adscode

Biat 12- Boyun eğ ve rahatla… Maya Uygarlığı

Biat yazı dizisine bir süre ara verdikten sonra kaldığımız yerden devam ediyoruz. Kaldığımız yer? Parayı bulanlar, Lidyalılardı…

byomerorhan@gmail.com

Bu kez Mezopotamya ve çevresindeki yaşamlardan biraz uzaklaşarak farklı bir kıtada neler olduğuna bir göz atalım, bakalım oralarda “O” neler “becermiş”!

Orta Amerika’da devasa ağaçların bulunduğu bir ormanın içerisinde kurulan, gelişen ve içindeki birçok sır ve gizemiyle yok olan yaklaşık 3000 yıllık büyük bir medeniyet “Maya Uygarlığı”.

Duymayan bilmeyen kalmamıştır; dünyanın sonunun 2012 yılında geleceğini işaret eden takvimleriyle son 20 yılın fenomeni oldular. Bugün, bu yazıyı okuduğunuza göre ya takvim “patladı” ya da biz takvimin ne demek istediğini anlayamadık.

Mayalarla ilgili ansiklopedik bilgi şöyle: MÖ 1500 yıllarında tarihlenen ilk Maya köylerinin varlığı bilinmekte, MÖ 1200-900 yılları arasında kültürel ve sosyal bir sıçrama yaşandığı görülmektedir. MÖ 1000 yıllarında ise Maya Halkları, Yucatan’a yerleşmişler.

Bu dönemde 15-20 tonluk bazalt kaya bloklarının taşınması ve şekillendirilmesi yüksek bir inancın, itaatin göstergesi olmalı. Kısıtlı olanaklarla kayalardan “sunaklar” (Tapınaklarda, üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan, dinî tören yapılan taş masa), “dikilitaşlar” ve “anıtsal heykeller” ortaya çıkartılması, hayal edilmesi gerçekten güç oluşumlardır.

La Venta’da 120 m çapında 30 m yüksekliğindeki dev bir piramitle yakınlarında daha mütevazı ölçülerde inşa edilmiş başka bir piramit, tapınak ve saray. Bu ise “O”nun varlığının en kuvvetli göstergesi olsa gerek…

Malum o yıllarda radyo, televizyon, internet yok. Ulaşım da henüz kıtalar arası değil ama “O”na ait birçok etki dünyanın diğer köşesinde de aynı.

Görüldüğü üzere O’nun kudretini gösteren argümanlar nedense hiç değişmemiş. Demek ki boyun eğmek insanoğlunun fıtratında varmış!

Karın tokluğuna tarımla uğraşan halk, derme çatma kulübelerinde yaşam mücadelesi verirken gücün merkezi olan yerlerde yaşayanlar, yöneticiler, elit aileler, bazı savaşçılar, zanaatkârlar, tüccarlar ile onların hizmetkârları ve köleleri olmuştur.

Köylüler, belirli zaman aralıklarıyla kentin merkezine gelerek ürün değiştiriyor, “O”na bağlılıklarını göstermek için kurban kesiyor, hediyeler veriyor, danslar ediyor ve çeşitli ritüellerle rahatlıyordu.

İtaat et, ver rahatla!

Şu krallar olmasaydı millet nasıl rahatlayacaktı bilinmez…

Mezopotamya’dan binlerce kilometre uzakta karşımıza çıkan toplumsal yapıda yine sınıf farklılıkları bulunduğunu görüyoruz. Kral varsa, mutlaka hizmetkârları ve yalakaları da olmuş.

Binlerce tonluk kayaları insanüstü bir güçle taşımak, işlemek ve inşa etmek! Ne için?

Olmakler’in yarı insan, yarı kedi “jaguar adam” tanrısı veya diğer tanrıları için mi? Yoksa tanrılarla toplumun arasında elçi olan ayrıcalıklarla donatılmış “O”nun için mi?

Maya Uygarlığında çok güçlü mistik bir havanın hâkim olduğu anlaşılmaktadır. Rölyeflerde ve duvar resimlerinde betimlenen ve gökten indiği izlenimi uyandırılan kanatlı varlıklarla ne anlatılmak istenmiştir?

Yüksek bir yerden aşağıları izleyen insanlarla nasıl bir mesaj verilmiştir? Erich Von Daniken ile günümüz antik uzaylılar teorisini destekleyenler gibi uzaydan gelen canlılar değillerse ki biz olmadıklarını düşünelim; hükmedenin her fırsatta gücünü ortaya koyduğunu burada da görüyoruz.

Herkes yerini bilmeli!

Aşağıdakiler ve yukarıdakiler…


 

Devam edecek…

 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)