adscode
adscode
adscode
adscode
adscode

BİR ÖĞRETMEN ATANMAYI BEKLEYEN DEĞİL, TOPLUMA EĞİTİMLİ BİREYLER ATAYAN OLMALIDIR

Liselere girişte nitelikli-niteliksiz okul tartışmaları devam ederken, binlerce nitelikli öğretmenimiz ise atama bekliyor, beklemeye de mecbur kalıyor.

ozkangogercin@mynet.com

Eğitim anlamında gerçekten süzgeçten geçtiğimiz bir dönemdeyiz. Önce üniversite giriş sınavında yaşanan sıkıntılar, liselere giriş sistemindeki spekülasyonlar ile devam ediyor. Liselere giriş sınavına girecek olanların nitelikli okullara yerleşeceği açıklamasından sonra, toplumda “diğer okullarımız niteliksiz mi” tartışması hala devam ediyor. Bu süreçte en büyük zararı, öğrencilerimiz kadar öğretmenlerimiz de görüyor. Mevcut öğretmenlerimiz bu belirsizlikte, net bir yol haritası koymakta zorlanırken, atama bekleyen bir o kadar öğretmenimiz de, elleri kolları bağlı hiçbir şey yapamamanın da üzüntüsünü yaşıyor.

Eğitim adına bir şeyler yapılması gerekiyorsa, öncelikle bu yolda en büyük emektar öğretmenlerimize sahip çıkılması gerekiyor. Atama bekleyen binlerce öğretmenin sesine kulak verilmesi, mevcut öğretmenlerimizin de koşullarının da daha da iyileştirilmesi gerekiyor. Her sene binlerce öğretmen mezun olurken, binlerce kontenjan açılamıyorsa, işte eğitimde asıl sıkıntı burada başlıyor. Okullara sadece isim vermek, özelleştirmek ile, nitelikli bir eğitime sahip olunmuyor. Kaliteli bir eğitimin yolu, okullarımıza asıl nitelikli öğretmenleri yerleştirmekten geçiyor.

Sürekli nitelik derken, bu noktada, mezun olur olmaz, mesleğe başlamak da büyük önem taşıyor. Mesleğine hemen başlayan öğretmen, bilgisi körelmeden öğretime başlıyor ve kendini daha da çok geliştiriyor, büyük bir istek ve şevk ile de öğrencilerine bilgisini aktarıyor. Ancak, atama bekleyenlerin bilgisi sürekli taze kalmıyor, üstelik yaşam şartları sebebiyle de farklı bir mesleğe yönelmek zorunda kalıyorlar. Eğitim adına bir şeyler yapıyoruz derken, bir değeri de daha kaybediyoruz. Sonra da, nitelikli okul ve eğitimden bahsederken de aslında kendimizi kandırıyoruz.

İyi bir eğitim ve sağlam bir gelecek istiyorsak, öğretmenlerimizin değerini ve kıymetini asla göz ardı etmemeliyiz. Yukarıda da belirttiğim gibi, özellikle atama bekleyen öğretmenlerimizi aylarca ve yıllarca açıkta bırakmamalıyız. İçinde, eğitim ve öğretim isteği olan insanların, şevklerini de köreltmemeliyiz. Görüyorsunuz ki, bir öğretmen kolay yetişmiyor. Bir öğretmen olmak insanın yıllarını alıyor. Bu kadar kolay ulaşılamayan bir meslek el üstünde tutulması gerekirken, bu belirsizlikler içinde ise, hak ettiği değeri göremiyor. Sistem ona neyi söylüyorsa, onu uygulamak zorunda kalıyor. Yeri geliyor, üstlerinden sıkıntılar yaşarken, yeri geliyor öğrencilerden ve ailelerinden ummadıkları sözler ve davranışlar ile karşı karşıya da kalabiliyor. Ama ne olursa olsun, öğretmenlerimiz mesleğine sahip çıkıyor ve sonuna kadar öğrencilerine ışık saçmaya da devam ediyor.

Şimdi siz de düşünün, öğretmenlerimizin var olmadığı bir sistemde, bir temelden ya da gelecekten bahsedebilir miyiz? Ya da, temel üstüne sağlam taşlar koyabilir miyiz? Kesinlikle Hayır. Çözümü sınav değişikliği, nitelikli-niteliksiz tartışmalarında aramak yerine, öğretmenlerimizin düşünce ve fikirlerinde aramalıyız. Onları dinlemeli, deneyim ve tecrübelerini, çözüm önerilerini dikkate almalı ve uygulamaya geçirebilmeliyiz. Çünkü, eğitimi en çok anlayan ve analiz eden yine kendini eğitime adayan bir öğretmen olacaktır. Ve o öğretmen de, eğitime çok ama çok şey katacaktır.

Sonuç olarak, eğitim adına, öğretmenlerimize ne kadar sahip çıkarsak, eğitime daha istekli, daha şevkli, daha kararlı, daha hedef ve çözüm odaklı ve sayamayacağım daha nice nitelikli öğrenciler ve öğretmenler yetiştireceğiz. Böylece, ülke olarak daha nitelikli okullara sahip olacak, eğitim ışığında daha çok kalkınacak ve gelişeceğiz.

Eğitimin ve öğretmenlerimizin ışığında nice nice aydınlık yarınlara…

 

Bu Yazıyı Paylaş :

Emoji ile tepki ver!

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)