Ömer ORHAN

Ömer ORHAN Biyografi

Eğitimci

Bu kadar okumak bana yeter…

26.09.2016 10:25 | Son Güncelleme: 26.09.2016 10:25

İnsan hayatında eğitim-öğretim süresi sizce ne olmalıdır? Kaç yıl okula gitmek yeterlidir?

Doktora düzeyine çıkılacaksa 21 yıl ve belki biraz üzeri, sadece okuryazar olmak yeter deniyorsa 4 yıl kâfi… Biz ortalama 16 yıl diyelim ve iyimser bakış açısıyla yükseköğretimi de dâhil edelim.

Olur mu? Yeter mi?

16 yıl… Dile kolay!

İnsan, hayatının en sağlıklı ve önemli bölümünden büyük bir kısmını gözünü kırpmadan eğitime ayırıyor. Ne büyük beklenti ve elbette ne büyük güven! Kime? Önce anne babalara, sonra da ülke ve kurum yöneticilerine…

Yapılan iş tamamsa helali hoş olsun, sorun yok ama yaşama hazırlanmak için çoğu yaşam becerilerinden uzak eğitim öğretim süreçleri geçiriliyorsa, yazık.

Bizde durum hep bir sonraki eğitim kurumuna öğrenciyi hazırlamaktan ibaret gibi. “Hazırlamak!”. Yani mezuniyetsonrasında bir destek durumu yok. Herkes ona verilen işi yapıyor. Okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise, üniversite öğretim kadroları hepsi kendi alanlarından sorumlu ve dört-beş “kesinti” ile eğitim öğretim süreci “tamamlanıyor”. Ne kadar tamamlandığını bir sonraki eğitim kurumu öğretmenleri notluyor ve hep kendinden öncekileri eleştiriyor.

  • Bu çocukları yetiştirmemişler!

Bu yetiştirme sözcüğünü de pek sevmem o nedenle biz, “eksikleri var” diyelim. Diyelim de son sözü söyleyen üniversiteler için sözü kim söyleyecek? Hayat?

Geçmişe göz attığımızda durumun hep aynı olduğunu görüyoruz.

17-29 Temmuz 1939 tarihleri arasında gerçekleştirilen 1. Millî Eğitim Şûrası’nda dönemin Millî Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in açış konuşması bu durumu açıkça ortaya koymaktadır.

"… Muhterem arkadaşlar, kanaatimce bütün Maarif Teşkilatı tam ve mükemmel bir uzviyet alabilmek için her uzvunun birbiriyle alakalı, birbiriyle münasebetli bir surette işlemesi lazımdır. Ortaokul öğretmenleri, ilkokuldan gelen çocukların zayıf olduklarını söylüyorlar. Lise muallimleri aynı şikâyetleri, ortaokula yükletiyorlar. Üniversite ve yüksek mektepler ise liseden gelen çocuklarımız şu ve bu noktalardaki kuvvetsizliğinde ısrar ediyorlar. İlkokula giren çocuğun içinde yaşadığı dar muhitle başlayan bu şikâyet dairesi, burada kapanmış gibi görünür. Fakat aldanmamalıdır. Çünkü üniversitenin ve yüksek mektebin verdiği mezundan da hayat şikâyet ediyor ve devre, bu şikâyetin ancak umumi hayat ve geniş muhite dayanmasıyla kapanıyor.

Mevcut öğretim bünyesini nasıl kurmalıyız ki her parçası birbirinden haberli olarak işleyebilsin."

Yıl, 1939… Saptama, niyet ve yaklaşım müthiş. Ülke savaştan çıkmış, sıfırdan ulus yaratılırken bunların konuşulması bile son derece önemli. Ancak bugün, yani 76 yıl sonra bile hâlen bu konuda sorun yaşanıyor olmasını anlamak mümkün değil. Kime sorsanız kolaylıkla bir öncekinin bir şey yapmadığını söyleyecektir. Kolaycılık bir karakter meselesidir ve kurumlarında karakterleri, kişilikleri ve moda deyimle “kimlikleri” bulunmaktadır.

Oysa konuya bütüncül yaklaşmak ve resmin bütününü görmek gerekir. Gerçi çoğunluk, resmin bütününden bahsetse de önüne bakmaktan bütün görülmez.

Rönesans Dönemi’nde sanatçılar, büyük boyutlu resimleri yaparken, kalfalarından resmin bazı yerlerini boyamalarını isterlermiş. Bu aynı zamanda onlara verilen fırsatmış; kalfa ona verilen bölümü boyadıktan sonra sanatçı, resmin bütünü içerisinde bu alanı inceler ve gerekiyorsa rötuşunu yaparak resmi bitirirmiş.

Başka bir deyişle, klasik müzik orkestrasında sanatçıların her biri kendi müzik aletlerinde virtüöz olabilir ancak orkestranın uyumlu ses çıkartabilmesi ve parçaları doğru çalabilmesi için maestro şart…

Sanat, bütünün ve detayların en güzel şekilde görülmesini sağlıyor olsa da, bizler ne yazık ki bir sonraki eğitim kurumuna öğrenci “hazırlarken” sanat derslerini görmezden gelerek büyük ironilere de imza atıyoruz.

Onlarca kez yazdım ve açıklama getirdim. Sıralama sınav odaklı eğitim sistemleri, ideal değildir. Öğrencilerin bilmem ne okuluna girmeleri, onların görece olarak başarılı olduklarını gösterir ama hepsi o kadar. Öğrencilerin gerçek başarıları, yeteneklerini bilmeleri ve bu doğrultuda, olabildiğince de küçük yaştan itibaren yönelimleri ile gerçekleşir. Okullar, bir üst öğretim kurumuna öğrencileri hazırlarken öğrencilerin öğrenme şekillerine ve onların yeteneklerine göre programlarını hayata geçirmelidir; hedeflerini, ulusal eğitim sistemi amaçları doğrultusunda ve “büyük resme” göre saptamalıdır. Bu bağlamda ulusal eğitim politikaları da uzun vadeli stratejilere göre oluşturulmalı, bilimsel düşünceakıl ve bireyinmutluluğu önde tutulmalıdır.

Belki de okulların mezuniyet sonrasındaki öğrencilerinin durumlarını ne şekilde izledikleri de sorulmalı, bu konuda ne kadar sorumluluk hissettiklerine bakılmalıdır.

Her şeyden önemlisi eğitimde bireyin kendisi önemlidir. Onun gelecekteki mutluluğu, daha uygar bir toplumun yaratılmasında da etkili olacaktır.

 

Yorum Yazın

Ömer ORHAN Diğer Yazıları

Kilit taşı? 12 Ocak 2018 - 15:58
Siz hâlâ kodlama öğrenmediniz mi? 08 Ocak 2018 - 11:29
Sınav olma sırası velilerde! 23 Aralık 2017 - 14:16
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ne getirir, ne götürür? 16 Ekim 2017 - 15:07
Eğitim sisteminin “günah keçisi” sınavlar! 19 Eylül 2017 - 12:25
Müfredatlar değişti. Evrim Teorisi sizlere ömür… 24 Temmuz 2017 - 17:39
Biat 12- Boyun eğ ve rahatla… Maya Uygarlığı 14 Temmuz 2017 - 17:02
On binlerce birinci ve ikinci… Peki, hangi okul? 16 Haziran 2017 - 17:06
Bu okula girmek için veliler sınav oluyor! 30 Mayıs 2017 - 14:33
1919 Mayıs’ın 19’u… 20 Mayıs 2017 - 09:52
Biat -11 15 Mayıs 2017 - 14:09
Eğitim modacıları 30 Nisan 2017 - 11:20
Biat-10 14 Nisan 2017 - 11:18
Biat-9 04 Nisan 2017 - 11:30
Sanal sanmayın. Korunun ve koruyun! 24 Mart 2017 - 13:34
Biat-8 09 Mart 2017 - 13:39
İşte “O”nun taktiği: Önce karıştır, sonra barıştır. 25 Şubat 2017 - 08:38
BİAT-6 18 Şubat 2017 - 15:56
BİAT-5 15 Şubat 2017 - 11:35
BİAT-4 09 Şubat 2017 - 10:33
BİAT-3 04 Şubat 2017 - 13:34
Biat-2 30 Ocak 2017 - 11:03
BİAT 23 Ocak 2017 - 12:13
Eğitim-Öğretimin Geleceği? 12 Ocak 2017 - 12:10
Yurt-içi beni, dışı seni yakar- durumları… 07 Aralık 2016 - 10:20
Grisiz bir öğretmen?.. 25 Kasım 2016 - 15:15
Osmanlı’dan günümüze yabancı dil öğrenimi… 31 Ekim 2016 - 11:37
Bu kadar okumak bana yeter… 26 Eylül 2016 - 10:25
Ah şu okullar… 01 Eylül 2016 - 14:05
Değersiz… 01 Ağustos 2016 - 11:11