Onla da olmuyor, onsuz da. Son 40 yılımı diploma peşinde koşmakla geçirdik. Çocuklarımızı sınav köleleri haline getirdik. Sonuç? Mutsuzlardı daha da mutsuz oldular. Diplomanın olduğunda bir işe yaramadığını, olmadığında tüm kapıların kapandığını çok net anladık!..
Peki diplomayla da, diplomasız da olmadığına göre nasıl bir yol izlememiz gerekiyor?
Asıl kafa yormamız gereken konu bu ama nedense asıl işi bu olanlar gibi asıl mağdur olanların da umurunda değil.
Bu kırgınlık sadece diplomaya değil, eğitime, bilime, evlenmeye, çocuk yapmaya, istihdama, yaşam kalitesine ve daha pek çok sosyolojik sorunu da içine alacak şekilde hızla yayılıyor ama nedense hala üç maymunu oynuyoruz!
TBMM Milli Eğitim Komisyonu, Cumhurbaşkanlığı Eğitim Öğretim Politikaları Kurulu, MEB, YÖK, ÖSYM, TÜBA, TÜBİTAK, Talim Terbiye Kurulu, Üniversiteler, Eğitim Fakülteleri, eğitim dernekleri eğitim sendikaları, eğitim ve insangücü planlaması ile ilgili diğer kurum ve kuruluşların bu konularla çok daha ciddi ilgilenmelerinin zamanı hala gelmedi mi?
Tüm ilgili kurumların, ailelerin, işverenlerin, gençlerin ve en önemlisi de ülkenin gidişatını ciddiye alanların şu soruyu kendilerine ivedilikle sormaları gerekiyor:
Önemli olan diploma mı yoksa yetkinlik mi?
Her ikisinin bir arada olması elbette en güzeli ama görünen o ki bunu başaramıyoruz, doğru yönlendirme ve planlama yapamıyoruz. Çok daha önemlisi günü kurtarmanın ötesine geçip kaliteyi yükseltemiyoruz.
Eğitim, bilim ve teknoloji, kalkınan ve kalkınmakta olan ülkelerin lokomotifi, refahın ise altın anahtarıdır. Bunun yolu da maalesef diplomadan geçmiyor!..
“Akılla, bilimle desteklenmeyen her tecrübe bir kazıktır” derler.
Diploma sevdamız da bunun çok güzel örneği.
Ne olur artık deneme yanılma yönteminden vazgeçip referans olarak aklı ve bilimi esas alalım!
Atatürk ne demişti?
”Benim söylediklerim, bilimle çelişiyorsa onu esas alın!..”
Bundan daha önemli bir yol haritası olabilir mi?
Kesinlikle hayır ama bu hangimizin umurunda?..

