adscode

ZİYA SELÇUK “YARIM ADAM” YETİŞTİRMEMEMİZE ÇÖZÜM OLARAK NİYE MARX’I VE PRAXİS’İ ÖNERDİ?

Sermayenin Bu Kadar Eğitimi Yönlendirdiği, Yönettiği, İteklediği Bir Eğitim Sistemi Varsa, Bunun Üzerinde Tekrar Tekrara Düşünmemiz Gerekir

www.sahinaybek.com.tr

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk “EDUCCON 2018” eğitim konferansında Marx’a, endüstri eleştirisine, Praxis kavramına dair saptamalarda bulundu. Selçuk’un konuşmasının ilgili yerleri şu şekildedir:“ Eğitim denildiğinde sadece endüstrinin ihtiyaçları anlaşılıyor ve eğitimin içeriğinin, endüstrinin gereksinim duyduğu beceri setleri üzerinden yorumlandığı bir eğitim varsa, sermayenin bu kadar eğitimi yönlendirdiği, yönettiği, iteklediği bir eğitim sistemi varsa, bunun üzerinde tekrar tekrara düşünmemiz gerekir. Biraz önce Selahattin Hocam yarım insandan bahsetti. Aslında biz insanı çift kanatlı olarak görmedikçe yani aklı ve kalbi uzlaştıran, birleştiren bir insan olarak görmedikçe, ontolojisini ve epistemolojisini birlikte kuramayız.” Selçuk’un insanın ontolojik ve epistemolojik düalizmine karşı çıktığı, sermaye, eğitim ilişkisine eleştiriler getirdiği bu bölüm aslında bir yönüyle de Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş’ün “ Eğitim Sistemimiz Yarım Adam Yetiştiriyor” konusunda söylediklerine dairdi.

                                          Eğitim Sistemimiz “Yarım Adam” Yetiştiriyor

Selahiddin Hoca’nın bu konudaki görüşleri de, eğitim sistemimizin her alanda (öğretmen eğitimi, mühendislik eğitimi, din eğitimi vb.) yarım adam yetiştirdiği şeklindedir. Ona göre örneğin Almanya gibi bazı kültürlerde önce teorik bilgi, sonra uygulama (pratik) öğretilir. Yine ABD gibi bazı kültürlerde ise önce uygulama sonra teori öğretilir. Ama sonuçta her iki modelde de her birey belli bir alanda teorik ve pratik bilgiye sahip olur. Selahiddin Hoca’ya göre bizim eğitim sisitemimiz her iki modele de uymuyor. Ona göre biz, bazı kişileri teorik düzeyde eğitiyoruz, başka bazı kişileri de pratik düzeyde eğitiyoruz. Böylece ortaya iki “yarım” çıkıyor, yine iki “yarım” adamın her birinin tek başına başarılı olma olasılığı düşük. Ancak bu iki yarım birlikte çalışırsa başarılı olabiliyor. Selahiddin Hoca, yarım adam yetiştirmemize maalesef bazı kültürel özelliklerimizin neden olduğunu belirtiyor. Daha detaylı açıkladığı bu konunun sonunda, okul veya sınıfta bulunmaksızın öğretmen yetiştiren akademisyen, gerçek yaşam deneyimi olmayan makine mühendisi veya ziraat mühendisi vb. örnekleri ele aldığımızda hocanın ne dediğini daha iyi anlıyoruz.

Sayın Bakan Ziya Selçuk da, bu yarım adamlık konusuyla ilgili şunları söyledi: “Bu mesele, bu yarımlık meselesi gerçekten önemli. Marx’ın teori ve pratiğin buluşturulması hususunda özellikle vurguladığı Praxis kavramı belki bizim için bir yön verici olabilir. Praxis, iki şeyi buluşturmanın yani teori ve pratiği buluşturmanın aslında çok da eylemsel bir açıklamasını içeriyor kendi içerisinde.” Sayın Bakan’ın bu konunun çözümü için verdiği Ahmet Mithat Efendi ile Namık Kemal arasındaki tartışma bir başka yazının konusu olmakla beraber, master tezi Marx’ın siyaset felsefesi olan bir eğitimin felsefi, sosyal ve tarihi temelleri çalışanI olarak Sayın Bakan’ın yarım adamlık sorunsalının çözümü olarak Marx gibi önemli bir değişim ve eylem filozofuna ve onun Praxis kavramına atıfta bulunmasını önemsiyorum. Ve Marx’ın öğretim programlarımızda eskiden olduğu gibi hak ettiği yeri tekrardan almasını temenni ediyorum.

                                                  Marx Teori ve Pratiğin Birlikteliğini Savunur

Marx praxis kavramını yabancılaşma analizinin üzerine oturtmuştur. Marx’a göre kapitalist toplum insanın tinsel varlığını ortadan kaldırmakla beraber, insanı bir nesne haline getirir ve böylece insan yaşamsal etkinliğe yabancılaşır. Ziya Selçuk’un praxis dediği kavrama gelecek olursak, Marx teori ile pratiğin birlikteliğini savunur. Ona göre düşünce ya da kuram pratiğin yani eylemin bir sonucudur. Marx bu konuda Alman İdeolojisi 8. tezde şunu söyler: “ Her sosyal yaşam özünde pratiktir. Teoriyi gizemciliğe götüren bu giz’ler ussal çözümlerini insan pratiğinde ve bu pratiğin kavranmasında bulur.”

                                         Ziya Selçuk Bir Özgürleşme Etiği Önermiştir

Selçuk’un konuşmasında Marx’ın praxis kavramının bu yarım adamlık konusunda yön verici olabilir dediği yere, eğitim paradigmalarımıza da yön verebilmesi adına Marx’ın Alman İdeolojisi 11. Tezdeki şu cümleleri yön verici olabilir: “Filozoflar, dünyayı yalnızca değişik biçimlerde yorumladılar, sorun onu değiştirmektir.” Marx’ın tüm bunları söylerken ki temel kaygısı ise insanı şey haline getiren ve şeylerin belirleyiciliği esasında öznelliği yitiren yabancılaşmış bireyin kurtuluşudur.

Aslında Selahiddin Hoca’nın sözünü ettiği yarım adamlık konusu da Ziya Selçuk’un atıfta bulunduğu Marx da bir yönüyle bir özgürleşme etiği problemidir. Çünkü Marx tüm bu kavramları insanların eşit ve özgür olduğu bir toplum için kurgular. Özellikle de Marx’ın yabancılaşma ve praxis kavramları, bir özgürleşme etiğine götürür. Marx’ın praxis ve yabancılaşma kavramlarını üretim süreci düzleminde ele alıp sosyal ilişkilerin gerçekleştiği alanda çözümlemesi de bize yönlendirici olabilir. Ve yine praxis insanın daha özgür bir sosyal gerçeklikte varlık kazanmasını sağlayacaktır. Bu alan içinde praxisini gerçekleştiren insan da her gün özgürlüğünü yeniden üretip geliştirecektir. Ama burada eğitim sistemimizin yarım adam yetiştirme problemini çözmemiz kadar, Bakan’ın Marx gibi büyük bir filozofa atıfta bulunması hayati değerdedir. Bu değeri eskiden olduğu gibi Marx’a öğretim programlarında gereken önemin verilmesiyle görmek temennisiyle. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)