07.03.2018 15:26 | Son Güncelleme: 07.03.2018 15:26

Türkiye’nin 3'ncü büyük ili açık öğretim

Ortaokul ve lisede 1,7 milyon öğrenci açık öğretimde okuyor. Üniversitelerdeki 3,3 milyon öğrenciyle birlikte bu rakam 5 milyonu aşıyor; yani İstanbul, Ankara dışındaki, İzmir dahil, tüm illerimizin nüfusundan daha kalabalık.
Ortaokul ve lisede 1,7 milyon öğrenci açık öğretimde okuyor. Üniversitelerdeki 3,3 milyon öğrenciyle birlikte bu rakam 5 milyonu aşıyor; yani İstanbul, Ankara dışındaki, İzmir dahil, tüm illerimizin nüfusundan daha kalabalık.

Liseyi açıkta okumanın sebepleri arasında TEOG kapsamında istediği liseye yerleşememe, dini kaygılarla evde eğitimi tercih etme, çalışma, sağlık sorunları, üniversite sınavlarına hazırlanmak, taşımalı eğitimin zorlukları gibi faktörler öne çıkıyor

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Eylül 2017’de yayınladığı 2016-2017 istatistiklerine göre açık ortaokul ve liselerde toplam 1 milyon 753 bin 807 öğrenci okuyor. Üniversitelerin açık ve uzaktan öğretim programlarındaki 3 milyon 368 bin 713 öğrenciyle birlikte, açık öğretim kurumlarında okuyanların sayısı 5 milyon 122 bin 520’ye ulaşıyor. Türkiye’de İstanbul, Ankara dışında kalan, İzmir dahil, tüm illerimizin nüfusu 5 milyonun altında kalıyor. Öyle ki Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) son verilerine göre İzmir’in nüfusu 4 milyon 279 bin 677. Hatta Bayburt gibi nüfusu 80 bin 417 olan iller dahi var. Yani açık öğretimdeki öğrenci sayısı iki büyük şehir dışındaki tüm illerimizin nüfusundan daha fazla.

Örgün öğretim dahil, ortaokul ve liselerde toplam 11 milyon 404 bin 385 öğrencinin bulunuyor; yukarıda da belirtildiği gibi 1 milyon 753 bin 807’i yani yüzde 15,38’i açık öğretime devam ediyor. MEB istatistiklerini inceleyen Eğitimci Alaaddin Dinçer, “2017 yılının mart ayında yayımlanan 1. dönem istatistiklerinde ortaokul ve liselerde açık/örgün, resmi/özel toplam öğrenci sayısı 11 milyon 113 bin 419, aynı istatistiklerde açık öğretim ortaokul ve lisede okuyan öğrenci sayısının 1 milyon 429 bin 806 olduğu bilgisi yer almaktaydı; oran yüzde 12.87’ydi” diyor. Son bir yılda açık öğretimde yüzde 22,66 artış yaşandığına dikkat çeken Dinçer, ayrıca ekim ayında yayınlanan istatistiklerde ortaöğretim sütununda resmi-özel/açık-örgün öğrenci sayısının toplam 5 milyon 849 bin 970 olduğu bilgisi yer aldığını vurgulayarak, açık lise öğrenci sayısının 1 milyon 554 bin 938; genel toplam içindeki oranının yüzde 26,58 olduğunu kaydediyor.   

Kimi mecbur kalıyor

Liselerde açık öğretimde okuyan öğrenci sayısı gittikçe artıyor. Bu artışta son yıllarda TEOG kapsamında düzenlenen liselere giriş sınavıyla istediği okula yerleşemeyen, meslek ya da imam hatip liselerine de girmek istemediği için liseyi açıkta okumak isteyenler dikkat çekiyor. Yine üniversite sınavına hazırlanmak için dershaneye gitmeyi tercih edenler de örgün öğretimden kaydını alarak, açık öğretime geçiyor. Dini kaygılar nedeniyle çocuğunun evde eğitim almasını tercih edenler, bulunduğu ilçede okul olmayan ve taşımalı eğitimin zorlukları nedeniyle okulu terk edenler, sağlık problemleri nedeniyle örgün öğretime devam edemeyenler ve maddi zorluklar nedeniyle çalışmak zorunda kalanlar da açık öğretimi tercih ediyor.

Üniversitelerde ise okuduğu bölümden memnun olmadığı için yeni bir bölüm seçenler, kariyerinde ilerlemeyi hedefleyenler, maddi nedenlerle çalışmak zorunda olduğu için üniversiteyi açıktan okuyanlar, ikinci bir meslek edinmek isteyenler, askere gitmemek için eğitimine devam edenler, açık ve uzaktan öğretim programlarını tercih ediyor.

‘Devlet tasarruf ediyor’

Alaaddin Dinçer, açık öğretim kurumlarına giden öğrenciler sayesinde MEB’in derslik ve öğretmenden dolayısıyla paradan tasarruf ettiğini dile getiriyor. Dinçer’in bu konudaki yorumları şöyle:

“1 milyon 753 bin 807 öğrenciyi açık öğretime yönlendirdiğinizde, her bir 30 öğrenci alacak 58 bin 460 derslik yapmamış, her bir öğretmene düşen 24 öğrenci üzerinden toplam 73 bin öğretmen atamamış, 152 bin 289 derslik olan liselerde her derslikten ortalama 10 öğrenci azaltmış oluyorsunuz. Aynı zamanda 2018 bütçe rakamlarıyla ortaokul ve liselerde ortalama öğrenci başına 7 bin 500 lira harcama yapıldığını hesapladığımızda 13 milyar 154 milyon lira da harcama yapmamış oluyorsunuz. Öğrencileri şu ya da bu şekilde açık öğretime yönlendirmiş olmak doğrudan derslikten ve öğretmenden dolayısıyla paradan tasarruf yapmak anlamı taşımaktadır. O nedenle açık öğretimde azalmak yerine artış gösteren öğrenci sayısı ‘sınıf mevcutları, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ve ikili öğretim azalıyor’ diye sürekli gündeme getirilen açıklamaları gölgeleyen ve bu konuda yapılan eleştirileri haklı çıkaran bir işlev görmektedir.”

İmam hatipte de var

İmam hatip ve meslek liselerinde de açık öğretimi tercih edenlerin sayısının yüksek olduğuna değinen Dinçer, açık imam hatip lisesine gidenlerin oranının yüzde 21,51 olduğunu dile getiriyor. Öyle ki açık ve örgün imam hatip liselerinde okuyan öğrenci sayısı toplam 645 bin 318. Bu öğrencilerin 138 bin 802’si açık öğretime devam ediyor. Meslek liselerinin açık öğretimdeki öğrenci sayısında da artış yaşandığını belirten Dinçer, meslek liselerinde, özel öğretim kurumları çıkarıldıktan sonra oranın yüzde 11,87 olduğunu söylüyor.

“Açık öğretim sadece liselerle sınırlı kalmayıp ortaokullarda da devam etmekte olup azalmak yerine artmakta” diyen Dinçer, açık ortaokulda bir önceki istatistiklerde 142 bin 557 olan sayının son istatistiklerde 198 bin 869’a çıktığı bilgisini paylaşıyor. Dinçer, açık ortaokullarda azalması gerekirken bir yılda yüzde 39,50 oranında artışının neden yaşandığının da sorgulanması gerektiğini sözlerine ekliyor.

Son yılda yoğun olmak üzere, TEOG’un uygulandığı 5 yıllık dönemde açık lisedeki öğrenci sayısının yüzde 53,28 oranında artış gösterdiğine değinen Alaaddin Dinçer, “Bu tablonun oluşmasında tercihlerine yerleşemeyenlerin yanı sıra Bakanlığın açık liseyi özendiren ve çocukları açık liseye yönlendiren politikalarının etkisi de büyüktür” diyor.

Bu yıl uygulanacak adrese dayalı liselere yerleştirme modelinin, her ilçede yeterli sayıda okul olmaması nedeniyle açık liseye gidecek öğrenci sayısını artıracağı görüşünde olan Dinçer, bu durumun yaratacağı sonuçlarla ilgili şunlara dikkat çekiyor:

“Doğru olan istiyorlar diye çocukları açık liseye, dolayısıyla sokağın tehlike ve risklerine atmak değil, örgün öğretim yapılan okul ortamlarında nitelikli eğitim vererek nitelikli yurttaşlar olarak yetiştirilmesini sağlamaktır. Çocuk ihmallerini, evlilikleri, işçiliği ve istismarlarını azaltmanın bir yolu da çocukları açık lise tuzağından kurtarmaktır.”

Okuldaki sorunlar etken olabiliyor

Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Betül Mazlum, gençlerin bazen bu seçimi sosyo-ekonomik faktörler, fiziksel sağlık sorunları, özel ailesel sebeplerden dolayı ailesinin desteğiyle verirken, bir kısmının da yaşadığı akademik başarısızlık ve bazı psikiyatrik sorunlar başta gelmek üzere kişisel zorlukları sebebiyle açık öğretimi tercih ettiğini kaydediyor.

“Eğer genç anne-babasının iradesi dışında tamamen kendi isteğiyle açık liseyi tercih ediyorsa bu noktada aileler en başta çocuğun bu kararındaki etmenleri anlamalı” diyen Mazlum, şu önerilerde bulunuyor:

“Eğer genç, okulda yaşadığı başarısızlık sebebiyle bu kararı veriyorsa aileler öncelikle bu başarısızlığın nedenlerini araştırmalı ve gerekirse profesyonel yardım aramalı. Zaten öğrenmede sorunlar yaşayan genç, açık lisede kendi başına öğrenmek zorunda kalacağından akademik sorunları da artarak devam edecektir. Diğer yandan sosyal fobi başta gelmek üzere çeşitli kaygı bozuklukları, duygudurum sorunları, madde kullanımı ve daha birçok psikiyatrik sorun da örgün öğretimi bırakmaya karar veren gencin temeldeki sorunu olabilmektedir. Okulu bırakmak bu noktada çözüm olmayacağı gibi bu sorunları daha da derinleştirebilecektir.”

‘Çevresini kontrol edemezsiniz’

Açık öğretimde okuyan gencin sosyal çevresini kontrol etmenin güç olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Betül Mazlum, yaşanabilecek sorunları şöyle sıralıyor:

* Örgün öğretime devam eden gençlerde bile ebeveynler yanlış arkadaş seçimleri, olumsuz çevresel etmenler gibi sorunlarla baş etmede zaman zaman sorun yaşarken, okulu bırakan gencin tüm zamanı artık boş olacağından gireceği sosyal ortamları denetlemek daha da zor olacaktır. Bu durumda aileler gençlerin yetenekleri doğrultusunda bazı spor ve sanat etkinlikleriyle zamanlarını doldurmalarını desteklemelidir.

* Gençlerin dışarıda kontrolsüz sosyalleşmeleri yanında evde internet başında evle sınırlı bir yaşamı tercih etmeleri de söz konusu olabilmekte. Problemli internet kullanımı okulu bırakmada bir etmen olabileceği gibi bir sonuç da olabilir ve belki gençte daha önceden mevcut depresyon, sosyal fobi gibi zeminde yatan psikiyatrik sorunları daha da derinleştirebilir.

 

AYSEL BOZAN YILMAZ/ MİLLİYET
Bu Haberi Hemen Paylaş!
Facebook Twitter Linkedin
Paylaş Tweetle LinkedIn

Yorum Yazın

Anketler

Sizce partilerin seçim vaatlerinde eğitim yeterince yer alıyor mu?


Editör Mail