adscode

Eğitim ve istihdamda yeni arayışlar (2)

İstihdam odaklı eğitimin artık zamanı geldiğini başta Cumhurbaşkanı Ardoğan olmak üzere hatırlatmayan kalmadı ama YÖK, ÖSYM, MEB bildiğini okumaya devam ediyor.

aguclu@milliyet.com.tr




Üniversite başvuruları devam ediyor. Son iki yıllık “üniversiteden kaçış” devam mı edecek yoksa diplomaya olan ilgi yine tavan mı yapacak? Merakla bekleniyor. Eğitim/İstihdam ilişkisi sürekli vurgulanıyor, bakalım bu durum kontenjanlara yansıyacak mı?


İstihdam odaklı eğitimin artık zamanı geldiğini başta Cumhurbaşkanı Ardoğan olmak üzere hatırlatmayan kalmadı ama YÖK, ÖSYM, MEB bildiğini okumaya devam ediyor.

Bu yöndeki en son açıklama TBMM’den geldi.

TBMM’nin Yapay Zeka Raporu’nda ülkemizin YZ alanında 50 bin kişilik istihdam yaratılması ve 10 bin lisansüstü mezun verilmesi hedefi hatırlatılarak şu görüşe yer verildi:

“Türkiye’de veri bilimci, YZ mühendisi gibi pozisyonlara talep çok yüksek olup, üniversitelerin ilgili bölümlerinden mezun sayısı talebi karşılamada yetersiz kalmaktadır. Bu yüzden kamu ve özel sektör; YZ eğitim programlarıyla insan kaynağı yetiştirme projelerine yönelmiştir. Birçok STK ve özel şirket, YZ alanında gençlere yönelik eğitim kampları düzenlemektedir.”

TBMM’nin altını çizerek vurguladığı nokta sadece yapay zeka alanında değil hemen her alanda kendini hissettiriyor. Üniversitelerde kendilerine istihdam olanağı sağlayacak bölüm bulamayan gençler ya üniversiteden kopuyor ya hiç başvurmuyor ya da meslek kurslarına yöneliyor.

Yani üniversiteler bir anlamda kendi yok olma süreçlerini hızlandırıyorlar.

“Üniversitelerin görevi meslek adamı yetiştirmek değil bilim üretmektir” diyen hocalarımız mutlaka çıkacaktır. Haklılar.

İşte bu noktada da asıl yapılması gereken ilk iş bilim üreten üniversiteler ile meslek adamı yetiştiren üniversiteleri birbirinden ayırmak olmalıdır.

Ayrılmalılar ki kim, kime ayak bağı oluyor çok daha net görülsün ve her üniversite misyonu ve vizyonu doğrultusunda asıl hedefine odaklansın!..

YÖK ve üniversiteler rakamları doğru analiz edebilseler, gençleri doğru anlayabilseler, yaşananlardan ders alabilseler her şey daha farklı olacak ama nedense hala hiç ihtiyaç yokken açılan fakülteleri ve şişirilen kontenjanları doldurmanın gayreti içerisindeler.

. Öyle olmasaydı son iki yılda üniversite başvuruları 3.5 milyondan 2.5 milyona iner miydi?

. Tercih yapsa üniversiteli olacak olmalarına rağmen yüzbinlerce aday bu hakkından feragat eder miydi?

. 23 bini üniversite öğrencisi olmak üzere 135 bin aday, bu yıl yeniden sınava girdiğinde ortaöğretim başarı puanının yarı yarıya düşeceğini bile bile kazandıkları bölüme kayıt yaptırmaktan vazgeçer miydi?..

YÖK, ÖSYM, MEB ve diğer ilgili bakanlıklar eminiz ki tüm bu gelişmeleri yakından izliyordur ve yeni kontenjanlar belirlenirken bütün bunları dikkate alıyorlardır! En azından beklentiler o yönde...

Çok önemli bir ayrıntı da şu yönde:

Ülkemizde lokomotif sektörler belli:

Turizm, tarım, inşaat, savunma sanayi, tekstil, tarım ve hayvancılık, otomotiv, sanayi…

Peki bu sektörlere eleman yetiştiren meslek lisesi, meslek yüksek okulu ve fakültelere bir göz atın! Hepsi hepsi kaç tane?

Bir de sınavlara öğrenci hazırlayanlara bakın onlar, onların kaç katı?

Örneğin 100 milyon turist hayali kurduğumuz turizme yönelik kaç okulumuz var, sektör çalışanlarının yüzde kaçı yabancı?..


Bu konularda konuşulacak daha o kadar çok konu var ki paylaşmaya devam edeceğiz!..


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
Mesleki eğitimin itibarı!
Yorulmaktan yorulduk
“Elit Üniversite?”
Yatay ve dikey geçişler?