adscode

AÇIK KONTENJANIN SEBEBİ YANLIŞ TERCİH Mİ, YOKSA YANLIŞ SİSTEM Mİ?

Üniversite tercih süreci, ek yerleştirmeler ile tamamlandı. Üniversiteyi kazanan  adaylara, başarı dolu eğitim ve devamında meslek hayatı diliyorum.

ozkangogercin@mynet.com

Bu sene 177 bin açık kontenjan ile üniversiteler eğitim hayatına başladı. Sistem değiştirilirken, bu sene böyle bir tablo yaşanmayacağı öngörülüyordu. Ancak, ne yazık ki beklendiği gibi olmadı. Tüm bu düşünceler, öngörülerin ötesine geçemedi. Yine, tabi yerindeyse ÖSYM’nin evdeki hesabı çarşıya uymadı. Eğer ki bir ülkede, öğrenci üniversiteyi kazanıp gitmiyorsa, ve bunu puan kırılmasını göze alıp da yapıyorsa, üniversite sistemi ile ilgili ciddi ve uzun vadeli bir revizyona gidilmesi gerekiyor.

Revizyon yapılması gerekiyorsa, MEB-YÖK ve ÖSYM’nin ortaklaşa harekete geçmesi gerekiyor. Eğitim sorununa temelden el atılması gerekiyor. Mesela, yıllardır üniversite sınavlarında, matematik ortalaması çok düşük ise ve matematik netleri üniversiteye girişte en önemli etken ise, bu işin temelinin sorgulanması gerekiyor. Öğrenci, matematiği daha çok nasıl sevebilir, günlük yaşamda daha çok nasıl uygulayabilir, bu yönde bir eğitime ağırlık verilmesi gerekiyor. Sadece teorem ve formüller ile, öğrenci ezberciliğe alışıyor, farklı soru tiplerinde bilgisini doğru kullanamıyor. Sadece matematik değil, tüm derslerde de ezbercilikten uzak, uygulama ağırlıklı bir modelin benimsetilmesi gerekiyor. Öğrenci için o konular ne kadar kitapta yazıldığı gibi kalırsa, kalıcı öğrenmeden de o kadar uzaklaşıyor.

Okullarda uygulanan sınavlar ile ilgili de revizyona gidilmesi kanaatindeyim. Mesela, her derste öğrenciye yazılı sınav uygulama gerekiyor mu? Onlara grup ya da bireysel projeler verilerek, o dersten geçmesi sağlanamaz mı? Hem bu şekilde, hem araştırma hem de mukayese yönünün geliştirmiş olmaz mı? Öğrenciye konuları ezberletip, yazılı sınavda tekrar tekrar sormak, yerinde saymaktan öte gider mi?  Öğrenci derse sınav korkusu ile girerse, tüm bilgilerini de sınavda bırakır ve bir daha kolay kolay hatırlayamaz. İşte buradaki en önemli nokta, öğrencilere dersler sevdirilmeli ve teşvik edilmelidir. Bu bilinçte olan bir öğrenci için daha kalıcı bir öğrenme olacak ve aynı düzeyde hem okul hem de üniversite sınavlarında yüksek başarı elde edecektir.

İşin temel boyutu ile ilgili birkaç değerlendirmeden sonra, üniversite sistemi ile ilgili ne yapılabilir? En basitinden, artık açık bırakmaya yüz tutmuş bölümler yerine, güncel meslekler ile ilgili bölümlerin açılması gerekiyor. Gördüğümüz kadarıyla birçok öğrenci maddi yetersizlikten dolayı üniversiteye kazandığı halde gidemiyorsa, devletin bu konuya ciddi eğilmesi gerekiyor. Gerek Yurt olsun, gerek ikinci öğretim ve vakıf üniversite ücretlerinde de revizyona gidilebilir. Bunu her yazımda dile getirdiğim gibi, bir kez daha dile getiriyorum. Devlet yeri geliyor, ÖTV’de indirime gidebiliyorsa, eğitim KDV’sini de %8’den %1’e çekebilir.

Artık her sene tartışmalara sebep olan merkezi sınav sistemini geride bırakmak gerekiyor. Öğrenciye yılda 1 sınav değil, birkaç sınav hakkı vererek istediği puanı kullanma hakkı tanımak gerekiyor. Öğrencinin aldığı puan, düşündüğü üniversiteye başvuru için baraj puanı olabilir. Her üniversite kendi sınavını yaparak, öğrencinin bilgisini farklı şekilde ölçebilir, düşündüğü bölüme yetkinliğini ve yatkınlığını analiz ederek bölümüne kabul edebilir.  Teori de uygulanması zor ve belli üniversitelere yüklenme olacakmış gibi gözükse de,  güzel bir planlama ve program ile , tüm üniversitelere öğrenci yönlendirilebilir ve yerleşmeleri sağlanabilir.

Sonuç olarak;

Eğitim için yapılacak en önemli şey, istemektir. Gerisi zaten gelecektir.


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    1 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (1)