Almanya üniversite reformu çerçevesinde 11 “elit üniversite” seçip, 5 milyar euro da destek sağlayarak, ortak projeler geliştirmeye teşvik etmiş. Alman üniversiteleri, “Mükemmelliyet Girişimi” başlıklı bu oluşum ile uluslararası çekiciliği artırmayı hedefliyormuş!
Ortak sinerji yaratmaya yönelik benzeri girişimler Avrupa Üniversiteleri adı altında partner Avrupa ülkeleri arasında da uzun süredir devam ediyor.
Nasıl ki otomabil firmaları arasında ya da diğer endüstriyel alanlarda işbirliğine gidiliyorsa, insan gücü, bilim, araştırma ve yeni tekonolojiler konusunda da güç birliğine gidilmesi hiç şaşırtıcı değil.
Peki biz bu konularda ne yapıyoruz?
Bırakın iş birliğini, her geçen gün daha da ayrışıyoruz.
Eğitime ve bilime yön veren kurumlarımız ya da üniversitelerimiz arasında böylesine bir işbirliğinden söz etmek mümkün değil varsa da kamuoyunun bilgisi dahilinde değil.
MEB, YÖK, ÖSYM, TÜBİTAK, TÜBA, üniversiteler, Cumhurbaşkanlığı eğitim ve bilim kuralları, TBMM eğitim ve bilim komisyonları ya da aklınıza gelen ilgili ve benzeri tüm kurumlara bir göz atın, hangi ortak projeyi hayata geçirdiler?
Bir bilim politikamız yok mu? Elbette var.
50 yıldır yakından takip ediyorum. Ya hedefler çok yüksek konulduğu için ya da yeterince ciddiye alınmadığı için öngörüler ile yapılanlar, savunma sanayi dışında bir türlü örtüşmüyor!
Almanya ve Avrupa örneğinde olduğu gibi yeni arayışlar içerisine girmemiz şart. Ara ara cılız da olsa bazı adımlar atılıyor ama devamı gelmiyor.
Örneğin bölgesel kalkınmayı, bilimsel gelişmeyi hedefleyen lokomotif üniversite modelleri öngörüldü ama üzerlerindeki öğrenci yükü azaltılamadığı ve kaynakları yeterince artırılamadığı için yol alamadılar.
Yarım asırdır sözünü ettiğimiz Üniversite-Sanayi İşbirliği bir türlü gerçekleşmedi, milyarlarca lira akıttığımız teknoparklardan çok önemli bir bölümü atıl kapasitede, daha da enteresanı oralarda neler oluyor diye takip edenimiz yok!
Yeni bir dünya düzeni söz konusu ve bilimde, araştırmada, yüksek katma değerli üretimde, en önemlisi de kalifiye insan gücü yetiştirme konusunda çok ciddi adımlar atmamız gerekiyor.
Nasıl mı?
Akılla, bilimle, liyakatla,, vizyonla, denetimle, elbirliğiyle…
Bunu başarabilirsek gerisi kendiliğinden gelecektir!..
Ve enteresan bir anekdot:
Özal iktidarı döneminde benzeri bir girişim için yola çıkıldı. MIT benzeri bir kaç araştırma üniversitesi kurulması için karar alındı. Bu işe en uygun bir kaç üniversite seçilsin denildi ama sonrasında öylesine siyasi baskılar yaptı ki 8, 10 üniversite telafuz edilmeye başlandı. İçinden çıkılamayınca da Gebze ve İzmir Yüksek Teknoloji Entitüleri kuruldu. Daha sonra Gebze üniversiteye dönüştü. İzmir yola devam ediyor. Her ikisi de şu anda iyi bir durumda ama hedeflenen amaçlara ulaştı mı? İşte o tartışılır.
Olur da benzeri bir girişim söz konusu olursa bu süreçleri çok iyi araştırmadan yola çıkılmamasını özellikle tavsiye ederiz!..

