adscode
adscode

Eğitim modacıları

Hiç şüphe yok ki moda, insanların vazgeçemediği sosyal bir motivasyon aracı. Bunu kabul etmek lazım…

byomerorhan@gmail.com

Örneğin 1970-1990 yılları arasında Amerikan mallarına karşı olanlar bile İstanbul Kapalıçarşı’daki dükkânlarda, gizlice el altından satılan Levi’s kotlara pek meraklıydı.

Bu kotlara sahip olma "şansını" elde edenler ise uzunca bir süre orasını burasını ovuşturarakbeyazlatmaya çalışırlardı. Çünkü beyazlatılmış kot pek revaçtı.

İşportada "hakiki sahte Livays" diye bağıranı da görmüştüm ki yurdum insanı işte bu kadar da dürüst diye anılarımdaki yerini aldı.

İki karış yakalar, İspanyol paça dar pantolonlar, mini etekler -ki en çok bir yukarı bir aşağıya değişerek modanın da oyuncağı oldular- hepsini denedik. Bir tek ropdöşambırı içselleştiremedik, o da Türk filmlerinin fabrikatör aktörlerine özel kaldı. Bu kadar da mütevazıyız işte...

Eskiyen, yıpranan kıyafetler ihtiyacı olanlara verilir, iyi de olurdu hani -hatta ilk deri montuma da böyle sahip olmuştum- şimdilerde ise bol para dökülerek, yırtık kotlar, sağı solu sökülmüş üst baş moda! Giyilmişler ise çöp!

Şu moda nelere kadirdir, donunu bile insanın başına geçiriverir de sokaklarda alımlı çalımlı dolaştırır.

Moda, Latince “modo” sözcüğünden gelmiş -hey maşallah hangi sözcük Latinceden gelmemiş ki- “hemen şimdi” anlamında ve tüketimi belirleyen tüketim anlayışı demek…

Giyecek başta olmak üzere, süs, püs, gösteriş, müzik, sanat ve günlük yaşamda karşılaştığımız, bir şekilde “tercih” edilen ne varsa modanın kapsamına giriyor. Giren de bir daha çıkamıyor vesselâm.

Allah esirgesin ama her şeye giren moda eğitime de girmiş görünüyor! Düşünün, kırk yıllık yaratıcılık, birkaç yıl önce yerini inovasyona terk etti.

Buyurun inovasyonun OECD tanımı: “İnovasyon, yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün (mal ya da hizmet) veya sürecin; yeni bir pazarlama yönteminin; ya da iş uygulamalarında, iş yeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır.”

Üniversitelerde başlayan inovatif insan yetiştirme furyası zamanla liselere, ortaokullara indirgendi. Hatta bu konuda çok gecikiliyor, anaokullarından başlanması lazım dendiğini duyduğum gün bu iş bitti dedim!Pantolonunu çekemeyen çocuktan üretim, kârlılık ve daha fazla katma değer yaratması bekleniyor!

Bunu servis edene sormak lazım, siz şimdiye kadar nereye ne kattınız diye? Ne kadar kattınız? Sizin ürettiğiniz değerler nelerdir?

Aklına esen, okulların içine hapsedilmiş ve canından bezdirilmiş çocuklar üzerinden moda yaratmaya çalışıyor ya ben ona yanıyorum!

STEM? Science (Fen), Technology (Teknoloji), Engineering (Mühendislik) ve Mathematics (Matematik)… Öğrencilerin kuru bilgi yerine yaşamla örtüştürecekleri ve yaratıcılıklarının geliştirileceğini öngören bir proje. Başka bir versiyonu daha var: STEAM aradaki “A” art (sanat)… Bilimsel eğitime sanatsal bir bakış ve yaratıcılık katılmış hâli. Yani STEM’in soslu olanı…

Code? Kodlama…

Programlama öğrenmek, insana sistematik düşünme, problem çözebilme, olaylar arasındaki ilişkileri görebilme, yaratıcı düşünebilme gibi yetiler kazandırıyor, denilmektedir. Tamam, bu da kabul!

Adını Maria Montessori’den alan Montessori Eğitimi…

Sorry?..

Montessori… Çocuğun bireysel becerilerine ve ilgi alanlarına, bireysel öğrenme hızına ve karakter özelliklerine uygun bir pedagojidir. Yararlı mıdır? Evet. Ancak okul öncesi başlatılan programa ilköğretimde de devam edebilmek gerekir. Ne var ki yasal olarak bu çok mümkün değil. Yapanlar var ama o da -mış gibi…

Bu kadarına da “hiç yoktan iyidir” diyelim.

Bilgisayar destekli eğitimi bir uygulayan bir de uygulamayan pişman.

Daha kendisi desteksiz duramayan, tablet destekli eğitim ise tam bir fiyasko!

Biraz oradan, biraz buradan, farklı ülke ve kültürlerde denenmiş ve tutmuş modellere olan merakımız da küçümsenmeyecek derecede olunca ortalık toz duman.

İronik ama bu kadar meraklı olunmasına rağmen maalesef öğrencilerin merakı yok edilmeye devam ediliyor.

İlahi bir ses!

Bunların hepsini uygulayabilirsiniz ama öncelikle MEB müfredatlarına göre öğrenim yapılacak”.

Hadi sıkıyorsa yap bakalım!

Aman yanlış anlaşılmasın hepsinin içine baktığımızda anlamlı olduklarını görüyoruz ama ulusal eğitim sistemi/resmi içerisinde çoğu gerçekliğimizle örtüşmediği için yama gibi kalıyor.

Geldiğimiz nokta ise hiç sınıf yüzü görmemiş, öğretmenlik yapmamış, sertifikalı/sertifikasız “koçlar” ile her türlü girişimcinin eğitimciliğe soyunmuş olması.

Sanat için soyunulur da eğitim için soyunulmaz mı?

Bu işler için “soyunan eğitim modacılarına” duyurulur; eğitim, masa başında modelleyebileceğiniz bir projeden çok daha incelik ister ki bunun için “üşütmeniz” bir işe yaramaz!

 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)