adscode

“Evlat...”

Köyler bir bir terk edilip üretimden düşünce kentlerdeki yaşam hepten içinden çıkılamaz hale geldi, bir kaç nesil önce köylerinin ileri geleni olan aileler bile kentlerin köleleri haline geldi…

aguclu@milliyet.com.tr




Geleneksel kültür yapımızda ailenin yeri Batı kültürlerinden çok farklı. Çocuklar için ebeveynler, aile büyükleri için de evlatlar ve torunlar için önemli. Kim zorda o olsa, değeri onu desteklerdi. Herkes zora düşünce dengeler altüst oldu…

Eskiden herkesin bir köyü olur Anadolu’nun dört bir yanındaki aile büyüklerinden kentlerdeki evlatlara, yakınlara yazlık, kışlık erzak desteği sağlanır, yaşam koşulları, onlar için bu kadar da zor noktaya gelmezdi!

Köyler bir bir terk edilip üretimden düşünce kentlerdeki yaşam hepten içinden çıkılamaz hale geldi, bir kaç nesil önce köylerinin ileri geleni olan aileler bile kentlerin köleleri haline geldi…

Köylerdeki işleriyle, güçleriyle üç, beş çocuğu okutup, evlendirip, iyi bir gelecek sağlayan çiftçilik düzeni müthiş bir kan kaybına uğradı, tek bir çocuğun masraflarını dahi karşılayamaz oldu…

Kentlerdeki yaşam ve maaşlı çalışan olmak da cazibesini çoktan kaybetti. Tek maaşla çocuklarını okutan,onlara iyi bir gelecek sağlayan, evini, barkını, arabasını alıp, keyifli bir emeklilik dönemi yaşayan aileler bile şimdi çarkı döndüremez noktaya geldi. Sosyolojik dengeler altüst oldu…

Bizler mi tembelleştik, yaşam koşulları mı çok daha ağır geldi yoksa üretim toplumundan, tüketim toplumuna geçişin getirdiği ağır yükün altından mı kalkamıyoruz?

Atalarımız “Ayağınızı yorganınıza göre uzatın” diyerek kazanç ve harcama dengesinin sadece bireyler için değil, şirketler ve devletler için de önemini vurgulamışlardı. Göz ardı ettiğimiz acaba bu mu oldu?…

Üzerinde çok ama çok düşünülmesi, araştırma yapılması ve acil önlemler alınması gereken bir konu. Neden mi?

Doğurganlık oranın azalması, evlilik yaşının ötelenmesi, eğitime olan ilginin artan bir şekilde azalması hep bu yüzden de ondan.

Madem ki bu konuları ülkemizin geleceği açısından bir beka sorunu olarak görüyoruz, o zaman herkes üzerine düşeni yapmalı, bu zor günleri hep birlikte atlatmalıyız.


Herkese ders olsun!..

Emekli öğretmen okurumuzdan gelen aşağıdaki mesaj geldiğimiz noktanın bir özeti.

Paylaşma nedeni ise yarın sizde benzeri bir durumla karşılaşmamanız için daha dikkatli ve hazırlıklı olmanız yönünde.

Gelin hep birlikte okuyalım ve nasıl bu nokta geldiğimizi uzun uzadıya düşünelim ve iş işten geçmeden, zararın neresinden dönersek o kadar iyidir diyerek hep uyanık olalım.

50 yaş üstü ebeveynler önceki nesillerden yaşadıkları çok büyük zorlukların hikayelerini dinledikleri için çok temkinlilerdi, kıt kanatla geçinmeyi o kadar da fazla takmıyorlardı, gençler ise haklı olarak bugünlere gelebilmek için çok daha fazla dirsek çürüttüler, fedakarlık yaptılar ve çok daha iyi bir hayatı hak ettiklerine inandırıldılar.

Kabahatli arama yerine huzuru, mutluluğu, refahı nasıl buluruz ona odaklanmalıyız.

Ve işte o mektup:


!1989 yılında öğretmenliğe başladım. 91'de evlendim. 93'te tek evladım dünyaya geldi.

Güç bela 2020 yılında hukuk fakültesini bitirtebildim.
2021 yılında bir kamu kurumunda düz memur olarak işe girebildi.
4,5 yıllık memur ve şu anda 62 bin TL maaş alıyor.
17 bin TL kira ödüyor.
Eşi atanamamış öğretmen olduğu için çalışmıyor.

Evladımı 2024 yılında evlendirdim.
Gelin tarafı aşırı dar gelirli olduğu için tüm masrafları üstlendim.
2021'de emekli olurken aldığım toplu parayı ve diğer tasarruflarımı düğün için harcadım.

2025 yılının ağustos ayında evladımın bankalara kredi borçları olduğunu üzülerek öğrendim.
Yerli üretim taşıtımı satarak her gün büyüyen borçları kapattım...

Aradan 4 ay geçti.
Evladım "Çekindiğim için tüm borçlarımı söyleyemedim. Bankalara biraz daha borcum var" dedi. Yeni borçların tutarı 1750.000 TL...

Bunu ödeyecek gücüm şu anda yok.
Akrabalarımdan borç altın bularak bir kısmını kapatmaya çalışacağım.

Hiçbir zararlı alışkanlığı olmayan evladımın bu borçları nasıl yaptığını öğrenemedim. Aklıma çeşitli olasılıklar (kumar, bahis, foreks, kripto, lüks tüketim vb.) geliyor.

Emekli öğretmenim. SGK aylığım sınırlı.
Ek gelir için 3 gün özel bir okulda çalışıyorum.

Bunları neden yazdım?

Evlatlarınızı yakından takip ediniz. Yaşları 30'u geçse bile hesapsız-kitapsız-ölçüsüz işler yapabiliyorlar.

Kimsenin benim durumuma düşmesini istemem!..”

İçinizden tam da bizleri anlatıyor diyen çok olacaktır. Ya da tam tersi, çocuklarının desteğiyle hayata tutunmaya çalışan aile büyüklerinin hayır dualarıyla karşılaşacaksınız.

Zor günlerden geçiyoruz. Bu günlerde geçecektir. Ne olur hiçbir koşulda aklı, sağduyuyu ve en önemlisi de gelenek ve göreneklerimizi asla zafiyete uğratmayalım. Nerede hata yaptık sorusuna hep birlikte cevap arayalım…


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
Yabancı dille eğitim?
Öğretmen!
Okul okuldur!