ÖZKAN GÖĞERCİN

ÖZKAN GÖĞERCİN Biyografi

Psikolog

KENDİNİ BİLEN TOPLUMLAR, ÖĞRETMENİNE NOT YERİNE, DEĞER VERMESİNİ DE BİLİR

02.11.2017 16:50 | Son Güncelleme: 02.11.2017 16:50

Öğretmenlik, gerçekten kutsal bir meslektir. Ne demişler “Bana bir kelime öğretenin, bin yıl kölesi olurum”. Ancak, ülkemizde öğretmenlik hala istediği değere ulaşabildi mi, tartışılır.

Bir insan öğretmen olmak istediği zaman, uzun bir yoldan geçmesi gerekiyor. Öncelikle, üniversite sınavında bölümü kazanması, mezun olduktan sonra ise kpss ile atanması gerekiyor. Alan mezunu olanların ise, üstüne bir de formasyon eğitimi alması şart. Bu mesleği elde etmek için asıl iş, mezun olduktan sonra başlıyor. KPSS’de yeterli puan almak kadar, atanmak için de yeterli kontenjan olması gerekiyor. Yoksa, süreç iyice uzuyor. Yıllarca atanamayan öğretmenler ne yazık ki, farklı işlerle hayata tutunmaya çalışıyor.

Öğretmenlerimize atandıktan sonra aday öğretmenlik ile başlayan süreç, onlara not verilme sistemi ile devam ediyor. Artık, öğrencisinden velisine, müdüründen zümre öğretmenine kadar herkes öğretmenlere not verecek. Bir anlamda, artık öğretmenlerin de karnesi olacak. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 12 ilde pilot uygulama ile başlatılan taslak öğretmen performans değerlendirme sistemi ile, eğitimin kalitesinin arttırılması ve eğitim hedef ve politikalarına yön verecek verilerin toplanmasını amaçlanıyor. Ayrıca, meslek ile ilgili genel yeterliliklerin de ölçülmesi hedefleniyor.

Genel tabloya bakıldığı zaman, öğretmenlik mesleğinin analizi, istatistiği, hedef ve amaçların belirlenmesi gibi değerlendirmeler, öğretmenliğe verilen değerin bir göstergesi gibi gözükse de, ihtiyaca ne kadar doğru cevap verecek, tartışma konusu. Çünkü, öznel değerlendirmelerin yer alacağı bir sistemde, insanların önyargılarını da kenara koyması gerekiyor. Bu konuda, insanlar tarafsız değerlendirmelerden ne kadar uzaklaşırlarsa, doğru bir ölçme ve değerlendirmeden de o kadar uzaklaşılmış olacaktır.

Bu konuyla ilgili, bugün Eğitim Ajansı sitemizde yayımlanan bir haber de, yaşanan ya da yaşanacak sıkıntıyı ortaya koymaktadır. Öğrencilerin, özellikle sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlarda, öğretmenlerine verecekleri notlarla ilgili “Şimdi yandın hocam”, “Hocam 100 ver, bende 100 vereyim” gibi cümleler sarf ettikleri görülmüştür. Böyle bir yaklaşımın, ne yazık ki, öğretmenleri değerlendirme anlamında yanlı sonuçlar çıkmasına da neden olacağı aşikardır.

Aslında, öğretmenlerimizi değerlendirmeye almaktan ziyade, önce birey ve toplum olarak, kendi öz eleştirimizi yapabilen insanlar olmalıyız. Yukarıdaki verdiğim örneğin meydana gelmesinin altında, insanların kendilerini görmezden gelip, hatayı sürekli başkalarında araması yatmaktadır. Toplum olarak, kendisini eleştirebilen, sorgulayabilen bireyler yetiştirebilirsek, o zaman zaten vatanına ve milletine daha çok sahip çıkacak öğretmenler de yetişecektir. Gerçek değerlendirme ve ölçmenin özü de işte burada ortaya çıkmaktadır. Öğretmenlerimize karne vermeden önce, kendi notumuzu, kendimize de verebilmeli, asıl ilk karneyi alanlar da bizler olmalıyız. Bunu yapabildiğimiz taktirde, ailesinden öğrencisine, öğretmenine tutun, herkes daha tarafsız, şeffaf ve doğru bir değerlendirme yapabiliyor olacaktır.

Şu an test aşamasında olan uygulama, ne kadar doğru bir değerlendirme yapabilecek, bunu zamanla göreceğiz. Ancak, tüm yazılarımızda da vurguladığımız gibi, sağlam ve kararlı bir eğitim sistemi için, herkesin taşın altına elini sokması, zorluklardan yılmaması, kendisine tüm yapılan eleştirilere açık olması, kendisini sorgulaması ve olayları da sorgulayabilmesi, herşeyi enine boyuna araştırıp incelemesi ve nihayetinde en doğru adımı atabilmesi gerekmektedir.

Tüm bu saydıklarımı herkes onaylayabilir. Ama, önemli olan onaylamaktan çok, insanın bunu yapacağına dair kendisine de söz verebilmesidir. Sizden ricam, şimdi elinize bir kağıt ve kalem alın. Artılarınızı ve eksilerinizi kağıda dökün. Artılarınız eksilerinizden fazla olsa bile, kalan eksiklerinizi gidermek için de çaba gösterin. Eksileriniz daha fazlaysa, onları artıya dönüştürecek gücün de sadece ve sadece kendinizde olduğunu unutmayın. Kendinize ne kadar değer verir, inanır ve çaba gösterirseniz, gün gelir, hepinizi iyi bir eğitmen ve öğretmen olabilirsiniz. Ve, bu özelliğinizle, eğitim ve öğretmenliğe daha çok değer katabilir, hak ettiği yerlere ulaşmalarında en büyük katkıyı verebilirsiniz.

Öğretmenlerimizin her zaman hak ettiği saygıyı ve değeri görmesi, toplumumuzun da bu değere, her zaman en büyük desteği verebilmesi dileğiyle…

Yorum Yazın