adscode
adscode
adscode

Yardımcı Doçentlerin Beklentisi İsim Değişikliği Değil Engellerin Kaldırılmasıdır

Türk Eğitim-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, doçentlikle ilgili yasa teklifine ilişkin eleştirilerde bulundu.

Yardımcı Doçentlerin Beklentisi İsim Değişikliği Değil Engellerin Kaldırılmasıdır
Sendikalar

YÖK’ün hazırladığı ve ikinci defa TBMM’ye gönderilen Yasa teklifinde Cumhurbaşkanımızın bahsettiği geçmiş mağduriyetleri bertaraf edecek bir düzenleme ne yazık ki yer almamaktadır. Tamamen bazı muktedirlerin görüşleri doğrultusunda hazırlandığı anlaşılan yasa akademiye yeni sorunlar taşımaktan öteye bir amaç hedeflememektedir. Tepkiler üzerine YÖK’e iade edilen teklifte sorunu giderecek ve yardımcı doçentlerin beklentisini karşılayacak yeni bir düzenleme söz konusu değildir. Tenzil-i rütbeye yapılan şiddetli tepkiler üzerine başta isim olmak üzere yeni değişiklikler yapılmış fakat işin esas özünü teşkil eden üç ana sorun veya engel olduğu gibi bırakılmıştır. Yardımcı doçentlerin sorunları isimle ilgili değildir; isim yerleşmiş ve kabul görmüştür. “Doktor öğretim üyesi” de kabul edilebilecek bir durum değildir. Yardımcı doçentlik isim olarak kalsın. İsimle ilgili kimsenin problemi yok, kafalar karıştırılmasın. Sorun YÖK’ün yaptığı gibi karmaşık da değildir, üç tanedir:

 

Birincisi ve en önemlisi merkezi yabancı dilin kaldırılmasıdır.

İkincisi sübjektif olarak jüriye eser beğendirme aşamasının ortan kaldırılması ve jüride ısrar edilecek ise bunu üç kişiye indirilmesidir.

Üçüncüsü ise sözlü sınavın kaldırılmasıdır.

 

Beklentiler;

Yardımcı doçentler hem doktora döneminde hem de yardımcı doçent kadrosuna atanırken yabancı dil imtihanından geçerek bu kadroları almışlardır. Bu nedenle tekrar tekrar yabancı dil dayatmasının bir anlamı bulunmadığından merkezi yabancı dil zorunluluğu kaldırılmalı, objektif yayın kriteri ve tecrübe kriteri konarak engellerin kaldırılması ve yardımcı doçentlerin önü açılmalıdır. Kelime oyunlarıyla, isim değişikliğiyle, tenzil-i rütbe ile kazanılmış hakların geriye götürülmesiyle yeni mağduriyetler oluşturarak yeni sorunlara sebep olunmamalıdır. YÖK’ün TBMM’ne teklif ettiği Kanun metni, yardımcı doçentlerin beklenti ve sorunlarının çözümüne çok uzaktır; isim değişikliği ve kazanılmış haklarından mahrum etmeye yönelik bir çalışmadır. Bu teklif yeni sorunlar oluşturmaktan başka anlam taşımamaktadır. Lütfedip önlenmelidir.

 

Öneriler

1. YÖK bu üç sorundan birincisi olan merkezi yabancı dili 65 ten 55 indirerek kısmi çözüm getirmiştir, tamamen çözmemiştir. Merkezi yabancı dil akademik kriter olmaktan çıkarılmalıdır. Şayet bu olmayacak ise bir defaya mahsus olmak üzere mevcut yardımcı doçentler için kaldırılmalıdır. Yıllarını bilime vermiş insanları tekrar tekrar merkezi yabancı dil gibi zorunluluklara tabi tutarak engellememeli ve haksızlığa maruz bırakılmamalıdır.

2. Beşi asil, ikisi yedek olmak üzere ÜAK tarafından kurulan 7 kişilik Jürilere eser beğendirme problemi olduğu gibi bırakılmıştır. Eskiden olduğu gibi yine her şey jürinin keyfine bırakılmıştır. Dolayısıyla bu engel de çözümsüz kalmıştır. Önerimiz şudur:  Puanlamaya tabi objektif kriterler konularak YÖKSİS üzerinden denetim yapılmalı ve puan kriterini yerine getirenlere doçentlik unvanı verilmelidir. Unvanı alanlara üniversitelerinde ilana gerek kalmaksızın doçentlik kadroları verilmelidir. Jüri sisteminin devamı düşünülüyorsa o zaman yedi kişi değil üç kişilik jüri kurulmalı ve puana dayalı objektif denetim yapılacak şekilde çalışma yaptırılmalıdır. Jürinin keyfi denetimini engelleyecek kurallar konulmalıdır.

3. Sözlü sınav sorununu çözmüş gibi görünmesine rağmen bu da üniversitelere bırakılmıştır. Ancak üniversite sözlü sınav isterse bu sınavı ÜAK yapacak. Peki değişen nedir? Mesela şu anda sözlü sınav aşamasına gelmiş bulunanlar için ne öngörülmüş o da belli değil. Dolayısıyla YÖK en baştan itibaren kesinlikle çözeceğini belirttiği bu engeli de topu üniversitelere atmak suretiyle çözmemiştir. Bürokrasinin geleneksel tavrını sürdürerek “ne yapalım çözmek istedik ama rektörler veya üniversiteler karşı çıktı” mantığını kullandığı anlaşılmaktadır.

 

Geçici Maddelerle Mevcut Yardımcı Doçentlerin Sıkıntıları Giderilebilir

 

Geçici Madde 1. Şu anda herhangi bir yükseköğretim kurumunda yardımcı doçentlik kadrosunda 3-5 yıl çalışmış ulusal ve uluslar arası en az beş yayın yapmış olanlar, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, kazanılmış hak aylık dereceleriyle birlikte, hiçbir şarta gerek kalmaksızın üniversitelerinde doğrudan doçentlik kadrosuna atanmış olurlar. Bu atanmada doçentlik için aranan asgari şartlar dikkate alınmaz.

 

Geçici Madde 2. Doktora veya tıpta uzmanlık unvanı almış veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilecek belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olanlardan, bir yükseköğretim kurumunda en az beş yıl çalışmış olanlar,  bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, kadrolarının bulundukları yükseköğretim birimine atanmak üzere doçentliğe atanmış olurlar. Bu atanmada doçentlik için aranan asgari şartlar dikkate alınmaz.

 

Geçici Madde 3.  Bir yükseköğretim kurumunda en az on-on beş yıl ve daha fazla yardımcı doçentlik kadrosunda çalışmış ulusal ve uluslar arası en az on yayın yapmış olanlar, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, kadrolarının bulundukları yükseköğretim birimine atanmak üzere yeni bir işleme gerek kalmaksızın profesörlük kadrosuna atanmış olurlar. Bu atanmada profesörlük için aranan asgari şartlar dikkate alınmaz.

 

 

 

Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan

                                                                                          Türk Eğitim-Sen

İstanbul İl Başkanı

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)