adscode

YKS TERCİH SÜRECİ VE DÖNEMİN VALİSİ

hekatesia@hotmail.com

“Kendine mukayyet ol” dedi adam;

“Kendime mukayyet olurum da yüreğime mukayyet olamıyorum.”  diyemedi kadın ve sustular…

Diyarbakır surları, dünya tarihinin en eski mimari yapılarından biri olma özelliğini kazanarak dünya kültür mirası listesine girmeye hak kazanmıştır. Ne mutlu bize ki dünya tarihine şahitlik eden bu surlar ülkemiz sınırları içerisinde. 

Surlarla ilgili bilgiye pek çok kaynaktan ulaşabilirsiniz. Sevgili okuyucu, sizlere burada tarih dersi verme niyetinde değilim. Bana ilginç gelen birkaç şey, size de ilginç gelebilir belki diye küçük bir paylaşımda bulunup sonra asıl meseleye gelmeyi hedefliyorum. 

Surlar, bazılarının gördüğü gibi sadece duvardan ibaret değil.  

Tarih, surların önünde akıp gitmiş. Bazılarının sadece duvar olarak gördüğü o yapı; yüzyıllara, medeniyetlere, insanlara, savaşlara ve acılara tanıklık etmiş bir yapı.

Çin seddi, İstanbul surlarından sonra dünyanın en uzun duvarı. Çok fazla kişi tarafından bilinmeyen, ama değerli olduğunun farkında olan, kendinden emin ve mağrur bir şekilde hala tarihe tanıklık etmeye devam ediyor.

Şehri saran kocaman bir kalkan balığı şeklinde. Acaba neden kalkan balığı diye düşünmeden edemiyor insan.

Surlar üzerinde birçok şekil sanki bir şeyler anlatmak, söylenmeyenin duyulmasını sağlamak için yapılmış gibi. Yoksa neden güneş ve yıldız sembolleri, kaplan, boğa, çift başlı kartal, akrep ve at kabartmaları, silah, meyve ve tahıl şekilleri taşların üzerine işlensin ki? Bir de kitabe ve motifler var ki gönül gözü ile bakmayan içindeki gizemi göremez.

M.Ö. 7500 tarihinde inşa edilmeye başlandığı söylense de, surların tam olarak ne zaman yapıldığı ile ilgili kesin bir bilgi yok. Tarihler boyunca tamir edilmiş, restore edilmiş, yeniden düzenlenmiş ama ne tarihe, ne de akıp geçen zamana yenilmemiş.  Gelen herkes kendinden iz bırakmak istemiş surların üzerinde. Birçok uygarlık kendi döneminde yeni burçlar, kitabeler, süslemeler ve motiflerle, surlara kendi imzasını atmış.

Gün gelmiş, dünya kültür mirası listesine giren bu ilginç yapıyı dönemin valisi, Diyarbakır hava almıyor diye yıktırmak istemiş.  Şehir hava almıyor diye surları yıktırmak isteyen valiye karşı halk ayaklanmış. 

Ayaklanan halka, mesleğine âşık ve o sırada Anadolu topraklarında geçmişin izlerini arayan arkeolog Profesör Doktor Albert Louis Gabriel yardım ederek bir rapor hazırlar ve hazırladığı raporla surların yıkılmasını durdurur.

Peki, kimdir bu Albert Louis Gabriel denilen adam?

Mesleğine sevdalı bir isim olduğu aşikâr olan bu arkeolog profesörümüz; 1883 doğumlu bir Fransız. Güzel sanatlar ile birlikte edebiyat okumuş, doktorasını yapmış bir entelektüel. 

1926 yılında yolu Türkiye ile kesişir; Darülfünun’da görev alıp arkeoloji ve sanat tarihi dersleri verir. 1930 yılından sonra Milli Eğitim Bakanlığı ile bir anlaşma yaparak Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasındaki eserleri incelemek üzere, bu kez gezgin kimliğine bürünerek,  Anadolu topraklarını karış karış dolaşır. 

Mesleğine ve tarihe sevdalı;  ressam, arkeolog, sanat tarihçi ve araştırmacı Albert Louis Gabriel’in yolu Diyarbakır’a düştüğünde ise halkın haklı isyanına destek olur ve onun sayesinde geçmiş, gelecekte de yaşamaya devam eder.

Günümüzde Diyarbakır halkı tarafından hala saygı ve minnetle anılan Louis’in ismine açılmış kafeteryalar bile mevcut.

Sevgili gençler bu yazım özellikle sizler için kaleme alındı.

Çok yakın bir zaman sonra hızlı sınav maratonunun getirisi olarak zorlu bir tercih süreci yaşayacaksınız. Sizler için herkes bir şeyler söyleyecek. Meslek seçiminde sizi yönlendirmek isteyen, “Geleceğin mesleği bunlar, mutlaka bunları seçmelisin.” diyenler olacak size. 

Bilimsel araştırmalar gösteriyor ki hayatta mutlu olmanın iki temel kuralı var. Bunlar evliliğiniz ve işiniz. 

Sevdiğiniz bir mesleği yaptığınızda tarih sizleri de yazacaktır. Severek yaptığınız işinizde, adınıza kafeteryalar açılması, insanların size, siz öldükten sonra minnet duyuyor olması ihtimaller arasında. 

Hayatınızın en zorlu seçimlerinden birini yaparken yazarın girişte bahsettiği gibi yüreğinize mukayyet olmayın. Yoksa hayatınız boyunca susmak ve her şeyi kabullenmek zorunda kalırsınız. Bırakın sizi içinizdeki aşk yönlendirsin. Bırakın başkalarının seçimlerini, başkalarının doğrularını yaşamayı. 

Duvar her zaman duvar değildir. Bazen bir elma da sadece bir elmadan ibaret değildir.

Aslolan görülmeyeni görmek, yaptığınız şeye yüreğinizin mührünü basmaktır sevgili gençler. 

Yaşam hikâyesinde o dönemin hatırlanmayan valisi olmak da sizin elinizde, Albert Louis olmak da. 

Yazarın notu; Hatem için kaleme alınmıştır.

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    1 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (1)
Yazarın Diğer Yazıları
DERTLENEN ÇOCUKLAR
SEN BİLİRSİN AMA…
AŞURE ANNELER
TEKLİ EĞİTİM