17.10.2016 12:34 | Son Güncelleme: 17.10.2016 12:34

Türkiye’de Çocukların En Çok Okuduğu Çocuk Kitabı Yazarı KEMALETTİN TUĞCU Vefatının 20. Yılında Anılacak

Türkiye’de 1945-1985 yılları arasında kitapları çocuklar tarafından en çok okunan Kemalettin Tuğcu, vefatının 20. yılında Çengelköy Mezarlığı’nda ailesi ve Çocuk Vakfı’nca düzenlenecek törenle anılacak.
Türkiye’de 1945-1985 yılları arasında kitapları çocuklar tarafından en çok okunan Kemalettin Tuğcu, vefatının 20. yılında Çengelköy Mezarlığı’nda ailesi ve Çocuk Vakfı’nca düzenlenecek törenle anılacak.

Türkiye’de 1945-1985 yılları arasında kitapları çocuklar tarafından en çok okunan Kemalettin Tuğcu, vefatının 20. yılında Çengelköy Mezarlığı’nda ailesi ve Çocuk Vakfı’nca düzenlenecek törenle anılacak. 18 Ekim 2016, Salı günü mezarı başında yapılacak törene ailesi, dostları, okurları ve çocuk kitabı yazarları katılacak. 1902-1996 yılları arasında yaşayan Kemalettin Tuğcu, 439 çocuk kitabı ve 29 yetişkin romanına imza atmıştı.
Çengelköy Mezarlığı
Tarih : 18 Ekim 2016, Salı
Saat : 12.00

 

KEMALETTİN TUĞCU HAKKINDA YAZARLARIN GÖRÜŞLERİ 

 

“Yazarken yazdığım hayatı yaşayıp avunuyorum.” Kemalettin Tuğcu   

“Kemalettin Tuğcu’nun eserlerine baktığımızda fevkâlade yoğun bir duyarlılık görüyoruz. Topluma dönüp baktığımız vakit, en çok acı çeken kitlenin yoksul kesim olduğunu gördüğümüz gibi. Bu ikisi zannediyoruz yoğun duyarlılık potansiyeliyle Kemalettin Tuğcu’yu o tarz mahallelere, o tarz insanlara itmiştir.”   Selim İleri 

 

“Gülten Dayıoğlu, bizim kuşağın Kemalettin Tuğcusu’dur. Bu benzetmeyi, iki yazarın yapıtlarında koşutluklar gördüğüm için yapmıyorum. Kemalattin Tuğcu, küçük okurunu yüreğinin tam ortasından vurur, acıma-acındırma duygusunu bütün olanaklarıyla kullanır. “Sömürür” diyemiyorum, çünkü Kemalettin Tuğcu’yu “sömürü”nün çirkin kıyılarına uzanan bir yazar olarak görmüyorum. Onun çocuk edebiyatımızda önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum.”   Ülkü Tamer 

 

“… Tuğcu, Durbaş’ın çocukluk yıllarının Pekos Bil, Kinova, Binbir Roman, Kızıl Maske, Mandrake gibi adı büyülü arkadaşlarının başta gelenidir. Ve Durbaş, daha o yıllar şiire gönül düşürmeden, bir Tuğcu hayranı olarak öyküler yazmaya çalışmaktadır.”   Refik Durbaş 

 

“Kemalettin Tuğcu, çok okundu, çok sömürüldü; bir o kadar da küçümsendi. Onu duygu sömürüsü yapmakla suçlayanlar çıktı. Kitaplarının bunca ilgi görmesini kıskananlar oldu. Kitaplarının çocuklar üzerinde kötü etkiler yaptığını söyleyenler oldu.”   Erdal Öz 

 

“Türk çocuk edebiyatında beğenin beğenmeyin önemli bir fenomen var: Kemalettin Tuğcu. Ben ilkokul döneminde Zavallı Büyükbaba’yı okur ve ağlardım.”   Tarık Dursun K. 

 

“Kemalettin Tuğcu, yaşamın hergün yeni bir tasını tattığım, kentimin yepyeni köşelerini keşfettiğim, sokakların olduklarından büyük göründüğü, hafta sonları eve çıktığımda, bana hapishane gibi gelen okuldan azat olma keyfiyle, yollarını ellerim cebimde ıslık çalarak arşınladığım, Kadıköyü efsunlu sandığım yıllarımın en önemli kişilerinden biriydi.”   Ali Sirmen   

   

“Kemalettin Tuğcu, aile içinde ve çocuk kahramanlarından oluşan bir dünya kurar. Kahramanlarının çoğunluğu babadan yoksun kalmış yoksul çocuklardır. Sorun odaklı roman kahramanları yoksul, engelli, kimseli - kimsesiz olsa da kahramanları aile içinde her engeli aşar. Bu yüzden okurları yalnızca çocuklardan oluşmaz. Ahmet Mithat Efendi ve Hüseyin Rahmi Gürpınar gibi aile içinde her yaştan insan tarafından hem okunur hem de dinlenir. Yazarlık tutumu ile aileyi bir sosyalleşme mekânı olarak tercih etmesi ile bir yandan geleneksel muhafazakâr aile geleneğine, diğer yandan ise aile ve çocuk merkezli yazar geleneğine dahil olur.”   Ruhi Şirin  

 

 

“Kahramanlarını ezilen, horlanan, yoksul, kimsesiz çocuklar arasından seçen; ilginç kurguları ile merak uyandıran; kahramanlarla özdeşleşmeyi sağladığı için kolay okunan metinler kaleme alan Kemalettin Tuğcu, uzun süre tartışılan bir isimdir. Eleştiriler, melodram niteliğindeki romanların çocuk okurun psikolojisi üzerinde olumsuz etkiler yaptığı/yapacağı doğrultusundadır. Buna karşı, roman kahramanlarının zorlukları yenmek için gösterdikleri çaba, sergiledikleri azim ve irade ile sonunda hak ettikleri başarı ve mutluluğu yakalamaları romanların eğitici yönü olarak değerlendirilebilir. Yoksul ve kimsesiz kahramanların okuyucuda acıma duygusu uyandırdığı ve çocuk okurun çevresine daha duyarlı olarak bakmasını sağladığı da söylenebilir. Tuğcu, eserlerinde çocuğu aşağılayan insanlara yönelik toplumsal eleştirilerde de bulunur.”   Tacettin Şimşek  

 

 

“Yavrutürk, Binbir roman, Resimli Roman, Çocuk Haftası gibi dergilerde tefrika edilen romanlarıyla da çocuklara okuma ve süreli yayınları izleme alışkanlığı edindirdi.”   Nemika Tuğcu 

 

“Genç kuşaklara kitap okumayı söktürmüş bir yazar.”   Turan Yüksel 

 

“Romancı Dede”   Yalvaç Ural 

 

Çocukluğunu/ilkgençliğini 1960’lı yıllarda yaşayanların vazgeçilmez yol arkadaşlarından biriydi Kemalettin Tuğcu… Kemalettin Tuğcu, yalnızca yazınsal değil; aynı zamana toplumsal bir fenomenin adıydı. Bu adın çevrsine oluşan büyülü bir hale vardı sanki. “Kemalettin Tuğcu okumak” şeklinde bir deyiş de dolaşırdı dillerde.”   Hülya Soyşekerci 

 

 

“Tuğcu’nun eserlerinde birbirine oldukça benzeyen özellikler göze çarpmaktadır. Üvey Anne adlı hikâyede olumlu üvey anne tipini Birsen Hanım sembolize ederken. Üvey Baba adlı eserde bu figür neredeyse aynı özellikleri taşıyan Güher Hanım’ın şahsında ortaya konulur… Üvey Anne adlı hikâyede Hayriye Hanım’la, Üvey Baba adlı eserde ise

  Halil Güneşli ile yansıtılır… Tuğcu’nun bu karşıt tiplemelerle; üvey anne veya üvey baba olmanın çocuklara mutlaka kötü davranmayı gerektirmediği, toplumda yaygın olan “bir anne veya baba üveyse, illa ki kötü davranacaktır” anlayışının yanlışlığı, eğitim düzeyi yükseldikçe, aile bireyleri arasında –üvey bile olsalar- satışma yaşanmadan sağlıklı bir iletişim ortamının oluşturulabileceği gibi hususlarda toplumu uyarmaktadır.”   Ayhan Selçuk 

 

“Kemalettin Tuğcu romanlarını okuyan çocuk ve ilk gençlik çağı okurları, aile bağları, akrabalık ilişkileri, alın teri çalışma, sabretme azim, sebat ve bütün  bu güzellikleri insana kazandıran eğitimin önemini, bu kavram ve kurumlara yapılan vurgularla daha çabuk ve kalıcı bir şekilde öğrenirler. Genellikle aile bireyleri ve akrabalar, birbirlerine tutku derecesinde düşkündürler.”   Nezahat Özcan  

 

 

“ Ama Tuğcu’yu okumuş olmaktan dolayı pişman mıyım? Hayır. O yaşadığım sıkıntı doğaldı ve geçiciydi. Tuğcu’nun bana döktürdüğü gözyaşlarının boşa akıp akmadığını merak ederim hep. Bunu nasıl anlayabilirim ki? Hayatımı yeni baştan ve Tuğcu’suz yaşamam gerekiyor bunun için. Tuğcu’yu çok ağladığı için eleştirenler de oldu. Üstelik zaman zaman onu ve dört yüzü aşkın kitabını yok sayacak kadar arttı bu eleştirilerin dozu. Edebi niteliğinin yüksek olmaması, tiplemelerindeki yüzeysellik ve şematizmi onun suçu değil ki, o edebiyat yapma kaygısı içinde değildi, hayatını yazıyordu. Kemalettin Tuğcu çocuk edebiyatımızın önemli kilometre taşlarından biridir.”   Fatih Erdoğan 

 

 

“Kemalettin Tuğcu romanları, öne çıkardığı cemaat yapısıyla, modernist toplumsal yapıdaki olumsuzlukların giderilmesi için de bir çözüm yolu önermektedir. Kapitalist ve modern toplumun öne çıkardığı  çekirdek aile anlatısıyla, refah anlatısıyla ve kentleşme ilişkili olumsuz durumları yönlendiren temalar, kapitalist modernleşme sürecinin içinde yer aldığı halde, bu türden anlatıların işlemediği durumlara özellikle göndermede bulunmaktadır. Dolayısıyla Kemalettin Tuğcu romanları, şu soruya öncelik vermektedir: Kapitalist modernleşmenin idealize ettiği toplumsal yapının dışında tanımlanabilecek durumlarla baş etme yolları nelerdir? Tuğcu romanlar gençyetişkin okur için, dahil olmaya çalıştığı ve hızla modernleşen yetişkin dünyasının toplumsal yapısını kavramaya ( her ne kadar kurmaca bir zeminde de olsa ) yardım eden, yol gösteren metinler olarak görülebilir.”   Melike Sıla Arlı 

 

 

“Yazarlara güven duymayı en çok onun saflarından öğrendik. Kötüler nasıl olsa cezasını çektiğine göre bize sadece iyi olmak düşerdi.”   Fatma Karabıyık Barbarosoğlu 

 

 

“Kemalettin Tuğcu’yu edebiyat çevresi hiçbir zaman ciddiye almadı ama o da hiçbir zaman kendisini bir “yazar” olarak görmedi.”   Nebil Özgentürk 

 

“Köprüaltındaki bir çocuk, küçük bir çırak, kötü kalpli bir üvey anne, köşkün şımarık çocuğu, evden kaçan ve pazarda büfecilik yapan serseri ruhlu ama iyi kalpli ufaklık… ve sonunda hep iyilerin kazandığı bir solukluk romanların yazarı artık yok.”   Mevlâna İdris Zengin 

 

 

“Kemalettin Tuğcu’nun romanlarını okuyarak büyüyen bir insanın kötü olmasına imkan yoktur. Doğamızda var olan o temiz, o insancıl, o saf duyguyla bizi daha çok sevgiye yöneltmiştir. Hatta yoksulluklarımızı, yoksunluklarımızı karşılaşmakta bize direnç vermiştir.”   Bedri Koraman   

 

 

“Bugün onu, bana daha ilginç kılan yanı ise şehir hayatına, İstanbul hayatına gösterdiği sevgidir. Köprüaltı çocukları, yeraltı tünelleri, dilenci çeteleri, seyyar satıcılar, okul hayatı, şehrin karanlık köşeleri gibi şeyler. Kara Kitap’ı yazarken ondan bir şeyler öğrendiğimi şimdi sevgiyle düşünüyorum.”    Orhan Pamuk 

 

 

“Kemalettin Tuğcu görevini yapmış bir insandır. Gerçekten de onun eserleri, çocuklara bir duygu eğitimi vermiştir.”   İnci Enginün

 

“Geceleri başımı yorganın altına sokup ağladığım hikâyelerin babası Kemalettin Tuğcu yok artık.”   Gani Müjde 

 

 

“Bizim Kemalettin Tuğcularımız vardı / Bir de camların buğusuna yazı yazma imkânı”  Yılmaz Erdoğan  

Bu Haberi Hemen Paylaş!
Facebook Twitter Linkedin
Paylaş Tweetle LinkedIn
En Çok Arananlar:

Yorum Yazın

Anketler

Eğitimin gidişatından memnun musunuz?


Editör Mail