Şahin Aybek

Şahin Aybek Biyografi

KENT DEVLETLERİNDEN İMPARATORLUKLARA, İMPARATORLUKLARDAN MODERN ULUS DEVLETLERİNE SİYASİ KIRILMALARIN EĞİTİME VE İNSANLIĞA YANSIMALARI

09.10.2017 12:52 | Son Güncelleme: 09.10.2017 12:52

İnsanlığın Siyasi Kırılmalardan Daha Az Zarar Görmesi Eğitimle Sağlanabilir

İnsanlığa Sahip Çıkmak Bir Erdem Değil İnsan Olmanın Bir Gereğidir

İnsanlığın Etnik- Dini – Kültürel Ya da Bölgesel Ayrımı Olmaz, Önce İnsan Diyebilmeliyiz

Dünya tarihi boyunca devlet biçimleri doğal olarak o ülkelerin eğitimlerine de yön vermiş ve etkilemiştir. Örneğin Isparta Kent Devletinde devletin askeri özelliklerinin ağırlıklı olmasından dolayı Isparta Şehir Devleti’nin eğitim sisteminde askerlikle ilgili emir, savaşçılık, disiplin ve itaat kavramlarına ağırlık verildiği görülür. Yine Atina Kent Devletlerinin demokratik özelliklerinin ağır basmasından dolayı öğrencilerin geniş bir hürriyet içinde gelişmesini sağlayan kavramlar eğitim sistemine hakimdir. Bunlar kent devletleri olduğundan devlet şekillerinin eğitim sistemine etki etmesinin doğal bir sonucu olarak kent devletlerinin etkileri görülür eğitim sistemlerinde. Yani dünya tarihi içerisinde devlet biçimleri her alanı etkilediği gibi eğitim alanını da etkilemiş, siyasi kırılmalar, yeni devlet biçimlerini yeni devlet biçimleri de yeni eğitim biçimlerini açığa çıkarmıştır.

İnsanlığın Siyasi Kırılmalardan Daha Az Zarar Görmesi Eğitimle Sağlanabilir

Uzun zamandır eğitim bürokrasisi içinde görev yapan, siyaset bilimi Doçenti olan MEB Müsteşarı Yusuf Tekin geçen hafta Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen ve AB fonlarıyla finanse edilen “Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunu Destekleme Projesi”nin açılışında devlet biçimlerinin, siyasi kırılmaların eğitime ve insanlığa nasıl yansıdığını da içeren bir konuşma yaptı. Tekin’in konuşmasının kent devletlerinden imparatorluklara, imparatorluklardan modern ulus devletlere siyasi kırılmaların eğitime ve insanlığa yansıdığı kısmı şu şekildedir: Aslında dünyada devlet algısı üzerinde bir kırılmanın yaşandığı bir dönemi hep beraber yaşıyoruz. Tıpkı kent devletlerinden imparatorluklara, imparatorluklardan modern ulus devletlere geçerken yaşandığı gibi kritik bir kırılmanın eşiğindeyiz. Siyasi iktidar algısında devlet algısında ciddi kırılmalar ve değişiklikler yaşanıyor. Dünyanın her tarafında bu anlamdaki teorik tartışma farklı boyutlarıyla yürüyor. Ve bu sadece demokrasileri görece konsolide olmamış daha demokratik ülkelerde değil aynı zamanda batılı demokratik ülkelerde de benzeri bir süreç yaşanıyor. Geçen hafta İspanya’da yaşananlar, bugün sabah gazetelerde Bavyera’da benzeri bir süreç… Anlatmaya çalıştığım şey şu:Dünya belirli aralıklarla yaşandığı şekilde siyasi iktidar ve devlet kavramı üzerinde bir kırılma yaşıyor. Bu kırılma çok farklı boyutlarıyla kendini hissettirecek fakat önemli olan bu teorik kırılmaların yaşandığı, dönüşümlerin yaşandığı anlarda insanlığın bundan zarar görmemesi. Maalesef bu dönüşüm esnasında; insan hakları, insanlığın sahip olduğu bütün ortak miras ayaklar altına alınıyor, çok ciddi zarar görüyor.” Tekin, konuşmasında devlet ve eğitim ilişkisinden hareketle siyasi iktidar algısındaki, devlet algısındaki kırılmaların eğitime ve insanlığa etkileri olduğundan ve günümüzde de şu an böyle bir kırılmanın ileri demokrasiye sahip ülkeler de dahil tüm dünyada yaşandığından söz ediyor.


 

İnsan Hakları Ve İnsanlığın Ortak Mirası Ayaklar Altına Alınmamalıdır

Bu konuşmadan da anladığımız üzere nasıl ki kent devletlerinin kendilerine has eğitim sistemi var ise imparatorluklar da kendi eğitim sistemlerini oluşturmuşlardır. Yine imparatorluklardan modern ulus devletlerine geçildiğinde ulus devletlerin eğitimi hem kalkınma hem de bir ulus oluşturma aracı olarak görüp buna uygun eğitim sistemleri oluşturduklarını görüyoruz. Ama Tekin’in asıl dikkat çektiği nokta devlet biçimlerinin kendi eğitim sistemlerini oluşturmasının ötesinde dünya tarihindeki bu siyasi ve devlet biçimlerinin değişme kırılma anlarının, insanlığa doğal olarak eğitime de yansımalarının olduğudur. İspanya ve Bavyera örneklerini vererek bu siyasi kırılmalar ve dönüşüm anlarında insanlığın, insan haklarının ayaklar altına alınmaması için çözüm önerilerinde bulunuyor.

İnsanlığa Sahip Çıkmak Bir Erdem Değil İnsan Olmanın Bir Gereğidir

Tekin; Sokrates’in bilgi, Platon’un neyin iyi neyin kötü oluğunu bilmek, Aristo’nun ölçülü olmak, Buda’nın kötülüğe karşı iyilik yapmak ve İslamiyet’te doğruluktan iyilikten, adaletten ahlakın güzelliklerini tamamlamak olarak tanımlanan erdemden hareketle; insanlığa sahip çıkmanın bir erdem değil insan olmanın bir gereği olduğundan ise konuşmasının şu kısımlarından bahsediyor. “Bu zararın görülmemesi için bu zararın minimum düzeyde yaşanabilmesi için o dönüşüm yaşanırken bizler insanlar olarak hepimize ait olan bu ortak mirası korumak için hep birlikte mücadele etmek durumundayız. Geçen haftada söylemiştim. Bu çok da övünülecek bir şey değil. Bu zaten bizim insan olmamızın, insanlığın ortak değerlerine sahip çıkmamızın doğal bir gereği. Bunu yapmakla mükellefiz. Bunu yapmazsak insanlık ortak değerlerini kaybedecek, yapmazsak hepimiz kaybedeceğiz. Dünyanın her neresinde olura olsun insanlarla ilgili insanlığın ortak değerleriyle, birikim ve mirasıyla ilgili, insan haklarıyla ilgili bir ihlal, bir haksızlık, bir zulüm süreci varsa bu sürece hep beraber insan olarak, insan onuru ve haysiyetini korumak amacıyla sahip çıkmak durumundayız. Bu tip kriz anlarında krizin etkisinin minimize edilmesinin önemli koşullarından bir tanesi gelecek kuşakların, çocuklarımızın, dünya çocuklarının bu mirasa sahip çıkacak şuurla yetişmelerini temin etmektir. Bunun yolu da bugün burada bu toplantımıza da vesile olan bir anlamda sıkıntı yaşamakta olan Suriyeli çocuklarımızın, Suriyeli çocukların eğitim sistemine entegrasyonu örneğinde olduğu gibi gelecek kuşakların eğitilmesinde geçiyor.” Tekin, insanlığa sahip çıkılmaması halinde hepimizin kaybedeceğinden, tüm zulüm süreçlerine tüm insanlığın topyekûn karşı durmasından bahsediyor.

İnsanlığın Etnik- Dini – Kültürel Ya da Bölgesel Ayrımı Olmaz, Önce İnsan Diyebilmeliyiz

İşte bu tip kriz anlarında krizlerin etkilerini minimize etmenin, en az zararla geçiştirmenin yolunu da eğitim olarak gösteriyor Tekin. Dünyadaki bütün çocukların, insanlığa dünya mirasına sahip çıkacak bir bilinçle yetiştirilmelerinin yani eğitimin bu tip zararları en aza indirgeyeceğinden bahsediyor. Tekin’in konuşmasının en önemli, evrensel ve çatışmaların hem çözümü hem de engelleyicisi diyebileceğimiz, Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e nasihatindeki “önce insan” şiarındaki gibi insanlığın etnik- dini- kültürel ya da bölgesel ayrımı olamayacağı önce insan dediği kısmı ise şu şekildeydi: Şu an biz bugün hem Suriyeli çocuklara yardımcı oluyoruz hem hep beraber insanlığın ortak değerlerine, kendi geleceğimize, kendi mirasımıza sahip çıkıyoruz. Bu yönüyle gerçekten övünülecek bir davranıştır, onurlu ve haysiyetli bir duruştur. Bu süreçte bize katkı sağlayan hem dünya uluslarına, dünyadaki bütün insanlığa teşekkür ediyorum. Yürüttüğümüz süreç bu anlamda çok saygın ve övgüyü hak eden bir süreç. Hep beraber dünyanın neresinde olursa olsun bu türden sıkıntıları yaşayan kim olursa olsun etnik, dini, kültürel ya da bölgesel herhangi bir ayrım gütmeksizin hep beraber insanlığın onuruna sahip çıkma durumundayız. Umarım bu ödevimizi bu yükümlülüğümüzü insanlığa karşı olan bu görevimizi hakkıyla yerine getiririz.  Tekin, konuşmasının son kısmında adeta Kant’ın ödev ahlakındaki gibi evrensel bir şekilde insanlığın onuruna sahip çıkmayı bir ödev, yükümlülük ve görev olarak görüyor.

Evet, kent devletlerinden imparatorluklara, imparatorluklardan modern ulus devletlerine geçişte dünya tarihinde siyasi kırılmalar olmuş ve bu siyasi kırılmaların insanlığa ve eğitime ciddi yansımaları, zararları olmuştur. İnsanlığın bu siyasi kırılmalardan en az zararla kurtulmasının yolu da eğitimden geçmektedir. Eğitim sistemleri; insanlığa, insanlık mirasına, insanlık onuruna, etnik, dini, kültürel ya da bölgesel ayrım yapmaksızın sahip çıkacak bilinçte nesiller yetiştirmelidir. Çünkü bu kırılma ve dönüşüm anlarında insan haklarının, insanlığın ayaklar altına alınması sonucu kaybeden hepimiz oluruz. Ve de Tekin’in dediği gibi insanlığa ve insanlık onuruna sahip çıkmak bir erdem değil insan olmanın gereğidir. Dünya Hepimizin, Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…

Yorum Yazın

Şahin Aybek Diğer Yazıları

TÜRKİYE’DEKİ EĞİTİMİN PATRONU SPİRİTÜALİST EĞİTİM FELSEFECİSİ GAZALİ Mİ? 18 Kasım 2017 - 12:38
BU İŞ BU KADAR KOLAYSA; PISA DİREKTÖRÜ HAY HAY BUYURSUN GELSİN, HAY HAY TÜRKİYE’YE MİLLİ EĞİTİM BAKANI OLSUN 15 Kasım 2017 - 14:57
YUSUF TEKİN’İN AÇIKLADIĞI ALGORİTMİK HAREZMÎ EĞİTİM MODELİ ÜZERİNE PRAGMATİK DEWEYCİ VE EGZİSTANSİYALİST BUBERCİ METAFOR VE ÖĞELER AÇISINDAN BİR İNCELEME DENEMESİ 14 Kasım 2017 - 10:38
REALİST EĞİTİM FELSEFECİSİ ARİSTOTELES’İN LİBERAL EĞİTİM FELSEFESİ ÖZGÜR ÖĞRENCİLER YETİŞTİRMEMİZE NASIL YARDIMCI OLABİLİR? 13 Kasım 2017 - 14:38
İDEALİST EĞİTİM FELSEFESİ VE PLATON EĞİTİMİMİZE ETKİ ETMİŞ MİDİR? 10 Kasım 2017 - 15:31
BİR EĞİTİMCİ OLARAK ÖLÜMSÜZ ATATÜRK 10 Kasım 2017 - 10:12
SİYASİ PARTİLER EĞİTİM KONUSUNDA MEB’İ ELEŞTİRDİKLERİ KADAR KENDİLERİNİ DE ELEŞTİRMELİDİRLER 09 Kasım 2017 - 15:06
KLASİK EĞİTİM FELSEFELERİNİN EĞİTİMİMİZE NE GİBİ KATKILARI OLUR? 07 Kasım 2017 - 14:52
MEB, ÜLKEMİZİN SOSYAL İDEALLERİNE EĞİTİM FELSEFEMİZİN POLİTİK BOYUTUYLA ULAŞABİLİR 06 Kasım 2017 - 17:31
EĞİTİM FELSEFEMİZİN ETİK BOYUTUNU ORTAYA KOYARAK İDEOLOJİLERDEN VE AŞILAMALARDAN KURTULABİLİRİZ 02 Kasım 2017 - 12:54
TÜRKİYE’NİN EĞİTİM FELSEFESİNİN EPİSTEMOLOJİSİ OLMAZSA ÖĞRENMENİN DOĞASI ÜZERİNE YOĞUNLAŞILAMAZ 01 Kasım 2017 - 11:39
RUHUMUN VE AKLIMIN BABALARINDAN BİR SİYASET İDEASI OLARAK EĞİTİMCİ DENİZ BAYKAL: Eğitim Demek Öğretmen Demektir 31 Ekim 2017 - 13:21
SOSYOLOJİK BİR ASANSÖR OLARAK KIYI KAPTANININ OĞLUNU DEVLETİN BAŞINA TAŞIYAN DEMOKRATİK CUMHURİYET VE EĞİTİMİ 31 Ekim 2017 - 11:31
MEB EĞİTİM FELSEFEMİZİN ONTOLOJİK BOYUTLARINI ORTAYA KOYMADAN EĞİTİM SORUNLARIMIZI ÇÖZEMEZ 26 Ekim 2017 - 12:20
MEB EĞİTİMİMİZİ NİYE GÜÇLÜ BİR EĞİTİM FELSEFESİNE DAYANDIRMAK ZORUNDADIR? 24 Ekim 2017 - 13:23
SİYASİLERİN POPÜLER SÖYLEMLERİ EĞİTİMİMİZE ZARAR VERMEKTEDİR 23 Ekim 2017 - 16:50
EĞİTİMDE NASIL KURUMSALLAŞILABİLİR? 20 Ekim 2017 - 12:39
MEB’İN ÖNEMLİ PROJELERİNDEN BİRİ OLAN DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSLARININ AMACININ DIŞINA ÇIKMASI ENGELLENMELİDİR 19 Ekim 2017 - 11:25
TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNİ BÜYÜCÜLERE DEĞİL; ERKEN ÇOCUKLUK ÖĞRETMENLERİNE SORUN 18 Ekim 2017 - 15:33
MEB NOBEL EĞİTİM ÖDÜLLERİNİ VEREREK DÜNYADA BİR İLKİ YAPMALIDIR 17 Ekim 2017 - 12:44
ALANDAN YILLARIN TECRÜBELİ ÖĞRETMENİNDEN TEOG ÖNERİSİ: YEREL ÖLÇME ve DEĞERLENDİRMEYE DAYALI BİR MODEL 16 Ekim 2017 - 17:24
MEB GENÇLERİ “IKIGAI” SAHİBİ YAPABİLMELİDİR 13 Ekim 2017 - 11:58
EĞİTİM DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEZ; EĞİTİM İNSANLARI DEĞİŞTİRİR, İNSANLAR DA DÜNYAYI DEĞİŞTİRİR 12 Ekim 2017 - 17:04
İSMET YILMAZ, JOHN DEWEY, PRAGMATİZM, ABD VE HARİTADAKİ KUZEY KORE 11 Ekim 2017 - 12:36
MODERN OKUL SİSTEMİNE ELEŞTİREL BİR BAKIŞ: BEYAZPERDE KARATAHTA, AAMİR KHAN VE EĞİTİM FİLMLERİ 10 Ekim 2017 - 10:37
KENT DEVLETLERİNDEN İMPARATORLUKLARA, İMPARATORLUKLARDAN MODERN ULUS DEVLETLERİNE SİYASİ KIRILMALARIN EĞİTİME VE İNSANLIĞA YANSIMALARI 09 Ekim 2017 - 12:52
ÖĞRETMEN NİTELİĞİMİZ CUMHURBAŞKANININ DEDİĞİ ŞEKİLDE NASIL ARTTIRILABİLİR? 06 Ekim 2017 - 10:41
CUMHURBAŞKANI NEDEN EĞİTİME BU KADAR ÖNEM VERİYOR? 05 Ekim 2017 - 17:03
CUMHURBAŞKANI NEDEN EĞİTİMDE BAŞARILI OLUNAMADIĞINI DÜŞÜNÜYOR? 04 Ekim 2017 - 11:58
CUMHURBAŞKANI MEB’DE DEĞİŞİME GİDERKEN EĞİTİMDEN ANLAYANLARI DAHA ETKİLİ NOKTALARA TAŞIMALIDIR 03 Ekim 2017 - 11:02