Her sınav ve yerleştirme döneminde olduğu gibi ortaöğretim başarı puanına yönelik tartışmalar yine ön plana çıktı. Şu saatten sonra bu yıla yönelik bir değişiklik söz konusu olamayacağına göre adayları tedirgin etmemek gerekir ama konu da hafife alınmamalı!
Maç ortasında kurallar değişmez, değişmemeli hatta bu konuda zerre kadar tedirginlik yaratılmamalı. Dahası bu konuda ille de bir düzenlemeye gidilecekse de bu önümüzdeki yıl liseye yeni başlayacak öğrencilere uygulanmalıdır.
Her ne karar alınacaksa o da şimdiden duyurulmalı ki “hangi lise?” konusunda tercih aşamasında bulunan öğrenciler çok daha sağlıklı kararlar alabilsinler…
Konunun uzağında olanlar için OBP uygulamasını biraz açmakta yarar var.
Üniversiteye girişte iki puan söz konusu.
Birisi sınavda alınan puan, ikincisi ise yerleştirme puanı.
Yerleştirme puanının sınav puanından farkı, okul başarı puanının bu puana eklenmesidir.
OBP kimi öğrencilere avantaj sağlarken kimilerine de dezavantaj sağlayabiliyor. Sıralamaları değişebiliyor.
3, 5 puanın ne önemi var ki diyenlere şunu hatırlatmakta yarar var:
Farklı puan dilimlerine göre bir puanda bile sıralamada onbinlerce kişinin önüne geçebiliyor ya da geriye düşebiliyorsunuz!
Daha da önemlisi okul çeşitliliğine göre ülke genelinde standart bir ölçme değerlendirme sistemi olmadığı için çeşitli tartışmaları da beraberinde getiriyor. Alın teriyle yüksek ortalama tutturanlara bile farklı bir gözle bakılıyor:
Daha da enteresanı bazı okullar bol kepçe not verirken bazılarında ise kıt kanaat not uygulaması söz konusu ve asıl mağdur olan da onlar oluyor…
Bu konuda daha adil sistemler geliştirilebilir, geliştirilmelidir de!
OBP’den vazgeçmek ise liselerdeki yüz yüze eğitimin sonu anlamına gelir ki, bunu aklımızın ucundan bile geçirmemeliyiz. Çünkü lise eğitiminin tek amacı sınavlara öğrenci yetiştirmek değildir. Öncelikli amacı iyi bir insan, iyi bir yurttaş ve mutlu bireyler yetiştirmektir!..
Konuya sadece sınava çerçevesinde değil pedogojik bir bakış açısı, insan gücü planlaması, istihdam, üretim ve ülke ihtiyaçları çerçevesinde bakmak en doğru olanıdır.
Bu yapılırken de her öğrencinin farklı bir birey olduğu, ilgi, yetenek, beceri ve hayallerinin çok farklı olduğu asla göz ardı edilmemelidir. Akademik performans elbette çok önemli ama her şey değildir!..
Nerede hata yapıyoruz?
Okul başarı puanın yerleştirme puanınızla tüm dengelerin altüst olduğunu, sınavda kazananların, hormonlu notlar karşısında mağdur olduğunu, gerçek anlamda başarılı olan öğrencilerin de şaibe altında kaldığını dillendirilmeyen yok. Peki ya sonuç?
Bu konuda herkes topu birbirine atıyor ve görünen o ki şu ana kadar yeni bir karar alınmış değil.
En azından eskiden olduğu gibi OÖBP okul bazında standart hale getirilemez mi, okul puanı ile sınav bulanı karşılaştırılarak daha objektif bir hesapmala yoluna gidilemez mi, çok daha önemlisi hormonlu puanların önüne geçilemez mi?..
Önceki yıl konu CİKMER’e intikal etmiş ve sorumlu bulunamamıştı. Umarız yeni gelişmeler olmuştur ve en kısa zamanda açıklanır.
Peki geçen yıl neler yaşanmıştı? İşte özeti:
Bir velimiz CİMER’e başvuruda bulunup, “YKS’de OBP gibi rahatsızlık yaratan bir başka konu da ek puan’’ diyerek herkesin merak ettiği bir dizi soru sormuştu.
Gelen cevap ise ilginç oldu kadar da şaşırtıcıydı!
CİMER ilgili başvuruyu YÖK Başkanlığına iletmiş, o da ÖSYM Başkanlığına göndermiş.
Peki ÖSYM ne yapmış?
O da Sınav Hizmetleri Daire Başkanlığına iletmiş.
İşte asıl ilginç ve şaşırtıcı olan, başvuru sahibine onlardan gelen cevap.
Birlikte okuyalım:
Sayın ilgili (Sanki başvuru yapanın bir ismi yokmuş gibi)
“Ülkemizde bulunan yükseköğretim programlarına öğrenci alımını düzenleyen 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Yükseköğretime Giriş ve Yerleştirme işlemine ilişkin esaslar, bizim değil YÖK’ün görevi. Biz sadece YÖK tarafından alınan kararların uygulayıcısıyız! “
Görünen o ki kurumlar topu birbirine atmanın ötesine geçememiş ve sorular havada kalmış.
Sorulara gelince ortaöğretim başarı puanı ile sıralamada öne geçen ve geriye düşen aday sayıları?
Ek puan alan adayların kimler olduğu, sayıları, artı kaç puan aldıkları ve sıralamada kaç kişinin önüne geçtikleri?..
Okurumuz kendisine gönderilen mesajı “komik ötesi” bir cevap olarak nitelendirmiş.
Haksız mı?..
Aynı soruları, bir de biz buradan YÖK’e ve ÖSYM’ye soralım.+
ÖSYM, madem ki CİMER’e ve “İlgili Kişi”ye direkt cevap vermiyor, o zaman söz konusu bilgileri YÖK’e göndersin, onlar da hem “İlgili Kişi” ile hem de kamuoyu ile paylaşsın.
Hatta hiç bu kadar yazışmaya gerek kalmadan, ÖSYM, şeffaflığın bir gereği olarak sadece YKS’ye yönelik olanları değil, yaptıkları tüm sınavlarla ilgili detayları kendi internet sitesinden paylaşsın.
En azından eskiden öyleydi!..
ÖSYM böylece hem herkesin kafasına takılan soruları cevaplamış olur hem de erozyona uğrayan güvenirliğini tazelemiş olur…
Çok yakından tanıdığımız ÖSYM’nin kurucu başkanı Prof. Dr. Altan Günalp sağ olsaydı, eminiz ki olaylar hem bu noktaya gelmez hem de geldiyse de anında herkesin yüreğine su serpecek bir çözüm yolu üretirdi…
Şu anda yapılması gereken de o…

