ÖZKAN GÖĞERCİN

ÖZKAN GÖĞERCİN Biyografi

Psikolog

BİR ÖĞRETMEN ATANMAYI BEKLEYEN DEĞİL, TOPLUMA EĞİTİMLİ BİREYLER ATAYAN OLMALIDIR

17.11.2017 17:21 | Son Güncelleme: 17.11.2017 17:21

Liselere girişte nitelikli-niteliksiz okul tartışmaları devam ederken, binlerce nitelikli öğretmenimiz ise atama bekliyor, beklemeye de mecbur kalıyor.

Eğitim anlamında gerçekten süzgeçten geçtiğimiz bir dönemdeyiz. Önce üniversite giriş sınavında yaşanan sıkıntılar, liselere giriş sistemindeki spekülasyonlar ile devam ediyor. Liselere giriş sınavına girecek olanların nitelikli okullara yerleşeceği açıklamasından sonra, toplumda “diğer okullarımız niteliksiz mi” tartışması hala devam ediyor. Bu süreçte en büyük zararı, öğrencilerimiz kadar öğretmenlerimiz de görüyor. Mevcut öğretmenlerimiz bu belirsizlikte, net bir yol haritası koymakta zorlanırken, atama bekleyen bir o kadar öğretmenimiz de, elleri kolları bağlı hiçbir şey yapamamanın da üzüntüsünü yaşıyor.

Eğitim adına bir şeyler yapılması gerekiyorsa, öncelikle bu yolda en büyük emektar öğretmenlerimize sahip çıkılması gerekiyor. Atama bekleyen binlerce öğretmenin sesine kulak verilmesi, mevcut öğretmenlerimizin de koşullarının da daha da iyileştirilmesi gerekiyor. Her sene binlerce öğretmen mezun olurken, binlerce kontenjan açılamıyorsa, işte eğitimde asıl sıkıntı burada başlıyor. Okullara sadece isim vermek, özelleştirmek ile, nitelikli bir eğitime sahip olunmuyor. Kaliteli bir eğitimin yolu, okullarımıza asıl nitelikli öğretmenleri yerleştirmekten geçiyor.

Sürekli nitelik derken, bu noktada, mezun olur olmaz, mesleğe başlamak da büyük önem taşıyor. Mesleğine hemen başlayan öğretmen, bilgisi körelmeden öğretime başlıyor ve kendini daha da çok geliştiriyor, büyük bir istek ve şevk ile de öğrencilerine bilgisini aktarıyor. Ancak, atama bekleyenlerin bilgisi sürekli taze kalmıyor, üstelik yaşam şartları sebebiyle de farklı bir mesleğe yönelmek zorunda kalıyorlar. Eğitim adına bir şeyler yapıyoruz derken, bir değeri de daha kaybediyoruz. Sonra da, nitelikli okul ve eğitimden bahsederken de aslında kendimizi kandırıyoruz.

İyi bir eğitim ve sağlam bir gelecek istiyorsak, öğretmenlerimizin değerini ve kıymetini asla göz ardı etmemeliyiz. Yukarıda da belirttiğim gibi, özellikle atama bekleyen öğretmenlerimizi aylarca ve yıllarca açıkta bırakmamalıyız. İçinde, eğitim ve öğretim isteği olan insanların, şevklerini de köreltmemeliyiz. Görüyorsunuz ki, bir öğretmen kolay yetişmiyor. Bir öğretmen olmak insanın yıllarını alıyor. Bu kadar kolay ulaşılamayan bir meslek el üstünde tutulması gerekirken, bu belirsizlikler içinde ise, hak ettiği değeri göremiyor. Sistem ona neyi söylüyorsa, onu uygulamak zorunda kalıyor. Yeri geliyor, üstlerinden sıkıntılar yaşarken, yeri geliyor öğrencilerden ve ailelerinden ummadıkları sözler ve davranışlar ile karşı karşıya da kalabiliyor. Ama ne olursa olsun, öğretmenlerimiz mesleğine sahip çıkıyor ve sonuna kadar öğrencilerine ışık saçmaya da devam ediyor.

Şimdi siz de düşünün, öğretmenlerimizin var olmadığı bir sistemde, bir temelden ya da gelecekten bahsedebilir miyiz? Ya da, temel üstüne sağlam taşlar koyabilir miyiz? Kesinlikle Hayır. Çözümü sınav değişikliği, nitelikli-niteliksiz tartışmalarında aramak yerine, öğretmenlerimizin düşünce ve fikirlerinde aramalıyız. Onları dinlemeli, deneyim ve tecrübelerini, çözüm önerilerini dikkate almalı ve uygulamaya geçirebilmeliyiz. Çünkü, eğitimi en çok anlayan ve analiz eden yine kendini eğitime adayan bir öğretmen olacaktır. Ve o öğretmen de, eğitime çok ama çok şey katacaktır.

Sonuç olarak, eğitim adına, öğretmenlerimize ne kadar sahip çıkarsak, eğitime daha istekli, daha şevkli, daha kararlı, daha hedef ve çözüm odaklı ve sayamayacağım daha nice nitelikli öğrenciler ve öğretmenler yetiştireceğiz. Böylece, ülke olarak daha nitelikli okullara sahip olacak, eğitim ışığında daha çok kalkınacak ve gelişeceğiz.

Eğitimin ve öğretmenlerimizin ışığında nice nice aydınlık yarınlara…

 

Yorum Yazın

ÖZKAN GÖĞERCİN Diğer Yazıları

TEMELSİZ EĞİTİMİ ÖNLEMENİN YOLU, EĞİTİMDE “TEMEL-SİZ” OLABİLMEKTEN GEÇER 04 Ocak 2018 - 16:45
ALES’TE ÇALINAN SADECE SINAV SORULARI DEĞİL, İNSANLARIMIZIN VE ÜLKEMİZİN GELECEĞİDİR 19 Aralık 2017 - 16:14
BİR ÜNİVERSİTEYi KAZANMANIN TEMEL YETERLİLİĞİ ÖĞRENCİNİN BİLGİSİ Mİ YOKSA SADECE BARAJI GEÇMESİ Mİ? 06 Aralık 2017 - 16:35
EĞİTİM, HERKESİN ÜZERİNE KONUŞMASIYLA DEĞİL, ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMASIYLA DEĞER KAZANIR 04 Aralık 2017 - 23:21
SADECE 24 KASIM DEĞİL, HER GÜN ÖĞRETMENLERİMİZİN GÜNÜ OLMALIDIR 24 Kasım 2017 - 12:48
EĞİTİM VE SINAV SİSTEMİNE DAİR, NE SORULAR CEVAPSIZ NE DE SORUNLAR ÇÖZÜMSÜZ KALMALIDIR 21 Kasım 2017 - 16:39
BİR ÖĞRETMEN ATANMAYI BEKLEYEN DEĞİL, TOPLUMA EĞİTİMLİ BİREYLER ATAYAN OLMALIDIR 17 Kasım 2017 - 17:21
EĞİTİMDE PISA SIRALAMASINA HERKES GİREBİLİR, ASIL MESELE SIRADIŞI OLABİLMEKTİR 16 Kasım 2017 - 14:19
REHBER ÖĞRETMEN, BİR OKULUN ELEMANI DEĞİL PSİKOLOJİK DANIŞMANIDIR 14 Kasım 2017 - 10:21
Yükseköğretim Kurumları Sınavı mı, yoksa “Y”apboz “K”arıştır “S”ınavı mı? 13 Kasım 2017 - 10:22
BİR OKULUN NİTELİĞİNİ İSMİ VE ŞEKLİ DEĞİL, ÖĞRETMENİ VE ÖĞRENCİSİ BELİRLER 09 Kasım 2017 - 20:08
BİR İNSANIN MEMLEKETİ DOĞDUĞU YA DA DOYDUĞU DEĞİL, ARTIK OKUDUĞU YER OLACAK! 08 Kasım 2017 - 15:41
KENDİNİ BİLEN TOPLUMLAR, ÖĞRETMENİNE NOT YERİNE, DEĞER VERMESİNİ DE BİLİR 02 Kasım 2017 - 16:50
BİR EĞİTİMİN KALİTESİNİ ÜNİVERSİTE SAYISI DEĞİL, SAYILI ÜNİVERSİTELER BELİRLER 01 Kasım 2017 - 15:42
EĞİTİM SİSTEMİ NE KADAR SAĞLAM OLURSA, HER DEĞİŞİME O KADAR DA HAZIRLIKLI OLUR 31 Ekim 2017 - 16:41
YENİ SİSTEM, KENDİNİ TEKRARLAYAN DEĞİL, FARKINI ORTAYA KOYAN BİR SİSTEM OLMALIDIR. 30 Ekim 2017 - 16:55