adscode

Hiç Öğrencisi Olmayan Okullar ve MEB, YÖK, ÖSYM!

Yıllardır yazıyoruz. Boş kalan her kontenjan, milli servetimizin erimesi anlamına gelir. Bu büyük israfın artık önlenmesi gerekir.

aguclu@milliyet.com.tr

Önceki yıllarda, sadece üniversitelerde 300 binin üzerinde kontenjan açığı vardı. YÖK azalttı ama bu yıl da 200 bin civarında kontenjan boş kaldı!

  

Peki ÖSYM bu konuda ne yapıyor?

Kontenjanların doldurulması için ne tür bir çabası var?

Ara ki bulasınız!

Sayıştay raporlarına kızanlar var ama onlar sadece savurganlığa dikkat çekiyor.

Alın size bir örnek daha:

Öğrencisiz Fakülte ve Yüksek Okullar?

Giresun Üniversitesi, “öğrencisi olmayan bölüm rekoru” kırdı.

Bu üniversiteye bağlı pek çok bölüme bugüne kadar hiç öğrenci kaydolmadı.

Öğretmenlik, Denizcilik, Ev İdaresi, Biyoloji, Orman Ürünleri, Dış Ticaret gibi bölümlerin yanı sıra üniversite bünyesinde “Saç Bakımı ve Güzellik”, “Çizgi Film”, “Üflemeli Çalgılar” gibi bölümlerinde kurulduğu ancak buralarda hiç öğrenci kaydolmadığı belirlendi.

Sivil Havacılık Yüksek Okulu, Turizm Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi'nin sıraları da boş kaldı. Buralarda Hiçbir eğitim öğretim faaliyet olmamasına rağmen, personele bu birim kadrolarından maaş ödeniyor. Bu şekilde maaş alan personel sayısı 11 oldu.

Sayıştay raporunda skandal şöyle ifade edildi:

“Fiilen öğrencisi olmayan birimlerin olması ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin gerçekleştirilmemesi kanunda belirtilen amaç, hedef ve ilkeler ile kalkınma plan ve programlarında belirtilen hedeflerle uyumlu olmamaktadır. Bu birimlerde öğretim üyesi ve idari personel istihdam edilmesi ve maaşlarının bütçeden ödenmesinin kaynakların etkili, ekonomik ve verimli kullanımı ilkesine aykırı olduğu değerlendirilmektedir.”

 

 

Sadece Orası Yok!

Peki bu durum sadece Giresun için mi geçerli?

Hayır, onlarca hatta 100’e yakın üniversitede benzer durum söz konusu!

Devlette böyle de vakıf üniversitelerinde farklı mı?

Alın birini, vurun diğerine..

YÖK ve ÖSYM, bu konuda sessiz kalıyor ve üzerine düşüneni layıkıyla yapamıyorsa, Maliye’nin ya da başka kurumların bu kaynak israfına son vermesi gerekiyor.

Eğitim, bilim ve ARGE için daha fazla kaynak arayışı sürerken, yükseköğretimde böylesine kaynak israfına hiç kimse göz yummamalı.

Yine aynı şekilde, liselerde okulların çoğunda ikili eğitime tekrar dönülürken ve sınıf mevcutları 50’ye yaklaşırken, bazı liselerin boş kalmasının mantığını anlamak mümkün değil.

Eğitime bir çeki düzen verilecekse, önce bina ve insan gücü planlaması yapılması gerekmez mi?

Kontenjanları doğru belirleyemeyen MEB, YÖK, ÖSYM gibi kurumlar ya da bu kurumların açılmasına izin verenler, ülkemizin geleceğine yönelik, doğru yol haritasını nasıl çizecekler?

İşin en kolay yanı, sorumluluğu siyasetin üzerine atmak.

Öğretim kurumlarının içini doldurmak ve öğretime başlama izni vermek ise ilgili kurumların işi.

Bu yüzden, hiç kimse sorumluluktan kaçmamalı.

Milli servete sahip çıkma zamanı geldi de geçiyor…


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    1 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (1)