Ömer ORHAN

Ömer ORHAN Biyografi

Eğitimci

Kilit taşı?

12.01.2018 15:58 | Son Güncelleme: 12.01.2018 18:51

Günümüzün çirkin betonarme yapıları ve çimentonun bilinmediği eski yıllarda binalar, köprüler, su kemerleri gibi yapılarda taş kullanılırdı. Yapan için ağır işçilik ve emek gerektiren taş, tabiri caizse dile gelir konuşturulurdu.

Binalar, doğadan alınan farklı renk ve dayanıklılığa sahip taşların yontularak üst üste ve/veya yan yana dizilmesiyle yükselirdi. Günümüzde yapımı hayal bile edilemeyecek ölçülerdeki muhteşem eserler gökyüzüne yükselirken, sağlamlık ve gücün yanında ayrıca taşlar işlenerek “süslenmesiyle” de inanılmaz estetik yapılar inşa edilirdi.

Mimari yapıyı ayakta tutmak için taşların birbirine yaslanmasıyla yarım ay şeklinde kemerler yapılır, taşların dağılmasını engellemek için de yarım dairenin ortasına bir başka taş sıkıştırılırdı. Antik Roma döneminden günümüze kadar kemerlerde kullanılan bu taş; üzerindeki ağırlığı yanındaki diğer taşlara ve oradan da temele aktararak yapının yükünü hafifletirdi.

İşte, tüm kemeri, kubbeyi ve yapıyı sırtında taşıyan bu taşa kilit taşı denir. Yok edildiğinde geriye sadece enkaz bırakacak kadar önemli bir taş!

Yaşamımızda birçok kilit taşı olduğunu biliyoruz. Peki, eğitimin-öğretimin “kilit taşı” nedir, ona bakalım:

Okullar da diğer binalar gibi artık betonarme… Neredeyse hepsi birbirinin aynı olan çirkin binalar… Onları güzelleştiren yegâne şey iseöğrenciler. Neredeyse doğal olanı yok etmeyi beceri saydığımız günümüzde henüz doğallığını yitirmemişler

Betonarme okul çatısı altında işler nasıl gidiyor, bir göz atalım:

Okulu yapan müteahhit işi en ucuza mal etme düşüncesinde,

Eğitim yöneticileri; koltuğa oturduktan sonra öğretmenliği unutmuş, egosunu şişirme derdinde,

Eğitim fakülteleri işin teorisinde,

Öğretmen; “yaratıcılığı”yla baş başa bırakılmış, gelecek kaygısı içinde,

Eğitim, “modacılarının elinde,

Veliler abandone…

Sarmal öğrenim modelini ne kadar başardığımızı bilemiyorum ama eğitim sistemini çoktan “sapa-sarmal” hâle getirdik.

Pantolonunu çekemeyen çocuktan inovatif ürünler yaratmasını bekliyor, doğada tek başına bir gün bile geçiremeyeceğini ise asla dert etmiyoruz. Çok garip!

Kod yazamayanı cahil ilan etmemize ramak kaldı ama tarım ülkesi olarak neredeyse tüm gıdaları ithal ediyoruz. Tık yok!

Teknoloji satın aldığımız Güney Kore gibi ülkelerde hâlen “kara tahtalarda” öğretim yapılırken biz tahtanın en akıllısının, bilgisayarın bilmem kaç çekirdeklisinin peşindeyiz.

Hâlen klasik yöntemleri kullanan bu ve benzeri ülkeler, okullarda başarısızlık nedir bilmiyor. Böyle bir sorunları yok çünkü tek çıkar yollarının çalışmak olduğunu düşünüyorlar.

Anlamak mümkün değil!”

Bizde ise bütün enerji çalışmayanlara harcanır. Onların tembelliklerinin sorumluluğunu da eğitimciler ve ebeveynler üstlenir. Böylesine üstlenici ve itekleyiciler olduğu müddetçe de tembellik genlerimize işliyor ve bundan kurtulamıyoruz.

Eğitim sorunsalı çoktan kültürümüz hâlini aldı…

Kısacası bizler, sattıkları televizyon karşısında uyuşurken, birileri çalışmaya, üretmeye devam ediyor. Buyurunuz:

PISA, lise giriş ve üniversite sınav sonuçları açıklandığında yediden yetmişe eğitimci kesiliyoruz ama hepsi o kadar.

Toplum olarak eğitime verdiğimiz değeri görmek için fazla uzağa değil mahallenize bakmanız yeterli. Ben henüz bir mahallenin toplanarak bir okul yaptırmaya çalıştığına şahit olmadım. Örnek mutlaka vardır ama ibadethane yaptırma çabasıyla kıyaslanmaz sanırım.

Toplumun ihtiyaçları göz ardı edilerek oluşturulan eğitim sistemlerinin günün koşullarına ayak uyduramaması ayrı bir sıkıntı yaratırken kişisel özellikler, yaratıcılık, öğrenme becerisi, yaşamla örtüştürme ise hep sözde

Sınavlara karşıyız ama çözümlerimizin tümünün çok daha derin sınavlar gerektirmesi ayrı bir ironi ve belki de çaresizlik!

Eğitimle ilgili çok sorunumuz var ama öncelikle eğitime inanmak, okumayı ve öğrenmeyi sevmekle başlamak gerek. Akıl her zaman üstte tutulmalı ki deneyimler çöp olmasın.

Öğretimin kilit taşı merakeğitimin kilit taşı ise öğretmendir.

Unutmamak gerek!

Yorum Yazın

Ömer ORHAN Diğer Yazıları

Kilit taşı? 12 Ocak 2018 - 15:58
Siz hâlâ kodlama öğrenmediniz mi? 08 Ocak 2018 - 11:29
Sınav olma sırası velilerde! 23 Aralık 2017 - 14:16
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ne getirir, ne götürür? 16 Ekim 2017 - 15:07
Eğitim sisteminin “günah keçisi” sınavlar! 19 Eylül 2017 - 12:25
Müfredatlar değişti. Evrim Teorisi sizlere ömür… 24 Temmuz 2017 - 17:39
Biat 12- Boyun eğ ve rahatla… Maya Uygarlığı 14 Temmuz 2017 - 17:02
On binlerce birinci ve ikinci… Peki, hangi okul? 16 Haziran 2017 - 17:06
Bu okula girmek için veliler sınav oluyor! 30 Mayıs 2017 - 14:33
1919 Mayıs’ın 19’u… 20 Mayıs 2017 - 09:52
Biat -11 15 Mayıs 2017 - 14:09
Eğitim modacıları 30 Nisan 2017 - 11:20
Biat-10 14 Nisan 2017 - 11:18
Biat-9 04 Nisan 2017 - 11:30
Sanal sanmayın. Korunun ve koruyun! 24 Mart 2017 - 13:34
Biat-8 09 Mart 2017 - 13:39
İşte “O”nun taktiği: Önce karıştır, sonra barıştır. 25 Şubat 2017 - 08:38
BİAT-6 18 Şubat 2017 - 15:56
BİAT-5 15 Şubat 2017 - 11:35
BİAT-4 09 Şubat 2017 - 10:33
BİAT-3 04 Şubat 2017 - 13:34
Biat-2 30 Ocak 2017 - 11:03
BİAT 23 Ocak 2017 - 12:13
Eğitim-Öğretimin Geleceği? 12 Ocak 2017 - 12:10
Yurt-içi beni, dışı seni yakar- durumları… 07 Aralık 2016 - 10:20
Grisiz bir öğretmen?.. 25 Kasım 2016 - 15:15
Osmanlı’dan günümüze yabancı dil öğrenimi… 31 Ekim 2016 - 11:37
Bu kadar okumak bana yeter… 26 Eylül 2016 - 10:25
Ah şu okullar… 01 Eylül 2016 - 14:05
Değersiz… 01 Ağustos 2016 - 11:11