçilmez ilkesidir. Ancak demokrasimizin kuruluşuyla birlikte benimsediğimiz hukukun üstünlüğü ve insan hakları kavramları tüm bu farklı düşüncelerin ortak paydası olmak durumundadır. Aksi takdirde bu coğrafyada sıkça yaşanan bu hain saldırıların arkası kesilmeyecektir. Bizler yarına mutlu ve müreffeh bir Türkiye bırakmak istiyorsak bu temel değerlerimizi sorgulamayız.

15 Temmuz ve sonrasında yaşanan olaylar, bu ülkedeki herkese Atatürk’ün değerini anlama ve takdir etme fırsatı verdi. Dahili ve harici düşmanların devletin her yerini ele geçirebileceğini öngören Atatürk, bundan kurtulabilmenin yolunu da gençlerimizin asil kanında bulmuştu.

Egemenliğin kayıtsız şartsız millette olacağı bir Türkiye’yi gelecek nesillere bırakacağımızı düşünüyorum.”

Atılım Üniversitesi akademik açılış töreninde, Rektör Prof.Dr. Yıldırım Üçtuğ’un konuşmasının ardından açılış dersi, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov tarafından verildi. Karlov, öğrenciler ve öğretim üyeleriyle her zaman bir araya gelemediği için Atılım Üniversitesi’nin bugünkü davetine çok önem verdiğini ifade etti. Atılım bünyesinde Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde iki Rus öğrencinin de bulunduğunu kaydeden Karlov, belki 15 yıl sonra bu öğrencilerden birisinin Rusya Büyükelçisi sıfatıyla Atılım öğrencilerine hitap edebileceklerini söyledi.

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov, Atılım Üniversitesi’nin 2016-2017 eğitim-öğretim yılı açılış töreninde, Türkiye’ye dostluk mesajları verdi. Karlov, “Mutluyum, ki iki ülkemiz liderleri bu zor durumdan çıkış yolunu buldu ve ilişkilerimiz yeniden gelişme dönemine girdi. Dost Türkiye halkının bu yaz ne kadar zor bir durumdan, ne kadar trajik olaylardan geçtiğini biliyorum ve özellikle şunu vurgulamak isterim ki Türkiye’ye destek veren ilk liderlerden biri bizim devlet başkanımız sayın Putin oldu. Ülkesini ve halkını korumak amacıyla şehit düşen Türk genç erkekleri ve kızları için Rusya halkı da büyük üzüntü duyuyor ve başsağlığı diliyor. İnanıyorum ki onların isimleri Türkiye’de hiçbir zaman unutulmayacaktır” dedi.

Karlov, Türkiye ile ilişkilerde yaşanan kriz dönemi sonrasında yeniden ekonomik, sosyal ve siyasi iyileşme sağlanması amacıyla aşama aşama ilerleme kaydedilebileceği mesajını verdi. Türkiye’de turizm sektörü açısından en önemli başlıklardan birisi olan Rusya ile Türkiye arasında vize serbestliği için “Acele etmeyelim” diyen Karlov, Fırat Kalkanı Operasyonu içinse, Türkiye’yi bu harekata mecbur eden sebepleri anlayışla karşıladıklarını; fakat gerek uluslararası hukuk gerekse Suriye’nin toprak bütünlüğü açısından bu operasyonun Suriye hükümeti ile koordine edilmesi gerektiğini düşündüklerini ifade etti.

“Bizim Rus savaş uçağı ile ilgili trajedi iki ülke ilişkileri için bir meydan okuma olmuştu” diyen Karlov, sonrasındaki 7 aylık süreçte ilişkilerin dondurulduğunu anımsattı. Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerdeki kriz dönemi sonrasında yeni aşamaya Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ağustos ayındaki görüşmesiyle geçildiğini kaydeden Karlov, “Mutluyum, ki iki ülkemiz liderleri bu zor durumdan çıkış yolunu buldu ve ilişkilerimiz yeniden gelişme dönemine girdi. Dost Türkiye halkının bu yaz ne kadar zor bir durumdan, ne kadar trajik olaylardan geçtiğini biliyorum ve özellikle şunu vurgulamak isterim ki Türkiye’ye destek veren ilk liderlerden biri bizim devlet başkanımız sayın Putin oldu. Ülkesini ve halkını korumak amacıyla şehit düşen Türk genç erkekleri ve kızları için Rusya halkı da büyük üzüntü duyuyor ve başsağlığı diliyor. İnanıyorum ki onların isimleri Türkiye’de hiçbir zaman unutulmayacaktır” mesajını verdi.

Suriye konusuna da değinen Karlov, “Başta Suriye olmak üzere görüş ayrılığımız olan konuları Türkiye tarafıyla görüşmekten çekinmiyoruz. Ama Suriye konusunda bizim iki ülkemizi bir araya getiren en önemli husus şudur ki iki ülke Suriye için sadece siyasi çözüm olabileceğinden hareket ediyor.Hem Moskova hem de Ankara Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanadır. Ama uluslararası gündemdeki her konuda Türkiye ile yakın diyalog içerisinde olmaya hazırız” diye konuştu.

Ekonomik ilişkilerde iyileşme nasıl olacak?

Başta ekonomik ilişkilerin restore edilmesi ve yeniden eski seviyesine ulaştırılması için çaba gösterilmesi gerektiğini belirten Karlov, Rusya ve Türkiye arasındaki ekonomik tabloya ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Malumlarınız olduğu üzere Rusya, Türkiye’nin önde gelen ticari ortaklarından birisiydi. İki ülkemiz arasında ticaret hacmi 30 milyar doların üzerindeydi. Dolaylı ticaret veya hizmet ticareti de 15 milyar dolar seviyesindeydi. Ama anladığımız kadarıyla bu son 7 ay bizim ekonomik ilişkimize çok ciddi bir zarar getirmiştir. Önümüzdeki 1,5 – 2 yıl içerisinde eski seviye ulaşmaya ve ondan sonra da yeni ufuklar açmaya uygun olabilecek ve bize katkı sağlayacak bir dizi eylem programları geliştirilmektedir. Ticari ve ekonomik ve kültürel alanlarda orta vadeli programların hazırlanmasında son aşamaya gelinmiştir. 2016-2019 yıllarını kapsayan bir orta vadeli program, bizim ikili ekonomik ilişkimizin bir yol haritası şeklinde olacaktır. Diğer bir anlaşmamız da hizmet ticareti ve yatırımlar konusundakinin de geliştirilmesinin son aşamasına gelinmiştir. Bu anlaşma, iki ülkemiz arasında serbest ticaret anlaşması anlamına geliyor. 1 milyar dolar tutarında Rusya- Türkiye Ortak Yatırım Fonu kurulmasıyla ilgili çalışmalar da sürdürülmektedir. Özellikle şunun altını çizmek isterim ki bu fonun mali kaynakları Rusya ve Türkiye’nin yanı sıra ortak projelerde üçüncü ülkelere de aktarılacaktır. Bizim ekonomik işbirliğimizin somut bir şekilde eski seviyesine ulaştırılması bakımından ciddi adımlar atılmıştır. Biliyorsunuz charter uçuşları yeniden başlatılmıştır. Daha önce turizm alanında ciddi bir rekor kırılmıştı. 2012 yılında 4,5 milyon Rus Türkiye’ye gelmişti. Tabi bu sene rakamlar çok düşük olacaktır ama inanıyorum ki önümüzdeki sene yine milyonlarca Rus vatandaşı Türkiye’ye tatil yapmaya gelecektir.”

Akkuyu’yu gelecekte Türkler yönetecek

Ekonomik ilişkilerdeki iki önemli projeye de dikkat çekmek istediğini vurgulayan Karlov, Türkiye’nin ilk nükleer santrali olacak Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ni anımsattı. Karlov, “Türkiye’nin ekonomisi bakımından bu projenin vaktinde ve üstün kalitede tamamlanması için Rusya bütün sorumluluklarını yerine getirecektir. Özellikle bu yılın Ağustos ayında iki liderimizin bir araya geldiği toplantıda, Sayın Erdoğan’ın da ifade ettiği Akkuyu’ya stratejik yatırım statüsünün verilmesi bu projenin hayata geçirilmesine önemli katkı sağlayacaktır” ifadesini kullandı.
Özellikle öğrencilerle önemli bir bilgi paylaşmak istediğini de kaydeden Karlov, “Son yıllar boyunca 250’yi aşkın Türk öğrenci önde gelen Rusya’nın teknik üniversitelerinde eğitim görmektedir. Onlar da daha sonra Akkuyu’nun personeli olacaktır, bu santrali yönetecek olan onlardır. Eminim ki onların eğitim programının tamamlanması ve Rusya’daki nükleer santrallerde pratik yapması, Türkiye’de bu santralin inşa edilmesinin tamamlanmasıyla eş zamanlı olacaktır” bilgisini aktardı.

Türk Akımı’nda ilk gaz 2019’da

Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin yanı sıra ikinci önemli proje olarak Karadeniz üzerinden doğalgaz boru hattı döşenmesini kapsayan Türk Akımı projesini anımsatan Karlov, projeye ilişkin şu açıklamaları yaptı:

“İnanıyoruz ki Türk Akımı ile ilgili yapılması gerekenler hükümetler arasında en yakın zamanda imzalanır ki bu projenin inşa aşamasına geçilecektir. Bu yeni boru sisteminden ilk gaz 2019 yılı sonunda gelecektir. Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı’nın ilk aşamasının hacmi 15 milyar metreküp gaz olacaktır. Bu ilk hattın tamamlanmasından sonra Türkiye’nin Rusya’dan aldığı doğalgaz miktarının tamamı, direkt olarak Rusya’dan Türkiye’ye sevk edilecektir. Ama bir hattın dışında Rusya olarak ikinci, üçüncü, dördüncü hatları da inşa etmeye hazırız. Böylece doğalgaz Türkiye üzerinden Avrupa’ya sevk edilecektir. Özellikle bu proje ve bu anlayış, Türk Yönetimi’nin Türkiye’nin doğalgaz, petrol transit ülkesi ilkesine tam olarak uygundur. Böyle bir projesinin avantajları çok net ortadadır.”

Atılım’a özel davet..

İki ülke olarak eğitim ve kültür alanlarında işbirliğini yeniden canlandırmak istediklerini belirten Karlov, “İnanıyorum ki önümüzdeki yıllarda dünya çapında ün kazanan Rus dans ve müzik takımları Türkiye’ye gelebilecektir. Maalesef burada önemli bir eksik var Rus sanatçıları çoğunlukla Ankara’ya değil İstanbul’a geliyor. Ama biz onları Ankara’ya da getirmeye çalışacağız. Eğitim alanında da işbirliğimiz gelişecektir. Son yıllarda Türkiye ile Rusya yüksek öğretim kurumları arasında işbirliği mutabakatları imzalanmıştır ama son 7 ayda yürütülememiştir. Ben inanıyorum ki bu alandaki işbirliğini eski seviye ulaştırmak ve daha üstüne taşımalıyız” görüşünü aktardı.

İki ülke arasında öğrenci değişim programları yanı sıra mutlaka akademisyen/öğretmen değişimlerinin uygulanması gerektiğini belirten Karlov, “Eminim ki Atılım Üniversitesi de verdiğimiz imkanlardan faydalanacaktır” sözleriyle Üniversitemize çağrıda bulundu.

ABD’ye Suriye mesajları..

Açılış dersi sona erdiğinde Büyükelçi Karlov, salondaki basın mensuplarınca soru yağmuruna tutuldu. Karlov, Suriye’deki gelişmelerde ABD’nin rolüyle ilgili soru üzerine; “Düşünüyorum ki Suriye’nin birkaç parçaya ayrıştırılması en büyük jeopolitik trajedilerden birisi olacaktır. Böyle olursa bu bölgede istikrar uzun yıllar boyunca olmayacaktır. İşte bunun için biz Rusya olarak Suriye’nin tek devlet olarak kalmasını ve toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini ifade ediyoruz. Rusya’nın desteklediği yaklaşım, özellikle Suriye’nin devlet yapısının korunması ve bunun bütünlüğünün sağlanması yanı sıra, keşke ABD bu yaklaşım uyarınca hareket etseydi de bizim bu sonuçları elde etmemiz daha kolay olurdu” dedi. Son olarak ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin konuşmasında Rusya’nın önem verdiği Suriye’nin toprak bütünlüğü ve devlet yapısını korunma yönündeki ilkelerden bahsettiği belirten Karlov, ABD’nin bu ilkelerden hareket etmesinin umut edildiğini söyledi.

Türkiye’nin hali hazırda Şam rejimiyle diplomatik ilişkilerini dondurmuş olduğu yönündeki soru üzerine, Karlov, Ankara’nın politikasına ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından yürütülen Fırat Kalkanı Operasyonu’na ilişkin şu görüşlerini ifade etti:

“Biz düşünüyoruz ki Suriye’nin meşru hükümeti ile temas yapmadan, diyalog kurmadan Suriye’deki krizin çözülmesi mümkün olmayacaktır. Birbirimize açık şekilde söyleyelim teröristlerle en ciddi şekilde mücadele veren kim? Suriye Hükümeti’nin ordusu. Suriye Hükümeti olmasa teröristlerin ilerlemesini kim durduracaktır? Biz Rusya olarak Suriye Hükümeti ile bütün muhalif gruplarla temas içerisindeyiz. İletişim sağlamadığımız gruplar teröristtir. Suriye muhalif gruplarının ne kadar hızlı şekilde ortak pozisyon oluşturabilecekse taraflar arasında ne kadar hızlı şekilde diyalog başlatılacaksa Suriye’de o kadar hızlı şekilde çözüm üretilebilir.

(Fırat Kalkanı Operasyonu) Bu operasyonun başlatılmasındaki sebepleri anlıyoruz. Özellikle son aylarda Türkiye’de gerçekleştirilen dehşet verici terör eylemlerinin azmettiricileri ve icracıları Suriye’den gelmiştir. Fakat bir aması var. Uluslararası hukuk gereği bu tip operasyonlar BM kararıyla ya da ülke yönetimince onaylanmalıdır. Maalesef üzüntüyle söylemek isteriz ki bu talep yerine getirilmemiştir. Suriye topraklarında bizim hava faaliyetlerimiz bulunmaktadır, Suriye Hükümeti’nce onaylanmıştır. Geçtiğimiz günlerde Genelkurmay Başkanımızın Ankara’da Türk Genelkurmay Başkanı ile görüşmesi son 11 sene içerisinde ilk defa oldu. Askerlerimiz her konuyu ele alabilir. Ama uluslararası hukukun yerine getirilmesi önemlidir.”

Rusya’nın özellikle Suriye topraklarında Rus uyruklu savaşçılara karşı da mücadele verdiğini vurgulayan Karlov, bu 3 bine yakın savaşçıyı terörist olarak gördüklerini ve Rusya’ya geri dönmelerini istemediklerini kaydetti.

İnsani yardım konvoyunu kim vurdu?

Halep’te yardım konvoyunun bombalanması ile ilgili suçlamalara ilişkin bir soru üzerine Karlov, kendileri için önemli bir iddiayı Rus uçaklarınca insani yardım konvoyuna bomba atılması olarak gördüklerini kaydetti. Öncelikle bu iddialarda kaynağı incelemek gerektiğini belirten Karlov, bölgedeki tespitlerine göre söz konusu olay sırasında hava sahasında uluslararası koalisyona ait bir İHA (İnsansız Hava Aracı) bulunduğunu ifade etti. Rusya olarak inceleme yapılmasını istediklerini ve konvoyun karadan mı havadan mı vurulduğunun araştırılmasını talep ettiklerini belirten Karlov, Türkiye’den (İncirlik) kalkmış predatör tipli bir İHA gözlendiğini ve bunun hem hedef belirleme yapabilir hem de havadan saldırı yapabilir özelliklere sahip olduğunu anlattı. Saldırının gece yapıldığını kaydeden Karlov Suriye uçaklarının gece operasyon yapma kabiliyetinin bulunmadığını; Rus uçaklarının ise o gece operasyona kalkmadıklarını belirtti.

Vizesiz günler gelecek mi?

İki ülke arasından 24 Kasım 2015 öncesindeki gibi vizesiz giriş uygulamasına yeniden ne zaman geçilebileceği ile ilgili soruya karşılık, Karlov, “İki ülke vatandaşları vize almadan seyahat ediyordu; yalnız vizesiz rejim turistik amaçlı seyahatları kapsıyordu. Türk işçileri iş vizesi alıp geliyordu. Acele yapmayalım. Türkiye’de OHAL rejimi halen yürürlüktedir. Belki de bu şartlarda vizesiz rejime tekrar geçmek uygun olmayabilir. 23 Kasım 2015 seviyesine 1 gün içerisinde ulaşmak mümkün olmayacaktır. Aşamalı bir süreçtir. Acele yapmayalım. Vize alınması zor bir süreç değil. Ankara, İstanbul, Trabzon ve Antalya’da başkonsolosluklarımız var. Biz de bu süreci hızlandırmaya hazırız” diye konuştu.

Yaş sebze ve meyvede durum ne olacak?

Kriz öncesinde Türkiye’den 1 milyar dolar tutarında yaş meyve-sebze ürünleri satın alındığını anımsatan Karlov, “Özellikle bu ürünlerinin Rusya’ya ihracatında son 7 ayda yaşananlar büyük bir zarar getirmiştir. Düşünüyorum ki bu alanda tarım ürünleri ticari alanında eski seviyelere ulaştırmak çok zor olacaktır.Bunun yanı sıra diğer ülkelerle özellikle Azerbaycan, İran ve diğer Arap ülkelerinden yaş meyve-sebze ithalatına başlamıştık, sözleşme imzalamıştık. Bu sözleşmeler de yerine getirilecektir. Türk tarım üreticilerinin Rus piyasasında ne kadar etkili olacaklarına bağlıdır. Standartlara uygun olması halinde de Rus pazarında kendilerine ‘Hoşgeldiniz’ diyeceğiz” dedi.

Bu Haberi Hemen Paylaş!
Facebook Twitter Linkedin
Paylaş Tweetle LinkedIn

Yorum Yazın

Anketler

Çocuğunuz ya da bir yakınınızın sizin mesleğinizi seçmeseni ister misiniz?
Editör Mail