adscode

SİYASİLERİN POPÜLER SÖYLEMLERİ EĞİTİMİMİZE ZARAR VERMEKTEDİR

Hangi Sistemi Getirirseniz Getirin Sınav Olmak Zorunda

www.sahinaybek.com.tr

Cem Uzan Üniversite Sınavı Kaldırılmalı, Besim Tibuk da Ofsaytı Kaldıracağım, Kale Direkleri Arasındaki Mesafeyi Değiştireceğim Demişti

Birkaç gün önce eğitimle ilgili açıklamalar yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli; üniversite sınavı ile ilgili de, gelin üniversite sınavını tamamen kaldıralım, çağrısı yaptı. Devlet Bahçeli eğitimle ilgili şu açıklamaları yaptı: “ Bir düşünceye, bir fikre, bir ülkeye mutlak yöneliş ancak sadakat ve samimiyetle adanmasını bilen yüksek vasıflı insanın işidir. Bunu en sağlıklı yollarından birisi de milli nitelikli eğitim sistemidir. Eğitim ve öğretimin niteliği önemlidir. İhanetin karşısında bir taraf değilsek gerçeklerden kaçamayız. Geleceği planlamanın mecburiyetine inanıyorsak tarihi görevlerimizi erteleyemeyiz. Geleceğimizden tasarruf edip gençlerimizin ümitlerini boşa çıkaramayız. Milli eğitimdeki pürüz ve badireler, sürekli derinleşen çelişki ve çarpıklıklar sadece bugünümüzü değil; geleceğimizi de riske atmaktadır.” Devlet Bahçeli, konuşmasının büyük kısmında eğitim öğretimin öneminden, eğitimin milli olması gerektiğinden ve eğitimin sadece bugünümüzün değil; geleceğimizin de belirleyicisi olduğundan bahsetti.

Milli Eğitim Sistemindeki Karmaşa Acilen Çözülmelidir

Devlet Bahçeli’nin konuşmasının, eğitim sistemimizin bir karmaşa içerisinde olduğunu ve bu karmaşanın bir an önce çözülmesi gerektiğini ifade ettiği kısmı ise şu şekildeydi: ”Milli eğitim sistemindeki karmaşa acilen çözülmelidir. Milli eğitim sistemindeki arayışlara artık geniş bir mutabakatla son verilmelidir. Başka çaremiz yoktur. Yaşadığımız onca kriz, maruz kaldığımız onca sıkıntı ve açmaz aslında milli eğitim sistemindeki zafiyetlerden türemiş, zayıflıklardan üremiştir. Bir defa bunu kabullenmemiz şarttır. Sürekli sistemle oynamak mahsurludur. Sürekli politika değişikliklerine tevessül etmek yanlıştır.” Devlet Bahçeli, eğitim sistemindeki karmaşanın acilen geniş bir mutabakatla çözülmesi gerektiğini, eğitim politikalarının bakanlara göre değişmemesi gerektiğini, hükümet politikası olması gerektiğini ve milli eğitimin ağırlaşan meseleleri olduğunu ifade etmiştir.



Bilimsel Yayınların Kalitesinde Bir Sorun Vardır

Devlet Bahçeli konuşmasının diğer kısımlarında ise; uzun uzun TEOG’un kaldırılmasından, üniversite sınav sistemindeki değişikliklerden, öğrencilerin anne babalarının kaygılı olduğundan, üniversite ve üniversite mezunu sayılarının arttığından bahsetmiştir. Biraz sonra tartışacağımız üniversite sınavlarıyla ilgili görüşlerinin yanı sıra aslında; üniversite mezunu evlatlarımızın %35’inin işsiz olduğu; Türkiye kaynaklı bilimsel kaynakların sayısı yıllar itibariyle artsa da, atıf sayıları aynı oranda artmamış; dolayısıyla yayın başına atıf sayısı düşmüştür gibibilimsel yayınların kalitesinde sorun olduğuyla ilgili analizler de yapmıştır. Bahçeli’nin, üniversite mezunlarının %35’inin işsiz olduğu saptamasının sosyal krize davetiye olduğunun travmaları ilerleyen zamanlarda görülecektir.

Hangi Sistemi Getirirseniz Getirin; Sınav Olmak Zorundadır

Gerek Bahçeli’nin açıklamalarından önce; gerekse de sonra TEOG ve üniversite sınavları ile ilgili tartışmalar ,toplumun pek çok kesimi tarafından popülist bir şekilde devam ettirilmektedir. Hangi eğitim sistemini getirirseniz getirin; ister sosyalist ister liberalist veya başka bir felsefeye dayanan eğitim sistemini ya da hangi değişikliği yapacak olursanız olun; öyle ya da böyle bir eleme ve sınav olmak zorundadır. Tabi ki en az sınav olmalı ya da sınavların içeriği, şekli tartışılabilir. Ama üzülerek ifade etmek zorundayım ki; tüm bu popülist tartışmalardan sonra sıradan insanlar, sanki tamamen sınavsız bir eğitim sistemi varmış da MEB bunu uygulamıyormuş gibi algılıyorlar.

Birilerinin Popülizmden Uzak Bunları Seslendirmesi Gerekiyor

Kamuoyundaki tüm bu popülist tartışmalar eğitimimize daha fazla zarar vermekte, insanları sanki sınavsız bir eğitim sistemi mümkünmüş gibi yersiz beklentilerin içine konmaktadır. MEB’in, eğitim bilimcilerin çıkıp yüksek sesle şunları söylemesi gerekmektedir: Evet, merkezi sınavlara bağlılık ve merkezi sınavların önemi zaman içerisinde azaltılabilir. Ama tamamen ölçme ve değerlendirme yapmayı kaldırıyorum diyemezsiniz, bunun yerine öğrencilerimizin ilgi, yetenek ve becerilerini daha fazla ön plana çıkaracak bir değerlendirme yapacağız. Ayrıca; TEOG’un kaldırılması, üniversite sınavlarının kaldırılması bütün kademeler ve kademeler arası geçişlerde köklü bir değişime, bütüncül ihtiyaç analizine, verilere dayalı olarak ele alınması gereken süreç içerisinde en aza indirilebilecek sorunlardır. Evet, biz de sıralama ve eleme sınavlarından şikâyetçiyiz; ama mevcut eğitim sisteminin ve öğrencinin nerede olduğu tespit edip; ileriye yönelik adımlar atabilmek için bu ölçme ve değerlendirmeye ihtiyacımız var. Sınav odaklılık yerine öğrencinin okulu ve başarısı, bireysellik, öğrencinin ilgi, yetenek ve becerileri ön plana çıkarılacaktır. Ama öyle ya da böyle, merkezi ya da okulda bir sınav olmak zorundadır.

Yukarıda söylediklerim yüksek sesle seslendirilmediği sürece, bu konuları daha çok konuşuruz. Sendikalar, eğitimciler ve MEB bu konuda daha yüksek sesle, slogandan uzak, somut konuşmak zorundadır. Bu anlamda daha önceden Cem Uzan ve Besim Tibuk’un da açıklamaları olmuştu. Yine bu anlamda; gerek eğitimle ilgili gerekse de başka popülist açıklamaları olmuştur siyasetçilerin. Süleyman Demirel, kim ne veriyorsa beş lira fazlasını vereceğim; Tansu Çiller herkese iki anahtar verip herkesi konut ve otomobil sahibi yapacağız; Haydar Baş, doğuran kadına 15 bin, her ev kadınına 500 TL. maaş vereceğim demişti. Bu işi doruk noktaya ise Besim Tibuk, ofsaytı kaldıracağım, kale direkleri arasındaki mesafeyi değiştireceğim diyerek taşımıştı. Yine Cem Uzan da mazot 1YTL olacak, üniversite sınavı kalkacak demişti.

Asla Tamamen Terk Etmeyen, Geri Gelen, Kol Gezen Hayalet: Popülizm

Popülizm, Latincedeki halk ve kalabalık anlamına gelen populus sözcüğünden gelmektedir. Yine İngilizce’de ise popüler kelimesi, sıradan insanlardan oluşan halk; popularize ise, bir şeyi bu halkın anlayabileceği düzeyde ifade etmektir. Aslında popülizmi belirli bir siyasi görüşe indirgemek de çok mümkün olmamaktadır. Sağ veya sol bütün çevreler kullanabilmektedirler. Buradaki temel amaç; halkın desteğini sağlamak ve bu desteği arttırmaktır. Tarihçe olarak, 16.yüzyıla kadar götürülebilecek olan popülizm, adeta asla terk etmeyen, geri gelen kol gezen bir hayalet gibidir. Popülizm, geniş halk kitlelerine yüzeysel mesajlar verip; gerçeklikten uzaklaştırması yönüyle yanıltıcı ve tehlikelidir.

İşte tam da bu noktada, Devlet Bahçeli’nin ifade ettiği üzere, eğitim gerek milli duruşumuz adına gerekse de geleceğimize yön vermesi adına temel belirleyici bir alandır. Bu kadar önemli bir alanda da özellikle siyasilerin popüler söylemlerden uzak durması gerekmektedir. Devlet Bahçeli’nin, gelin üniversite sınavını beraber kaldıralım, dediği konuşmasının özeti ise şu şekildedir: ”Genç bir nüfusa sahip Türkiye’nin üniversite sınav kataloğundan onu mu seçsem, bunu mu seçsem diye vakit kaybına tahammülü yoktur. Gelin, üniversite sınavını tamamen kaldıralım.Gelin, lisans, yüksek lisans, doktora eğitimlerinin önündeki bariyerleri birer birer yıkalım. Evlatlarımızı bir güne sığdırılan testlerle değil; bir ömre sığmayan muazzam duruş ve asaletleriyle övmeli, takdir etmeli, analarının ak sütü gibi helalleri olan haklarını da vermeliyiz. Hep birlikte milli ve manevi değerlerine sımsıkı sarılmış, vatanı için şehadete kucak açmış, bayrağı için her çileye, her külfete razı gelmiş kahraman Türk gençliğini bir sınavdan çıkarıp öbürüne sokmaktan vazgeçelim. Türk gençliğinin nelere kadir olduğunu, hangi meziyet ve seviyede bulunduğunu sınavla ölçecekk, sınavla görecek durumda değiliz… Rezalete karşı yürek istiyorsak, Türk gençliği hazır beklemektedir. İşgale karşı, istilaya karşı çelik gibi bir kuvvet, yiğit bir fişek istiyorsak Türk gençliğine bakmamız kâfidir.”

Devlet Bahçeli, konuşmasının devamında, partisinin 2015 yılı seçim beyannamesinden ve 2009 yılındaki parti programından örnekler vererek; üniversiteye giriş sınavının yerine ortaöğretim sonunda yapılacak “Olgunlaşma Sınavı” nı önermiştir. Devlet Bahçeli, akademisyen kökenli olan ve eğitimden anlayan bir siyasetçidir. Devlet Bahçeli’nin çözüm olarak sunduğu olgunlaşma sınavı da bir sınav değil midir, gelin üniversite sınavını kaldıralım derken yerine ne önermektedir, ilerleyen günlerde bu konudaki eğitim reformlarıyla ilgili somut bir model önerisi olacak mıdır, bu kademeli bir kaldırma mı olacaktır? Bahçeli, gelin lisans, yüksek lisans, doktora eğitimlerinin önündeki bariyerleri birer birer yıkalım derken, yüksek lisans ve doktora önünde hangi bariyerleri görmektedir ve bunları yıktıktan sonra yerine ne önermektedir? Gençliğimizi bir sınavdan çıkarıp öbürüne sokmaktan vazgeçtiğimizde, eğitimdeki ölçme ve değerlendirmeyi nasıl sağlayacağız? Devlet Bahçeli’nin akademisyen kökenli olması nedeniyle de bu sorulara vereceği yanıtlar hayati değerdedir ve MEB, bu açıklamaları dikkatle izleyip; Bahçeli’nin dediği gibi de pansumanlarla değil, kökten çözümlerle bunları acilen uygulamalıdır. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)