ÖZKAN GÖĞERCİN

ÖZKAN GÖĞERCİN Biyografi

Psikolog

BİR OKULUN NİTELİĞİNİ İSMİ VE ŞEKLİ DEĞİL, ÖĞRETMENİ VE ÖĞRENCİSİ BELİRLER

09.11.2017 20:08 | Son Güncelleme: 09.11.2017 20:08

Liselere giriş sistemi ile ilgili, Sayın Yılmaz’ın sınava gireceklerin “nitelikli” okulları seçeceğini belirtmesi, sınavsız yerleşecekler, “niteliksiz” okulda mı okuyacak sorusunu akıllara getirdi.

Yeni sistem ile ilgili açıklamalardan sonra, eleştiriler ve tepkiler gelmeye devam ediyor. Ancak, sınava giren ve girmeyen öğrenciler arasında yapılan ayrım ise bu tepkilerin başını çekiyor. Özellikle yukarıda belirttiğim gibi, Milli Eğitim Bakanlığının fen-anadolu ve kolej gibi okulları “nitelikli” olarak değerlendirip, diğer okulları bu sınıflamanın dışında bırakması, tüm bu tepkilerinde en önemli sebebidir. Eğer bir sistem değişiyorsa, ve bu değişiklik de tüm toplumu ilgilendiriyorsa, yapılacak her söylem ve açıklamada her noktaya dikkat edilmeli, kabul edilebilirliği de ölçülmelidir. Çünkü, ağızdan çıkan her sözden sonra, ne kadar düzeltme yapılsa da, geri dönüşü de kolay olmamaktadır. O yüzden, her şeyin başında, doğru analiz, doğru değerlendirme ve doğru ifade yer almaktadır. Bir sistem için her şey yapılıp, doğru bir dille ifade edilemezse, sistemin algılanması ve uygulanması daha sancılı ve zor olacaktır. 7

Ülkemizde yer alan her eğitim kurumu, kendisine verilen müfredata göre ilerlerken, bünyesinde yer alan binlerce öğretmen ve öğrenci bu sisteme uymaya çalışırken, akıllarda böyle bir soru işaretine sebep olunması, onların istek ve motivasyonlarını da ne yazık ki olumsuz yönde etkileyecektir. Sınavsız giren öğrenciler, kendilerini sınavla giren öğrencilere göre daha şanssız görecek ve iyi bir eğitim alamayacağını da düşünecektir. Böyle bir düşünce tarzı da, ne yazık ki ellerinden gelen her şeyi yapmaya çalışan öğretmenlerimizi de kötü yönde etkileyecektir. Derslerine gösterilen ilgiler azalacak, hem çalıştıkları kurum hem de kendileri, öğrenci ve veli gözünde değersiz duruma da düşebilme ihtimaliyle de karşı karşıya kalacaklardır.

Bu konuda Sayın bakanımızın “Nitelikli okullar, sınavla öğrenci alan okullar. Niteliği sınavla öğrenci almak. Birisine çok iyisin dediğinde geri kalan kötü, birisine yakışıklı dediğinde diğeri çirkin anlamına gelmez.” açıklaması, nitelikli tabirini ne için dediğini kısmen belirtmiş olsa da, yeterli olduğunu düşünmüyorum. Toplumdan gelen tüm eleştiri ve tepkilere cevap verebilmek adına, daha detaylı bir açıklama yapılmasının daha doğru olacağı kanaatindeyim. Tabii ki, herkesi memnun edebilmek kolay değildir, ama herkesi ikna edebilmek de bir erdemdir. Eğer ki, yeni sistem gerçekten türk eğitimine hak ettiği değeri verecekse, toplumca ikna olabilmemiz ve kabul edebilmemiz gerekmektedir. Bunun yolu da, baştan sona doğru ve doyurucu bir ifadeden geçtiği de unutulmamalıdır.

Aslında tüm bu tartışmalara sebep olan noktalardan birisi de, toplumca sahip olduğumuz ve kıramadığımız önyargılarımızdır. Burada belirtmek istediğim, tüm eğitim kurumlarımıza eşit ve adaletli bir yaklaşım göstermemiz gerektiğidir. Özel okulda görev yapan öğretmenlerimizin çoğu da kendi üniversitelerimizden mezun, düz lise de eğitim veren öğretmenlerimiz de. Hiçbir öğretmen, diğer öğretmenden üstün değildir, aksine aynı hak ve değere sahiptir ve sahip olmalıdır. Ancak, çocuklarımızı özel ya da “nitelikli” okullara sırf bu anlayış ile yönlendirmek, diğer okul ve öğretmenlerin değerini az görmek, “nitelikli-niteliksiz” ayrımına da davetiye çıkarmaktadır.

Bir okulu okul yapanın, ismi, şekli ve renginden ziyade, bünyesindeki öğretmen ve öğrencileri olduğu asla ve asla unutulmamalıdır. Bu sebeple, hangi eğitim kurumu olursa olsun, hem öğretmenlerimize hem de öğrencilerimize gereken değer verilmelidir. Aileler, çocuklarını okula gönderirken, öğretmenlerine gereken saygı ve dikkati göstermesi gerektiğini aşılamalı, öğretmenlerde kendilerine emanet edilen öğrencilerin, kendi ellerinde şekilleneceğinin bilincinde olmalıdır. Ayrıca, eğitim düzeyinin de yükselmesi adına, bünyede yer alan diğer öğretmenler ve yetkililer ortak hareket edebilmelidir. Tüm bu süreçler sorunsuz ve aksaksız giderse, ne nitelikli-niteliksiz okul ayrımı kalır, ne de bir söylemde, bu kadar eleştiri ve tepkiler çoğalır.

Türk eğitim sistemimizin baştan aşağıya hak ettiği değeri bulması için, herkes öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin birer değer olduğunu bilmelidir. Ve bu değere, değer katmak adına, herkes doğru bilinçlenmeli ve destek olmalıdır.

Unutmayalım ki, eğitim ışık saçan bir toplumun aynasıdır.

Aynaya her baktığımızda, kendimizde o ışığı görebilmemiz ve toplumumuza yansıtmamız dileğiyle…

 

Yorum Yazın