ÖZKAN GÖĞERCİN

ÖZKAN GÖĞERCİN Biyografi

Psikolog

BİR EĞİTİMİN KALİTESİNİ ÜNİVERSİTE SAYISI DEĞİL, SAYILI ÜNİVERSİTELER BELİRLER

01.11.2017 15:42 | Son Güncelleme: 01.11.2017 15:42

Türkiye’de saymaya başladığımız zaman, 100’den fazla üniversite sayabiliyoruz.

Hemen hemen her şehrimizde en az bir üniversite var. Ancak, iş dünya sıralamasına geldiği zaman ise sayıca fazla olsak da sınıfta kalıyoruz.

Dünya sıralamalarına baktığımız zaman ise, belli başlı üniversitelerimiz yer alıyor. ODTÜ, Boğaziçi ,Hacettepe,İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi gibi. Ülkemizde ise, bu üniversitelere girebilmek için ise iyi bir puana ve başarı sırasına sahip olmak gerekiyor. Bu sebeple, her öğrencinin bu üniversitelere girmesi mümkün olmadığı için, diğer mevcut üniversitelerin de kendilerini geliştirmesi ve başarılı öğrencileri bünyesine çekebilmesi gerekiyor. Çünkü, üniversitelerin sıralamada daha yukarılara çıkması için, başarılı öğrenci ve mezunlara her zaman ihtiyacı vardır.

Üniversiteler, özellikle vakıf üniversiteleri başarılı öğrencileri kendilerine çekmek amacıyla öğrenim bursu, başarı bursu, aylık ödeme gibi seçenekler sunmaktadırlar. Ancak, öğrenciyi çekebilmek adına maddiyat sadece bir etken olmamalıdır. Üniversiteler, öğretim kadrosu kalitesiyle, akreditasyona uygun ders müfredatıyla, bilimsel makale ve yayımları ile daha çok dikkat çekmeleri gerekmektedir. Öğrenci, tercih yapacağı zaman bunun bilinci ile hareket etmeli, kendine daha kaliteli eğitimi verecek olan üniversiteyi tercih edebilmelidir.

Kalite derken, üniversitelerimizin özellikle, makale ve bilimsel yayın anlamında titizlikle çalışması ve ciddi değerlendirmelerden geçirerek, tezleri kabul etmesi gerekmektedir. Bu konuyla ilgili, geçen sene Boğaziçi üniversitesinin yaptığı araştırma acı bir gerçeği de ortaya koymuştur. Yapılan araştırmaya göre, Türkiye’deki yüksek lisans ve doktora tezlerinin yüzde 34’ünde ağır intihal yapıldığı ortaya çıkmıştır. Yani, çalıntı oldukları anlaşılmıştır. İnsanların emeğini hiçe sayarak yapılan bu davranışa üniversitelerimiz kayıtsız kalmamalıdır. Yukarıda da belirttiğim gibi, tüm bu çalışmaları ciddi bir süzgeçten geçirerek, intihale asla ve asla izin vermemelidirler.

Üniversitenin ana temasını öğrenciler oluşturduğu için, öğrencilerimizin bakış açısı da çok önem taşımaktadır. Üniversite tercih sürecinde, onlara doğru bir rehberlik ve yönlendirme yapılması gerekmektedir. Tabiri caizse, “Bir üniversiteye kapak atayım da, gerisi kolay” gibi bir cümlenin söylenmesine dahi izin verilmemelidir. Bu zihniyetle üniversiteye giden ve işsiz mezunlar ordusuna katılan insanların hali ortadadır. Bu sebeple, öğrenci hangi üniversiteye ve hangi bölüme giderse gitsin, istediği ve seveceği mesleği okuyacağı için gitmeli. Üniversitelerde bu bilinç ve sorumluluk ile gelen öğrencilerine de, yukarıda belirttiğim kalite çerçevesinde eğitim hayatını sunmalı ve mezun etmeli. Tüm bu süreçlerde, doğru öğrenci-üniversite koordinesi ile, başarı sıralamalarında yukarılara çıkmak ise hiç hayal değildir.

Sonuç olarak, üniversitelerimiz her şehrimizin ve ülkemizin birer aynasıdır. Ve ülkemizin gelişmesinde onların rolü asla ve asla inkar edilemez. Bu sebeple, Özel ve Devlet diye ayırmadan, tüm kurumlarımız devletimiz tarafından desteklenmeli ve sahip çıkılmalıdır. Çünkü, üniversite demek, istihdam demektir, istihdam demek ise kalkınma demektir.

Yorum Yazın