Ömer ORHAN

Ömer ORHAN Biyografi

Eğitimci

BİAT-3

04.02.2017 13:34 | Son Güncelleme: 04.02.2017 13:34

Tabletle Öğretim ve Dayakçı Eğitim Sistemi

O”nun tableti hangi “amaç” için kullandığını bilemiyoruz ancak ilk kez Sümerler tarafından eğitimde kullanılan tableti, o zamanın yüksek teknolojik aracı olarak kabul edebiliriz. 7/24 emrinize amade… Üstelik şarj sorunu da yok.

MÖ 2000’li yıllarla kıyasladığımızda, “O”nun eğitimli olması günümüzde artık çok da gerekli değil. Gücü elinde tutmak için ne diplomaya ihtiyaç var ne de eğitimli olmaya!

Sümerlerde de eğitim zorunlu değildi. Öğrencilerin çoğu varlıklı ailelerden gelir; uzun bir eğitimin gerektirdiği parayı yoksullar karşılayamazdı. Yakın zamanlara kadar bu yalnızca bir varsayım olarak kabul edilirken, 1946 yılında Alman çivi yazısı uzmanı Nikolaus Schneider bunu kanıtladı. Çok ilginç şu Batılılar, sen kalk Almanya’dan Mezopotamya’da 4000 yıl önce yaşamış insanlarla ilgili işlerle uğraş! “Onlarda” da bir gariplik olduğu ortada…

Sümerlerin yazıyı kullanmaya başlayarak inanılmaz bir ilke imza attıkları kesin. Bilime meraklı, entelektüel bir toplum ancak kayıtlara göre sadece erkeklere özel. Yani kadının adı yok! En azından bulunan tabletlere göre durum bu.

Görece olarak gelişen uygarlık hep erkeğe hizmet etmiş. Üstelik sadece bununla da sınırlı değil, tarihte kayıtlı ilk yağcılık örneği de Sümerler zamanında karşımıza çıkıyor:

Yaklaşık olarak İÖ 2000’lerde yaşamış, adı bilinmeyen bir öğretmen tarafından yazılmış bir tablet, insan doğasının ne kadar az değiştiğini ortaya koymaktadır. Bu tablette yazanlara göre: Sümerli bir öğrenci “öğretmenden dayak yerim diye” okula geç kalmaktan çok korkar. Kalkar kalkmaz, öğle yemeğini çabucak hazırlaması için annesini sıkıştırır. Ayrıca okulda yaramazlık ederse, öğretmeninden ve yardımcısından sopa yiyeceğini bilir; bundan oldukça eminiz, çünkü dövmek fiilini Sümerce göstergesi ”sopa” ve “et” simgelerinden oluşur.

Bir başka tablette şunlar yazıyor:

Tabletlerimi ezbere okudum, öğle yemeğimi yedim, (yeni) tabletimi hazırladım, yazımı bitirdim; sonra ezberimi verdiler, öğleden sonra da yazı ödevimi verdiler. Okul bitince, eve gittim, içeri girdim, babamı oturur buldum. Babama yazı ödevimi anlattım, sonra da tabletimi ezbere okudum, babamın çok hoşuna gitti…

Sabah erkenden uyandığımda, anneme dönüp dedim ki:

Bana öğle yemeğimi ver, okula gitmek istiyorum. Annem bana iki “sandviç” verdi ve okula gittim.

Okulda sorumlu gözetmen bana, Niye geç kaldın? dedi.

Korkmuş bir hâlde, yüreğim çarparak öğretmenimin yanına gittim ve önünde eğilip saygıyla selamladım.”

Eğilmiş olsun ya da olmasın, o gün öğrenci için kötü geçmişe benziyor. Konuştuğu, ayağa kalktığı ve kapıdan çıktığı için öğretmenlerinden sopa yer. En fenası da öğretmeninin, “Yazın iyi değil” diyerek dövmesidir. Öyle görünüyor ki bu kadarı çocuğa çok fazla gelir ve babasına, öğretmenini eve davet ederek, biraz armağanla yumuşatmanın iyi bir fikir olacağını söyler -kuşkusuz bu, insanlık tarihinde kaydedilen ilk “yağcılık” örneğidir.-

Metin şöyle devam eder: “Baba, çocuğun söylediklerini dikkate aldı. Öğretmen okuldan getirildi ve eve girer girmez başköşeye oturtuldu. Öğrenci ona eşlik etti, hizmette bulundu ve tablet yazma sanatı hakkında öğrendiği her şeyi babasına bir bir saydı.”

O zaman babası öğretmene şarap ikram etti, ziyafet çekti, onu yeni giysilerle donattı, bir armağan sundu, parmağına bir yüzük taktı.”

Öğretmene gelince, öyle anlaşılıyor ki ücreti bugün bir öğretmenin aldığı kadar düşüktü; yalnız ailelerden gelen ek bir şeyleri kazancına eklediğinde mutlu oluyordu.

Al sana ilk özel ders!

Bu cömertlik karşısında yüreğinin yağı eriyen öğretmen şiirsel sözcüklerle gözü yükseklerde olan yazmanın güvenini tazeler:

Delikanlı, sözlerimi tuttuğun, kulak ardı etmediğin için yazmanlık sanatının zirvesine erişesin, hakkıyla bu sanatın üstesinden gelesin… Kardeşlerinin önderi sen olasın, arkadaşlarının başı sen olasın, öğrencilerin en yükseği sırasına yerleşesin… Okul etkinliklerini çok iyi yerine getirdin, bir bilgi adamı oldun.”

Bir kadeh şarap ve yüzükle gelen motivasyona bakar mısınız? Demek ki hangi çağ olursa olsun, bazı şeyler değişmiyor. Altın yüzük her devirde işe yarıyormuş! En azından eli sopalı ve yetersiz eğitimciler için böyle olmuş. Aradan 4000 yıl geçmiş ama eğitimde boyun eğdirmek ile şımartmak arası bir türlü bulunamamış.

Döve döve eğitim!

Öğrencilerin öğretmene,

Öğretmenlerin veliye,

Velilerin krallara biat ettikleri bir eğitim “sistemi”.

Yazıyı kullandılar diye Sümerlerin medenî şekilde yaşadığı düşünülmesin. Sınıfsal farklılık üzerine kurulan toplumsal yapı içerisinde birinci sınıfta askerler ve din adamları, ikinci sınıfta halk, üçüncü sınıfta ise köleler bulunmaktaydı. Ayrıca her kazanılan savaş sonrasında halk da kendine köle bulmakta zorluk çekmiyordu. Demek ki yazıyı bulmak, astronomi ve matematikle ilgilenmek yetmiyormuş. Gerçi tarihte ilk hukuk kurallarını da Sümerlerin ortaya koydukları söylenmektedir ama hangi hukuk?

Kimin hukuku, ne hukuku?

Sümerlerin hukuk kuralları, fidye ve bedel sistemi şeklindedir. Neden garipsediniz, günümüzde de buna benzer hukuk sistemi oluşturan devletler yok mu?

Manidar olan şu ki, yazıyı buluyorsunuz, bunu eğitimde kullanıyorsunuz ama sadece zenginleri eğitiyor ve sınıf farklılığı yaratıyorsunuz. Egemen bir sınıf yaratma çabası ile Sümerler listemizde bir numarada!

Devam edecek…

Yorum Yazın

Ömer ORHAN Diğer Yazıları

Kilit taşı? 12 Ocak 2018 - 15:58
Siz hâlâ kodlama öğrenmediniz mi? 08 Ocak 2018 - 11:29
Sınav olma sırası velilerde! 23 Aralık 2017 - 14:16
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ne getirir, ne götürür? 16 Ekim 2017 - 15:07
Eğitim sisteminin “günah keçisi” sınavlar! 19 Eylül 2017 - 12:25
Müfredatlar değişti. Evrim Teorisi sizlere ömür… 24 Temmuz 2017 - 17:39
Biat 12- Boyun eğ ve rahatla… Maya Uygarlığı 14 Temmuz 2017 - 17:02
On binlerce birinci ve ikinci… Peki, hangi okul? 16 Haziran 2017 - 17:06
Bu okula girmek için veliler sınav oluyor! 30 Mayıs 2017 - 14:33
1919 Mayıs’ın 19’u… 20 Mayıs 2017 - 09:52
Biat -11 15 Mayıs 2017 - 14:09
Eğitim modacıları 30 Nisan 2017 - 11:20
Biat-10 14 Nisan 2017 - 11:18
Biat-9 04 Nisan 2017 - 11:30
Sanal sanmayın. Korunun ve koruyun! 24 Mart 2017 - 13:34
Biat-8 09 Mart 2017 - 13:39
İşte “O”nun taktiği: Önce karıştır, sonra barıştır. 25 Şubat 2017 - 08:38
BİAT-6 18 Şubat 2017 - 15:56
BİAT-5 15 Şubat 2017 - 11:35
BİAT-4 09 Şubat 2017 - 10:33
BİAT-3 04 Şubat 2017 - 13:34
Biat-2 30 Ocak 2017 - 11:03
BİAT 23 Ocak 2017 - 12:13
Eğitim-Öğretimin Geleceği? 12 Ocak 2017 - 12:10
Yurt-içi beni, dışı seni yakar- durumları… 07 Aralık 2016 - 10:20
Grisiz bir öğretmen?.. 25 Kasım 2016 - 15:15
Osmanlı’dan günümüze yabancı dil öğrenimi… 31 Ekim 2016 - 11:37
Bu kadar okumak bana yeter… 26 Eylül 2016 - 10:25
Ah şu okullar… 01 Eylül 2016 - 14:05
Değersiz… 01 Ağustos 2016 - 11:11