adscode

ÖĞRETMENLER GÜNÜ

Öğretmenler Günü’nün anlamı ne derseniz bence...

mcanga25@gmail.com
Öğretmen olmayanın, öğretmen çocuğu ya da akrabası olmayanın anlayamadığı, anlamakta zorlandığı, o kutsal ve o derecede meşakkatli  kutsal ve onurlu bir meslektir öğretmenlik.
Babam, kayın pederim, eşim ve akrabalarımızın çoğunluğu öğretmen ya da öğretmenle evli kişiler. Bende öğretmen okulu mezunuyum. Adıyaman Kahta Yelkovan Köyünde, Adıyaman Kocali Bucağında, Bursa Büyükorhan Mazlumlar Köyünde, Bursa Gürsu’da ve Bursa Kestel’de öğretmenlik ve idareci olarak 1971 yılından 1983 yılına kadar çalıştım. 1980 yılında Bursa Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü bitirdim. 1983 yılında müfettişlik sınavlarını kazanarak Çapa’da okuyarak 1983-1984 öğretim yılında  müfettiş oldum. Ancak müfettişliği kaldıracağını söyleyen o dönemin Milli Eğitim Bakanının uygulaması ile atamam gecikmeli olarak 1986 yılında yapıldı. 1986- 2015 yılları arasında İlköğretim Müfettişi, İl Eğitim Denetmeni ve Maarif Müfettişi olarak İstanbul ve Bursa’da görev yaptım.  2015 yılında emekli oldum ancak, öğretmenlik mesleğinden, öğretmenin sorunlarından, öğretmelerin çalıştığı devlet ve özel eğitim kurumlarından kopamadım. Şu anda bazı özel eğitim kurumlarına katkıda bulunmaya çalışıyorum.

Babam, kayınpederim, eşim ile benim ve eşimin ailesinden çok sayıda öğretmen okulu, öğretmen lisesi ve eğitim enstitüsü ile bazı eğitim fakültelerinin öğretmenlik bölümü mezunu kişiler var.  Babam ve kayın pederim 1945-1946 Kars Cılavuz (Susuz) Köy Enstitüsü mezunu idi. İkinci Dünya Savaşı yıllarında hangi şartlarda okuduklarını, neler yaşadıklarını anlatırlardı. Anlattıklarından çok etkilenir ve çalışma hayatımda zaman zaman genç eğitimcilere anlatırdım. Allah rahmet eylesin ikisi de vefat etti. Böylesine önemli bir günde Kars Cılavuz Köy Eğitim Enstitüsünde 2. Dünya Savaşı yıllarında okuyan babamın  anılarından bana anlattığı bazılarını yazmanın  yararlı olacağını düşünüyorum.

“Köyde çarıklarımızı giydik. Heybelerimizi sırtımıza aldık ve dağı aşarak Hasankale (Pasinler) Tren İstasyonuna geldik. Çarıkları çıkartarak heybemizden cızlavet lastik ayakkabılarımızı çıkarıp onları giydik. Çarıklarımızı bizi uğurlamaya gelenlere verdik ve Kars’a giden trene bindik.” ……………….“İkinci Dünya Savaşı sürüyordu. Okulda üç öğün yemek ve her öğünde bir adet tayın ekmek (Küçük somun) veriliyordu. Ama köy çocuğu idik. Bir tayın ekmek bizi tam doyurmuyordu. Haftada bir gün, Pazar günü tam doyuyorduk. Pazar günü okul tatil olduğundan sabahleyin erken kalmıyor yatıyor ve geç kalkıyorduk. Bu nedenle sabah kahvaltısında verilen ekmek ve yiyecekle öğlen verilen yemeği birleştirip tıka basa doyuyorduk. Bazı günler tam doyamayanların yemlik, soğan vb. şeyler yediği de oluyordu.”……….. “Okulda hem okuyor, hem çalışıyor, tarımsal faaliyetler, duvarcılık, marangozluk, demircilik gibi gideceğimiz köylerde bize lazım olan etkinlikler öğretiliyordu.” Okul bitince 10 lira aslı maaş, bir inek, bir traş makinası ve köyden bir miktar arazi vererek ya kendi köylerimize, ya da bağlı bulunduğumuz ilçenin başka bir köyüne tayin ettiler. Kayınpederin bizim köye, bende annenlerin köyüne tayin oldum.” diye anlarını anlatır ve böyle geldik bu günlere derdi babam.
Bu açıklamaları neden yazıyorum diye soracak olursanız; tepeden tırnağa öğretmenin sorunlarını bilen ve yaşayan, bu sorunların çözüm yollarını bilen, en azından bu konuda fikir beyan etme hakkını kendisinde gören  biri olduğumu anlatmaya çalışıyorum.

Kendi kültürel ve tarihi özelliklerine, okul tatil günlerine göre çeşitli ülkelerde farklı tarihler Öğretmenler Günü olarak belirlenmiş ve genelde Dünya’da 5 Ekim günü Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.
Bizde ise; Bakanlar Kurulu, Atatürk’e "Millet Mektepleri Başöğretmenliği" unvanını 11 Kasım 1928’de yaptığı toplantıda vermiş ve 24 Kasım 1928’de Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Mekteplerinin  Başöğretmenliğini kabul ettiğinden ve  bu husus 24 Kasım’da Millet Mektepleri Talimatnamesi'nin yayınlanması ile resmileştiğinden; Atatürk'ün 100. doğum yıldönümü olan 1981'de, "başöğretmen" olduğu günün ülke çapında Öğretmenler Günü olarak kutlanmasına karar verilmiş ve  Türkiye’de 1981'den beri, her yıl 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.
Bu gün 12 Eylül Askeri Rejiminin bir dayatması olduğu yönünde fikirler olsa da Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği gün olması nedeni ile geçerli ve kabul edilebilir bir uygulama olduğu düşüncesindeyim.

Bu vesile ile kimsenin gitmeye dahi cesaret edemediği köylere giden, orada duvarcılık, marangozluk, demircilik, hayvancılık ve ziraatçılık ile birlikte öğretmenlik yapan, okulun ve çevrenin tüm sorunlarında çözüm yolları üretmenin yanı sıra karşılaştığı tüm zorluklara karşın eğitim ve öğretimi de en iyi şekilde uygulayan, yeri geldiğinde ek çalışmalar yaparak kimseye muhtaç olmadan onurlu bir yaşam sürdürmeye çalışan tüm öğretmenlerin Öğretmenler Gününü kutluyor, ölenlere rahmet, yaşayanlara uzun ömürler ve  mutlu günler diliyorum.
 
                                                                       Metin ÇANGA
                                                                       Emekli Eğitimci

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)