İyi eğitim, iyi bir gelecek hem anayasal bir zorunluluk hem de vicdani bir sorumluluk. Bu yüzden iyi bir eğitimi de, iyi bir geleceği de herkese ama herkese ulaşılabilir kılalım! Bu konuda devlet ve aile bütçesinden en büyük payı eğitime ayırıyoruz ama sonuç ortada!..
Tüm ebeveynler, çocuklarına daha iyi bir eğitim vermenin peşinde. Çünkü çocuklarının ve ülkemizin geleceği, her anne, baba için çok önemli.
Çok iyi biliyorlar ki ülkemizi güçlü olursa çocukları mutlu olacak. Çocukları mutlu olduğunda da kendileri de mutluluğun en büyüğü yaşayacaklar.
Peki bu o kadar zor mu?
Onca fedakarlığın karşılığı bu mu olmalı?
Asla.
Peki o zaman eksik ya da yanlış olan ne?
Nerede hata yapıyoruz?
Neden her bölgede, her velinin gönül rahatlığı ile göndereceği okullar yok?
Eğitim, yerel siyasetçilerin gündeminde değil?
Velilerimizdevletin yetişemediği ya da veremediği noktada eğitim açığını kendileri karılamaya çalışıyor.
Dershanelere o kadar para akıtılmasının, sınavların bu kadar ciddiye alınmasının nedeni de bu!
İyi okulların sayısı, nereye giderseniz gidin, bir elin parmaklarını geçmediği için girmek şansa kalmış.
Milli Piyango’da büyük ikramiyeyi kazanma şansı ne ise GS’ye, İstanbul Erkek Lisesi’ne ya da Robert’e ya da diğer popüler okullara girme şansı da o kadar.
Ne kadar iyi puan alırsanız alın, sizden daha iyi birileri hep var…
Sınav şampiyonları bile ilk tercihime girebilin miyim, burs alabilir miyim tedirginliği yaşıyor!
Bir iki boşu ya da yanlışı olan öğrenciler de büyük kentlerdeki fen liseleri ve sayıları 20-30’u geçmeyecek diğer marka okullara girebilme konusunda aynı tedirginliği yaşıyor.
Adayların neredeyse yüzde 99’u, girdiği okula sevinmekten daha çok, giremedikleri okullar için üzülüyor.
Bu durum liseye girişte böyle de, üniversiteye girişte farklı mı?
Kesinlikle hayır!
Öyle bir sistem yaratmışız ki öğrenci ve velileri mutsuz etmek için daha vahşice olan yeni bir sınav yerleştirme sistemi bulmak olanaksız!
Bu noktada, yeterince parası olmayanların devlet okullarından başka şansları yok!
Çok olanlar için ise neresi olduğu gerçekten de hiç önemli değil.
En zorda olanlar, kazandıklarının neredeyse üçte ikisini çocuklarının eğitimine harcayan beyaz yakalılar.
Okul ücretleri öyle bir hale geldi ki vali ya da genel müdür maaşıyla özelde çocuk okutmanız mümkün değil.
Aylık geliriniz 100, 150 bin liranın altındaysa ve hele ki ikinci bir çocuğunuz daha varsa, vay halinize!..
Keşke çocuklarımıza daha iyi bir gelecek sağlayabilsek!..
Burslu öğrenciler
Özel okullarla ilgili başvuru koşulları her ne kadar kurallara bağlı olsa da, esneklik her zaman için var. Özellikle de kontenjanı dolmayan kolejlerde!
Bu noktada asıl tartışılması gereken aradaki puan makası!
Yüzde 5’lik dilimdeki burslu öğrenciyi, yüzde 50’lik dilimdeki öğrenciyle aynı sınıfta bulundurmak ne kadar doğru?
Burslu ya da bursuz okul seçimi yaparken, okulun ve sınıfın genel öğrenci profilini, mutlaka göz önünde bulundurmalısınız!
Yoksa burslu okuduğunuza da pişman olabilirsiniz, harcadınız onca paraya da!..
Okulları görmeden sakın karar vermeyin!
•Görmediğiniz, hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmadığınız öğretim kurumlarına, yeterince araştırma yapmadan kesinlikle kayıt yaptırmayın. Yoksa büyük hayal kırıklıkları yaşayabilirsiniz.
İlanlar, reklamlar, yayınlar elbette önemli, elbette dikkate değer. Ama her duyduğunuza inanma yerine verilen bilgileri birkaç kaynaktan birlikte çek etmelisiniz.
Geleceğinizi şansa bırakmayın. Görmeden karar vermeyin! İlginizi çeken okulları tek tek ziyaret edin, bilgi alın, özellikle de mezunlarıyla konuşun!
En popüler olanı değil, sizin için en doğru okulu araştırın, bulun ve orada mutlu olun!..

