adscode
adscode
adscode

ZİYA SELÇUK DİKENSİZ GÜL BAHÇESİNE GİRMİYOR!

Prof. Dr. Ziya Selçuk’un göreve gelmesinin ardından Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri Ali Aydın hem eğitim camiasında beliren umutlara hem de MEB’in mevcut durumuna dikkat çekti.

ZİYA SELÇUK DİKENSİZ GÜL BAHÇESİNE GİRMİYOR!
Sendikalar
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Milli Eğitim Bakanı olarak ismi açıklanan Prof. Dr. Ziya Selçuk’un göreve gelmesinin ardından  Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri Ali Aydın hem eğitim camiasında beliren umutlara hem de MEB’in mevcut durumuna dikkat çekti.

Aydın “Eğitim camiasının “Eğitimci bakan istiyoruz!” talebi nihayet karşılık buldu.” derken MEB Bakanı Ziya Selçuk’un yasal dayanağı, cari mevzuatı, işleyişi, örgütlenmesi ile hem öğretmen - öğrenci hem de veli düzeyinde yarattığı memnuniyetsizlik ile acilen ciddi müdahalelerin yapılması gereken bir bakanlığın başına getirildiğini;   dolayısıyla Ziya Selçuk’un Milli Eğitim Bakanı olarak dikensiz bir gül bahçesine girmediğini belirtti.  

Eğitim politikalarını konu etmeden önce Ziya Selçuk’un önünde duran ve MEB’in kangrene dönüşmüş 5 temel sorununa dikkat çeken Aydın “yaşamsal önemde” diye belirttiği bu 5 temel sorunu şöyle sıraladı:

1- MEB’in personel rejimi: Behemehâl ele alınmayı, elden geçirilmeyi bekliyor. Maalesef kangren olması hasebiyle önceliğin buraya verilmesi elzem gözüküyor. Bakanlığın kendi personeline yönelik geliştirdiği söylemler, onlarla muhatap olma biçimi sorunlu. Sonuçları itibarıyla yaralayıcı. Mali ve özlük hakları söz konu olduğunda sahipsiz; performans gibi amacı, kapsamı, işleyişi problemli uygulamalar ile ise tedirgin bir personel profili var. Diğer taraftan bakanlığın yeni personel alımlarında ve atamalarda başvurduğu mülakat ve sözleşmeli istihdam gibi yöntemler alenen kayırmacılık ve iltimasa yol veren uygulamalara dönüşmüş vaziyette.

2- MEB’in sivil kuruluşlarla ilişkisi: Birtakım sendikaların ve STK’ların MEB ile girmiş oldukları sınırları belli olmayan mahrem ve karanlık ilişki, işi “Tuz koktu!”noktasına getirmiştir. Bu ilişki üzerinden öğretmenlerin tercihleri yönlendirilmekte ve onları “ikiyüzlü” ve “kişiliksiz” tutum almaya itecek bir manzara ortaya çıkmaktadır. Böyle devam ederse MEB, kendine saygısı kalmayacak insanların saygınlığını nasıl muhafaza edecektir? Öğretmene itibar tartışmasını hükümsüz kılmaya namzet bu durum acilen müdahaleyi gerektirmektedir.

3- MEB ve hukuk: Eğitimi sürekli mesele edinmiş insanlar olarak sık sık mevzuat eleştirisi yapardık. Ne var ki son yıllarda eleştirdiğimiz mevzuata rahmet okuyacak duruma geldik. En kötü mevzuattan daha kötü olan şey mevzuatın askıya alınmasıymış. Bunu öğrendik. Mevzuata aykırı iş ve işlem tesis ediliyor. Mahkeme bunu tespit ediyor, yürütmeyi durduruyor. MEB kararı uyguluyor, iki gün sonra sanki böyle bir hüküm yokmuş gibi yine eski uygulamayı tekrarlıyor. MEB, devletin bir kurumu, kimsenin özel hobi bahçesi değil. Dolayısıyla ele alınmayı bekleyen en acil hususların başında bakanlık uygulamaları ile bakanlığın kendi mevzuatı arasında ahengin sağlanması geliyor.

4- MEB’in yasal dayanakları: Tevhid-i Tedrisat başta olmak üzere henüz kamuoyunun gündemine giremeyen ne var ki tekçi ve tek tip eğitim sisteminin sigortası olan ve  çeşitliliğe dolayısıyla zenginliğe imkân bırakmayan yasalar tartışılmalı. Kimse yapmasa bile MEB’de birilerinin böyle bir derdi, meselesi olmalı.

5-Uzatmalı sorunumuz kademeler arası geçiş: TEOG’tan sonra getirilen LGS’nin nasıl bir kaotik ortama bizleri sürüklediği görülüyor. Bu tür değişikliklerde MEB’in yeni bir kâşif olma arzusuyla gayret ve çaba sarf etmesine gerek yok. Kendi hafızasını yok saymayacak uygulamaları hayata geçirmesi yeterli olacak. Pek çok haksızlığın doğmasına da böylece imkân verilmeyecek.

Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)