ÖZKAN GÖĞERCİN

ÖZKAN GÖĞERCİN Biyografi

Psikolog

Yükseköğretim Kurumları Sınavı mı, yoksa “Y”apboz “K”arıştır “S”ınavı mı?

13.11.2017 10:22 | Son Güncelleme: 13.11.2017 10:22

Açıklandığı günden beri, bir türlü yerine oturamayan üniversiteye giriş sistemi, bir kez daha değişikliğe uğradı. Şimdiye kadar değişmeyen tek şey ise, öğrenci ve ailelerin kafa karışıklığı ve tedirgi

Sözlerime öncelikle, ulu önder Atatürk’ü ölüm yıldönümünde saygı ve rahmetle anarak başlamak istiyorum. Bu özel günde, kendisini anmakla birlikte, bu güzel vatanı korumak ve sahip çıkmak hepimizin görevidir. Eğitimi gibi, önemli değerlerin hak ettiği yerlere gelmesi için de çaba ve emek göstermek de, vatanımıza sahip çıktığımızın da göstergesi olacaktır. Daha iyi ve kaliteli bir eğitime sahip bir ülke olarak, yarınlara umutla ilerlemek dileğiyle…

Sistem ile ilgili son yapılan açıklamaya göre, ilk kısımdaki temel yeterlilik sınavındaki sözel bölüme 20 adet sosyal bilimler ve din kültürü ve ahlak bilgisi eklenirken, sayısal bölüme ise 20 adet fen bilimleri soruları eklendi. Gelen haklı eleştiriler üzerine, bu derslerin eklenme hareketi doğru bir davranış. Ancak, ders başına 5’er, 6’şar soru düşmesi, genel ölçme ve değerlendirme için ise sıkıntı yaratacaktır. Yani, öğrencinin sosyal bilimler konusundaki performansını ölçmeye, bu kadar az soru yeterli olmayacaktır. Ayrıca, bu kadar dar soru çerçevesi içinde, hangi konulardan soru gelecek, onu belirlemekte kolay olmayacaktır. İlk kısımdaki soru dağılımı ile ilgili, yeniden bir düzenleme gerekmektedir. Ancak, bunun için ne zaman kaldı, ne de insanlarda bir değişikliği kaldıracak tahammül ve sabır.

Tam bir yapboza dönen sistemde, belki de en önemli ve yerinde değişiklik, ikinci oturumun ertesi sabah yapılacak olmasıdır. Bir günde, hem sabah ve öğlen, öğrenciye yüklenmek çok yorucu olacağı gibi, onların dikkat ve motivasyonlarını da etkileyecekti. Bu açıdan, öğrencilerin her iki oturuma ayrı ayrı girmeleri, hem onların daha iyi dinlenmelerini sağlayacak, hem de ertesi güne daha dinç bir şekilde sınava gireceklerdir. Bu düzenlemenin en başında yapılması gerekirken, geç olsa da yapılması, zararın neresinden dönsek kardır hesabı, öğrenciler adına sevindirici bir gelişmedir.

Üniversite giriş sistemi ile ilgili, açıklandığından itibaren bu kadar değişime uğraması, insanların kafasını karıştırdığı kadar, okullarımızın ders ve sınav programı uygulamalarında da gecikmelere yol açmıştır. Ösym’nin hala soru örnekleri yayımlamaması da bu süreci uzatmaktadır. Öğrenciler, hangi bölüm için, hangi derslere, konulara ağırlık verecek, kararsızlık yaşamaktadırlar. Sistem için, her değişimde sil baştan denilse de, öğrenciler için herşey sil baştan olmamaktadır. Gelecekleri için çalıştıkları bu yolda, artık yeniden başlama ve geri dönme şansları da yoktur. Bu sebeple, artık yetkililerin, vereceği son kararları varsa vermeli, hem öğretmenler hem de öğrenciler yol haritalarını çizebilmelidir. Yaşadıkları her gecikme maalesef onların aleyhlerine olmaktadır. Bu karışıklığın en kısa sürede çözümlenmesi ve gençlerimizin hayatlarının dönüm noktası olan bu yolda, sorunsuz, sistemli ve planlı hareket etmelerine de artık destek ve imkan sağlanmalıdır.

Son olarak, siz öğrencilere tavsiyem, önceki yazılarımda belirttiğim gibi, sorumlu olacakları tüm müfredata ellerinden geldiği kadar hakim olmaları ve bol bol soru çözmeleridir. Hangi sistem gelirse gelsin, dediğim gibi, kişi kendi sistemini kurduktan sonra, asla ve asla sarsılmaz. Hedefine, emin adımlarla ilerler ve başarıya da ulaşır. Bu sebeple, etraftaki spekülasyonları görmezden gelin ve sadece ders ve sınavlarınızda odaklanın. Ne kadar kendiniz için emek verirseniz, karşılığını da o kadar alacaksınız.

Herkesin gelecekte, olmak istediği yerde bulunması dileğiyle…

Başarılar, başarılar ve başarılar….

Yorum Yazın