26.10.2017 20:04 | Son Güncelleme: 27.10.2017 09:39

YÖK Başkanı Saraç’tan Çarpıcı Açıklamalar!

Görünen o ki, üniversiteye giriş konusunda, daha uzunuca bir süre tartışmaya devam edilecek. Çünkü, Başkan Saraç, hem hiçbir değişiklik yok diyor hem de, fazlasıyla değişiklik olduğunun sinyallerini veriyor…
E-Posta: aguclu@milliyet.com.tr / editor@egitimajansi.com
Görünen o ki, üniversiteye giriş konusunda, daha uzunuca bir süre tartışmaya devam edilecek. Çünkü, Başkan Saraç, hem hiçbir değişiklik yok diyor hem de, fazlasıyla değişiklik olduğunun sinyallerini veriyor…

Başkan Saraç, kendimizi iyi ifade edemedik diyor ama sanki olup bitenler, ifade edememenin çok ötesinde değişiklikler içeriyor.

Eski anlattıkları da ortada yeni söyledikleri de.

Gelin isterseniz önce açıklamalarına bir göz atalım sonra da, parantez içerisinde görüşlerimizi paylaşalım:

 
FARKLI GÖRÜŞLERİ DİKKATE ALDIK

İlk açıklamamızda 150 ve 180 barajının ilk oturumda temin edilmesini şart koşmuştuk. Daha sonra farklı görüşler oldu. Bunları değerlendirmeye aldık. "150 ve 180 arası alan adayın ikinci oturumda çok iyi bir performans sergilerse ne olacak?" sorusu anlamlıydı.
Biz de ikinci baraj puanının hesaplamasında; ilk sınavın yüzde 40'ı, ikinci oturum testinin yüzde 60'ı etkili olsun dedik. Eleştirilerin hepsini dikkate alıyoruz. Bunlar adımların geliştirilmesine katkı sağlıyor

( Hani hiç değişiklik yoktu ilk açıklamadan sonra, çok ciddi bir puanlama söz konusu ve bu puanlama konusu daha çok su kaldırır)

BAZI DERSLER ÖNEMLİ, BAZILARI ÖNEMSİZ DİYE BİR ŞEY YOK

İlk sınavda temel yeterlilikleri sorgulamak istedik. Bunun için Temel Yeterlilik Testi (TYT) olarak adlandırdık. Amacımız sözel ve sayısal okur yazarlığın sorgulanması. Diğer dersleri sormayacağız algısı doğru değil. TYT'de Türkçe okuma anlama, sayısal düşünmeyi ve kavramları kastediyoruz. Sayısal okur yazarlık, grafik okuma, dört işlem yapma diyebilirsiniz. Türkçe'nin kullanımını sorgulayacağız. Matematikte sayısal yeterlilikleri sorgulamak istiyoruz. Bir takım dersler önemli, bir takımı önemsiz diye bir şey yok. Diğer dersleri sormayacağız düşüncesi yanlış. Biz bunu doğru anlatamamış olabiliriz. Diğer derslerin de muhakemesi testlerde sorgulanacak.
 
 
(Diğer dersleri sormayacağız düşüncesi yanlış diyor. Oysa açıklamalar ortada, TYT’te Türkçe ve Temel Matematik testlerinden oluşacaktı. Şimdi hangi derslerin muhakemesi kaç testle ölçülecek o belli değil. Bu bile bir aşama, yakında sayılar da açıklanır)
 
VELİLERE BİLGİ NOTU İLETİLİYOR

Lise son sınıftaki öğrencilerimizin ailelerine bilgi notu ilettik. Buna devam edeceğiz. Şimdi rehber öğretmenlerine sistemi anlatıyoruz. Bütün tabana bu sınavın ne olduğu, neyi kurguladığı, ülkenin ihtiyacı olduğundan dolayı getirilen sınavın nelerden oluştuğunu anlatıyoruz.
 
(Keşke önce. Neyi anlatacaklarını bir netleştirseler. Sınav sisteminin içeriğinde kabul etseler de, etmeseler de daha çokkkk değişiklikler olacak!!!)
 
 
ÖĞRENCİYİ EZBERCİLİKTEN KURTARAN BİR SINAV

Bu daha basit, daha kolay yönetilebilir bir sınav. Öğrenciyi ezbercilikten kurtaran bir sınav.
 
(MEB de kolay sınav yaptı 2. TEOG’ta 17 bin birinci çıktı. Peki ne oldu? Şampiyonlar bile istedikleri okullara giremedi. Soruları kolaylaştırmak, herkesin ağzına bir parmak bal sürmektir. Peki ya sonrası?)
 
 
SORULARIN NİTELİĞİNE ÇOK ÖZEN GÖSTERECEĞİZ

7-8 sene önce 30'ar soruyla üniversitelere giren insanlar 40'ar soruyla girebileceklerinden daha mı az yetkinlikle mezun oldular? Soruların niteliği burada önem kazanıyor. Buna çok önem gösterileceğini Sayın ÖSYM Başkanımız da ifade etti.
 
(Her test için 30’ar soru söz konusuydu ve çok fazla test vardı. Şimdi ise TYT’de sadece iki test var. Soruları kolaylaştırarak ya da zorlaştırarak sonuç alamazsınız. Her terste seçici ve ayırtı edici soru sayısı oranları bellidir. O oranları kaçırdığınızda, MEB’in durumuna düşersiniz! TEOG’da 17 bin şampiyon varken LYS’de sadece 4 şampiyon çıktı! Neden acaba?..)
 
 
PUAN TÜRLERİNİ TAŞIMADIK

Hukuk, tıp öğrencisi ya da Türk dili ve edebiyatı öğrencisi olsun, bunları farklı puan türlerine taşımadık. Ama ileriki yıllarda taşınmayacağı anlamına gelmiyor.
 
(Hani en iyi sistem buydu, bakın daha şimdiden, sistemin değişeceği sinyalleri veriliyor. Çünkü, bu sistem, doğru bir sistem değil. En azından fazlasıyla eksikleri var!)
 
 
HER ŞEYİN BU SINAVLA BAŞLAYIP BİTECEĞİ ALGISI YIKMAK İSTİYORUZ

Sınav süresi için fazla vakit verdiğimizde şöyle eleştiri geliyor: "Fazla vakit veriyorsunuz, bu yığılma oluşturur. Dolayısıyla seçicilik faktöründen uzaklaşıyorsunuz." Kısa verirseniz bu farklı bir eleştiriye yol açıyor. Biz şunu istiyoruz, çocuklarımızın hayatının merkez nokta algısını, her şeyin bu sınavla başlayıp biteceği algısını yıkmak istiyoruz.
 
(Evet öyle olması gerekir ama maalsef her şey sınavla belirleniyor. Okullardaki şişirme notlarla yol kat etmek mümkün değil. Onun için doğru, adil ve seçici bir sınav şart!)
 
MAĞDURİYET SÖZ KONUSU DEĞİL
Başta meslek liseleri olmak üzere imam hatiplerde de diğer liselerin hiçbirinde de bir mağduriyet söz konusu değil.
 
(Nasıl söz konusu olmaz, 2.5 milyon adayın yarışacağı bir sınavda, imam hatip meslek liseleri hangi Türkçe ve Matematik bilgisiyle, diğer adaylarla yarışacaklar. Hani onların gördüğü derslerden sorular? İmam Hatip ve meslek lisesi öğrencilerinin, dersaneye gitmeden ya da özel ders almadan kazanabileceklerine, YÖK olarak, kendileri inanıyorlar mı?
 
ÖĞRENCİLERİMİZ HİKAYE, ROMAN OKUSUNLAR

Oturum arasında saat olarak değişiklikler yapılabilir. Ama test başına, soru başına verilen dakikalarda değişiklik yapılmaz. İkinci oturumdaki testlerin yerlerinin değiştirilmesini planlamıyoruz. Öğrencilerimizin şunu bilmeleri lazım, bir önceki sisteme göre bu sınavda bir hak kaybı ya da mağduriyeti söz konusu olmayacak. Öğrencilerimiz rahat bir şekilde sınava girsinler. Çalışma stillerini bozmasınlar. Biraz roman, hikaye okusunlar.
 
(Hikaye ve roman okuyarak sınav kazanmak ne zaman beri doğru bir yöntem? Okuduğunu bir defada anlamak için elbette çok okuyor olmak önemli ama bunu hikaye ve roman ile sınırlandırmak ne kadar doğru?  Ne kadar inat etseler de, YKS’yi ikinci güne almak zorunda kalacaklar. Bu, bu yıl olmasa da gelecek yıl olacaktır. Tıpkı 9.45 kuralı gibi. Yanlışta inat etmek kimseye bir şey kazandırmaz. Deneme yanılma yöntemiyle öğrenme ve yönetme yöntemi de, ilk çağlarda kaldı!)


https://twitter.com/AbbasGucluTR

https://www.instagram.com/abbasguclutr/

aguclu@abbasguclu.com.tr
Bu Haberi Hemen Paylaş!
Facebook Twitter Linkedin
Paylaş Tweetle LinkedIn

Yorum Yazın

Diğer Haber Başlıkları

Anketler

Türkiye'de çocuklar mutlu mu?


Editör Mail