adscode
adscode
adscode
adscode
adscode
adscode

Ek Yerleştirmede Zor Sorular?..

Yüzbinlerce aday, ek yerleştirme ile üniversiteye girmeye hazırlanıyor. Son birkaç gün içerisinde, yaşamlarının bundan sonraki bölümüne yön verecek çok önemli bir karar alacaklar. İşte bu noktada içinden çıkamadıkları soru şu: Popüler bir üniversite mi? Yoksa çok istenilen bir meslek mi? Bu yıl mı yoksa gelecek yıl mı?..

aguclu@milliyet.com.tr




Örneğin İstanbul Üniversitesi ya da Marmara’dan herhangi bir bölüm mü? Yoksa Anadolu üniversitelerinden en çok istediğiniz bir fakülte mi?
Biraz daha somutlaştırırsak, ille de hukuk diyen birisi için en doğru karar, İstanbul Sosyoloji mi yoksa Eskişehir Hukuk mu?..

Hukuk fakültelerinde 900’e yakın boş kontenjan var ve eğer ille de Hukak diyarsanız, nerede varsa oraya giden derim!..

 

Doğru karar hangisi?


Marka bir üniversiteden mezun olmak elbette çok önemli. Hele ki istediğiniz bir fakültede öğrenim görme şansı yakaladıysanız. Hem sevdiğiniz bir mesleğe yönelmiş olursunuz hem keyifli bir öğrencilik yaşarsınız, hem seçkin bir çevre edinirsiniz hem de bu üniversitenin rozetini gururla ve her daim takarsınız. Ama öğrencilik bittiğinde ayağınızı sürterek gittiğiniz bir iş ve başarısızlık söz konusu ise, ne o rozeti takarsınız ne de o üniversitenin ismi sizi alıp bir yerlere taşır...
İşte bu nokta önemli olan, bugün olduğu kadar yarın da sizin için en doğru kararın ne olduğunu enine boyuna düşünmenizdir.
Üniversiteye giriş sürecinde, en önemli basamak, tercih sıralaması olmasına karşın, testlere hazırlık için 3 yıllık bir süre harcanırken, tercihler için son günün son akşamında 3 saatlik bir zaman dilimi bile çok görülmektedir.
Çalışanların en önemli mutsuzluk nedenlerinden birisi de bu yanlış ve bilinçsiz tercih sürecidir.
Gidin kiminle konuşursanız konuşun, aklı hep başka yerlerdedir. Ya istediği üniversitede okumamıştır, ya istediği bölüme girememiştir ya da gelecekte olacakları fazla düşünmediği için çok farklı kararlar vermiştir...

120 bin öğrencinin kazandığı halde gidip kayıt yaptırmamasının en önemli nedeni budur.
İşte bu yüzden sizin için geç kalınmış olsa bile, yakınlarınız için bu konuyu ne olur ciddiye alın ve biraz kafa yorun. Ondan sonra da doğru olduğuna inandıklarınızı çevrenizle paylaşın...

Vakıf mı, devlet mi?
Şu günlerde cevabı en çok aranan sorulardan birisi de “vakıf üniversiteleri mi yoksa devlet üniversitesi mi?” sorusu. Devletler mi daha iyi yoksa vakıflar mı?
Bu konuda bir genelleme ya da kıyaslama yapmak, yanlışların en büyüğü olur. Gelişim süreçlerinin daha çok başında olan vakıf üniversitelerini, onlarca, hatta yüzlerce yıllık geçmişi olan devlet üniversiteleri ile kıyaslamak nasıl haksızlık ise çok büyük olanaklara sahip vakıf üniversitelerini de öğrenci deposu haline gelen devlet üniversiteleri ile kıyaslamak o kadar abes olur.
Peki hiç mi kıyaslama olmayacak? Elbette olacak. Ama eşit koşullarda...
Devlet üniversitelerinin ne kadar artı ve eksileri varsa, vakıfların da bir o kadar avantaj ve dezavantajları var. Ve bir değerlendirme yaparken bütün bunları göz önünde bulundurmak gerekir. Bunu yapmadan sadece artılara ya da sadece eksilere bakarak yönlendirmede bulunmak, büyük yanılgılara neden olabilir...

Geleceğinizi şansa bırakmayın


Günlük yaşamı tesadüflere bırakmak bazen enteresan olabilir. Hatta hoşa da gidebilir. Ama eğer söz konusu olan gelecek ise bunu ciddiye almak gerekir. Ve bu görev de gençler adına, yetişkinlere düşüyor. Onların kafasında kavak yelleri estiği için doğru kararı vermeleri çok daha zor olabilir. Ama başta anne babalar olmak üzere yetişkin aile bireylerinin, olup bitenleri dışarıdan seyredip sonra da ahkâm kesmelerini anlamak mümkün değil...
Eğer çevrenizdekiler ve hele ki çocuklarınız başarısız ve mutsuzsa bu kesinlikle sizi de etkiler. Ve bu konuda kabahatliyi de sakın uzakta aramayın! Şu zor günlerde onların yanında olun…


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)