Ömer ORHAN

Ömer ORHAN Biyografi

Eğitimci

Eğitim sisteminin “günah keçisi” sınavlar!

19.09.2017 12:25 | Son Güncelleme: 19.09.2017 12:25

En iyi becerdiğimiz iş sınavlara isim bulma olsa gerek. Özellikle 1998 yılından itibaren sınavların isimlerini kısaltma konusunda çok becerikliyiz.

1998-2004 yılları LGS (Lise Giriş Sınavı)

2004-2007 yılları OKS (Ortaöğretime Geçiş Sınavı)

2007-2010 yılları SBS (Seviye Belirleme Sınavı)

2010-2013 yılları SBS (Seviye Belirleme Sınavı 6,7 ve 8. Sınıf düzeyleri)

2014-2017 yılları TEOG (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı)

Bakanlık her ne kadar TEOG için bu bir sınav değil bir sistemdi dese de öğrenciler sınava girdiler.

Durum böyleydi ama sınavlara hep karşı olduk!

Eğitim-öğretimde süreçlerden çok sonuç odaklı olunmasını eleştirdik. Sürekli ideali aradık. Bir gün bu sınavlardan kurtulmayı düşledik. Cumhuriyet tarihi boyunca da bundan hiç kurtulamadık. Sınavlar, eğitimcilerin ve öğrencilerin tepesinde, ensesindeydi.

Şöyle sınav olmadan rahatça okumak, dilediğin gibi bir öğrenim hayatı geçirmek ve sonunda da dilediğin yaşam koşullarını sana sunacak bir meslek sahibi olmak…

Ütopik!

Efendim durum şöyle…

Dünyanın her tarafında sınavlar var. Öyle elini kolunu sallayarak okullara giremiyorsunuz. Ayrıca herkeste bir üniversite okuma telaşı da yok. Yok, çünkü meslek sahibi olduğunda da ortalama bir yaşam standardına sahip oluyorsunuz. Nüfusu uygun Avrupa ülkelerinde diyelim ki dilediğiniz üniversiteye girdiniz... Onda da sınavlar var ve çalışmayanın mezun olma şansı yok. Öyle afmış mafmış ne gezer…

Bizde bırakın üniversiteden mezun olmayı, son yıllarda yüksek lisanslı olmak, hatta mümkünse yurt dışında mastır yapmak, çift dil bilmek, üçüncüyü en azından konuşmak neredeyse zorunluluk.

Okumanın da tadını kaçırıyoruz.

Kurduğumuz sistemin sonucunda, e bu kadar üniversite mezunu olunca onları da elemek lazım değil mi? Ele gitsin…

Sonunda tanıdık varsa iş bulursun ya, o da yine bize özgü içselleştirdiğimiz toplumsal bir gerçek.

2017 yılında 1 milyon 174 bin 427 8. sınıf öğrencisi TEOG’a ve 2 milyon 162 bin 895 kişi 2017 YGS'ye girdi. İşin gerçeği, okunabilecek nitelikte az sayıda okul olunca doğal olarak eleyici ve sıralayıcı bir sistem şart.


 

Amaç ahkâm kesmek değil elbette. Bu işin kolay olmadığını biliyorum ama resmin bütününü görmek lazım.

Eğitim sistemi için iş birliği gerekiyor. Devlet Planlama Teşkilatı, sanayi ve ticaret odaları, üniversiteler, bakanlıklar, bir bütün olarak hareket etmeli ki gereksiz yığılmalar oluşmasın. Ülkenin gerçek ihtiyaçları ve sayısı kadar insan eğitim alsın, boşta kalan ve alanı dışında çalışmak zorunda kalan mutsuzlar ordusu yaratılmasın.

Bu anlamda uzun yıllar önce modellenen meslek liselerinin yeniden yapılandırılması, mezunlarının istihdam edilmesi gerekiyor.

Bırak bu işleri, bunlar uzun iş, TEOG kalkarsa ne olacak?

Adrese dayalı yerleştirme olacakmış!

Neden olmasın, önce ülkenin dört bir yanındaki okulların kadrolarını tamamlayın, sportif, sanatsal ve kültürel her türlü etkinliğin yapılabilmesi için ortam düzenleyin, kısacası şartları eşitleyin, olsun bitsin. Galatasaray Lisesi, Kabataş Lisesini aratmayacak okullar yaptıktan sonra, yani mahallelerdeki okullarımız da birer gözde okulunca, merak edilmesin, sınavlar kendiliğinden kalkar.

Aslına bakacak olursanız asıl sorunumuz sınavlar değil. Sınavlar mevcut yapının bir dayatması. Sorunun kaynağına inmek, inmeden önce bunu gerçek anlamda istemek ve yüzleşmek gerekiyor.

Her alanda olduğu gibi burada da samimi olmaya ihtiyacımız var.

Eğitim sistemimizi topyekûn düzenlemezsek sınavlar günah keçisi olmaya devam edecektir.

 

Yorum Yazın

Ömer ORHAN Diğer Yazıları

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ne getirir, ne götürür? 16 Ekim 2017 - 15:07
Eğitim sisteminin “günah keçisi” sınavlar! 19 Eylül 2017 - 12:25
Müfredatlar değişti. Evrim Teorisi sizlere ömür… 24 Temmuz 2017 - 17:39
Biat 12- Boyun eğ ve rahatla… Maya Uygarlığı 14 Temmuz 2017 - 17:02
On binlerce birinci ve ikinci… Peki, hangi okul? 16 Haziran 2017 - 17:06
Bu okula girmek için veliler sınav oluyor! 30 Mayıs 2017 - 14:33
1919 Mayıs’ın 19’u… 20 Mayıs 2017 - 09:52
Biat -11 15 Mayıs 2017 - 14:09
Eğitim modacıları 30 Nisan 2017 - 11:20
Biat-10 14 Nisan 2017 - 11:18
Biat-9 04 Nisan 2017 - 11:30
Sanal sanmayın. Korunun ve koruyun! 24 Mart 2017 - 13:34
Biat-8 09 Mart 2017 - 13:39
İşte “O”nun taktiği: Önce karıştır, sonra barıştır. 25 Şubat 2017 - 08:38
BİAT-6 18 Şubat 2017 - 15:56
BİAT-5 15 Şubat 2017 - 11:35
BİAT-4 09 Şubat 2017 - 10:33
BİAT-3 04 Şubat 2017 - 13:34
Biat-2 30 Ocak 2017 - 11:03
BİAT 23 Ocak 2017 - 12:13
Eğitim-Öğretimin Geleceği? 12 Ocak 2017 - 12:10
Yurt-içi beni, dışı seni yakar- durumları… 07 Aralık 2016 - 10:20
Grisiz bir öğretmen?.. 25 Kasım 2016 - 15:15
Osmanlı’dan günümüze yabancı dil öğrenimi… 31 Ekim 2016 - 11:37
Bu kadar okumak bana yeter… 26 Eylül 2016 - 10:25
Ah şu okullar… 01 Eylül 2016 - 14:05
Değersiz… 01 Ağustos 2016 - 11:11
Teflon kişilikler… 12 Temmuz 2016 - 11:10
Bitki ihtiyacımız... 24 Haziran 2016 - 14:42
Eğitimcilere mesaj var… 18 Haziran 2016 - 14:27