ÖZKAN GÖĞERCİN

ÖZKAN GÖĞERCİN Biyografi

Psikolog

BİR İNSANIN MEMLEKETİ DOĞDUĞU YA DA DOYDUĞU DEĞİL, ARTIK OKUDUĞU YER OLACAK!

08.11.2017 15:41 | Son Güncelleme: 08.11.2017 15:41

TEOG yerine gelecek yeni sistem geç kaldı, unutuldu derken, en sonunda beklenen açıklama yapıldı. Ancak, beklentileri gerçekten karşılayacak mı zamanla göreceğiz.

Geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanı Sayın İsmet Yılmaz tarafından, teog yerine gelen yeni sistem “Eğitim Bölgesi ve Sınavsız Mahalli Yerleştirme Sistemi” olarak açıklandı. Sistem içeriğine göre, ya öğrenciler adreslerine yakın 5 okuldan istediklerini seçecekler, ya nitelikli okulda okumak isterlerse de, merkezi sınava girecekler. Sınavda tüm müfredatı kapsayan 60 soru sorulacak. Ayrıca, sınava giren ve girmeyen tüm öğrencilerin yerleştirme sonuçları ise aynı anda açıklanacak.

Sistem ile ilgili, Sayın Yılmaz açıklamalarında dikkat etmemiz gereken, çok önemli nüanslar var. Özellikle, bu sistemin getirilmesinde, okul dışı kaynakların önüne geçilmesi (dershane, özel ders gibi), öğrencinin sınav kaygısını ortadan kaldırılması ve sınav yüzünden dersleri aksatmasının engellenmesi hedeflendiği dile getirilmiştir. Böylece, öğrencilerin eğitim hayatlarında, sosyal aktivitelere de zaman ayırabileceği ifade edilmiştir. Bununla birlikte, sınavın önemi azaltılarak, özellikle başarı notları konusunda toplumun “özel okullar daha cömert puan veriyor” gibi ön yargının da ortadan kalkması planlanıyor.

Yapılan tüm bilgilendirmeleri ve açıklamaları değerlendirmeye gelirsek, bu sistem özellikle ailelerin bir göç mevsimine gireceğinin sinyallerini vermektedir. Bulundukları yerde, nitelikli okula yakın olmayan aileler, daha iyi okulların olduğu bölgelere göç etmeyi düşünecektir. Ülkemizde her bölgede bu düzeyde okullar olmadığı için, bazı bölgelerde de yığılma meydana gelebilecektir. Bu sürecin de sonucu olarak, sahte adres kayıtları ile konut ve kira fiyatlarında artış olacağı dile getirilmektedir. Tüm bu yaşananların önüne geçebilmenin en önemli yolu, tüm okulların niteliklerini arttırmaktan geçmektedir. Sayın Yılmaz, nitelikli okul olarak fen liselerini örnek gösterse de, tüm okullarımız çağdaş eğitim ve öğretim düzeyine yükseltilmesi gerekmektedir. Öğrenci ve ailelerin oradan oraya göç etmesi, eğitim kalitesini yükseltmeyeceği gibi, onlar içinde maddi bir külfet oluşturacaktır. Teori olarak, her öğrencinin istediği okulda okuyabilmesi güzel bir düşüncedir. Ancak uygulamada, eşit bir eğitim ve öğretim verilmediği sürece, ne istenen başarı gerçekleşebilir ne de eğitim hak ettiği değere ulaşabilir. Bu yüzden, her öğrenci istediği yerde okuyacaksa, hak ettiği kaliteli eğitimi de alması da şart ki şarttır.

Bununla birlikte, okul dışı kaynaklara öğrencinin yönlendirilmesinin önüne geçilmesi isteniyorsa, tüm okullarda doyurucu bir eğitim ve öğretim verilmelidir. Öğrenci, aklına takılan her konuyu, soruyu çekinmeden öğretmenine sorabilmeli, dersler etütler ile de pekiştirilmelidir. Bunun uygulanması için de, nitelikli okul sayısı kadar, nitelikli öğretmen sayısının da arttırılması gerekmektedir. Atamalarda, öğretmen kontenjanlarının arttırılması gerektiği kadar, öğretmen adaylarının üniversite süreçlerinde tam ve yetkin bir eğitim almaları şarttır. Ne kadar iyi bir eğitim almış öğretmen yetişirse, o kadar başarılı öğrenci yetişecektir. Bir eğitim kurumunu iyi yapan, sadece bina şekli ve bulunduğu konum değil, onun içini dolduran değerli öğretmen ve öğrencilerimizdir.

Sınava isteğe bağlı ya da bağlı olmamasının, dersleri önemli ölçüde etkilediğinin de farkında olunması gerekmektedir. Sınav kaygısı olmayan öğrencinin, sınav yüzünden dersi aksatacağı düşünüldüğü kadar, hiç kaygısı olmayan öğrencinin de dersleri boşlayabileceği de unutulmamalıdır. Bu noktada, tüm öğretim kurumları, öğrenci-ders sentezinin iyi yapmaları gerekmektedir. Öğrencinin ister sınava girsin, ister girmesin, göreceği tüm derslerin önemli olduğunu, temeli iyi alması gerektikleri belirtilmesi gerekmektedir. Lisede bu derslerin ileri düzeylerini göreceklerini, iyi bir temelleri olmazsa, üniversite sınavında da problem yaşayacakları dile getirilmelidir. Bu konuda, özellikle rehber öğretmenlerimiz sadece öğrencileri değil, aileleri de bilinçlendirmesi gerekmektedir. Ailelerin, yanlış yönlendirme yapmaması adına, sistem ve gerekliliklerini en az öğretmenler kadar bilmeleri gerekmektedir. Bu süreç gerektiği gibi yürütülemezse, tüm eğitim kurumlarında, birbirini motive eden öğrenciler yerine, birbirinin motivesini düşüren, derslere gerektiği önemi vermeyen öğrenciler yetişecektir. Bu da, kaliteli eğitim çerçevesinden iyice uzaklaşmaya sebep olacaktır.

Üniversite sınav sisteminde olduğu gibi, liselere giriş sisteminde de, köklü değişiklikler hedeflenmiştir. Ancak, köklü değişikliklerin temeli sınavlarla değil, eğitimi ile atıldığının unutulmaması gerekir. Ülkemizde, geleceğe umut veren, nitelikli, köklü eğitim kurumlarının sayısı arttıkça, ne sürekli sınav değişikliğine ihtiyaç kalır, ne de öğrenci açıkta kalır. Temeli sağlam olmayan bir yapının üstünde, ne kadar değişiklik yaparsanız yapın, o yapı yine de sağlam olmayacak ve sallanacaktır. Ve ne yazık ki, en ufak bir sarsıntı da bile yıkılmaya mahkum olacaktır. Daha sağlam bir eğitimi ve gelecek için, devletimizin, tüm kurumlarımızla daha uzun vadeli çalışmalar yapmalı, toplumun eğitim konusunda ön yargılardan kurtulmasını sağlamalı, daha bilinçli ve kararlı bir nesil yetişmesi adına somut ve kalıcı adımlar atması gerekmektedir. Bu konuda gerekli bilincin oluşması adına, öncelikle kendim üzerime düşen görevi yapacak, her defasında eğitimin temeline ve özüne vurgu yapmaya da devam edeceğim.

Her kim, eğitim için taşın altına elini koyarsa, unutmasın ki, eğitimin temeli daha sağlam ve yıkılmaz olacaktır.

Eğitim bir güçtür, eğitimle büyüyen toplumların yıkılması ise çok güçtür.

Hayatınızın her alanında kaliteli bir eğitimin sizinle olması dileğiyle….

Yorum Yazın