adscode

LGS, tercihler, tematik liseler?..

Pek çok veli el yordamıyla tercih yapıyor. Önceki yılların verileri bu yıl maalesef çok da işe yaramıyor.

aguclu@milliyet.com.tr




719 birincili LGS’de tercihler başladı. Şampiyonların bile ilk tercihlerine girmeleri garanti değil. Sınavsız öğrenci alan liselerde ”hormonlu notlar” belirleyici olacak. İstanbul en çok 1. çıkartan kent oldu! İşte ilk 10: İstanbul 163, Ankara 56, İzmir 48, Antalya 36, Konya 29, Adana 26, Gaziantep 23, Bursa 20, Kocaeli 19, Kayseri 18.

MEB kıdım kıdım bilgi veriyor. Oysa tüm kentler için sınava giren öğrenci sayıları, Türkiye ve kent ortalamaları, şampiyon sayıları, sınav katılan, katılmayan öğrenci sayıları, puan dilimlerindeki yığılmalar gibi tüm ayrıntılar şu ana kadar çok paylaşılmalıydı.

Pek çok veli el yordamıyla tercih yapıyor. Önceki yılların verileri bu yıl maalesef çok da işe yaramıyor.

Tercih sistemi öylesine karmaşık ki, sadece kafaları karıştırmakla kalmıyor, öğrencileri hiç istemedikleri okullara mecbur bırakıyor! Bu da liseye gitmek istemeyenlerin ya da okulu yarıda bırakanların sayısını her geçen yıl daha da artıyor.

Lise eğitimi de zorunlu 12 yıllık temel eğitim kapsamında olduğu için farklı sorunları da beraberinde getiriyor.

“Mademki ortak sınav yapılıyor, peki o zaman üniversiteye girişte olduğu gibi neden merkezi sistemle ortak yerleştirme yapılmıyor?” sorusu da her yıl olduğu gibi bu yıl da gündemde. MEB bu soruya da ısrarla cevap vermiyor!

Bu arada yabancı okulların ve Anadolu liselerinin de ortaokullarının açılması konusunda da eskiye dönüş özlemi artan bir şekilde dile getiriliyor.
Bu çerçevede öğretmen liseleri, turizm liseleri, tarım liseleri ve mesleklerinin pek çoğunda da ortaokul bölümleriyle birlikte liselerinin de açılması yönündeki beklentiler sıkça gündeme getiriliyor.

Ülkemizin kalkınmaya yönelik stratejik alanları belli. Yine aynı şekilde istihdam potansiyeli en yüksek alanlar da hepimizin malumu:

Bu konularda ciddi bir insan gücü planlaması ve istihdama yönelik eğitim öngörülüyor ve yapılıyor olması gerekirken maalesef bu ince detayla fazla ciddiye alınmıyor!

İşte bu yüzden tercihler aşamasında çocuğunuzun ilgisi, yeteneği, puanı ve hayallerinin yanı sıra ileride istihdam sıkıntısı yaşamamak için en azından çalışmak istediği sektörleri de göz önünde bulundurursanız, ona çok büyük bir iyilikte bulunmuş olursunuz..

Önümüzdeki on yıllarda hemen her meslek ve sektör, yapay zeka ile yeniden şekillenecek. Endüstriyel sektörler ve özellikle de bilişim sektörü inanılmaz boyutlara ulaşacak. Ülkemiz açısından turizm ve savunma sanayi daha da büyüyecek ama en önemlisi tarım olmazsa olmazların başında gelecek. Peki buna ne kadar hazırız?..

Küresel ısınma, kuraklık, kıtlık ve açlık! Doğal afetlerin en büyüğü kapımızda ama nedense bu hiç kimsenin umurunda değil. Özellikle de MEB’in! Okullarının kapanmasıyla köylerde hayat durdu. Köylü de kalmadı, çiftçi de. Ata mirası tohumlar, hayvancılık, tarım yok oldu!

Cumhuriyetin ilk yıllarında nüfusun çok azı kentlerde yaşarken, şimdi çok azı kırsalda yaşıyor.

Cumhuriyetin ilk yarısında kendi kendi yeten bir ülkeyken şu anda pek çok ürünü ithal etmek zorunda kalıyoruz.

Cumhuriyetin ilk yılların “Köylü Milletin Efendisi”yken, seçim dönemleri dışında şimdi yüzüne bakan yok.

Cumhuriyetin en zor dönemlerinde en ücra köylerimizde okul, öğretmen, öğrenci varken şimdi çok azı bu olanağa sahip.

Cumhuriyetin ilk yıllarında hemen hemen her köyümüzde tarım ve hayvancılık başta olmak üzere tarımın her alanda faaliyet varken şimdi yiyecek ekmek, süt, yumurta ve sebze bile günübirlik gelip giden motorize seyyar manavlardan alınıyor!

Köylerin pek çoğu artık yaşanamaz hale geldi. Eksilmeyen hatta sayıları artan tek şey ise kahvehaneler.

Binlerce yıllık isimleri bile değişti. Köydü, mahalle oldular.

O yok yıllarda yapılan, o güzelim okullar, lojmanlar pek çok köyde ya bakımsızlıktan yıkıldı ya da viraneye döndü.

“Ya hep, ya hiç”çiyiz!

Bir gecede kararlar alıp, yüzlerce, binlerce yıllık geleneği yerle bir ediyoruz. Sonuçlarını enine boyuna düşünmüyoruz, tartışmıyoruz, öngöremiyoruz. Sonra da toparlayamıyoruz…

Mahalli idareler yeni bir şekil verirken, keşke geleneklerimiz, göreneklerimiz çerçevesinde hareket etseydik.

En azından kırsalda yaşayanların kendi geçimlerini, kendi yiyeceklerini, içeceklerini kendilerinin karşıladıkları düzeni yok etmeseydik.

Nasıl ki okula başlayan her öğrenciyi üniversite önüne yığdıysak, köylülerimizi de üretimden düşürüp ülkemizin sosyo ekonomik değerlerimizi altüst oldu.

Kentte yaşayıp da köyde yakını olmayan yok gibiydi.
Her türlü erzak yardımı oradan geliyordu.
Yoksa üç kuruş maaşla şehirlerde yaşamak mümkün değildi...

Gelinen nokta bu ama çok daha vahimi üretilen ürünlerin para etmemesi. Pek çok üründe yapılan masrafı telafi edecek bir taban fiyat bile açıklanmıyor.

Bu yüzden tarıma açık alanlar hızla azalırken ya da günü kurtaracak farklı ürünlere dönülürken alarm zilleri zangır zangır çalıyor ama duyan yok…

Oysa dünya geneline bakıldığında, özellikle gelişmiş ülkelerde tarıma ve endüstriyel ormancılığa geçmeyen yok gibi.

İspanya’da dağ, tepe, en ücra köşe demeden her yere zeytin ve badem ekilmiş.

Topraklarının yüzde 80’i orman olan Japonya’da endüstriyel bir karşılığı olmayan ağaç bulmak mümkün değil!

Büyüklüğü Konya’dan daha küçük olan Hollanda’nın tarım gelirleri ise bizimkinden çok daha fazla!…

Fransa, Almanya, İsviçre diğer pek çok alanda yüksek katma değerli ürün ürettikleri gibi köylülükleriyle de övünüp tarımdadır büyük gelirler elde ediyorlar.

İşte bu noktada “Akıllı tarıma şimdi değil de ne zaman geçilecek?” sorusunu sorup, devamında da köy okulları ve özellikle de tarım ve hayvancılık okulları ya da üretim okullarının ne zaman, nerede, hangi koşullarda ve hangi içerikle açılması gerektiğini sorgulamamız gerekmiyor mu?..

Tarım okulları ya da üretim okulları de tıpkı bazı örnek meslek okullar organize sanayi bölgelerinin içinde kurulduğu gibi tarım, hayvancılık ve gıda üretiminin en yoğun alanlarda ve özellikle de bizzat köylerde kurulmalı ve ilkokuldan sonra öğrenci almalıdır.

4+4+4’e veda etme zamanı hala gelmedi mi?
Bu yanlışta daha ne kadar ısrar edeceğiz?

4 yıllık bir ilkokul eğitiminden sonra çocuklarımıza tarıma, hayvancılığa üretime yönlendiremiyeceğimize göre ilkokul yani temel eğitim 6, 7 yıla çıksa daha doğru olmaz mı?

Bu yolu tercih eden öğrenciler, öğrenimlerine hayatın içinde uygulamalı olarak devam edemezler mi?

Bu konuda yapılacak çok iş var.
Hem de hiç zaman kaybetmeden harekete geçmeliyiz.
Kafamızı kuma gömmeye daha ne kadar devam edeceğiz?

Kıtlık ve açlık başka bir şeye benzemez!..

Allah dünyaya böylesi felaketler bir daha yaşatmasın ama biz de üzerimize düşeni ne olur artık yapalım…

Tekrar tercihlere dönecek olursak, tüm bu gelişmeler çerçevesinde çocuğunuzun geleceğine yön verirseniz ya da atacağınız her adım da aklınızın bir ucunda da bu bilgiler de yer alırsa eminiz ki ileride yaşanacak pişmanlıklar çok daha az olacaktır!..


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
Tercih Maratonu (2)
Tercih Maratonu (1)
Çok şaşıracaksınız!..
runtobet runtobet giriş runtobet güncel runtobet runtobet güncel runtobet giriş tophillbet tophillbet güncel giriş tophillbet mobil güncel tophillbet tophillbet giriş tophillbet güncel myhitbet myhitbet güncel myhitbet giriş myhitbet myhitbet güncel myhitbet giriş yesmorebet yesmorebet güncel yesmorebet giriş