Bir önceki Bakan döneminde köy okullarının yeniden canlandırılmasına yönelik bir gayret vardı, devamı gelmedi. Köylerin kalkınması için sadece okul açmak da yetmez çok yönlü çaba gerekiyor. Görünen o ki bu konuda ne samimiyet ne de heyecan var!..
Köy demek üretim demekti, dünyadaki geleneksel yapı da hala bu yönde.
Dünyanın en zengin, en gelişmiş ülkeleri bile köylülükleriyle gurur duyarken, bizim köyden, çiftçilikten, üretimden böylesine hızlı bir şekilde kopmamızın aklını, mantığını anlamak mümkün değil…
Dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biriyken, dört iklimi bir arada yaşayan ender ülkelerden biri olmakla gurur duyarken, on binlerce yıldır kesintisiz bir yaşamın süregeldiği ve yaşayanlara açlık nedir yaşatmayan bir coğrafyaya sahipken, bugün bu noktaya nasıl geldiğimiz enine boyuna sorgulanmalıdır…
Atatürk “Köylü milletin efendisidir” derken onların ürettiklerine ve üretime duydukları saygıyı dile getirmişti.
Sonra bir anda kentli olma sevdasına kapıldık, köy okullarını bir gecede kapattık, üretmeyi değil tüketmeyi yaşam biçimi haline getirdik. İsimlerini bile değiştirip malle yaptık!
İstediğimiz bu muydu?
Yapılanlara değdi mi?
Bir özeleştiri yapabildik mi?..
Ecevit’in Köykent projesi vardı, örnek köyler kuruldu ama devamı gelmedi.
Sonraki yıllarda ise köye, köylüye, çiftçilere, hayvancılığa, üretime yönelik ciddi projeler ortaya konulmadı.
Asıl üzücü olan zaten bu!
Tamam bazı hatalar yaptık, köyleri bitirdik ama daha vahimi yaptığımız hataların farkında bile olmayışımız ama en acısı da geleceğe yönelik bir planımızın bulunmaması.
Erken ya da zamanında öyle ya da böyle yakın dönemde bir seçim söz konusu ve bu da sık sık dile getiriliyor.
Peki bu konuda ve istihdam dayalı üretime odaklı bir eğitim konusunda ortaya bir proje koyan var mı?
Gençlerimizi nasıl ki eğitime, evliliğe, çocuk yapmaya küstürdüysek, çiftçiliğe de küstürdük.
Çiftçilik diplomayla kazanılacak bir meslek değil, binlerce yıllık bir birikimin tortusu. Bir kaç nesil ara verirseniz o birikim yok olup gider! Ve maalesef biz de hızla bu noktaya doğru gidiyoruz!
İleride derin pişmanlıklar yaşamamak için köy okullarının kırsal kesim kalkınmasının lokomotif olacağı köy enstitüleri benzeri bir sistemi yeniden inşa etmeliyiz.
Etmeliyiz ki yarın, bugünleri de arar noktaya gelmeyelim!.
Pembe ya da karamsar bir tablo çizmek, zaman kaybetmenin, bir birbirimizi yıpratmanın ve üretimden daha da kopmanın ötesinde ne devlete ne de millete hiç kimseye bir yararı olmaz.
Yüzlerin yeniden gülmesi için yeni bir heyecan şart!
Buna da kentlisiye, köylüsüyle hep birlikte kafa yormanın zamanı geldi de geçiyor!
Şimdi değilse ne zaman?..

