adscode

Biat -11

Parayla gelen güç! Lidyalılar

byomerorhan@gmail.com

Anadolu topraklarında hükümdarlık sırayla, Hititler, Frigler ve MÖ 680 yılında Lidyalılardadır.

O gider öbürü gelir… Sırada bekleyen birçok “O” var.

İşte Lidyalıların “O”su, Kral Giges... Kendinden önceki kralların yolundan gitmiş, ilk icraat olarak güçlü bir ordu yaratmış, ikinci icraat olarak ise “ferah ferah” yaşamak için ülkesinin sınırlarını doğuya doğru genişletmiştir.

Niyet kötü değil, “O” doğayı seviyor!

Bir “hükümdar” için başkasını düşünmek mümkün olmasa gerek. Yayılmak!

Giges’in içini yakıp kavuran yayılma isteği onu Kimmerlere karşı sürdürdüğü savaşlarda Asurlular ile iş birliği yapmaya itmiştir. Sonuçta uluslararası ilişkilerde ortak çıkarlar söz konusu olduğunda “kutsal ittifak” her zaman mübah!

Zahmet etmeyin ben geleceğinizi düşünürüm, böyle şeylere kafa yormayın, siz işinize bakın!

Düşünceli, “O”!

Krallığın başkenti Sardeis, bugünkü Manisa ili sınırları içerisinde kalan bölgededir. Zamanla büyüyen gelişen kent, birçok saldırıya uğramış ve akına maruz kalmıştır. MÖ 6. yüzyılda Kral Alyattes ve oğlu Kroisos döneminde kent, en zengin dönemini yaşamıştır.

Sardeis şehri doğal güzellikler içinde, bereketli ve güvenli bir yerde konumlandırılmıştır. Tmolos Dağları’nın (bugünkü Bozdağ) eteklerinde, Ege sahilinden Anadolu’nun içlerine giden ana yolların üzerinde stratejik bir konumda yer almaktadır. Şehir, Hermos Nehri’nin (günümüzde Gediz) iyi sulanan ovasına ve Gyges Gölü’ne (Marmara Gölü) bakar. Sardeis Akropolisi, engebeli sarp kayalıklar üzerinde ovadan 300 m yukarıda yükselen neredeyse fethedilemez bir iç kaledir.

Akropolis’in eteğinde Paktolos Nehri, Sardeis’e hem su hem de altın taşımıştır. En erken Yunan kaynakları Lidya kralını “altın zengini” olarak anlatmış ve “altın”; Sardeis ve genel olarak bölge için kullanılan yaygın bir sıfat hâline gelmiştir. Yunan ve Roma efsanelerinde Paktolos’taki altının varlığı, dokunduğu her şeyi altına çeviren Frig kralı Midas’ın burada yıkanmasının sonucudur. MÖ 1. yüzyılda, Strabon’un zamanına gelindiğinde Paktolos’taki altın tükenmişti, ama Sardeis ve Lidyalılar “altın” sıfatını asla kaybetmediler.

Lidyalılar haklı olarak sikkeleri (altın para) ile ünlüydü. Herodotos’un aktardıkları dışında, erken dönem Yunan yazarlarından biri olan Kolophonlu Ksenophanes de sikkenin icadını Lidyalılara bağlamaktadır ve bu saptama sikkelerin kendileri tarafından da doğrulanmaktadır. En erken sikkeler altındı ve Yunan dünyasında bunları ilk kez kullanan Kroisos’a atfen “kroiseid” adıyla anılıyordu. Bütün erken sikkeler altın ve gümüş alaşımı elektrondan yapılmaktaydı ve bazıları Lidya alfabesi ile Lidya isimleri taşıdığından bunların Lidya’da Lidyalılar tarafından darp edildiği gayet açıktır.

Böylece insanlık yepyeni bir döneme başlamıştır. Paranın hükümdarlığı… Kapitalizm!

Paranın henüz kullanılmadığı dönemlerde ticarette gerçekleştirilen değiş tokuş insanları her zaman zorlamıştır. Ancak Lidyalıların sikke kullanımı ile yeni ve görece olarak kolay bir döneme başlanmıştır.

Yapımında altın ve gümüş kullanarak kâğıttan çok daha değerli bir nesne “para” imal edilmiştir. Ayrıca paraların üzerine ait olduğu dönem ve hükümdarlığın çeşitli işaretleri işlenerek hem sahteciliğin hem de yeni bir gösteriş ve gücün simgesi de yaratılmıştır.

Günümüzde Lidya denildiğinde ilk akla gelen para, ikincisi ise “para babası” Kroisos’tur. İsrailoğulları zamanında yaşamış olan Karun kadar zengin olduğu için kendisine Karun da denmiştir. MÖ 560 yıllarında yaşamış olan Kroisos’un sahip olduğu zenginlik dillere destan olmuş; ancak kefenin cebi olmadığını sonunda “O” da anlamıştır.

Bu pahalı öğrenmenin ilk ayağı ise MÖ 547’de Lidya ve Pers ordularının Kızılırmak’ın kıyısında bir yerde uzun süre savaşmalarıyla başlamıştır. Kış gelince Kroisos adamlarını evlerine yollayınca Pers Kralı Kyros, Kroisos’u Sardeis’e kadar kovalamış ve kenti kuşatmıştır.

Kış gelmiş ve hava soğumuşken insan savaşır mı?

Şaka gibi! Dillere destan olan bir gücün sahibi kralın yaptığı işe bakın. Demek ki para çok olunca “O” da şaşırıyormuş.

Sonuç: Soğuk ve Kyros 1 – Kroisos 0

Artık, siyasal ve askerî gücün yanında paranın ortaya çıkışı ile yeni bir dönem başlamıştır. Birçok insan için fazlaca emek ve alın teri anlamını taşıyan para, kimileri için taşıması ve elde edilmesi kolay zenginlik anlamına gelmiştir.

Zamanla bu tatsız, kokusuz metale çok fazla anlam ve değer yüklenmiştir. Böylece ona sahip olanlar, gücü de eline geçirmeye hatta satın almaya başlamıştır! Yani paranın bulunuşu, tarihte bir kırılma noktası olmuştur. Varlığı, insan yaşamını daha da karmaşıklaştıran para, “araç” olmaktan çıkmış “amaç” hâline getirilmiştir.

Biat kültürünün yeni cazibesi zenginliktir! Kaba kuvvet artık zorunlu değildir, kuvveti satın almak için para yeterlidir.

Devam edecek

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)